Ölüm Odası B-Yedi: Gençlik Çağı -İstikbâl Rüyâsı- (380)

Mütefekkir Salih Mirzabeyoğlu’nun dergimizde tefrika edilen, dünya ve kainat plânını farklı bir veçheden ve farklı bir üslupla ele alan eseri Ölüm Odası B-Yedi’nin 380. bölümünün alt başlığı “Gençlik Çağı -İstikbâl Rüyâsı-”...

Ölüm Odası B-Yedi: Gençlik Çağı -İstikbâl Rüyâsı- (380)

Üstadım’ın, “İkimizin şiirleri dediği Noktalamalar’dan, PEYGAMBER: “Sende insan ve toplum, sende temel ve bina / Ne getirdin, götürdün, bildirdinse amenna!”

*

PEYGAMBER-Allah’tan haber getiren: 1254: MÜRİD-Mürşidi Allah olan Peygamber, Allah Sevgilisi. 4 büyük Peygamber. Peygamberler. Allah Sevgilisi’nin ruhaniyetinin vârisleri; bu ruhâniyetle, Peygamberlerin mizaç hususiyetlerine göre izi üzerinden merkeze giderken, merkez istilâsının keyfiyle, aslında her birinde Allah Sevgilisi’nin izini görenler. (Her Peygamber için geçerli: Allah Sevgilisi’nin Peygamberliği, Velâyetinden üstündür!)… PEYGAMBER-Allah’tan haber getiren: 1254: HARBO ŞAB MAFRCUTO-Süryanice, “Çöle İnen Nur”; bütün zaman ve mekâna… Süryanice, HATUTİTO HUBO-Hakikat Aşkı: 1253= 254: MUORA-Yakut dilinde, “Derya”… RUBBAN-Kaptan: 1253: REMZO-Süryanice, “Delil”… Süryanice, ŞRORO MAHBONUTO: 1431: HADITH-Fransızca, “Hadîs”. (Lâtince, Summe-En üstün derece: 151: Lisan… Mehdî Muhammed: 151: Dü-Alem; iki âlem)… Süryanice, TĞEL-İnanmak: 1431: TĞEL-İtimad etmek… Süryanice, QUŞTO AĞFO-Hakikat Aşkı: 3804: HAGOROYUTO MQABLUNO RABUT TARCİTO-Süryanice, “İslâma muhatab anlayış”. (Süryanice, Quşto Hubo-Hakikat aşkı: 739: Takso D’nomuso-Süryanice, “Hukuk Sistemi”… Süryanice, Quşto Ağfo-Hakikat aşkı: 1804: Gerichtsmedizin-Almanca, “Adlî-Tıbb” demek)

*

İNSAN VE TOPLUM. (İnsan: 162: İkan-İyi ve yakînen bilmek. Sağlam iş… Toplum: 484: İbtiya’-Satın alma… Şira: Satın alma. Satın alınma; kuşatan… Şir’a: Bir ırmaktan su almak için girilen yol. “Şeria-Şeriat” demek… Hetf-Bir şeyi gizlice hatırlatmak. Seslenmek. Fısıldamak: 1484: Kaptan Kusto Müslüman… Almanca, Absicht-Maksat. Niyet. “Taleb”: 1484: Sebro Gaboro-Süryanice, “Fikir Kahramanı” demek): 652: İSTİKSA-Bir şeyi inceden inceye araştırmak, künhüne varmaya çalışmak. Cüst-u Cu”… TEMEL VE BİNA. (Temel: 480: Muhtetim-Hitama erdirmek. “Hadîs: Ben, ahlâkî yücelikleri tamamlamak için gönderildim”… Levha: Mayıs 1983… Vapurla, şehir hatları vapuruyla, Üsküdar’dan karşıya geçiyorum… Camdan, muazzam ve insana hayret veren gökdelen gibi bir binanın büyüsüne kapılıyorum… Kalbimde, anlatılır gibi olmayan bir kamaşma zevk ve lezzeti… Bina-Gören. Görücü. Göz. “Allah indinde insan, gözbebeği gibidir”: 53: Bina-Yapma, kurma. “Müteaddî-Anlatmak, düşündürmek” gibi, geçişli fiillerin, “Lâzım, meçhul” gibi ve “Mütavaat-Birbirine yardım eden” fiillerin, esasını mevzu eden ilim): 533: FETĞOMO-Süryanice, “Tâbir”. Hadîs… MÜNTECİM-Yıldızın doğması: 533: VJECNOST-Boşnak dilinde, “Sonsuzluk”; ebedî… EZEL ve EBED, insanda birleşti.

*

BİRİNCİ MISRA’nın Ebcedi: 1069: HİMYATA-Süryanice’dir ve Tevrat’ta geçer. Allah Sevgilisi’nin İbranice bir ismidir… DİHİM-Taç: 69: HÂKİM-Gâlib. Haklı ve haksızı ayırıp hak ve adalet üzere hükmeden… AHKEM-En sağlam. En kuvvetli. En çok hükmeden. En hâkim ve akıllı: 69: ENBÛY-Koklama. Koku alma… CİVANÎ-Gençlik: 70: LEYL-Gece. (Hudara-Allah için, Allah aşkına: 806: Hudara-Karanlık gece. Siyah bulut)… YASİN-“Ya Seyyid, ya İnsan” mânâsında. Allah Sevgilisi’nin bir ismi ve Kur’an’da bir sûredir: 70: SEBBABE-Şehadet parmağı… Süryanice, CAYNO-Kök: 70: CAYNO-Temel… CAYNO-Göz: 70: CAYNO-Pınar… CAYNO-Yüz: 70: CECTONO-Süryanice, “Zaman”.

*

İKİNCİ Mısra’nın Ebcedi: 1916: PEZİRE-Karşılama, karşılayış. “İstikbâl etmek… İbranice, ŞAHARUT-Gençlik Çağı: 916: RENYO DA’CTİDUTO-Süryanice, “Gelecek rüyası”.

*

TOPLAM EBCED: 2980: ŞERİAT… İSTİKBÂL İSLÂMINDIR: 980: METMALĞONUTO-Süryanice, “Teemmül”; iyice, etraflıca düşünmek. Derin derin düşünmek.

BERABER SON GAR…

LEVHA: 28 Ekim 1984… Gayet temiz ve eski yazıyla yazılan bir yazı… Üstadım, o yazıyla birlikte ve ona dair, “Ben eskiden ilmi çalışma yapmak, SONGAR’ı tetkik etmek için… Ama şimdi lüzûm kalmadı!” diyor… Lüzum kalmaması, gayesine ermişliğinden ve ihtiyaçsızlığından… Burada içime LÂM harfi doğuyor… Sonra Üstadımla sarmaş dolaş yatıyorum… Sırtımda bir adam, boğazımı sıkıyor… Adamın kolunu ısırıyorum… Üstadım’ın çenesini de… O adam boynumu tekrar sıkınca, tekrar ısırıyorum ve rahatlıyorum… Ve Üstadım’a, kendimden emin bir şekilde, adam boynumu sıkarken tekrarladığım “Lâ havle…” hakkında, “Lâ havle ile her murad olur!” diyorum.

*

YEVMİYE: “Gönüldaş Yayınları”nı kapatıyoruz… Yerini devrediyoruz… Çek alıyoruz… Üstadım bu bahis üzerinde: “Sizin çek meseleniz ne oldu?”… — Hüsnüniyet meselesi efendim?.. — “Nasıl hüsnüniyet meselesi? Daha vakit gelmedi mi?”… — Gelmedi de… (Herkesin farkında olmadan ve üzerinde durmadan gerçekleştiriverdiği basitleri, üzerinde durduğum için gerçekleştirememem ve bir zaman neredeyse bakkaldan bir ekmek almamı bile güçleştiren, aracılara sahte vücud veren hâlimden bir iz, bir nişân, bir misâl… Her ân en küçük hareketlerimizin bile olmaması için sonsuz sebeb varken olabilmesine şaşmadan, zaten öyle olması şartı varmış gibi ve belki de bu yüzden, nefs emniyeti ve tabiîlik içinde yaşıyoruz. Nefes almak bile ne?.. Ağzımdan çıkan bir takım seslerin mânâyı karşı tarafın ruh yuvasındaki mutabakat olarak bulması, iki insanın en basit mânâda bile anlaşabilmesi ne?)… İşte topyekûn hayatı durdurabilecek bir basitin ukdesi — Efendim, bakkala gidiyoruz ve adama parayı vererek tabiî bir şekilde, yapması gereken şeyi bekliyoruz. Adam parayı kasaya atıp hiçbir şey yokmuş gibi, “Ne istiyorsun?” dese, parayı verdiğimizin isbatını yapamayız!.. — Tabiî, tabiî! Ben hep söylerim zaten, “Kesin birşey yok!” diye… Demek sende de oluyor… Berber traş ederken hep huylanırdım; eli bir kaysa, gırtlağımı kesecek… Bende hep vehimdi bu… Şah-ı Nakşibend Hazretleri’nin hep devam ettiği ölçü: “Allah’tan başka davranış ve kuvvet sahibi yoktur!”… Nakşîlik, bütün ruh inceliklerini toplayan yol… Çok güzel bir söz söylemiştin, “Ayakta duruşuma hayret ediyorum!” diye… Ben öyle kuru sıkı pohpoha bakmam, bir söz fetheder beni!

*

AY-HAN SON-GAR: 1879: DACİA-Bir işde parmağı olan. Bir işe karışmış olan… Boşnak dilinde, STAJETİ-Ayakta Durmak: 879: MTAHMO RENYO ANANQİ-Süryanice, “Mutlak Fikir Gerekli”; Mutlak, fikir gerekli… Süryanice, ŞERŞONOYO-Hakiki: 879: HUŞOBO DA’FTİNO-Süryanice, “İmar Plânı”… Boşnak dilinde, MJASEC-SVRATİSTA FİNALAN-ZELJESNİCKA STANİCA-Ayhan Songar: 2321: KURTUBÎ-Hâlid bin Velid Hazretleri’nin bir kılıcının ismi. (Boşnak dilinde, Finalan Zeljeznicka Stanica-Son Gar: 1068: Mirzabeyoğlu + Derviş Muhammed-442 mührü. “En büyük ebcedle”… Ayhan Songar: 1879: Rüyâ Kerameti)

*

BERHABE-Döşek. Yatak. Mehd. Aynı yatakta beraber yatılan kimse. “Bâtın”: 224: MUHAMMED “S.A.V.”-Şems-i Bâtın. “Büyük ebcedle”… İLM-İ LEDÜN: 224: PERİZE-Kırmızı altun. “Kırmızı, ism-i cemi olan Allah isminin nuruna işaret eder”… Lâtince, CONCUBITUS-Beraber yatmak: 546: EBU-L VAKT-Vaktin babası. Vakit ve hâlin tesiri altında kalmayanlar… Boşnak dilinde, STOF-Kumaş. “Etof”: 546: FEHTUMA-Çukur. “Hakikatin tecelli ettiği yer”.

*

Boşnak dilinde, ZAJEDNO-Beraber: 76: HLAM-Süryanice, “Rüyâ görmek”… Süryanice, HEDSO-Murakabe: 76: İMODO-Süryanice, “Buluşma”… Süryanice, MELE-Lûgat: 2076: ŞRİHUTO B’QOYUMUTO MBARYUTO-İfrat hâlde tecrid. (Arvasî: 78: İbda’)… Portekiz dilinde, QUIMICO-Kimya; “Basit-Mürekkeb olmayan” cisimlerin hususiyetlerini, bu cisimlerin birbirlerine olan tesirlerini ve bundan ileri gelen birleşmeyi inceleyen ilim. Basit maddelerdeki değişikliği anlamaya yarayan ilim kolu. İlaç. Edebiyat’ta “aşk”. Tasavvufta, mevcut olana kanaat ve elde edilmesi mümkün olmayana âit arzuyu terk etmektir: 76: QUIMICO-Portekiz dilinde, “Kimyacı”. (Afinite-Aşkı kimyevi: 536: Seyyid Abdülhakîm Arvasî… Mütenevvim-Rüyâ gören: 536: Heftan-Kaftan)… Romen dilinde, VİS-Rüyâ: 76: VİS-Boşnak dilinde, “Yükseliş, doruk, tepe”… Lâtince, VİS-Kuvvet. Havl: 76: VİS-Hollanda dilinde, “Balık”. (Balık Burcu, unsuru Su, tabiatı Soğuk-Nemli, türü Birleşik, yıldızı Müşteri, vücutta tesir yeri Ayaklar, cinsiyeti dişi, simya safhasında Yansıtma)… Süryanice, USİYA-Cisim: 76: HEDSO-Süryanice, “Fikir”… Arnavutça, ULLİ-Zeytin. “Cennet meyvesi”. (Zeyt-Zeytin: 1417: Necib Fazıl Kısakürek): 76: BACIS-Lâtince, “Boğa”. (Sevr-Boğa. Boğa Burcu: 1706: Varis… Fikir Kahramanı: 706: Aksiyon Kahramanı)… İbranice, LEDA-Doğum, doğuş: 76: NEKET-İbranice, “Torun”… Lâtince, AVABUS-Dedenin babası. “Musa Mirzabeyoğlu”: 76: ABAVUS-Lâtince, “Dedenin Dedesi”. (Salih bin Şerif bin İzzet bin Musa bin Mirza: 2777: Manzur-u Nazar-ı Piran-ı Kiram-Esseyyid Abdülhakîm Arvasî; “Torun”un şeyhi… Li Küllî Emrin Fehim: 496: Derviş Muhammed-442 mührü, en küçük ebcedle)

*

LÂ HAVLE Velâ Kuvvete İllâ Billahil Aliyyil Azim: 1910: MASTABTO-Süryanice, “Taş Koltuk”. (Levha: 12 Nisan 1988… Oturma yeri hasır olan, taştan bir koltuk… Oturma yerinde, oturarak koyulabilecek yuvarlak bir delik var… Abdülhakîm Arvasî Hazretleri’nin koltuğu böyle imiş… Mermerlerine bakıyorum, “Eskişehir” ve “Bursa” yazıyor… Harun Yüksel ve birinin haber vermesiyle, tarikate girmemle ilgili olarak yaptırmışım!)… İHTİŞAR-Koca kafalı olma. “Üstadım’ın, Bahriye Mektebi’ndeki lâkabı: 910: FAZL-Olgunluk. Kerem. İhsan. İlim, marifet, inayet. Artmak. Bir şeyden bakıyye kalmak… Süryanice, ŞARBTO-Neseb: 1909: DIYK-Horoz. “Hâlid bin Velid ve Süleyman bin Hâlid Hazretleri’nin lâkabı”… SALİH Mirzabeyoğlu: 1909: FARFLUTO SOM-Süryanice, “Kanat Takma”. (Üstadım’dan bir Noktalama: “Eşya lâtifleştikçe, göze görünmez olur / Solucan kanat taksa, yerde sürünmez olur!”… Solucan: Solu-Can… Levha: Plâk kapağı üzerinde bir resin… Resim, solcu Can Yücel isimli bir şâirin… Hem solcu geçinip hem de paralı kesime hitabedici böyle birşey yapmalarını tenkid babında Zeyn-âb’a birşeyler söylüyorum… Resim, genç bir adama âit… Can: 1053: Dünya Çapında Bir Hâdise-Kaptan Kusto Müslüman. “Takdim yazım”… Yücel: 1054: Derviş Muhammed-442 mührü)

AHD-İ NECAT

(ŞATRANC-I UREFA’DAN)

Şatranc-ı Urefa’nın 65. Kabı, AHD-İ NECAT-Kurtuluş Ahdi. (Necat-Kurtuluş, selâmet. Arzu. Yüksek mekân: 454: Mübteda-bih-Kendisiyle başlanılan… Müteveddid-Sevgi ve muhabbet gösterme. Kendisini sevdirme: 454: Telvih-Açıklama. Zâhir ve âşikâre kılmak. İşaret etmek… Nütac-Gebe devenin, “nefsin”, karnındaki yükü. Doğurma: 1454: İncirar-Bir neticeye doğru çekilerek sona erme… Müteeddi-Ödeyen, edâ eden. Gelen, gelici: 455: Müteeyyid-Kuvvetlenen. Teyid ve takviye olunmuş. İstihkâm ve metanet… Şeafe-Dağ başı. Her nesnenin âlâsı ve üstü. “Çıplak Dağ: 1151: Mehdî Muhammed”: 455: Tehn-Kâim olmak, var ve mevcud olmak… Üstadım’ın, 1982 tarihli “Anne” isimli şiiri: “Anne girdin düşüme / Yorganın olsun duam / Mezarında üşüme // Anlamam, anlatamam / Düşen düştü peşime / Artık vadeler tamam!”… Ahd-Vâdetme. Söz verme. Vefa. Yemin. And. Misak. Asır. Devir. Tevhid. Mukavele. Vasiyet: 79: Seyyah-Kaptan Kusto): 533: ESLEB-Yüzde veya vücutta olan “Ben, siyah nokta”. (Hâl-i Siyah-“Ben”: 708: Varis)… MÜLABESET-Karışma. Münasebet. Ülfet etmek. İki şeyin birbirine benzemesi. Takribî cihet: 533: İSTİMLA-Bir şeyin yazılmasını istemek. Birisine birşey yazdırmak… MÜNTECİM-Yıldızın doğması: 533: TEKABÜL-Karşılıklı olma. Karşılama… Süryanice, DİYATİQİ HDATO-Ahd-i Cedid. “Yenileyici Ahd”. (Yevmiye: Bir rüya gördüm. Efendi Hazretleri’nin yüzünde bir “Ben” gördüm, öptüm. Telefonla sordum; öyle… Ben sağlığında “Ben” olduğuna dikkat etmemiştim, hiç hatırlamıyorum “Ben” olduğunu; bu da rüyânın sıhhatine ayrı bir delil… Busiden-Öpmek: 132: Kabl-Evvel. İleride. İstikbâl): 869: MEŞTANDONO-Süryanice, “Şehîd”. (Süryanice, Etedbah-Şehîd: 1417: Necib Fazıl Kısakürek)… İspanyolca, ANTERIOR-Ön, öndeki. Önceden. Daha eskiden. “Büyük Anter”: 869: MEKTUBAT-İmam-ı Rabbanî Hazretleri’nin baş eseri… Süryanice, SELOSTO-Temel: 869: FURSO METODUS-Süryanice, “Vasıta Sistem”… Süryanice, TMİHİTO-Mucize. “Kaptan Kusto Müslüman / Dünya Çapında Bir Hâdise”: 1868= 869: NECİB Fazıl Kısakürek + SALİH Mirzabeyoğlu.
 

Not: Tefrika edilen yazının tamamı yahut bir kısmı, Baran Dergisi'nin izni olmadan iktibas edilemez

Mütefekkir Salih Mirzabeyoğlu

Baran Dergisi 555. Sayı
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.