Baran Dergisi'nin 540. Sayısı Çıktı!

Baran Dergisi'nin 540. Sayısı Çıktı!



Selâm ile…

Akla gelebilecek her türlü enstrümanın kullanıldığı, asimetrik bir dünya savaşının içerisindeyiz. Bu savaşın en önemli hedeflerinden birisi Anadolu; dolayısıyla etrafımız dört bir yandan sarılıyor. NATO Rusya bahanesiyle Balkanlara asker yığıyor, İran her zamanki gibi kâfire dost Müslüman’a düşman tavrını sürdürüyor, Irak’ta Batılıların orduları kol geziyor, Suriye’nin kuzeyinde YPG maskeli ABD tankları namlularını Anadolu’ya çevirmiş bekliyor.

Böyle bir ahval karşısında Türkiye, kuyruğunun peşi sıra dönen bir kedi gibi trajikomik bir vaziyette. Uzun süredir birçok saldırıya muhatap olmamıza mukabil bu saldırıların nasıl bertaraf edileceği, kuşatmanın nasıl yarılacağı hususunda kati bir fikir yok.

İnsanın içtimâi mânâda oluşturduğu en kapsamlı organizasyon olan devletin mahiyeti üzerine binlerce şey yazılıp çizilmiştir. Birçok önemli fikir adamı bu hususta görüşler serdetmiştir. Kimileri devletin bir “toplum sözleşmesi”nden ibaret olduğunu söylerken, kimileri ise liberalizmin dibine vurarak devleti, fertler arasındaki anlaşmazlıkları çözmek ve fertlerin güvenliğini sağlamak görevini haiz “jandarma devlet” olarak tasvir etmiştir. Shelling’e göre devlet “mutlak olan”dır, Hegel’e göre ise “ahlâk fikrinin mücessem hâli, mutlak iradenin ruhu”dur. Devlet-i Aliye’nin yıkılmasından sonra Anadolu’da kurulan devlet ise yukarıdaki tanımlardan ziyade, Amerikalı siyaset bilimci Henry C. Carey’in “soyguncu çete” tabirini hatıra getirmektedir. Batılı efendilerinin menfaatlerini korumak adına, milletin her türlü değerine saldıran, yağmalayan, talan eden bir anlayışın siyasî sisteminden-canavarından bahsediyoruz. Dolayısıyla, her geçen gün çetinleşen ahvalden selâmetle feraha kavuşmaktan bahsedebilmek için can çekişen bu canavarı öldürmek ve Mutlak olana nisbetle sistemleştirilmiş bir fikrin ahlâk-anlayışıyla müesseseleşmiş hâlinin hâkim kılınması zaruridir.
Esasında halkımızda “neyin, neden ve niçin” yapılacağına dâir bir anlayış yok; sadece içinde bulunduğumuz zor şartlar sebebiyle bir şeylerin değişmesi gerektiğinin sezisi var. Bunu düşünmesi gerekenler de, kendi kısır gündemleri içinde, ya menfaatlerinin ya da düşmanlıklarının peşindeler. İşte tam burada İslâm’a muhatap anlayış davası hem vasıta, hem de gaye sistem olarak devreye giriyor. Tüm çabalara rağmen tahrif edilemeyen ve hayattan tecrit edilemeyen İslâm, hayatın tüm şubelerini kuşatıcı bir vasfa sahiptir. İslâm'a Muhatab Anlayış da kuşanılacak ve hâkim kılınacak olan ahlâk ve kültür dâvâsının tatbik fikridir. Ve devlet modeli Başyücelik Devleti… “Neyin, neden ve niçin” yapılacağının cevabı da böylece ortaya çıkıyor. Düşmanın namluları üzerimize çevrilmişken kaybedecek bir lahza dahî vaktimiz yok. Tek kurtuluşumuz, Ehl-i Sünnet vel Cemaat merkezli anlayış ile müesseseleşmeye tez elden başlayıp, aynı anda hem gitmek hem kurmaktır.

Kapağımızda bu meseleyi değerlendirirken “Gemi Modeli Başyücelik Devleti” manşetini attık ve Üstad Necip Fazıl’ın “Geçilmez” isimli şiirinde yer alan “Kayalık boğazlarda yön arayan bir gemi; / Usta kaptan kılavuza varılmadan geçilmez.” dizelerine yer verdik. Kapak mevzumuzu Ömer Emre Akcebe, “Büyük Doğu İbda Gemisi – Sular Yükselirken-“ başlıklı yazısında işledi.

Fatih Turplu, 15 Temmuz gecesi TBMM’de sığınak olmadığının ortaya çıktığı hâdiseyi ele alıyor. Yazısının başlığı, “İdarecilikte Sefâletin Son Noktası: Meclisin Kazan Dâiresi”...

Çakal Carlos (S. Muhammed), bu hafta “Tecrübem… Analiz Gücüm… Kürt Meselesi…”nden bahsediyor.

Abdullah Kiracı iktisat mevzuuyla alâkalı yazı dizisine devam ediyor; bu haftaki yazısının başlığı “Marksizm ve Komünizm”...

Bu hafta Prof. Dr. Mustafa Sıtkı Bilgin ile bir söyleşi gerçekleştirdik, alâkayla okuyacağınızı düşünüyoruz...

Vehbi Kara, “Bizim Deniz Mare Nostrum” başlıklı bir yazı kaleme aldı...

Mütefekkir Salih Mirzabeyoğlu’nun Ölüm Odası B-Yedi eserinin 365. bölümünün alt başlığı “Altun Boynuz’a”...

Osman Temiz’in “Gudde-i Sanevberi” yazısı 14. bölüm ve “Kozalaksı Bez ve Nefs Terbiyesine Dâir –II-” alt başlığı ile devam ediyor.

Gülçin Şenel, “Scheler ve İnsan’ın Tanrılaşması” başlıklı yazısıyla dergimizde...

Dergimizde ayrıca sizler için derleyip yorumladığımız haberleri de bulabileceksiniz. Nice sayılarımızda görüşmek dileğiyle. Allah’a emanet olunuz.

 
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.