Büyük Savaşın Ayak Sesleri


Yunus Ekşi

Yunus Ekşi

25 Aralık 2018, 16:16

Bütçe görüşmelerini yakinen takip eden biri olarak beklentimiz hep; hazırlanan bütçede faiz giderlerinin sıfır olmasıydı. Komisyondan geçen son bütçe çalışmalarında da beklentimiz bu yöndeydi. Bu güne kadar yapılan bütçelerde bizim bu beklentimizin karşılığı olacak sıfır faizli bir bütçe gerçekleşemedi.

Peki neden?

Bu kadar yetişmiş bürokrat, teknokrat, siyasetçimiz var. Ekonomide adaletsizliğin temel bir kaynağı olan faizin kaldırılması ile ilgili neden hâlâ başarılı olunamadı?

Yetişmiş bürokratlar, teknokratlar bu faizin kaldırılması için teknik bir bilgiye mi sahip değiller ya da istemiyorlar mı?

Ya siyasilerimiz!

Partilerimizin dünya görüşleri farklı olduğu halde bu konuda adeta örtülü bir konsensüs oluşmuş gibi. Bazılarından “faiz bu kadar çok yüksek olmaz” anlamında ses çıksa da faizin bitirilmesi ile ilgili olarak, somut, ayakları yere basan bir programları ve söylemleri yok.

Ne acıdır ki millete ait devlet dediğimiz aygıt, sahibine ekonomik olarak zulüm üzerine kurulmuş düzeneği yine milletin çocukları; bürokrat, teknokrat ve siyasiler millete bu bedeli ödettiriyorlar. Bugün bu gerçekliğe itiraz edecek kimse yoktur. Yıllardır faizsiz bir ekonomik modeli çalışan biri olarak vardığımız sonuç budur.

Peki ne yapacağız? Ekonomiyi bitiren, üretim hırsızı, emek soyucu, sanayiciyi iş adamını köleleştirici sistematik köle vergi sisteminden beslenen bu faiz düzenini nasıl değiştireceğiz?
 
Bir borçlanma ekonomisi devam mı edecek? Gözümüzün içine baka baka YEP verilmesi taahhüt edilen çok yüksek faizleri bu millet niçin ve nasıl ödeyecek?

Bu yüksek vergilerle ne çıkarabileceksiniz milletten?

Hani bir tabir vardır “ekmek almaya parası yok.” Para miktarı piyasada bellidir. Dönen para miktarı belli. Kimlerin arasında nasıl dönerek, onları nasıl devletleştirdiği belli.

Sanal krediler reel ekonomi değildir. Bankalara yeni kredi olanakları oluşturmak, yeni faiz gelirleri için; milletin varlıklarına yönelik yeni faiz üreten modeller oluşturmak sanıldığı gibi çıkış yolu mudur?

Sürekli borçlanarak bir ekonomi nereye kadar döndürülebilir? Borçlanmayı bir çıkış yolu gösterenlerin dedeleri, Osmanlı’yı Avrupa kapılarına bağlamıştı. Ticari üstünlükleri onların eline vererek; Osmanlı iç pazarını istila eden ithal malların sayesinde, altın ve gümüşü dışarı taşıyıp, mal ve hizmet döngüsünü sağlayan para ölçüsünün dışa aktarılması ile borçlanma kapılarını ardına kadar açtıran, Osmanlı’yı büyük borçlar altına sokarak sonunda parçalayan, büyük toprak kayıplarına neden olan ekonomideki borçlanma politikası değil miydi?

Borçlandır, savaşa sok, savaşta da borçlandır ve sonra parçala...

Gördüğümüz büyük bir tehlike var. Toplumsal birliğimizi dağıtmaya yönelik hamleler diyebileceğimiz borçlandırma politikaları, bunu besleyen vergi modelleri, sürekli vergilerin üretim ve tüketim denkliğini bozucu olarak; ölçüyü de bozarak faiz lehine hizmet niteliği taşımaktadır.

1838 yılından başlamak kaydı ile günümüze kadar gelen süreçte Osmanlı’dan Türkiye ekonomisine geçiş ve sürdürülüş süreçlerini iyi analiz ettiğimizde gördüğümüz şey; borçlandırarak ülkeyi parçalamaktır. Osmanlı’da bu uygulanmış ve muvaffak olunmuştur. Şimdi de bu sürecin son aşaması olarak yapılan budur.

Hedef; halkı yıldıracak yüksek faiz, enflasyon, yüksek vergilerle, devletle yöneticilerimiz arasındaki bağı koparmaktır. Kaosa yönelik oluşturulmuş ekonomik zeminde, yöneticilere borçlar üzerinden baskı yaparak daha ağır bedeller ödettirmek için daha büyük borçların altına sokmaktır.

Gördüğümüz tehlikeye karşı milletimiz ve devletimiz için taşıdığımız endişeler vardır. Biz bunları büyük borçlandırmalar sonrası büyük savaşın ayak sesleri olarak duyuyoruz.

Her şeyini kaybedecek noktaya gelmeden, zamanında verilmiş doğru bir karar bütün gidişatı değiştirebilir.

Her fırsatta ifade ettiğimiz gibi bir kez daha ifade edelim; ekonomiyi düzeltebilmeniz için, bozuk parçanın aynısını yapıp getirenleri değiştirin. Uygulamadaki para kredi sistemi sizi bitirmeden, onu bitirecek çalışmaları, oluşturulmuş ekonomik kurulda başlatın. Alternatif sistemin kablolarını gerekirse yerin altından döşeyin. Sonra aydınlatıcı lamba direklerini ülkenin bütün sokaklarına dikersiniz.
Selam ve dua ile...


Baran Dergisi 623. Sayı

Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.