Baran Dergisi'nin 609. Sayısı Çıktı

Baran Dergisi'nin 609. Sayısı Çıktı

Selâm ile...
Neredeyse dünyanın tüm güçlerinin müdahil olduğu Suriye Savaşı yedi senedir devam ediyor. Bu süre zarfında gelgitlerin yaşandığı savaşta, tam da “rejim düştü” denilen demlerde Rusya’nın devreye girmesiyle Esed yerine tutunurken, rüzgâr da tersine esmeye başlamış ve rejim katliamlarını artırmıştı. Sünnîlerin yaşadığı bir çok bölge Rusya-İran-Esed konsorsiyumu tarafından yerle bir edildi. Müslümanlar kadın, çocuk, yaşlı demeden öldürüldü. Bir çoğu evinden yurdundan edildi. Savaş son kertesine yaklaşırken, muhaliflerin elinde büyük saha olarak bir tek İdlib kaldı.

Türkiye, Suriye meselesini çözmek için Rusya ve İran ile Astana’da masaya oturdu; fakat bu ülkelerle menfaatlerinin çatıştığı bir gerçek. Son olarak Tahran’da gerçekleştirilen üçlü zirvede konuşulanlar hem bunu, hem de Rusya ve İran’ın Türkiye’nin hiç bir menfaatini gözetmeden İdlib hamlesi yapmaya kararlı olduğunu gösterdi. Şimdi ise meydan Türkiye’nin. İdlib düştüğü takdirde, bölgeden Türkiye’ye yeni bir göç dalgası başlayacak, rejim ve destekçileri gözünü Türki-ye’nin hâkimiyeti altında tuttuğu Afrin, Cerablus ve el-Bab’a çevirecek, onca zahmete katlanarak yapılan Fırat Kal-kanı ve Zeytin Dalı harekâtlarının tüm kazanımları ortadan kalkacak, Türkiye yeniden şu anki mevcut sınırları içinde bir savunma pozisyonuna çekilmek zorunda kalacak. Hülâsa Türkiye’nin İdlib’e gerçekleşecek herhangi bir müdahalenin önüne her ne bahasına olursa olsun geçmesi elzemdir, hayatîdir.

Kapağımızda bu meseleyi değerlendirdik ve “Türk Askeri İdlib’e” manşetini attık. Kapak mevzumuzu “Gerçeklerle Yüzleşmek” başlıklı yazısında işleyen Ömer Emre Akcebe, Tahran Zirvesi’ne ve İdlib’in niçin ehemmiyetli olduğu-na dikkat çekiyor.

Kâzım Albay, “Ahmed Cevdet Paşa ve Islahat Görüşleri” başlıklı yazısının birinci bölümünde, Osmanlı’nın 19. yüzyılda yetiştirdiği en önemli şahsiyetlerinden birisi olan Ahmed Cevdet Paşa’nın kimliğini, hukuk cephesindeki yenilikçiliğini, ahlâkî cephedeki teklifini ve dilde yaptığı yenilikleri işliyor. Ahmed Cevdet Paşa’nın yaptığı çalış-malarla rahmet ve minnetle anılmayı hak ettiğini belirtiyor.

Abdullah Kiracı, “Paylaşımda Adalet” başlıklı yazısında, varoluş gayesi içtimâi adalet ve huzuru tesis etmek olan devletin, ülkede üretilen toplam geliri adil bir şekilde paylaştırmasının ne kadar ehemmiyetli bir mesele olduğuna dikkat çekerken, günümüz iktisadçıların zihniyetlerindeki çarpıklığı da gözler önüne seriyor.

Yayın kurulu üyemiz Kâzım Albayrak, Ahmed Hamdi Yıldırım Hoca ile fıkıh ve muhtelif meseleler üzerine bir söyleşi yaptı. Alâka ile okuyacağınızı düşünüyoruz.

Kapak mevzumuz ile alâkalı olarak, Suriye’yi yakından takip eden gazetecilerden olan Yılmaz Bilgen ile yaptığımız söyleşiyi de bulabileceksiniz. Bu söyleşide İdlib operasyonuyla Rusya ve İran’ın ne hedeflediğinin cevabını bulabilirsiniz.

Sovyetler Birliği Komünist Partisi’nin yayın organı olan Rusya merkezli Pravda Gazetesi, Av. Güven Yılmaz vasıtasıyla yazarımız Çakal Carlos ile bir röportaj yaptı. Carlos’un şahsı ve dünya çapında yaşananlar üzerine fikirlerinin sorulduğu bu uzun röportajın bir bölümünü sizlerle paylaşıyoruz.

Fatih Turplu, “Dört Aylık Turizm Sezonu Bitti: Geriye Kalan Sekiz Ay Ne Yapıyoruz?” başlıklı yazısında, Türkiye ekonomisinin üzerine kurulu olduğu sektörlerden biri olan turizmin getiri ve götürülerinden bahsederken, bu ekonomi politikasının ne kadar büyük yanlışlar içerdiğini de işliyor.

Faruk Hanedar, “Global Güç Türkiye’de Sıradan Birkaç Gün” başlıklı yazısında Türkiye’nin içinde bulunduğu içtimâi ve iktisadî vaziyeti karşılaştığı bir kaç hadise üzerinden tenkid ediyor.

Osman Temiz, “Kadüse veya Ahenk Helezonunda Görünen Horoz” başlıklı yazısının üçüncü bölümüyle dergimizde.

Gülçin Şenel, “Sovyet Edebiyatının Muhalif Sesi: Mihail Bulgakov” başlıklı yazısında döneminde kara mizahın başarılı misallerine imza atan Rus edebiyatçı Bulgakov’dan bahsediyor.

Dergimizde ayrıca sizler için derleyip yorumladığımız haberleri de bulabileceksiniz.

11 Eylül 2018 tarihi itibariyle girmiş olduğumuz Hicrî 1440 senesinin İslâm âleminin ve dahî tüm insanlığın kurtuluşuna vesile olması duâsı ile gelecek sayımızda görüşmek üzere...


İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.