"Bu Mizansenden Çözüm Çıkmaz"

Doç. Dr. Mehmet Şahin


    Cenevre görüşmelerini nasıl karşılıyorsunuz? Sizce Suriye meselesine çözüm olabilir mi?

Açıkça söylemek gerekirse bence mümkün değil. Sebebi de şu; biliyorsunuz bu ilk görüşme değil, üçüncü görüşme. Bunun dışında yine toplantılar yapıldı. Hepsinin yarım kaldığını gördük. Aslında bu Cenevre görüşmeleri başlamadan önce Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi 2254 sayılı kararı almıştı. Bu kararda bombardımanların durdurulması, ablukanın kalkması ve insanî yardımların ulaştırılması hususları da vardı. Bunu hiç dikkate almadılar, hatta bu kararı aldıktan sonra işin yavaş yavaş düzene girmesi gerekirken Rusya’nın, İran’ın ve rejimin saldırılarının daha da arttığını görüyoruz. Suriye’de hem arazide, hem de siyasî alanda gücünü artırmaya çalışan tarafların olduğunu görüyoruz. Çözümün mümkün olmamasında birinci neden olarak bunu düşünüyorum. Bir neden daha var. O da şu; artık Suriyelilerin ve Suriye’nin kaderi, Suriyelilerin elinde değil. Çünkü bugün Esed tarafı ve muhalifler “beş yıldır yorulduk artık, savaşmak istemiyoruz, bir noktada buluşmak istiyoruz” deseler bile bölgedeki güçler ve uluslararası bazı güçler, “hayır kardeşim siz yapamazsınız, biz bu kadar yatırım yaptık” diye bu barışa engel olurlar… Bölgede öyle bir hava olduğunu görüyoruz. Rejimin arkasındaki devletlerin, desteklerini daha da sıkılaştırdıklarını görüyoruz. Muhalifleri destekleyen devletlere bakarsanız bir kısmı öyle... Bu devletler, Suudi Arabistan, Katar ve Türkiye… Bunun yanı sıra Batı’nın ve Amerika’nın tavrı çok önemli, onların tam bir desteğinden söz edilemez. Burada tam bir irade oluşmadığını da söylemek doğru olur. O açıdan masadaki tarafların yaklaşımları arasında da çok ciddi farklar var. Masadaki tarafları destekleyen devletlerin çözüme dâir görüşlerinde de ciddi farklar var. Bunların hepsini ortaya koyduğunuz zaman, maalesef ümit verici bir şey görünmüyor.
Önümüzdeki süreçte Suriye’de, ABD’nin Irak’a müdahalesi sonrası oluşan bir devlet yapısı mı göreceğiz?
Biliyorsunuz Ortadoğu’nun en kötü örneği Lübnan’dır. Ne yaptılar, kırılgan bir ülke ortaya çıkardılar. 15 yıl iç savaş, hiç durmadan, sürekli... Hizbullah gibi bir yapının ortaya çıkması... Yani bir türlü kendini toparlayamıyor. Mesela birkaç yıldır bir cumhurbaşkanı seçemediler daha. Böyle bir ülke, en kötü örnek... Nasıl ABD 2003 işgalinden sonra Irak’ta federatif bir yapı oluşturdu. Şimdi bunun bir benzerini Suriye’de oluşturmak istedikleri anlaşılıyor. Fakat garip bir olan bir şey var; Esed’i destekleyen güçlere bakın, Rusya destekliyor, İran destekliyor ve burada aynı zamanda PYD-PKK ile birlikte hareket ediyorlar. Fakat anayasal süreç oluşturulmaya başlandığında, çözüm süreci devreye girdiğinde ne olacak? Rusya ile İran diyor ki; “ben federatif yapı istemiyorum kardeşim”, PYD-PKK ise federal bir Kürt bölgesi istiyor. Burada ayrıştıklarını görüyorsunuz. Bu defa da devreye bugün onlara karşı çıktığını iddia eden, güya Suriye’de demokratik bir yapının oluşmasını isteyen, bizim de müttefikimiz olan Batı ülkelerinin federatif bir yapıya doğru eğilim gösterdiğini görüyorsunuz. Cenevre’de toplantı devam ediyor ve güya bizimle beraber hareket eden ABD’nin temsilcisi, IŞİD’le mücadeleden sorumlu koordinatör Kobani’ye gidiyor. Yanında İngiliz ve Fransız temsilcileri de var. PKK’lılarla, PYD’lilerle görüntü veriyor. Bunu nasıl açıklamak gerekiyor?
Peki, Cenevre’deki görüşmelerin Kürt meselesine tesiri ne olacak sizce?

Kürt meselesi demeyelim de, PKK meselesi diyelim. Şöyle bir durum var; federatif yapı oluşturacaksanız, bunu Kürtler üzerinden oluşturabilirsiniz. Diğerleri üzerinden bu yapıyı oluşturma şansınız yok. Onun için Suriye’deki federatif yapıyı oluşturmak, Suriye’yi küçültmek isteyen ve bölgede yeni sorunlar ortaya çıkarmak isteyen devletlerin kafasında federatif yapı var. İster Esed taraftarları olsun, ister muhalif taraftarları olsun. İki taraf da öyle yahut böyle “biz bütün bir Suriye istiyoruz” diyor. Peki, federatif yapı kimi istiyor? PYD-PKK istiyor. Irak’takinin bir benzerini burada ortaya koyuyorlar ve bunu da ancak PYD üzerinden yaparsınız. Peki, ortaya çıkacak durum çözüm mü getirir? Bırakın çözüm getirmeyi, bu şey Suriye’yi Irak’laştırır. Suriye Irak’laşırken bizi de Suriye’lileştirme sürecini sürükler. Böyle bir açmaz var. Niyeti kötü olanlar, federatif yapı peşinde koşanlar bunu PYD üzerinden, Kürt sorunu üzerinden yapmaya çalışıyorlar; benim gördüğüm bu.
Hem ABD, PYD’yi destekliyor, hem de Rusya... Hatta Rusya ortak operasyonlar yapıyor. Bu nasıl oluyor?
Beklentileri farklı ama ikisinin de çıkarına olan PYD’yi kullanmak. Yani şu: ABD’ye bakarsanız federatif bir yapıya doğru destek varmış gibi gözüküyor. ABD “benim önceliğim IŞİD’le mücadele” diyor. Haliyle IŞİD’le mücadele hususunda PYD ile müşterek paydada buluşuyorlar. ABD bir de “Suriye’nin geleceğinde bunlar bana lâzım” diyor. Rusya’ya bakıyorsun o da diyor ki, “bugün itibariyle benim için en önemli şey Esed’in varlığını devam ettirmek ve onu güçlendirmek. Şu an itibariyle de benim işime PYD vasıtasıyla güçlendirmek geliyor.” Yani amaçlar farklı ama aynı noktada birleşebiliyorlar. Önümüzdeki süreçte ayrışmaları ise kaçınılmaz.
En çok da PYD’nin masada olup olmaması tartışıldı. PYD resmi olarak masada değil. Ama gerçekte de öyle mi?
Benim gördüğüm kadarıyla; bizimkilerin PYD’yi istemediği gibi, muhalif gruplar da kesinlikle PYD’yi istemiyor. Muhalifleri Cenevre’de masaya oturtmak için baskı yaptılar aslında. Benim gördüğüm kadarıyla muhalif gruplar diye tanımlananları döve döve masaya oturtmaya çalıştılar. Buradaki esas muhalefet Riyad’da oluşturulan muhalefet grubu, 34 kişilik bir grup. Dün itibariyle Türkmen Meclisi Başkanı Abdurrahman Mustafa’yı da çağırdılar; o da Cenevre’de. Böyle bir durum var. Türkiye ve muhalifler “biz PYD’yi kabul etmiyoruz” dedi. Diretmelerine rağmen PYD’yi Cenevre’ye kabul etselerdi o zaman süreç başlamayacaktı. Hâl böyle olunca PYD’ye dediler ki “sen gitme”. Ama adamları da zaten İsviçre’de bulunuyor. Buradan da anlaşılıyor ki, “şu anda siz burada bulunmamalısınız; ama önümüzdeki süreçte her an dâhil olabilirsiniz” diye bir tavır takındılar.
Çözüm konusuna olumsuz bakmamın sebebi; hem “bir taraftan çözüm olsun diyorlar”, hem de bir taraftan insanların kafasına bomba yağdırıyorlar. Bu nasıl çözüm? Buradan her şey belli zaten… Cenevre toplantısını organize etmelerinin sebebi ise “biz barıştan yanayız, biz barıştan kaçmıyoruz” mesajı vererek göz bağcılık yapmak. İki devlet, Rusya ve ABD tam kararlı bir şekilde “biz çözüm istiyoruz” demedikleri sürece, çözümün çıkması çok zor.
Teşekkür ederiz.
Ben de teşekkür ederim.
Baran Dergisi 473. Sayı
 
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.