Baran Dergisi 299. Sayı Çıktı!

299. sayımız ile birlikteyiz. Bu hafta İslam'ı içinden tahrif ve tahrib etmeye çalışan bir zihniyeti, zihniyetin mücessem bir şahısta toplandığı sözde "cemaat"i kapak mevzumuz olarak ele aldık ve “Fetullah Gülen, İçerideki Fitneci” manşetini attık.

Baran Dergisi 299.  Sayı Çıktı!

 Selâm ve Duâ ile…

299. sayımız ile birlikteyiz. Bu hafta İslam'ı içinden tahrif ve tahrib etmeye çalışan bir zihniyeti, zihniyetin mücessem bir şahısta toplandığı sözde "cemaat"i kapak mevzumuz olarak ele aldık.

M. Abduh, Afgani, Reşit Rıza gibi sapkınların, "İslama en düşman millet İngiliz'ler"in kuklası bu soyun günümüzdeki başka senaryolarla devam ettiricisi, veliahtı Fethullah Gülen'dir; bu sebeble, Pensilvanya'daki mağarasından iki de bir kafasını çıkarıp İslâm'a, Müslümanlara salyalarını akıta akıta çemkiren bu zâtı kapağımıza taşıdık ve "İÇERİDEKİ FİTNECİ" manşeti ile şöyle dedik: "Kafirlere karşı merhametli, Müslümanlara karşı öfkeli"…

Bir yandan okulları vasıtası ile dünyanın dört bir yanında Batı zihniyetini idâme ettirici insan tipi yetiştirirken, diğer yandan "faizsiz kazanç" yalanı ve "kâr payı" aldatmacası ile Anadolu insanını sömürüyor, parasını kirletiyor, emeğini zâyi ediyor. Öte yandan ise, "Şalom 2" denilse yeri gazeteleri, Show Tv'ye rahmet okutur televizyon kanalları ile bu milletin ruh köküne, Müslümanlara darbe vurmak için durmadan fitne üretiyor, kafa karışıklığı meydana getirmeye çalışılıyor.

Her kâfirin ölümünde sızlanıyor ve hiçbir Müslüman'ın şehadetine üzülmüyor, aksine laf koyuyor, sitem ediyor, lanetliyor; böyle bir zihnî yapının Müslümanlıkla uzaktan-yakından alakası olamaz; alaka kuranlar ve âidiyet hissedenlerin ise acele bir şekilde ilmihâldeki itikad bahsini etraflıca okumaları gerekmektedir…

Şunu da bir not olarak ekleyelim ki, bütün bir tarih boyunca süren ve sürecek olan hak ve bâtıl mücadelesi etrafında fitne merkezli birçok çıban türemiş olmasına mukâbil bu mukaddes davanın halka halka örülen zincirini dişleyenler, dişlerinin kırıldığı ile kaldı-kalır! BÜYÜK DOĞU - İBDA fikir sistemi, kavgası, cebheleri işte bunun için var; dışarıdaki kafire haddini bildirirken, içerideki haini de enseler ve onu hak ve hakikat önünde hesaba çeker, İslam'a karşı vazifesini yerine getirmeye çalışır.

Kapak mevzumuzu Sezâi Dilbilen manşetimizle aynı başlığı taşıyan “Fitneci Çıban Başı: Kâfirlere Karşı Merhametli, Müslümanlara Karşı Öfkeli” başlıklı yazısında ele aldı.

Bu hafta Ömer Emre Akcebe ve Fatih Turplu’nun Vatan Gazetesi Yazarı Gazeteci Ruşen Çakır ile yapmış olduğu söyleşiyi sizlerle paylaşıyoruz.

Sezâi Kırlangıç Üçbin Aile yazılarına Vakko Ailesi ile devam ediyor. Bu ailenin Anadolu insanını nasıl sömürdüğünü yazısında okuyabileceksiniz: “Anadolu İnsanının Kanını Emenler; Vakko Ailesi”...

Çakal Carlos (Salim Muhammed), “Amerika Gidici ve Korkuyor, Bu Yüzden Çok Tehlikeli” başlıklı yazısında “Türkiye burada hayatî bir rol oynuyor. Türkiye'deki "İslâmcı" idare, ki onların müslümanlığından kuşku duymuyorum, bugün objektif olarak İslâm düşmanlarının safında. Çok tuhaf! Erdoğan ve hükümetindeki şahısların iyi müslüman olduklarından hiç şübhem yok. Piyasa ekonomisi ideolojisine bağlı ama inançlı insanlar. Ne var ki aynı zamanda, Arabların, Türklerin, bölgedeki tüm toplumların ve İslâmın düşmanlarıyla da müttefikler!” diyor.

Adalet Eski Bakanı Av. İsmail Müftüoğlu, “Riyakâr Yüzler” başlıklı yazısında “Her meslekte, bilhassa da siyasette mürai yüzlere rastlamak mümkündür. Fıtrat gereği güzel yaratılan yüzler, bir nevi insanın aynasıdır. Dolayısıyla yüz, fıtratın aksine bir işe alet olduğu zaman, o güzelliğini kaybeder ve abuslaşır. O zaman da albenisi yok olur, nefrete vesile olabilecek bir tablo oluşturur” diyor.

Kumandan Salih Mirzabeyoğlu’nun sadece Baran Dergisi’nde tefrika edilen “Ölüm Odası B-Yedi” eseri bu hafta 125. bölüm ve “BESTENİN BAŞ NÜKTESİ” alt başlığı ile devam ediyor. Büyük bir alaka ile okuyacağınızı düşünüyoruz.

Ali Osman Zor, “Gerçeğe Bakmak ve O’nu Görebilmek” başlıklı yazısında “"Gerçek", bir dağ gibi dimdik bütün ihtişamıyla insanlığın önünde dururken, perdeleme faaliyetinden dolayı O değil de perdeler görülmekte; bu da ayrı bir gerçek. Perdelemeden gaye onu, hem bizden, hem de başkalarından gizlemek... Perdeleme o kadar yoğun ve çok katmanlı ki, artık, perdeleyenin kim olduğu unutuldu, sadece perdelemede kullanılan "yalan" malzeme, gerçek zannedilir oldu” diyor.

Fatih Turplu, Stephan Zweign’in “Kendi Hayatının Şiirini Yazanlar” kitabı üzerine güzel bir yazı kaleme alıyor.

Gelecek hafta görüşmek üzere...

Allah’a emanet olun...


Etiketler; #fetö

İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.