Baran Dergisi 415. Sayısı Çıktı!

Tüm Turkuvaz Bayilerinde!

Baran Dergisi 415. Sayısı Çıktı!

 Selâm ve duâ ile...

Geçen hafta pazartesi gecesi gönüldaşımız Gazeteci-Yazar Yakup Köse gözaltına alınmıştı. Cemaat kod adlı ajan yapılanmanın Türkiye ayağının emniyet içerisindeki unsurlarını oluşturan çeteler tarafından yapılan bu kumpas tam da 5 sene evvel yaptıkları Tahşiye kumpasına yargının el attığı bir döneme denk getirildi. Bu yönüyle yargının yaptığı bu işleme bir cevap mahiyeti taşıdığı aşikâr. 

Bilindiği üzere 2013 senesinin 17 Aralık'ında "cemaat" denilen İsrail ve Amerika patentli karanlık örgüt, memleketimiz içerisindeki İslama muhalif kesimleri de yanına alarak, mevcut hükümete karşı bir darbe girişiminde bulunmuş, hükümetin dirayetli tutumu sonrasında püskürtülerek inine geri dönmeye zorlanmıştır. Mevcut hükümeti doğrudan etkisiz hâle getiremeyen "cemaat" ve yandaşları, bu başarısız hamlelerin ardından bugünkü hükümetin şuuraltını besleyen BD-İBDA mihrakını hedef aldı. 17 Aralık darbe girişiminin hemen ardından 25 Aralık 2013'te güdümündeki bir kısım yargı mensubunu devreye sokarak, beraat etmeleri neredeyse kesin olan 32 İbda bağlısına toplamda 228 yıl ceza verip savaşı bir başka cepheye taşıdı. Hükümet ise bu meseleye o günden bu güne şu yahut bu şekilde bir çözüm getiremedi. Gönüldaşımız Yakup Köse'ye yapılan operasyonun perde arkası böyledir. 

Nihaî aşamada mevcut hükümet bu ve buna benzer hukuksuzlukları ortadan kaldırmak için, ivedi çözüm tekliflerini devreye sokmalıdır. Bu ajan yapılanma namı diğer “zübük ve avanesi” gibi devletin birçok kurumuna sızmış emperyalist işbirlikçileri ile mücadele "yer değiştirmeler"den öte bir boyut taşımalıdır; halihazırda devam eden mücadele medya ve mâli kaynaklara doğru genişletilmeli ve böylece bu kanserli oluşumun kökü kazınmalıdır. Elbette bunları yaparken her zaman söylediğimiz gibi içte birlik olmadan dışa karşı doğru ve kararlı bir tavır geliştirilemeyecektir; cemaat ve hempasının bundan sonraki hedefi, mevcut hükümetin nispeten yakın durduğu kurum, kuruluş ve organizasyonları yıpratmak, bunları kamuoyu önünde değersiz hale getirmek olacaktır. İnindeki dumandan rahatsız olan, ikide bir başını çıkartıp tekrar geriye sokan ve bu haliyle ne yapacağını şaşırmış bir vaziyette bütün İslamî camiâya karşı küfür cephesiyle iş tutan zihniyeti bertaraf etmenin yolu bahsettiğimiz hukuksuzlukların bir an evvel giderilmesinden geçer.

Bugün İBDA/C davaları ve gönüldaşlarımız başta olmak üzere, Metin Kaplan, Şahmerdan Sarı, Yahya Boylu, Hasan Tilki gibi birçok ismin mağduriyeti ve buna bağlı birçok dava uzun yıllardır çözüme kavuşturulmayı beklemektedir. 28 Şubat döneminde o günkü "yargı" tarafından verilmiş cezaların bugün halen yürürlükte olması "Eski Türkiye"nin azımsanmayacak derecede etkin olduğunun bir göstergesidir.  Bu hafta bu mevzuyu Yakup Köse gönüldaşımızın şahsında ele alarak kapağımızda işledik ve "Yakup Köse'lere Özgürlük" manşetini kullandık. Kapak yazımızı Ömer Emre Akcebe ele aldı, yazısının başlığı "Asa Fikir ve Hokkabazlar"...

*

Hükümet ve cemaat arasındaki kavga dozajını yükselttikçe Türkiye'deki kamplaşma iyiden iyiye kendini hissettiriyor ve bunun tezahürleri halinde bazı kendini bilmez tipler de kendi türüne ve cinsine bakmadan insanlara saldırmaya yelteniyor. Ağababaları ve ağabeylerinin açıktan açığa diş bilemeye cesaret edemediği yerde bütün keyfiyeti sivrisinek vızıltısından öte bir manâ belirtmeyen tipler çıkmaya devam ediyor. Geçen hafta yayınladığımız bir yazı içerisinde değerlendirdiğimiz birkaç tipin ardından aynı bataklığa mensup paralel ihanet çetesi bünyesindeki iki kişi, BD-İBDA anlayış mihrakına dair birşeyler gevelediler. Geviş getirenlerden birisi "cemaat"in Kanada'daki uzantısı Faruk Aslan isimli ajan müsveddesi, diğeri ise hem mümtaz hem er hem Türk hem öne olan bir karışık tip.

Bu tiplerden birincisinin yazısında geçen isim, yer ve tarihlere bakıldığında ciddi bir zihnî karmaşa yaşadığını gördüğümüzden ayrıca cevap vermeye gerek yok; çünkü bu kadar karışıklık ancak her hücresiyle bunamış bir zihniyetin belirtisidir. İkincisinin hazımsızlığı ise Kumandan Salih Mirzabeyoğlu'nun Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan ile yaptığı görüşme... Mütefekkir Salih Mirzabeyoğlu'nun bir Dünya görüşü etrafında çerçevelendirdiği "sistem teklifi"ne nazaran iki kelime edecek takati, fikrî konsepti, kültür birikimi olmayan insanların "dedikodu malzemesi" ayarında Kasımpaşalı kadınlar gibi ellerini bellerine koyup laf etmesi en hafif tabirle çapsızlıktır.

*

Geçen hafta tutuklanan Yakup Köse’nin avukatı Müşir Deliduman ile bir söyleşi gerçekleştirdik.

Yeni Şafak yazarı Merve Şebnem Oruç’un 18.12.2014 tarihinde yayınlanan “O Fetullah Buraya Gelecek!” başlıklı yazısını önemine binaen iktibas ediyoruz.

Ayrıca Yeni Şafak yazarları Hilal Kaplan ve Yusuf Kaplan, Türkiye Gazetesi yazarı Melih Altınok’un Yakup Köse ile alâkalı yazılarının bir kısmını sizler için iktibas ediyoruz.

Çakal Carlos bu hafta “FBI, Beni Niçin Sorgulamaya Geldi?” başlıklı yazısında geçen haftadan kaldığı yerden devam ediyor.

Hanife Kındır’ın “Benim Gözümde Salih Mirzabeyoğlu” yarışması için kaleme aldığı ve birincilik ödülüne layık görüldüğü yazısını yayınlıyoruz.

Kumandan Salih Mirzabeyoğlu’nun dergimizde tefrika edilen “Ölüm Odası B-Yedi”, alt başlığı “BÜYÜK MESELE (KELİMENİN ALTINDA CÜMLELERİN ÜSTÜNDE)” olan 240. bölümü ile devam ediyor.

Salih Ahmet Sak “Danton’un Hatırlattıkları…” başlıklı yazısıyla dergimizde.

Ayrıca Hürriyet ve Adalet İnisiyatifi Sözcüsü olan Baran Demir ile çalışmaları hakkında bir söyleşi gerçekleştirdik.

Gülçin Şenel “Allah’ın Güzel İsimleri” başlıklı yazısında Bahaddin Yeşioğlu’nun Esma’ül Hüsna - Manzum- kitabını konu edinen bir yazı kaleme aldı.

Ve sizler için hazırladığımız yorumlu haberleri dergimiz sayfalarından okuyabilirsiniz. Allah’a emanet olun…


İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.