Baran Dergisi'nin 516. Sayısı Çıktı!

Baran Dergisi'nin 516. Sayısı Çıktı!

Selâm ile…
Doğrudan işgalin maddî külfeti getiriden çok götürüye sebep olduğundan, emperyalistler bizim gibi parya statüsü biçtikleri ülkelerde idareyi ellerinde tutmak için bir takım mekanizmalar geliştirmiştir. Kurulan bu mekanizmalarda birçok unsur kullanılır. Bu unsurların en önemlisi ve küresel çetenin birinci elden muhatabı ise “yerli” oligarklardır.

Rejim otoriter, totaliter yahut demokratik her ne olursa olsun, idare azınlık olan yerli oligarkların elindedir. İşbirlikçiler vasıtasıyla o ülkenin yer altı ve yerüstü zenginlikleri Batı’ya aktarılırken,  işbirlikçiler ise hem yöneten olmanın tadını çıkarır, hem de zenginliklerine zenginlik katıp istikballerini (!) garanti altına alırlar.

Türkiye de emperyalistlerin parya statüsü biçtiği devletlerdendir; kuruluşundan bugüne yukarıda sözünü ettiğimiz mekanizmaya nisbetle yönetilmiştir ve bu mekanizmanın şu anki mümessili Tüsiad’dır. Nüfus olarak Türkiye’nin binde birine dahî tekabül etmeyen bu elit zümre, Batı’nın ve de kendilerinin menfaatlerini azami düzeye çekmek için, krizler çıkarmış, darbeler tezgâhlamış, suikastlara azmettirmiş, hükümetler değiştirmiştir. Mazlum ve masum halk kıt kanaat geçinir “aman yeter ki vatana-millete zeval gelmesin” diye zorluklara göğüs gererken, bunlar servetlerine servet katmıştır. Hâsılı Müslüman Anadolu insanının iradesini elinden almak, değerlerine yaklaşmasına mani olmak ve bu düzenin sekteye uğramasını engellemek için her türlü hinliğe başvurmuşlardır. Bunda da başarılı olmuş ve bugün, kamu dışı millî gelirin %50’sini, dış ticaretin %85’ini, kamu ve tarım hariç kayıtlı istihdamın yine %50’sini yani ülke ekonomisinin net %50’sini ellerinde tutmayı başarmışlardır.

Türkiye millîleşme sürecine girdikten sonra, dalga dalga gelerek 15 Temmuz’da düğümlenen operasyonların da ardında bu zümrenin olduğunu bilmek gerekir. Nitekim darbe teşebbüsünün halk tarafından akamete uğratılmasının akabinde yeniden harekete geçen bu zümre, bir taraftan piyasaya güvensizlik pompalarken bir taraftan da manipülatif alım-satımlara girmek suretiyle ekonomide dalgalanmalara sebep olmuştur. Şüphesiz, bu dalgalanma da hem devlete, hem de millete zor günler yaşatmaktadır, yaşatacaktır.

Anadolu, bugün bir varlık-yokluk mücadelesi vermektedir. Bu mücadelede muzaffer olmanın ilk şartı, piyonlarla uğraşmaktan ziyade inisiyatifi elinde bulunduran bu hak ve halk düşmanı zümrenin üstüne kabus gibi çökmektir. İşte o zaman gerçekten millî bir mecraya doğru yol alabilmenin ve yüzde yüz yerli bir fikir etrafında teşekkül edecek yeni bir sistemi tatbik etmenin önünde engel kalmayacaktır.

Kapağımızı kurulu düzenin zarar görmemesi için barbarlık ve hırsızlık yapmayı kendilerine hak gören bu zümrenin 15 Temmuz sonrası ortaya koyduğu projeye ayırdık ve “İşte Türk Ekonomisinin Sabotajcısı: Tüsiad” manşetini attık. Kapak mevzumuzu Ömer Emre Akcebe, “Tek Alacaklı Olan Müslüman Millettir” başlıklı yazısında işledi.

Çakal Carlos (Salim Muhammed), “Fidel Castro’nun Ardından” başlıklı yazısında Küba’nın geçtiğimiz hafta ölen ‘efsane’ liderinden bahsediyor.

Ercan Çifci, “Ölüm Odası’nda Eşya ve Hâdiselerin Yeniden Okunuşu” başlıklı yazısıyla dergimizde…

Vehbi Kara, “Şapka Devrimi ve Erzurumlu Şalcı Şöhret Ana” başlıklı yazısında Kemalizm’in Müslümanlara uyguladığı binlerce zulümden birini ele alıyor.

Bu hafta, Araştırmacı-Yazar Aytunç Altındal’ın ölümünde FETÖ’nün parmağı olduğuna dâir haberler medyada yer aldı. Aytunç Altındal, son röportajını dergimize vermiş ve bu röportajda çarpıcı ifadeler kullanmıştı. Bu vesileyle mezkur röportajı sizler için tekrar yayınlıyoruz.

Mütefekkir Salih Mirzabeyoğlu’nun dünya ve kâinat planını farklı bir veçheden ele aldığı Ölüm Odası B-Yedi 341. bölümüyle devam ediyor. Bu haftaki bölümün alt başlığı “Dik Duruş (Beden Terbiyesi)”…
Fahri Özcan, “Kenya’da Cami, Konya’da Minare Yapmak” başlıklı yazısında gurbetçi Müslümanların yapmış olduğu hayırlardan bahsediyor.

Abdullah Kiracı, iktisad meselesi üzerine kaleme aldığı yazı dizisine “Ekonominin Tarifleri”ni yaparak devam ediyor.

Gülçin Şenel, bu hafta 2-4 Aralık tarihlerinde düzenlenecek olan “Nakşibendilik Sempozyumu”ndan bahsediyor.

Dergimizde ayrıca sizler için derleyip yorumladığımız haberleri de bulabileceksiniz.

Gelecek sayımızda görüşmek dileğiyle…


İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.