Ölüm Odası B-Yedi - Bir Kıvılcım (Muhasebe: 1947…)

Salih Mirzabeyoğlu: Tarih Muhasebesi, Üstadım’ın vefatından sonra ortaya çıktı ve yayınlandı. “İkimizin şiirlerini yazdım, bayılacaksın!” dediği 1983 Noktalamaları’ndan Kavanoz: Bir cümbüştür kopsa da gece yakamozlarda / Münzevi balıklarız ayrı kavanozlarda)...

Ölüm Odası B-Yedi - Bir Kıvılcım (Muhasebe: 1947…)

ÜSTADIM’ın 1947 tarihli “Muhasebe” isimli şiirinin son beyti, “İkimizin şiirlerini yazdım, bayılacaksın!” cümlesinden olarak, bir “Noktalama” ve ismi “Bir Kıvılcım” konularak tekrarlandı, Tercüman gazetesinin ön sayfasında da 1983’ün Ramazan ayında yayınlandı… BİR KIVILCIM: “Karayel, bir kıvılcım, simsiyah oldu ocak / Gün doğmakta, anneler ne zaman doğuracak!”
*
GÜN: 76: VİS-Rumen dilinde, “Rüyâ”… Arnavutça, ULLİ-Zeytin: 76: CİNCİ-Rumen dilinde, “Beş”… BEYT’in-NOKTALAMA’nın Toplam Ebcedi: 1774= 775: SALİH bin ŞERİF bin İZZET bin MUSA bin MİRZA - Mirza oğlu Musa, Musa oğlu İzzet, İzzet oğlu Şerif, Şerif oğlu Salih… Süryanice, HAFO HFUĞYO-Yeni Devir: 3525: ŞEHÎD Taha Cizro + SEYYİD Fehim Arvasî + ESSEYYİD Abdülhakîm Arvasî “Üçışık” + NECİB Fazıl Kısakürek + SALİH Mirzabeyoğlu… Süryanice, MMALLOT İLONE-Şecere bilimi: 635: HALİD-Bin Velid… SALİH ERDİŞ: 4631= 635: DERVİŞ MUHAMMED-332 mührü. “En büyük ebcedle”.
 
DİYARBAKIR’A MEKTUB
(DERVİŞ MUHAMMED-442 MÜHRÜ)
 
ÜSTADIM’ın “Muhasebe” isimli şiiri’nden: “Üstün çile, dev gibi gelip çattı birden: Tos!!! / Sen, cüce sanatkârlık, sana büsbütün paydos!”
*
BİRİNCİ Mısra’nın Ebcedi: 2241: EMR-İş buyurma. Buyurulan şey. Madde, husus, hâdise. (Muhasebe Şiiri’nden: Ben bir genç arıyorum, gençlikle köprübaşı / Tırnağı, en yırtıcı hayvanın pençesinden / Daha keskin eliyle, başını ensesinden / Ayırıp o genç adam, uzansa yatağına / Yerleştirse başını iki diz kapağına / Soruverse: Ben neyim ve bu hâl neyin nesi? / Yetiş yetiş, hey sonsuz varlık muhasebesi… Portekiz dilinde, Cabeçada-Tos: 20: Kef harfi’nin ebcedi… Kef harfi, Allah’ın Şekür ismi, Kürsî mertebesi, Kamer menzillerinden Nesre’ye işaret eder… Nath: Tos vuran hayvan. Beden… Hemze, Allah’ın Mübdi’ ismi, İlk Kalem mertebesi, Kamer menzillerinden “Nath-Tos vuran hayvan, baş vuran hayvan”… Hayvan, “Hayevan”dan gelir; diri, canlıdan… Varlık olmadan bilgi olmaz; bilgi olmadan da varlık… İnsan, Allah’a karşı kusurlu ve hatalı bir varlık; Mutlak kuvvet, kudret Allah’ındır. İnsan’ın hürriyeti, O’na yaklaşabildiği kadar; ve varlığın varlıkla anlaşılması bakımından, başkalarını varoluşan tarzda bilmek onların hürriyetleri ile yakınlık kurmakla mümkündür. Hürriyetin gerçek tarifi: Allah ve Resûlü’ne, izinde olanlara tâbi olabildiğin kadar hürsün ve hürriyet bunun içindir!)… İKİNCİ Mısra’nın Ebcedi: 1277= 278: ARVASÎ… TOPLAM EBCED: 3518: DERVİŞ MUHAMMED SEMERKANDİ-442 mührü.
*
LEVHA: 31 Aralık 1983… “Mustafa… Seyyid… Nur”… Böyle bir isim görüyorum… Üstadım ona, Diyarbakır’a mektub yazmış… Mektub diye eski Büyük Doğu’ları okuyorum… Mektub, “Burada seni imâ ediyor!” diye benden bahisle geçerken, bunu Büyük Doğu’dan takib ediyorum… Garib bir hâl… Okurken, okumuyormuşum ve bende mevcut olanın yansıması gibi birşey… Üstadım, torununu o isme ısmarlamış!
*
SEYYİD MUSTAFA NUR: 559: KAPTAN KUSTO MÜSLÜMAN / Dünya Çapında Bir Hâdise. (… Bu adam basit “olabilirler” veya “olabilir” sanılan şeyler arasında öyle bir tecelliye şâhid oluyor ki, 1400 yıl önce Kur’an’ın haber verdiği mucize önünde dize gelip Müslüman oluyor… Not: Kaptan Kusto’nun, iki denizi birbirinden ayıran sudaki perdeleri farketmesi, Rahman Suresi’nin 19-20. âyetleri ve Furkan Sûresi’nin 53. âyetinde bildirilendir. Fırat ve Dicle gibi nehirlerin, denize döküldüğü yerlerde de aynı şey!)… DİYARBAKIR: 528: ŞURZOCO-Süryanice, “Şok”; beklenmeyen ve insanı şaşırtıp sarsan hâdise. (Portekiz dilinde, Advertencia-İkaz: 635: Rahman Sûresi’nin, 19. âyeti. “Noktalı harfler ebcedi”… Rahman Suresi’nin, 20. ayeti. “Noktasız harflerle”: 278: Arvasî… Dünya’daki dillerden, İngilizce Sheriff-Şerif. “Babam’ın ilk ismi”: 559: Mus’a Mahzumoğulları)… Süryanice, ŞUROYO-Takdim. “Takdimim mecazî, yani hakikate köprü. Müfayele: Yüzük saklama oyunu”: 528: GÜZARİŞ-Rüyâ tâbir etmek… İHTİMAL HESABI: 528: KOPİTİ-Boşnak dilinde, “Toplamak, devşirip kaldırmak. Bir araya getirmek. Ele geçirmek. Kazanmak. Fethetmek”; Takdim yazımın bulunuşu… Boşnak dilinde, KUPUTİ-Satın almak. “Müşteri, talib”: 528: DIALECTICUS-Diyalektiğe âit; fikir, davasının isbatı fethedilen… MEKTUB-Nefs. Kurbanlık deve. Kader. Alınyazısı: 468: HİKMET-Sır. (Arabça, Saadetük Mektub alâ cebinik-Saadetin alnında yazılı, okunuyor: 1218: Derviş Muhammed Semerkandî-442 mührü. “Büyük ebcedle”… Boşnak dilinde, Adverb-Zarf: 218: Sukumo-Süryanice, “Şekil verme”… Karaçay Malkar dilinde, Sabun-Mühür. “Temizlik. Nefs tezkiyesi; nefsin temizlenmesi, muhasebe”: 218: Sumsumo-Süryanice, “Psiko Terapi”; ruhî iyileştirme… Yapıp etme hayat boyu sürdüğüne göre? İçimizde ve dışımızda, hayat düzeni meselesi?
 
DE Kİ…
(TARİH MUHASEBESİ: 1839-1979)
 
TARİHİM mahzende bükülü kaldı / Ağacım kökünden sökülü kaldı / RÜZGÂR kesilince, mahzun bayrağım / Gönderi üstüne dökülü kaldı / SAÇI yapıştırma kel …….. / Kala kala kel kâkülü kaldı / HEP belâ, hep belâ, püsküllü belâ / Belâsı gitti de püskülü kaldı / MABEDLER dışından kapısı açık / İçinden mânası sürgülü kaldı / “HÜRRİYET” narası koptu kopalı / Vicdan ezik, ağız büzülü kaldı / YUMURTA güvercin, civcivi karga / Anne, yavrusuna küsülü kaldı / KÖYLERDEN kentlere Moğol akını / Hazine tarlada gömülü kaldı / VATANDA değersiz ham insan gücü / Yaban illerine sürülü kaldı / BATIYI haraca kesen ellerde / Nihayet dilenci keşkülü kaldı / BATI dedik, Batı dedik ve battık / Alınlar yerlere sürtülü kaldı / ORTADA, çarkında ezildikleri / Mankafa makine - Herkülü kaldı / GERÇEK motor imân, gerçek füze aşk / Bu da çoklarınca örtülü kaldı / ÖNCE dinde, sonra küfürde yobaz / Her defa tepede çökülü kaldı / ENFLÂSYON yoliyle hiçe varmanın / Bilmem kaç sıfır, kaç virgülü kaldı / KAÇTI akıl, göçtü fikir, çöktü dil / RUH her noktasından törpülü kaldı / BATI DARGIN, DOĞU DARGIN, GÖK DARGIN / Ön, ard, üst, alt taşla örtülü kaldı / HASILI, yaktılar baba evini / Ne sözü, ne izi, ne külü kaldı / ÇÖZDÜK her müşkülü derlerse, de ki / Sonunda var olma müşkülü kaldı. (Necib Fazıl Kısakürek)
*
ŞİİR’in Toplam Ebcedi: 41.957: KORHAN-İbranice, “Klasör”; sayfaların düzenli şekilde yerleştirilmesi için karton bir kab. (Boşnak dilinde, Klas-Başak: 191: Semek Esved-Arabça, “Siyah Balık”… Başak Burcu, unsuru Toprak, tabiatı Kuru-Soğuk, türü Birleşik, yıldızı Utarid, vücutta tesir yeri Bağırsaklar, cinsiyeti dişi, simya’da Damıtma safhası… Balık Burcu, unsuru Su, tabiatı Soğuk-Nemli, türü Birleşik, yıldızı Müşteri, vücutta tesir yeri Ayaklar, cinsiyeti Dişi, simya’da Yansıtma safhası… Süryanice, Snaf-Takdim etme: 1191: Mütefekkir Salih Mirzabeyoğlu-Takdim edilen… Boşnak dilinde, Klasa-Sınıf: 201: Bukvalno-Boşnak dilinde, “Harfi harfine”… Yevmiye: “Tek kelimemin bile boşa gitmediğine inandığım, bir sen varsın!”… Arnavutça, Ar-Altun madeni; madde ve mânâda kemal: 201: Afri-Süryanice, “Üretmek”; kendisinden doğduğu fikri, ileriye doğru zuhur ettiren ahlâk)… TARİH MUHASEBESİ’nin Yazıldığı Tarih: 1979: ÜSTADIM’ın, “Akıncı Güç Kadrosu”na, “İdeolocya Örgüsü’ne Ek-İslâmı Yenilemek” ithafı ile aynı tarih. (İdeolocya Örgüsü’ne Ek: 1450= 451: Salih Mirzabeyoğlu)… Süryanice, CESURO EŞİTO-Çanakkale: 998: TİBELOYO HUDO ŞARBO-Süryanice, “Dünya Çapında Bir Hadise”… ŞROĞO FTAQ-Süryanice, “Işık Patlaması”. (Üstadım’ın “Akıncı Güç”e, 10 Temmuz 1979 tarihli “Işık” isimli ithafı): 998: MELTO FOQUDTO-Süryanice, “Zamir”; bir şeyin içyüzü… ÖNCESİ 28 Şubat muhtırası, sonrası METRİS vakıası olan tarih: 998: HAFÎZ-Esirgeyen. Muhafaza eden, muhafız. “Allah’ın 99 güzel isminden birisidir”… Süryanice, ROŞUFTO-Tank. (Vech-Yüz. Çehre. Suret. Tarz, üslûb. Usûl. Her şeyin karşısına gelen ve karşısında duran. Cebhe. Tarih. Suret. Sebeb. Bir şeyin nefsi ve zâtı. Semt. Cihet. Münasebet: 14: Debbabe-Tank; kendi yolunu kendi yapan, solucan gibi… Arbecesre-Ondört: 477: İzzet): 998: HALI. (Levha: Ekim 2014… Dikdörtgen bir halı. Açık alanda sanki bir duvara asılmış gibi, ama onun öyle durmasını sağlayacak hiçbir şey yok. Rengi tahin gibi bir kahverengi, iki tonu halıda hakim. İlk bakışta açık kahverengi, onun daha da açığı renkte kumlu bir desen. Tüyleri normalden biraz uzun, düzensiz, karışık… Salih geliyor ve sağ eli ile halının sağ üst köşesinden başlayarak, yavaş yavaş ve sıvazlaya sıvazlaya düzeltiyor. Tüyler düzeldikçe, desen ortaya çıkıyor. Klasik bir desen. Halıyı çerçeveleyen bir boşluk ve sonra kenarlara doğru su. Koyu renkli su, aşağı kısımda açık renkte. Halının sol alt köşesine gelince, orayı sıvazlamıyor ve şehadet parmağıyla imzasını atıyor. —Hayran Erdiş.)
*
TARİH Muhasebemiz, 19 Beyit; 38 mısra… SON 6 Mısra’nın Toplam Ebcedi: 7961= 968: “BUNLARDAN Kendisinin Haberi Olacak!”; Harun Yüksel’in, rüya’da benim için söylediği söz… SONDAN Yukarı, 6. Mısra’nın Ebcedi: 2320= 322: MİRZABEYOĞLU… SONDAN Yukarı, 5. Mısra’nın Ebcedi: 2206= 208: PUR-Evlâd. “Manevî”… SONDAN Yukarı, 4. Mısra’nın Ebcedi: 874: İBDA-Parça parça, hisse hisse etmek. Sorulan soruya güzel cevab vermek. Kandırmak, doyurmak, Birisine, kâr tamamen kendisine âit olmak üzere, sermaye vermek… SONDAN Yukarı, 3. Mısra’nın Ebcedi: 1398= 399: DERVİŞ MUHAMMED SEMERKANDÎ-332 mührü… BU DÖRT Mısra’nın Toplam Ebcedi: 5799: İZZET Mirzabeyoğlu. (İzzet Mirzabeyoğlu: 1789= 790: Münşeat-Alt başlığı “Önsöz-Bayramlık” olan eserim… Münşeat, “Nesir yazılar, mektub” demek; bu eser, ne nesir, ne mensur şiir, benim “İflâk-Kelime icâdım” olarak, bir şiiriyet tarzımı bildiren isimdir!)… SONDAN Yukarı 2. Mısra’nın Ebcedi: 1197: ASDİKA-Sadıklar… SON Mısra’nın Ebcedi: 1965: TŞACSAR-Süryanice, “Ondokuz”. (Süryanice, Qaded-Yakmak: 19: Eyze?-İbranice, “Kim? Ne? Hangisi?”… Boşnak dilinde, Vic-Lâtif: 16: Udha-Üstün gerçeklik… Be harfi, Allah’ın Lâtif ismi, “Cinler-Gizliler-Gizli Varlıklar” mertebesi, Kamer menzillerinden Mukaddem min-ed delal’e işaret eder; Takdim’e, öne alınmış delile… Bismillahi Ya Lâtif, Cebrail Aleyhisselâm’ın zikri… Maunet-Allah’ın salih kullarına imdadı, inayeti. Azil. Yol yiyeceği: 566: Suruş-Melek. Cebrail… Men’ut-Medhedilmiş: 566: Seyyid Abdülhakîm Arvasî… Saniye-Dakikanın 60’da biri: 566: Saniye-Su taşıyan deve… Üstadım’ın en son şiiri “Zehir”in ilk kıtası: Çocukken haftalar bana asırdı / Derken saat oldu, derken saniye / İlk düşünce, beni yokluk ısırdı / Sonum yokluk olsa, bu varlık niye?)… SEYYİD Abdülhakîm Arvasî + NECİB Fazıl Kısakürek + İZZET Erdiş: 2966= 1966: ESKİŞEHİR’de ilk dinlediğim Konferans’ın Tarihi. “Yolumuz / Halimiz / Çaremiz”… SON 2 Mısra’nın Toplam Ebcedi: 2162= 164: NOKTA-Konak… DEF’İ-Hemen, bir ânda: 164: MÜSANEHA-Akla ve hatıra gelivermek… SADA’-Kasd ve teveccüh etmek. Bir şeyi âşikâre söylemek. Mevkiine tevcih ve isabet eylemek. İzhâr ve beyân eylemek. İkiye bölmek: 1164: YAKAMOZ (Tarih Muhasebesi, Üstadım’ın vefatından sonra ortaya çıktı ve yayınlandı… “İkimizin şiirlerini yazdım, bayılacaksın!” dediği 1983 Noktalamaları’ndan, Kavanoz: Bir cümbüştür kopsa da gece yakamozlarda / Münzevi balıklarız ayrı kavanozlarda!)… MA’DEN-Maden. Bir haslet veya hususiyetin kaynağı. Herşeyin aslî menbaı ve mehazı olan yer: 164: MECMUA-Tertib ve tanzim edilmiş şeylerin hepsi. Seçilmiş yazılardan meydana gelmiş kitab. Risâle. Koleksiyon. Dergi… MÜFDEM-Kızıla boyanmış nesne. (Kırmızı, Koç ve Akreb Burçları’nda görünen “Merih-Mirruh” yıldızının sembolüdür ve Allah isminin nuruna işaret eder; Celaliyye diye de anılır… Lehak-Çok beyaz olan. “Mücerredin rengidir”; Boğa ve Terazi Burçları’nda görülen Zühre yıldızının sembolüdür; ism-i câmi olan “Hu” zamirine işaret eder: 136: Lehak-Kızıl… Mus-Bıçak. Derinleşen. Suret, renk, ahlâk: 2136: Süleyman Mahzumoğulları-Süleyman bin Hâlid Hazretleri): 164: AKINCI-1975’de Gölge ile doğan ve bugüne kadar süren, fikir, hareket ve siyasette, hemen bütün İslâmî çevrelerde izi bulunan, İBDA ruhunda mündemiç bir erlik.
 
ZEYTİN DALI
(ANADOLU DALI)
 
LEVHA: 12 Mart 1985… Bir adam, Şerif Muhammed ve ben, bir kamyonun yanındayız… Yayın Balığı pişirmişler, üzerine zeytinyağı döküyorlar… Ben de, ağzıma iki zeytin alıyorum!
*
KAMYON-Nakil vasıtası: 177: UNVAN-İsim. Lâkab. Adres. Önsöz; takdim… VASIF-Vasfeden. Bildiren: 177: AZK-Sürmek. Yarmak… İbranice, SAECULUM-Asır. Yüzyıl: 177: SOD NUNE-Süryanice, “Balık avlama”. (Hollanda dilinde, Vis-Balık: 76: Vis-Rumen dilinde, “Rüyâ”… Süryanice, Helmonoyo-Rüyâ gibi: 154: Mehdî Muhammed)… Kıpçak dilinde, SOYKA-Kaptan: 171: HUŞOBO-Süryanice, “Fikir”… Süryanice, MALKO-Hükümdar. (Malkoç: Osmanlılar’da, Akıncıların Başı): 1176: DERVİŞ MUHAMMED-332 mührü. “Büyük ebcedle”.
*
Yunanca, ANATOLİA-Anadolu. “Doğu’da” demek: 499: ABLİYO MALYO FARDOYSO-Süryanice, “Dolmabahçe Sarayı”… Süryanice, BİMA İNANGERDAN-Kürsî Dizgini: 1499: SAHİHUTO-Süryanice, “Nur”. (Nur: Bir harf. Balık. Kalem. Kılıç… Dava cetvelinde, Nun harfinin sayı değeri: 256: Nur-Allah’ın 99 güzel isminden biri)… Süryanice, BATİLO CQULO-Bomboş Devir. “Fırsat devri, fetih devri”: 499: OLIVETUM-Lâtince, “Zeytinlik”… Süryanice, SOYUQUTO-Koklamak: 499: ARBACSİROYO-Süryanice, “Ondördüncü”.
*
ZEYT-Zeytinyağı. “Zeytin”: 1417: NECİB Fazıl Kısakürek… Arnavutça, ATHDE-Anavatan. “Anadolu”. (Anadolu: 98: Namaz-Duâ. Zikir. Kur’ân. Kunut. Rüku. Şükür. Tesbih. Secde. Hamd… Kürtçe, Ezman-Gök: 98: Ez-men-“Benden”… Sırp dilinde, Sezgie-Ay ve yıldızın, güneşle kavuşma durumunda olması: 98: Resultat-Fransızca, “Maksud, netice”… İbranice, Hil’im-Devletleştirme: 98: Sable-İspanyolca, “Kılıç”… Zeytin Dalı: 477 + 45= 522: Munitio-Lâtince, “Köprü”… Süryanice, Macbdonoit-Gerçekten: 522: Etsiin-Yakut dilinde, Beden): 417: ŞALMUM-Akad dilinde, “Siyah”; istikbâl… Süryanice, TBOCO-Arzu: 1417: HODUSO ROMO UHDONO-Süryanice, “Başyücelik Devleti”.
 
NİFAK
(ŞATRANC-I UREFA’DAN)
 
Şatranc-ı Urefa’nın 37. Kabı, NİFAK-Ara bozmak. Fitne fesad ve dedikodu yapmak. İhtiyaca sarfolunacak şeyler. (Nifa’-Menfaat, fayda: 201: Akıle-Aklı başında. Tedbirli… Enfüsî-Bir kimseye mahsus, görüş ve düşünüş: 201: Sümak-Hâlis, sâfi… Kâsım-Taksim eden, ayıran, bölen: 201: Fasal-Ek. Bilek… Nifak, adamına, yerine, durumuna, “İdeal, gaye ve hedefi”ne göre, değer bulan bir mânâ; umumiyetle menfi mânâda kullanılırken, bazen bunun bizzat menfiler tarafından, hakka karşı oluşuna dikkat… “Ümmetimin ihtilâfı rahmettir!” ölçüsünden, zıddını olumsuzlama ve hicvetmeye, “Aferin çarha ki çattırdı kuduzu kuduza!” şükrüne vesile hâdiselere kadar. Siyaset ne ki? Mesele, bizzat senin davanın kıymeti ile ölçülebilir değil mi?.. Birtakım lâfların ardına sığınarak, “bozmak için bozmak”la, davanı isbat vesilesi arasındaki fark?.. Fransızca, Agitatör-Nifakçı. Azdırıcı, arttırıcı: 2023: Azadî-Şükür. Hürriyet… Ehaci-Bilmece, bulmaca, yanıltmaca: 23: Vavî-Vav harfine mensub. Tilki… Fransızca, Frovocateur-Nifakçı. Provokatör. Kışkırtıcı… Fransızca, Discordia-Nifak: 292: Kürsî… Ölçü meâli: Allah, tuzakların en hayırlısını kurar): 231: MAKASS-Makas. Kesip, biçen. (Kimse terziye, “Kumaşı kesip biçme” demez hesabı, Hakk adına “Herşeyi yerli yerince etmek” isteyene, “nifak çıkarma!” denemeyeceği apaçık!)… Yolumuzun hakikati, köklerin en dibinden bir dalın, asrımıza düşen gölgesinin, “İnsan ve toplum meselelerini konuşan” sistemidir: BD-İBDA… EBU BEKİR (R.A): 1231: VAHDET-ÜL VÜCUD + VAHDET-ÜL ŞÜHUD… TASARRUF: 2777: MANZUR-U NAZAR-I PİRAN-I KİRAM-Lî Küllî Emrin Fehim.


Not: Tefrika edilen yazının tamamı yahut bir kısmı, Baran Dergisi'nin izni olmadan iktibas edilemez
 
Mütefekkir Salih Mirzabeyoğlu


Baran Dergisi 584. Sayı


İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.