Ölüm Odası B-Yedi: İpucu-Hedefe İsabet Ettirmek- (388)

Mütefekkir Salih Mirzabeyoğlu’nun dergimizde tefrika edilen, dünya ve kâinat plânını farklı bir veçheden ve farklı bir üslupla ele alan eseri Ölüm Odası B-Yedi’nin 388. bölümünün alt başlığı “İpucu-Hedefe İsabet Ettirmek”…

Ölüm Odası B-Yedi: İpucu-Hedefe İsabet Ettirmek- (388)

LEVHA: 24 Ocak 1984… Üstadım’ın AHMED ismiyle kaleme aldığı bir yazısını okuyorum ve o sırada sanki yazıyı ben yazıyorum, yazan benim… Şaşırıyorum: “Hayret, daha önce nasıl görmedim; benim söylediğimi söylüyor!”… O yazıda, “İsmini zikretmediğimiz… Çünkü bu inanç işi!” diyor… Üstadım’ın bana vereceği Takdim yazısı “Salih” ismiyle yazılmamış!..
l
İPUCU-Emare, nişân, alâmet: 18: YAZ-Kıpçak dilinde, “Yazı yazmak”… EMARE-İpucu, alâmet; delili andıran: 242: AHMED-Daha çok hamdeden. Çok çok övülmeye ve medhedilmeye lâyık. Çok sevilen, beğenilmiş. Allah Sevgilisi’nin bir ismi. “İmâm-ı Rabbanî Hazretleri’nin ve Üstadım’ın ismi; Ahmed-i Farukî ve Ahmet Necib Fazıl”, büyük ebcedle… AHMED. “En büyük ebcedle”: 1230= 231: EBU BEKİR (R.A)… VAHDET-ÜL VÜCUT + VAHDET-ÜL ŞÜHÛD: 1231: BERAAT-ÜL İSTİHLÂL-İyi bir alâmet. Güzel bir başlangıç. Bir eserin başlangıcında, içindekileri güzel bir başlangıçla anlatma. (Süryanice, Ba’şme D’moryo-Bismillah: 614: Büyük Doğu Takdim“i”… Hükümdar Mührü: 614: Matmasyono-Süryanice, “Olabilir, olacak”; 30 sene sonra, 2014’ün son gecesi’nin sonunda farkedilen mührüm… Kabtan Kusto Müslüman: 1613: Derviş Muhammed)… Kıpçak dilinde, YAZ-Çayır, çimen. (Rüyâ-Yerden biten ot: 217: Rüyâ-Uykuda görülen suretler): 18: YAZ-Kıpçak dilinde, “Yapışmaya çalışmak”… Kıpçak dilinde, YAZ-Karışık bir şeyi çözüp, ayırmak: 18: YAZ-Kıpçak dilinde, “Hedefe isabet ettirmek”… Boşnak dilinde, EPOHA-Asır. Çağ: 1018: MŞARRO MADCO ANANQİ-Süryanice, “Mutlak Fikir Gerekli”… AHMED-Necib Fazıl Kısakürek. “Küçük ebcedle”: 17: B’YAD-Süryanice, “Ki Onunla”… Süryanice, CUBO-Körfez. Dölyatağı. Haliç: 17: İDEA-Fikirler Âlemi. “İdeolocya Örgüsü” hatırda. (Üstadım’ın “Karacaahmed” isimli şiirinden bir beyit: “Derya’da sonsuzluğu fikretmeye ne zahmet / Al sana derya gibi sonsuz Karacaahmed!”: 2758: Prokljuvati-Gizli bilgiyi ele geçirmek)… Çerkez dilinde, Ji-Rüzgar. Pîr: 17: HZAQ-Süryanice, “Kuşatmak”… Arnavutça, Zİ-Siyah; istikbâl: 2017: QARQAFTO FRİŞO QUTNUTO-Süryanice, “Başyücelik Devleti”.
l
İPUCU-Emare, nişân, alâmet. “Rüya, rüyâda yazı”: 18: YAZ-Kıpçak dilinde, “Hedefe isabet ettirmek”… İSMİNİ ZİKRETMEDİĞİMİZ; ÇÜNKÜ BU İNANÇ İŞİ. (Dünya Çapında Bir Hâdise: 1053: Ahmed… CİN-Gizliler, gizlilikler, gizli varlıklar: 1053: Derviş Muhammed-442 mührü): 2495: SÜRYANİ ALFABESİ’ndeki harflerin ebced toplamı… TEKMİL-Ek. İlâve. (İdeolocya Örgüsü’ne Ek-İslâmı yenilemek: 1450= 451: Salih Mirzabeyoğlu): 1495: DERVİŞ MUHAMMED-442 mührü. “En küçük ebcedle”… TEHEKKU-Teveccüh etmek: 1495: MAHZUMOĞULLARI-Halid bin Velid Hazretleri’nin mensub olduğu Kureyş Kabilesi.
 
ÇEHRE
(MEHDÎ DERVİŞ MUHAMMED)
 
LEVHA: 22 Ocak 1986… Eskişehir’deki sokağımızın karşısında düşen çayır… Birkaç çocuk, suyun kıyısında oynuyor ve suya giriyor… Orada iki lâğım akarken! Ve biri, kardeşim Faik’e benziyor!.. Karşı kıyıdan onlara, suya girmemelerini söylüyorum… Lâğım’ın biri akmıyormuş, öyle diyorlar… Bu arada bizim kıyıdan büyük bir şey kayarak suya iniyor ve suya karışıyor… YILAN olabileceğini düşünerek, onları uyarmak istiyorum… Yılan, kuş gibi kanatlarını iki yana açmış, uçuşa geçiyor… Aaa! Yanlamasına havalanıyor ve dev kanatlarıyla, küçük bir uçak kadar büyük!.. Peşinden koşuyorum; yere iniş yapar gibi olduğu kesimde, yine küçük bir UÇAK büyüklüğünde bir BALIK!..
l
BELDE KADİM-Eskişehir. (Rüyâ’da gelen mânâ; “Abdülhakîm Koltuğu”nun yan mermerlerinin birisinin üzerinde “Eskişehir”, diğerinde “Bursa” yazıyor… Ruhamî-Mermerden yapılmış, mermerle ilgili. “Fransızca, Mer-Mer: İki Deniz”: 851: Martyr-Fransızca, “Şehîd”): 1195: FARFLUTO KURFO-Süryanice, “Kanatlı Yılan”. (Mar Tayyar-Uçan yılan: 461: Tanzir-Tazeleştirme… Süryanice, Quqto-Küb: 422: Külliyat… Süryanice, Qazmo-Küb: 59: Mehdî… Portekiz dilinde, Dervixe Muhammed-Derviş Muhammed: 422: Ketb-Yazma. Toplama. Dikme… Hayyat: Dikiş diken. Terzi… Hayyat: Yılanlar… Portekiz dilinde, Stura-Dikiş: 673: Mehdî Derviş Muhammed)… KADİM MEHDİ MUHAMMED. (Kadim-Başlangıcı olmayan. Evveli bilinmeyen zamandan beri var olan. Evveli bilinmeyen hâl ve keyfiyet: 154: Mehdî Muhammed… Kademî-Ayakla alâkalı. Ayağa mensub. “Balık Burcu, unsuru Su, tabiatı Soğuk-Nemli, türü Birleşik, yıldızı Müşteri, vücutta tesir yeri Ayaklar, cinsiyeti Dişi, simya’da Yansıtma safhası”: 154: Ül’üban-Oyuncu, aktör, yapıp eden): 1195: SİSA-Horoz mahmuzu. Sığır boynuzu. Köşk. Kale… Süryanice, LO ZİFONO-Gerçek. Hakikat: 1195: MURAKABET-ÜL HÜVİYYE-Hüviyet muayenesi, hüviyet kontrolü… DERVİŞ MUHAMMED. “Üstadım’ın rüyâ’da gördüğü, bir dağ zirvesindeki bir mezarın üzerine yatırılmış taşın üzerindeki isim”. (Noktasız harflerle, Derviş Muhammed: 302: Kaptan Kusto Müslüman… İ’cazkâr: 1302: Mirzabeyoğlu): 613: PRETO-Portekiz dilinde, “Siyah”; Ululuk rengi. Akşam. Sır. İstikbâl. Şamî, batı. (Portekiz dilinde, Negro-Siyah: 1261:Green-İngilizce, “Çaylak Kuşu”; Uzun boylu ve kanatlı, kıvrık gagalı, esmer tüylü, çatal kuyruklu yırtıcı kuş. Müjde ulaştırmakta kullanılan şahıs… Hatm: Kuş gagası. İnsan veya hayvan burnu; ileri uç… Hatm: Hitama erdirme. Sağlamlaştırma. Son. Son söz. Mühür. Mühürlemek… Siyah: 76: Hlam-Süryanice, “Rüyâ Görmek”… Hat-Çaylak kuşu. “Hudud, sınır. Yazı. Çizgi. Gemilerin hareketteki istikameti. Ferman. Buyruk. Hükümdar emri”: 1001: Elf… Hadîs: “Rüyâlar, Allah’ın kuluna uykuda söylediği sözlerdir!”… Hudret-Yeşillik. Yeşil renklilik. Ter-ü tazelik. “Karanlık gece. Allah için, Allah aşkına. Deniz; ilim”: 1001: Vazife-Bir kimsenin yapmaya mecbur olduğu iş. Yapılması birisine havale edilen şey. Kıymet verilen iş… Siyah renk, “İnsanî Hakikatin Gayb Perdeleri”nin rengi; İsâ Aleyhisselâm ve Perşembe günü ile ilgilidir… Yine, siyah renk, Allah’ın “Kayyum” ismi nuruna işarettir… Yeşil renk, “İnsanî Hakikatin Gayb Perdeleri”nin rengidir; Allah Sevgilisi ve Cuma günü ile ilgilidir… Yeşil renk, Allah’ın “Hayy-Hayat” ismi nuruna işaret eder… Mavi renk, “Kelime-i Tevhid” nuruna işaret eder)
l
RÛYA-Yerden biten bitki. Çayır. (İngilizce, Meadow-Çayır: 62: Mehdi): 217: RÜYA-Uykuda görülen suretler. (Süryanice, Helmonoyo-Rüyâ gibi: 154: Mehdî Muhammed)… SOKAĞIN KARŞISI. “Mukabil”: 1670= 671: MEHDÎ DERVİŞ MUHAMMED. (Arnavutça, “Livadh: 56: On-Tılaî 10 Süvari; Mehdi’yi Hamil 10 Süvari” İmâm-ı Rabbanî Hazretleri’nden, Esseyyid Adbülhakîm Arvasî Üçışık’a kadar”… Derviş Muhammed-442 mührü. “Küçük ebcedle”: 486: Li Küllî Emrin Fehim-Manzur-u Nazar-ı Piran-ı Kiram… Kısakürek-Necib Fazıl: 1441: Salih Mirzabeyoğlu)… Portekiz dilinde, ROSTO-Çehre: 1671: MEHDÎ DERVİŞ MUHAMMED. (İngilizce, Aspect-Çehre: 2470: Ahmed Necib Fazıl Kısakürek-Büyük Doğu Mimarı… İdeolocya Örgüsü’ne Ek-İslâmı Yenilemek: 1450= 451: Salih Mirzabeyoğlu-İbda Mimarı)… Boşnak dilinde, JEZGRO-Çekirdek: 1225= 226: HIERBO-İspayolca, “Çayır”. (Muavvezetan-Muavvezeteyn. Kur’ân’ın son iki Sûresi, Felâk ve Nas: 1267: Berniye-Büyük küb. Küçük Horoz… Halid bin Velid ve Süleyman bin Hâlid Hazretleri’nin “Ebu Süleyman: Horoz” lâkabı hatırda… Yevmiye: “Yatarken Felâk ve Nass Sûreleri’ni oku! Bakalım Allah ne gösterir!”… Muavvizat-İhlâs, Felâk ve Nas Sûreleri: 1217: Rüyâ… Nas-İnsanlar Sûresi: 111: Sahabî-Musa Anter; rüyâ’da gördüğüm bir sahabî’nin ismi)
l
RUH-Çehre. Sürat. Yüz. Efsanevi bir kuş. “Simurg”. (İbranice, Miv’ada-Varılacak yer. Hedef: 62: Mehdi… Süryanice, Chan-Uygun gelen: 1062: Tlai-Csar Forgus-İbranice, Süryanice, “Mehdi’yi Hâmil 10 Süvari”… Süryanice, Nturto-Emanet: 1062: Yamaî-Denizci, Bahriyeli; Üstadım): 800: DAD harfinin ebcedi; Bu harf, Allah’ın “Alim” ismi, 2. Sema mertebesi ve Kamer menzillerinden “Sarfe-Nurlu bir yıldız”a işaret eder. (Sarfe: 770: Müzellil-Zelil eden, uzaklaştıran… Zelil, “Ezel-Uzaklaştırılmış” kökünden gelen bir kelime… Zel harfi, Allah’ın “Müzill” ismi, Hayvanlar mertebesi, Kamer menzillerinden “Sa’du’l Suud”a işaret der; Derece almak, mübarek, mübarek yıldızlara… Hayvan, “Haye-van” kelimesinden gelir; İyi ile kötünün terkibi hâlinde, Kâinat’ın unsurlarından meydana gelen insan bedeni, onu tasarrufa memur olunmak üzere yaratılmıştır. Sadece onda kalan ilim, pek az bir şey; ve ona âit istidatlar, Allah’tan gelen “Ruh”a sarılmak için… Rahman Sûresi’nin 19. âyeti-Meâli - “Kabaran iki deniz birbirlerine kavuşuyorlar”: 1145= 146: Allâme-Çok büyük âlim. Büyük mütefekkir. Her ilimde ihtisas sahibi… Suadî-Topalak otu. Kusto: 1145: Kımme-Beden. Boy, kamet. Başın tepesi. Dağ tepesi. Her şeyin yükseği. İnsan cemaati. Topluluk)… İngilizce, DARDANEL-Çanakkale Boğazı; Marmara ve Ege denizini birleştiren: 800: TİBELOYO HUDO GEDŞO-Süryanice, “Dünya Çapında Bir Hâdise… KAZZ-Yalnız, tek, ferd. (Kazzan-Pire: 850: Temhiz-Doğum ağrısı çekmek… Rüya’da gelen mâna: Muhyiddin-i Arabî Hazretleri’nin bir yazısında, benim için “Bit ve pire hakkında ilk yazan odur!” deniyor): 800: ŞATRANC-I UREFA’nın 100 Kabıyla Birlikte “Vuslat” Hedefi’nin Ebcedi…) Süryanice, MTAHMO YULEONO ANANQİ-Mutlak Fikrin Gerekliliği: 800: KÜLTÜR DAVAMIZ-Alt başlığı, “Temel Meseleler”
l
LAĞIM: Kaleleri düşürmek için gedik açmak veya düşman ordularına zarar vermek maksadıyla açılan ve barut konulup atılan yerler. Bu işi yapanlara “lağımcı” denirdi. Sonradan bu türlü işlere “istihkâm” denilmiş ve o isim altında askerî teşkilât yapılmıştır; tünel, hendek, dehliz açan. Kazurat ve çirkef sularının atılması ve temizliğe mahsus örtülü yol; mânâ’da maddî ve manevî nefs tezkiyesi. (Üstadım’dan bir Noktalama: “Surda bir gedik açtık, mukaddes mi mukaddes / Ey kahpe rüzgâr! Artık ne yandan esersen es!”… AB-KUR: Lağım çukuru. Pisliğin aktığı yol ve delik… ABKARÎ-Mutlaka kusuru olmayan. Kâmil. Bir kavmin seyyidi ve şerifi, efendisi. Beşer sanatı olmayan. Çok güzellik. Bir nevi döşek. “Abkarî”, esasen “Abkar”a mensub demektir. Ebu Suud ve sair tefsirlerine göre, Arab’ın zü’münce bir “Cin beldesi”nin ismidir. Arablar acib gördükleri her şeyi ona nisbet ederler ve “Abkarî” derler. Bazıları da demişlerdir ki, “Abkarî”nin aslı, vasfına hırs ve rağbet olunan her şeye sıfattır, her iyi şey, “Abkar”a nisbet edilirdi… MUS: “Müz”, iyi veya kötü, derin düşünce sureti. Rüya’da, surete sızan sıfatı idrake benzer. “İnsan, aradığının ne olduğunu bilmeden, karşılaştığının da ne olduğu bilemez” hakikati çerçevesinde, benim Takdim yazımı bulma iştiyakım ve hırsım neticesi, çözdüğüm muamma gibi: “Kaptan Kusto Müslüman / Dünya Çapında Bir Hâdise”… İbranice’de, MUSA: Nesne. Şey. “Takdimim”… Portekiz dilinde, BONDOSA-İyi: 129: SALİH. “Lâtif’le ebcedi aynı”… BE HARFİ, Allah’ın Lâtif ismi, Cinler mertebesi, Kamer mezillerinden “Mukaddem min-ed delâl”e işarat eder; öne alınmış delil’e, Takdim’e… “Mukaddim-Takdim eden”, Allah’ın bir ismidir de… Portekiz dilinde, SANAR-İyi etmek: 1312: MİRZABEYOĞLU… Portekiz dilinde, BOA-İyi: 9: İBDA-Benzersiz oluş, misli görülmemiş bir icâd. Köprü… “Kayan Yıldız Sırrı” isimli baş şiirimden: “Bir kayanın üstünde bilmem böyle kaç vakit / Rüyâların izinde tâbirlerin peşinde / Yıldırım düşen levha kumaşım ki mücerret / Açıktan geçen gemi yüreğim o gemide”… Arabça, ABKUR: Onların bulunduğu yer, cinler ülkesi… Arabça, ABKARÎ-Dâhi, deha, üstün zekâlı, enfes, rengarenk halı… ABKARİYET: Dâhilik.
 
RAKÎB
(ŞATRANC-I UREFA’DAN)
 
Şatranc-ı Urefa’nın 22. Kabı, RAKİB-Daima göçüp, kontrol eden, gözeten. Bekçi. Herhangi bir işde üstün olmaya çalışanlardan herbiri. Rekabet edenlerin beheri. “Üstün Çıkıcı mânâsında, Allah’ın 99 güzel isminden biridir”. (Allah, İnsanı eşya ve hâdiseleri teshir etmesi için, kendisine “Halife” olarak yarattı… Muhalif-Birinin halifesi olmak. Anlaşmazlık, karışıklık; İnsan, ister tâbi olsun, ister inkârcı olsun, Allah mutlak “Üstün Çıkıcı”dır: 1112= 113: Salih İzzet Erdiş… Üstadım’ın, “İşaret” isimli şiirinin 2. kıtası: “Var olan yoklukların ömrünü sürüyorum! / Aşklar bomboş kuruntu, hürriyetler esaret! / Yalnız, Rakib ismiyle Allah’ı görüyorum! / Bir yokluk ki, bu dünya, var olandan işaret!”… Arnavutça, Varr-Mezar: 207: Perda-Yarın. “İstikbâl”… İbranice, Kamus-Gizli, saklı: 207: Kamus-Deniz. Derya. Denizin ortası, derin yeri. Büyük lûgat kitabı… Birinci Mısra’nın ebcedi: 1743: Mukarebet-Akrabalık. Yakınlık… Müterakib-Yaklaşan. Birbirine yakın olan, birbirine yaklaşan: 743: Müsabir-Devam edici, devam eden… 2. Mısra’nın ebcedi: 3340= 343: İmşeb-Bu gece… Murakıb-Murakabe eden. Teftiş ve kontrol eden Kimse. Hıfzeden: 343: Asgaran-Kalb ile dil… 3. Mısra’nın ebcedi. “Yalnız, Rakib ismiyle, Allah’ı görüyorum!”: 3126: Vuslat-Sevdiğine kavuşma… Nisu-Başlamak. Açmak. “Nisan kelimesinin köküdür”: 126: Sahil-Kişneyen, kişneyici… Salih: 129: Lâtif… Şiirin yazılış tarihi 1972… Yevmiye: “10 sene önce gelseydin, başka olurdu!”… Derviş Muhammed: 613: Kaptan Kusto Müslüman. “Be harfi, Allah’ın Lâtif ismi, Cinler mertebesi, Kamer menzillerinden Mukaddem min-ed delal; öne alınmış delil, Takdim”… Künun-Bir şeyi saklama, gizli tutma: 126: Hinduvanî-Hindî Kılıç… Yevmiye: “Hiçbir serrişte vermiyorsun hâlinden!”… Serrişte: İpucu. Emare. Delil. Vesile. Maksad. Başa kakmak, şikâyet… 4. Mısra’nın ebcedi: 1812: Şâh-ı Nakşibend… Şiirin Toplam Ebcedi: 10.021= 31: “Al!”… Üstadım’ın 1976 tarihli “Oyuncak” isimli Noktalaması: “Ben bir atım, iradem, elinde binicimin / Bir çocuk oyuncağı, ucunda bir sicimin!”… Birinci Mısra’nın Ebcedi: 1176: Asfad-El ve ayağa takılan kelepçeler… Ben Bir Atım: 705: Habnâme-Rüyâ Kitabı… İradem Binicimin elinde: 1470: Ahmed Necib Fazıl Kısakürek… İkinci Mısra’nın Ebcedi: 1731= 732: Abdülhakîm Koltuğu): 1312: MİRZABEYOĞLU. (Levha: 7 Şubat 1985… Yanımda Üstadım… İki arkadaş gibi yanyana yürüyoruz ve elimizdeki bir kâğıt mevzuunda konuşuyoruz… Ona bu mevzuda, “Efendim, hatar mı acaba?” diye soruyorum… “Öyle hatar olmaz! Her hafta gelip kontrol edeceğim!” diyor… Bu cümlenin ebcedi: 2698: Tayoyo Maloho Kusto-Süryanice, “Kaptan Kusto Müslüman”; şübhesiz Takdim edildiğim yazı… Süryanice, Qarqafto-Kafatası. “Üstadım’dan: Kustum öz ağzımdan Kafatasımı”: 698: Lihye Hamra-Arabça, “Kızıl Sakal”… Süryanice, Cesrin Şno Ağhdo-20 Sene Beraber. “1979-1999”: 2698= 700: Meters-Metris “Cezaevi”… Levha: 11 Ocak 1999… Mehdi’likle ilgili birşeyler… Kolumdan ve elimden tutmuş, etrafımda halkalanan sarıklı ve cübbeli insanlar, hepsi sakallı. Bana, Nakşî Şeyhi Mahmud Efendi’nin çevresindenmişler gibi geliyor. Benim yüzüm değişik, daha toplu, sakalım da daha sık ve top sakal… Dudağımın altındaki sakallı kısımda beliren tam şişmemiş balon gibi pinpon topu büyüklüğünde sarı iki sakal topu, “Bak, sakalı da kızıl!” diye, Mehdî oluşumun işareti kabul ediliyor. Çevremdekilerde bunun neşesi ve sevinci… Biri Sadeddin Ustaosmanoğlu’nu andırıyor!.. Asfar-Kızıl. Sarı. Bomboş şey: 1371: Mehdî Mirzabeyoğlu)
l
Romen dilinde, ADVERSAR-Rakib. (Üstadım’ın yarım bıraktığı “Ruhî Roman”ı Kafa Kâğıdı’nın sonu: Beylerbeyi… Toprağına küskün ve büyük şehir lüpçülüklerine düşkün “Çarıklı Erkânıharpler”in gece-kondu çadırlarıyla kuşattığı İstanbul… aynı Moğol istil…… Giriftar asil bir köşe… Adversar: Ad-Ver-Sar… Mir-i Miran-Beylerbeyi: 1550= 551: Müstevli-İstilâ eden, ele geçiren. Zapteden. Galib olan. Yayılan, her tarafı kaplayan… Mütealî-Yüksek olan, yükselen. Tecrübe ile elde edilen. İlim hududunu aşan: 551: Naşir-Neşreden, yayan… Çarıklı Erkânıharbler-Çekirdekten yetişme ordu ileri gelenleri: 1259: Marhiç-Yılan Balığı. “Balık Burcu, unsuru Su, tabiatı Soğuk-Nemli, türü Birleşik, yıldızı Müşteri, vücutta tesir yeri Ayaklar, cinsiyeti Dişi-Alıcı, kabul edici, simya safhası’nda Yansıtma-Hadiseye ışık tutan insan şuuru, ona muhatab mukabili”… Ordu: 216: Obraz-Boşnak dilinde, “Çehre”… Berf-Ordu, asker. Kar. Güzel söz: 281: Naka-i Salih. “Salih Aleyhisselâm’ın mucizesi”… Gece Kondu Çadırları-Kamer menzillerinde, Ay konakları: 650: Mehdî Muntazır-Beklenen Mehdî… İstanbul-Mekân bul, bulma mekânı. “Tecelli”: 551: Müstevliye-İstilâ eden. Zapteden. Galib olan. Yayılan, her tarafı kuşatan… Aynı, “Moğol”: 1076: Vis-Rumen dilinde, “Rüyâ”… Süryanice, Helmonoyo-Rüyâ gibi: 151: Mehdî Muhammed… Seyyid Abdülhakîm Arvasî Hazretleri’nin sözü: “Şu İstanbul ne garib bir şehir; iyi veya kötü, kim ne ararsa buluyor!”; İstanbul’da Malik hikmeti… Li Küllî Emrin Fehim-Manzur-u Nazar-ı Piran-ı Kiram: 496: Li Mâlik Emrin Fehim-Mâlik işlerinin anlayışı için, anlayışında… Giriftar asil bir köşe: 1565: Kaptan Kusto Müslüman… Maunet-Yardım. İmdad. Azık. Yol yiyeceği. Allah’ın salih kullarına imdadı: 566: Seyyid Abdülhakîm Arvasî. “İstilâcı’nın, yaklaştıkça onun istilâsına uğradığı”… Li Küllî Emrin Fehim: 496: Derviş Muhammed-442 mührü. “En küçük ebcedle”… Necib Fazıl Kısakürek: 1441: Salih Mirzabeyoğlu): 477: İZZET-Mirzabeyoğlu. (Üstadım’ın “Olmaz mı?” isimli şiiri’nden: “Yön yön sarılmışım ne yana baksam / Sarılan olur da saran olmaz mı? / Kim bu yüzü çizen sanatkâr ressam / Geçip de aynaya soran olmaz mı?”… Birinci Mısra’nın Ebcedi: 1198: Nosaf-İbranice, “Ek. İlâve”… İkinci Mısra’nın Toplamı: 1111= 1112: Salih İzzet Erdiş… İki Mısra’nın Toplam Ebcedi: 1309: Serlevha-Yazıda Başlık… Huş-Kalb: 309: Akrah-Alnının ortasında beyaz olan at. “Hadîs: Hayır, atların alnına işlenmiştir!”… Üçüncü Mısra’nın Ebcedi, “Re harfi, Allah’ın Musavvir ismi, 5. Sema mertebesi, Kamer menzillerinden Gaffure; Silen. Affeden. Örtmek”: 1502: İttisam-Damga ve nişan vurmak… Dördüncü Mısra’nın Ebcedi: 602: İstinaf-Baştan başlamak. Sözün başlangıcı; aynalar… Ayna-Gözü güzel ve iri olan: 131: Kale-Dedi. O söyledi… Medma’-Gözler: 154: Mehdî Muhammed… Üç ve Dördüncü Mısralar’ın Ebcedi: 2104: Cenan-Gönül. Ruh. Kalb. Can… Bütün Mısralar’ın Toplam Ebcedi: 416: Hevte-Suya giden yol. Şeria… Kust-ül Bahr-Deniz Kustu: 416: Meşmul-Kaplanmış. Şümullenmiş, etrafı çevrilmiş. Bir şeyin içinde bulunan)
 
 
Not: Tefrika edilen yazının tamamı yahut bir kısmı, Baran Dergisi'nin izni olmadan iktibas edilemez
 
Mütefekkir Salih Mirzabeyoğlu
 
Baran Dergisi 563. Sayı

 
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.