Ölüm Odası B-Yedi: Pamuksu Üstüne -Kaplumbağa Yumurtası- (363)

Mütefekkir Salih Mirzabeyoğlu’nun dergimizde tefrika edilen, dünya ve kainat plânını farklı bir veçheden ve farklı bir üslupla ele alan eseri Ölüm Odası B-Yedi’nin 363. bölümünün alt başlığı “Pamuksu Üstüne -Kaplumbağa Yumurtası-”...

Ölüm Odası B-Yedi: Pamuksu Üstüne -Kaplumbağa Yumurtası- (363)

LEVHA: 7 Ağustos 1987… Deniz sahilinde kayalık bir yer… Dalgalar kayalarda oynaşırken, orada mermerde oyulmuş birşeyler, huni benzeri… Ve kayaların üzeri pamuklanmış… Bunlar, denizin pamuklanmasından olmuş ve deniz kaplumbağaları onların üzerine yumurtluyormuş… Hayret edilecek şey… Orada bulunan biri, “Buradan bildik ki, bu o büyüğün işi!” diye bir veliden bahsediyor… Bu tefsiri yapan da bir Veli!

*

DENİZ KAPLUMBAĞASI: 1323: MALYO BOGO CAL KUSOYO-Süryanice, “Dolmabahçe içinde gizli”. (Dahr-Kaplumbağa. Dağbaşı: 1005= 6: Baba-Ata, ecdad. Gemi halatlarının bağlandığı yer. Mânevî rehber. Şeyh… Dağbaşı: 1318= 319: Şehîd… Arnavut dilinde, Go-Ko, Kim?: 1006: Ug-Moğol dilinde, “Kök, temel, esas”… Çince, Gu-Dönüp bakmak, ilgilenmek, ümid etmek, beklemek, alâka göstermek: 1006: Hgag-Süryanice, Rüyâ görmek)… Süryanice, BİŞ GADO-Mukadder; olacak olan, sözün gelişinden belli: 1323: KAİM-İ MAKAM-Birinin yerine geçen, kaim olan… Süryanice, ELFORO-Gemi Kaptanı: 323: KARİHA-Fikir kabiliyeti. Zihin kuvveti. Her şeyin evveli. Kuyudan çıkarılan ilk su. (Süryanice, Şruro-Fidan; İbda: 712: Turuk-Yakut dilinde, “Buruk, duru, durulmuş, saflaşmış”; rüyâ’da gelen bir mânâ… Fransızca, Heuristique-Keşfetmeye, kendi kendine öğrenmeye yarayan: 712: Munitor-Lâtince, “Köprü yapan”; icâd eden)… Süryanice, LUFRO-Resim. (Derviş Muhammed Semerkandi: 1076: Vis-Romen dilinde, “Rüyâ”… Süryanice, Glo Golo-Kaplumbağa yumurtası: 2076: Hedso-Süryanice, “Fikir”… Boşnak dilinde, Zajedno-Beraber: 76: Sevah-İbranice, “Çalılık”… Süryanice, ŞAMŞORO-Cin Çalısı. “Be harfi, Allah’ın Lâtif ismi, Cinler mertebesi, Kamer menzillerinden Mukaddem min-ed delâl; öne alınmış delil, Takdim”: 1812: Bayız-Yumurta… Şah-Nakşibend: 1812: Bayız-Yumurtlayan, yumurtlayıcı): 1312: ŞUBHO-Süryanice, “İzzet”. (Fransızca, Cousteau-Kusto: 477: İzzet)… Süryanice, ŞUBHO-Şükür. “Kef harfi, Allah’ın Şekür ismi, Kürsî mertebesi, Kamer menzillerinden Arş altı Nesre; dağıtan, yayan, yazı”; resim: 1312: ŞUBHO-Azamet. Şöhret. (Şah-ı Nakşibend Hazretleri: Bizim kibrimiz kibir değil, Kibriyaullahtır!)… Süryanice, TILA-İ ON İRANÎ-Mehdi’yi Hamil 10 Süvari. “Onuncu, Esseyyid Abdülhakîm Arvasî”: 1312: TILA-İ TRECSARTO-Süryanice, “Onikilik”; parantez… Süryanice, ŞUBHO-İhtişam. (Beraat-İhtişam: 1673: Mehdî Derviş Muhammed… Portekiz dilinde, Pundonor-İzzet-i Nefs: 324: Severan-Romen dilinde, “Hükümdar”… Süryanice, Tufsonoyo-Remz. Sembol: 3631= 634: Derviş Muhammed-332 mührü, en büyük ebcedle): 1322: SKEPTER KELLEF SHAPATE-Arnavutça, “Asa Kılıfında Kılıç”.

*

İspanyolca, CARETTA CARETTA-Deniz Kaplumbağası. (Arnavutça, Breshke-Kaplumbağa: 1976: Mahzumoğulları… Gölge Dergisi’nin çıkış tarihi: 1975-76: Münafaza-Tozunu almak için silmek… Esseyyid Abdülhakîm Arvasî Üçışık: 1976: Necib Fazıl… Halidî Azamet: 2055: Beban-Tarz, yol, üslûb, metod… Romen dilinde, Bombac-Pamuk: 1054: Dünya Çapında Bir Hâdise… Lâtince, Alfotoksin-Pamuksu. “Seretan menzili”; haste, istenen: 7636= 743: Derviş Muhammed Semerkandi-442 mührü. “En büyük ebcedle”… Arnavutça, Pambuk-Pamuk: 151: Mehdî Muhammed): 1012: VAKT-İ NAKŞBEND… AYA-İsim takmak, lâkab takmak, ünvan vermek: 1012: MAŞLMONO MORE ELFO-Süryanice, “Kabtan Kusto Müslüman”. (Noktasız harflerle, Derviş Muhammed. “Üstadım’ın rüyası”: 1302: Mirzabeyoğlu)

*

Lâtince, TESTUDINEUS-Kamplumbağa’ya âit olan. (Ye harfi, Allah’ın bütün mertebelerde görünen Rabb ismi, Kamer menzillerinden “Kivan-Baca delikleri” menzili; bütün mertebelerde Dehr’in zımnına açılan “delik / derinlik / tamamlık”lar, Allah’ın “Azameti”nin bilindiği… Ru’b: Korku, havf. Korkudan dolayı iş ve hareketten kesilmek. Korkutmak. Kesmek, derinlik. Sihir, büyü, efsun… Rub: Süpürge… Süpürme… “Peygamber eşiğini süpürmeye memur şâir” diye nitelediği yerde, Üstadım: Atomlarda cümbüş, donanma, şenlik / Ve çevre çevre nur, çevre çevre nur / İçiçe mimarî, içiçe benlik / Bildim seni ey Rabb, bilinmez meşhur!): 1998: HAFİZ-Koruyan. Muhafaza eden. Muhafız. “Allah’ın 99 güzel isminden biridir”.

*

Lâtince, TESTUDO-Kaplumbağa. Kabuk; kuşatan: 877: DEVINETTE-Fransızca, “Bilmece. Bulmaca”. (Büyük ebcedle, Ene Men?-Ben Kimim?: 524: Derviş Muhammed Semerkandi-442 mührü)… Lâtince, Notitia-Bilme. Bulma. (Çistan-Bilmece. Bulmaca: 524: Ehadis-Hadîsler… Kudsî Hadîs: “Veliler kubbelerimin altındadır, onları benden başka kimse bilmez!”… Mü’min kuluna, Resûlü’ne imân etmeyi bile veren, Allah ve bu cümleden olarak anlaşılması gereken bir Veli sözü: “Yarabbi! Bu ne sırdır; seni bilen dostlarını tanıyor, dostlarını tanıyan da seni!”… Lâtince, Situs-Bulunan: 536: Seyyid Abdülhakîm Arvasî… Fettane-Mihenk taşı. Altun ve gümüşü muayeneye yarayan taş: 536: Afinite-Aşk kimyası… Fütun-İmtihan ve tecrübe etmek. Birbiri ardınca mihnete ve şiddete düşürmek. “Yevmiye: Allah, çektirmediği çilenin nimetini vermez. Sana o çileyi taşıyabildiğin için veriyor, sevinmelisin!”: 536: Müste’hil-Lâyık ve ehil olan… Mütenevvim-Rüyâ gören: 536: Heftan-Zırhın altına giyilen pamuklu kumaş. Kaftan… Rüyâ Kelâm Heftanı: 1843: Derviş Muhammed, büyük ebcedle): 1877: QELEYTO D’BET GAZO-Süryanice, “Hazine Odası. (Hadîs: Allah’ın sır hazinesi, Arş'ın altındadır ve anahtarı şâirlerin diline verilmiştir!)… LAKPÜŞTE-Kaplumbağa: 758: MAHŞABTO-Süryanice, “Zihin”… Süryanice, MAHŞABTO-Düşünce: 758: PROKLJUVATİ-Arnavutça, “Gizli bilgiyi ele geçirmek”… Süryanice, MAHŞABTO-Gizli bilgiyi ele geçirmek: 758: ZÜHBAN-Altunlar; manevî kemaller.

İBDA

(TOPLULUK HAKİKATİ)

LEVHA: 5 Eylül 1985… “Topluluk hakikati” üzerinde gayet insicamlı düşünceler içindeyim… Ve “İbda, topluluk hakikatinin kendisidir!” diyorum!

*

İBDA Topluluk Hakikati: 2074= 76: SEHABE-Tek Bulut… AHENK-Sesler arasındaki uygunluk. Düzgün tarz ve gidiş: 76: NUK-Kuş gagası. “Sivri ve ileri uç”. (Süryanice, Nateş-Gagalamak: 4751: Derviş Muhammed-442 mührü, en büyük ebcedle)… Romen dilinde, VİS-Rüyâ: (Hadîs: Rüya, Allah’ın, uykusunda kuluna söylediği kelimelerdir!): 76: SPİCA-Boşnak dilinde, “Uç noktası. Zirve. Çekirdek”; bit… Süryanice, CAMUDOYO-Kaim: 76: MEHDÎ Salih Mirzabeyoğlu.

*

İBDA’-Bir kimseye, kârı kendisine âit olmak üzere sermaye vermek. Sorulan soruya güzel cevab vermek. Kandırmak, kâfi gelmek: 874: ESTATYUNO-Süryanice, “Merkez”… AZD-Destek, kuvvet, kudret: 874: SAHABÎ MUSA ANTAR. “Rüyâ’da gördüğüm bir sahabî’nin ismi”… TOPLULUK HAKİKATİ-Fertte toplu topluluk hakikati: 1200: EBU SÜLEYMAN-Halid bin Velid ve Süleyman bin Halid Hazretleri’nin “Horoz” mânâsına gelen lâkabları; Mahzumoğulları kabilesinden… FASL-İki şey arasındaki ek yeri: 1200: BUKVALNO-Boşnak dilinde, “Harfi harfine”. (Münafaza-Tozunu almak için silmek: 1976: Vasar Krevat-Boşnak dilinde, “Dağınık Yatak”; rüyâ, tâbire muhtaç, iz sürmek… Seyyid Abdülhakîm Arvasî Üçışık: 1976: Necib Fazıl… İdeolocya Örgüsü’ne Ek-“İslâmı Yenilemek”: 1451: Salih Mirzabeyoğlu… Lâtince, Additementum-Ek: 957: Nevşah-Yeni dal. Yeni çıkmış geyik boynuzu… Lâtince, Auctarium-Ek: 667: Temerküz-Merkez tutma, merkezleşme. Yığılma, birikme)

*

Süryanice, KENŞO RABO ŞRORO-Topluluk Hakikati. (Veli sözü: “Ben kalabalığa karışıp kaybolmadan, kendimi bulamam!”… Halvetin hakikati kalmamıştır diyen İmâm-ı Rabbanî Hazreti, “Toplulukta halvet” yolunu muarife etmiştir; “Halvetten sohbete” şiarı… Üstadım’ın, “Nuru musluk musluk dağıtan sohbet!” dediği, sohbetin hakikati yolu… Sizin anlayacağınız, “Cemiyet kavgası kaçaklığı mazeretine ve tesellisine” yer yok; hedefin hakikati, Başyücelik Devleti!): 4299: DERVİŞ MUHAMMED. “En büyük ebcedle”. Fertte toplu topluluk hakikatinin hakikati; Mürşidi Allah olan, Allah Sevgilisi’nden, Sahabiler Kadrosu’na, ve…

*

“Kayan Yıldız Sırrı”ndan, ALTUN NAZAR’dan: Tek bir altun nazarda can pazarı karıştı / Aslolan yalnızlıkla toplulukta tanıştı // Bir ben bir ben bir de ben kırk mesele kırk ayak / Halihazır ne varsa ayrı safta kapıştı // Cümle cümle bir âlem cümle kapısı bende / Aslolan toplulukla yalnızlıkta tanıştı // Cânın câna karıştı tek bir altun nazarda / İmkâna küskün ümit ihtimalle barıştı. (1988)

BEYAZ YELEKLİ

LEVHA: 18 Mart 2004… Benim kitabımı veya yazımı, Velî bir zat okumuş veya hülâsa olarak biliyor; ondaki müsbet intibadan, içim çok hoş oluyor. Bu çerçevede uzun uzun uğraşıyorum. O zât, rahmetli dedem Abdülkadir Güleray’a benziyor, o imiş gibi ama, o değil. Bununla ilgi içinde, sanki Bursa’dan, Kütahya üzerinden Eskişehir’e gidecek. Üzerinde, ayak bileklerine kadar uzun beyaz bir entari; üzerine siyah bir yeleği giymesi için tutuyorum, o beyaz yeleğini istiyor, onu tutuyorum, giyiyor.

*

ABDÜLKADİR GÜLERAY. (Romen dilinde, Cautare-Tetkik: 7616: Derviş Muhammed Semerkandi-332 mührü. “En büyük ebcedle”… Levha: 27 Ekim 1988… Şemsipaşa Camii’nin olduğu yerde, deniz seviyesinde 2 metre genişliğindeki yolun üst tarafı boydan boya Hastahane… Hastahane’nin camlarından üç hasta görünüyor ki, birisi rahmetli dedem Abdülkadir Güleray… Ezan okunuyor… Onun hasta olduğu için yataktan kalkamadığını düşünüyorum… Lâtin dilinde, Hasta-Mızrak, kargı: 470: Ahmed Necib Fazıl Kısakürek): 674: İSTİZARE-Ziyaretine gelinmesini isteme… Süryanice, QARO QENTO-Kabak Çekirdeği. (Rahmetli dedem, 2. Dünya harbi şartlarında, borçlarını alamadığı için Bakkal dükkânı iflas etmiş, bir evini satmış ve tablada çerez satarak geçimini temine başlamıştır; çocukluk hatıralarım!): 674: TRİBUNO-Süryanice, “Hükümdar”; oyun sahasını kuşatan. (Kedu: Kabak. Kafatası; İngilizce’de, “ekol”, okul)… MEDHAL-Takdim. Dahil olacak yer. “Kaptan Kusto Müslüman”: 1673: SALİH İzzet Erdiş… İbranice, EST PRİ-Meyve ağacı. “Şecere. Silsile”. (Baba-Ata. Ecdad. Manevî rehber. Şeyh. Gemi halatlarının bağlandığı yer: 1006: Tevessuk-İnanıp güvenmek ve itimad etmek): 1673= 674: MEHDÎ DERVİŞ MUHAMMED.

*

BURSA: 278: ARVASİ… KÜTAHYA: 442: TAEM-Süryanice, “İkiz doğurmak”… Süryanice, YARHO D’İYOR-Mayıs ayı: 442: VELUT-Süryanice, “Aynısı”. (Kısakürek: 1441: Salih Mirzabeyoğlu)… BETİL-Ağacın gövdesinden veya ana ağaçtan ayrılıp ayrı kök salan fidan. Hazret-i Meryem’in lâkabı. Salkımları sarkmış ağaç. Nehirlerdeki akıntılar: 442: TAHT HZUQYO-Süryanice, “Taht menzili”; Kef harfi, Allah’ın Şekür ismi, Kürsî mertebesi, Kamer menzillerinden “Nesre-Yazı. Saçma, yayma”ya işaret eder. (İnsanî Hakikatin Gayb Perdelerinde, Hafi Gayb, İsâ Aleyhisselâm’ın gaybıdır. Perdelerinin rengi siyâh ve Perşembe günü ile ilgilidir; bu gün, Allah Sevgilisi’nin yola çıkmayı sevdiği gündür. Üstadım da, Çarşamba’nın Perşembe’ye bağlandığı gün vefat etmiştir!)… ESKİŞEHİR: 596: TEVFİK-Uygun düşürme. Muvafık kılmak. (Bursa + Kütahya + Eskişehir: 1316: Şehîd… “Karye: Bursa ve Balıkesir havzası” + Kütahya + Eskişehir: 316 + 442 + 596= 1354: Mahzumoğulları. “Hâlid bin Velid Hazretleri’nin mensubu olduğu Kureyş Kabilesi”… Seyyid Abdülhakîm Arvasî Üçışık + Necib Fazıl Kısakürek: 1354: Mıhtare-Kuş ayağına yapılan köstek. Kelebçe… Yolumuz / Hâlimiz / Çaremiz. “Üstadım’ın Eskişehir’de verdiği konferans tarihi”: 2966: Seyyid Abdülhakîm Arvasî + Necib Fazıl Kısakürek + İzzet Erdiş)

*

Arnavut dilinde, JELEK-Yelek: 59: CEVN-Beyaz. Kara. (Yelek“a”-Her nesnenin beyazı. Keçi; oğlak: 140: Suud-Mübarek. Mübarek sayılan yıldızlar. Derece almak… Edhem-Karayağız at: 50: Muhibb-Seven. Muhabbet eden. Dost. Hayrı isteyen… Küll-Hep. Bütün. Cüzlerden meydana gelmiş olan: 50: Mübevveb-Kısımlara ayrılmış kitab)… MEHDÎ: 59: İHTİZAN-Sırrı gizlemek. (Kaptan Kusto Müslüman: 559: Mus’a Mahzumoğulları. “Mus’a: Küçük ve dut benzeri kırmızı meyveleri olan bir çalı cinsi, çalılık”; cin çalısı, sır yumağı… Süryanice, Şamşuro-Cin çalısı: 813: Ebyaz-Beyaz. Parlak. Daha parlak… Hazka-Mehâret, ustalık, mahirlik: 813: Bayız-Yumurtlayıcı, yumurtlayan… Lâtince, Nefos-Torun: 1559: Mutoyo Man?-Süryanice, “Kim geldi?” denilen… İstisvab-Doğru bulma, makul görme, beğenme… Karaçay Malkar dilinde, Sabun-Mühür. “Derviş Muhammed-442 mührü: 1053: Dünya Çapında Bir Hâdise; Takdim yazımın alt başlığı”: 1559: Mehdî Salih İzzet Mirzabeyoğlu)

SADAKAT

(ŞATRANC-I UREFA’DAN)

Şatranc-ı Urefa’nın 51. Kabı, SADAKAT-Dostluk. Vefalılık. (Arnavutça, Besnikeri-Sadakat: 1354: Mahzumoğulları; Kureyş’in savaş için ikmal ve iaşe işlerine bakan, vergi ve haraç toplayan kolu): 595: İKTİSAD-Tutum. Biriktirme. Her hususta itidal üzere bulunma. Lüzumundan fazla veya eksik sarfiyattan kaçınma. Edebiyatta, beyit veya kasideyi, birbirine “ekleme-vasl” ile uzatma. (İktisad, madde ve mânâda İlâhî Hikmet Nizamı’nın vesilelerinden biri; işte bu sebeble, maksada vesile âmeldir. “Umur-u Maliye” denilen kemmiyetle ilgili iktisadın da gayesi, “unsurlar arası muvazene”nin temininden ibarettir… Yevmiye: Üstadım, paradan sıfırları atmaktan bahsediyor. Sonra, gayet mânâlı bir gülümsemeyle: “Ben iktisatçı değilim; ama iktisad ilminden pay almak lâzım. İktisattan pay almayan fikir adamı olamaz!”… Yevmiye: “Tasarrufu, iktisad etme zannederler. O da var ama, tasarruf, bir şeye hâkim olmaktır. İktisad için, pay sahibi olacak kadar bilgi yeter; ama adamlar işin sanat tarafını anlamıyorlar. Dava, nazariyelere ve rakamlara boğulmuş allâmelikte değil!”… Yevmiye: “Tasarruf; bayılırım bu kelimeye! Bu da Arabça’nın en güzel kelimelerinden biridir. Tasarrufu iktisad diye alırız kâh… Değil o; hâkim olmak, yakalamaktır!”... Beden mülkü üzerindeki müsbet-menfi tasarruftan, eşya ve hâdiseyi teshire kadar genişleyen bir mevzu!)…

*

Boşnak dilinde, EKONOMİJA-İktisad: 221: TARZE-Şekil, suret. Renk. Sıfat… ÜRK-Mekân, mevki: 221: TAHYİR-İstediğini seçmesi teklif edilen. “Görünmez el kanunu sabiti ve hürriyet”… Süryanice, MAŞUHTO-İktisad. Ekonomi: 761: ÂZİN-Kanun, kaide. (Rejim)… Lâtince, DOMINANS-Harfi harfine: 221: MÜSLÜMAN… İDEOLOCYA ÖRGÜSÜ’NE EK-İslâmı yenilemek: 1451: MMAŞHONO-Süryanice, “Ekonomik”; ekonomi ile ilgili, muvafık, uygun… İbranice, EMİT-Teyid etmek, tasdik etmek: 451: ET MİNİ?-İbranice, “Kimi?”… İbranice, TILAİ-Yama: 451: SALİH Mirzabeyoğlu… Süryanice, TAYOYO QAZORO KUSTO-Müslüman Kaptan Kusto: 833: MAŞUHTONOYO-Ekonomist. İktisatçı… Süryanice, Maşuhtonoyo-Ekonomist: 833: Derviş Muhammed. “Büyük ebced”.

*

Lâtince, FIDELITAS-Sadakat: 1595: ŞERİFE-Şerefli, mübarek. Peygamber neslinden, Hazret-i Hüseyin soyundan olan ve İslâma tam bir sadakatle bağlı kimse. (Esseyyid Abdülhakîm Arvasî: 566: Süruş-Melek. Cebrail Aleyhisselâm… Sıddikun-Rüya Meleği: 250: Murd-Mersin Ağacı… Lâtince, Myrtus-Mersin. Mersin ağacına âit. “Mersin: Mer-Sin: Mir-Sin; Mir Şeceresi’ne âit”: 716: Şehriyar-Hükümdar… Malik-Sahib. Hükümdar: 90: Sad harfinin ebcedi. “İngilizce, Sad: Kederli, üzgün”; Sad harfinin iki devirini gösteren şekil, ruh ve beden maveraya meyildir ve dünyayı gurbet bilen bir hakikat olarak, hakikati küçük ölüm denilen uykudan bilinir. Ruhun, sabiti olan bedene dönüşte suret elbisesini giyişidir ki, öbür âleme misâl… Süryanice, Glo Golo-Kablumbağa Yumurtası: 2076: Vis-Romen dilinde “Rüya”… Hakîm-Herşeyi yerli yerince eden; varlığın hakikatini muttasıf: 78: İbda’-Hemze, Allah’ın “Mübdi’-Güzel Yaratan” ismi, Kamer menzillerinden “Seretan-Yengeç, Nath-Tos vuran hayvan, başvuran beden”e işaret eder)

*

Süryanice, MAŞUHTO-İktisad. “Tutma. Tasarruf”: 761: CESRİN ŞATO B’ŞAYYUTO-Süryanice, “20 Sene Beraber”; (Levha: 28 Haziran 1984… Kalın ve yuvarlak mermer bir sütunda, afiş büyüklüğünde Üstadım’ın kitabı… Kapakta, “20 Yıl Beraber” diye bir başlık. “…” Üstadım’ın kitabını okurken, onu hayâl mi ediyorum, yoksa ben okurken sözleri o söylüyor gibi canlı mı görüyorum, yoksa o mu okuyor, kestiremiyorum… Ama onu gördüm… Şöyle bir cümle: “40 senede de erilmez ama, biz erdik!”… Kitabtaki o yazının Hazret-i Hüseyin ile alâkalı olup olmadığını bilmiyorum!)… Kıpçak dilinde, KEZLİ-Gizlemek: 1760= 761: FRESTO MALYUTO BUSTONO-Süryanice, “Dolmabahçe Sarayı”… İbranice, ŞAHMATAY-Şatranç Oynayan: 761: STERK-Kürtçe, “Yıldız”… DERVİŞ MUHAMMED-332 mührü. “En büyük ebcedle”: 4641= 1644: EBU HALİD-Canavar. Köpek. İz süren. Arab. Tabirci. (Üstadım’ın, “O ve Ben” isimli eserinde, 1935-1936 tarihli bir “yakaza-Uyku ile uyanıklık arası”, çetin geçen bir gecede yatağa yattığı ânda: Tam o ânda, gözlerim yumulu, apaçık bir şey görüyorum. Bir canavar, anlatılmaz bir canavar, köpek azmanı bir canavar, ağzını açmış, iğne ucundan daha sivri dişlerini çıkarmış bana hırlıyor // Uyuyorum… Yahut müthiş bir his iptali altında kendimden geçiyorum… Ertesi sabah kalktığım zaman, dünya benim için başka bir dünyadır. Bu hâli biraz yakından görebilmek için, ondan 3-4 yıl sonra yazdığım ve evvelâ “Senfoni”, arkasından “Çile” ismini verdiğim ve en çok sevdiğim şiiri okumak lâzım: Ensemin örsünde bir demir balyoz / Kapandım yatağa son çare diye / Bir kanlı şafakta bana çil horoz / Yepyeni bir dünya etti hediye!)… İspanyolca, TARJETA DE IDENTIDAD-Hüviyet Cüzdanı: 2644: TARTACESRO BCİRO YALDO NOS-O DMİRO TAŞRURO-Süryanice, “12 sığır yavrusundan biri, mucize beyanıdır”

*

LEVHA: 8 Eylül 1987… “Biri bana, 1919 yılının İngilizce söylenişini soruyor… Söylemeye çalışıyorum; sonra da Hoca olduğunu, Faik’e sorarsa onun daha iyi bilebileceğini söylüyorum!”… Boşnak dilinde, UPİT-Soru. Sorgu: 1417: NECİB Fazıl Kısakürek… Lâtince, SUBLIGACULUM-Kuşakla ilgili: 1919: QOYUMUTO HİYUTO-Süryanice, “Hüviyet Kontrolü”… Latince, CINGULUM-Kuşak: 1145: RAHMAN Sûresi’nin 19. Âyeti. “Meal: Allah, mecbur iki denizi saldı kavuşuyorlar”… Arabça, ELF VE TİSAMİE VE TİSATE AŞERA-Bin dokuzyüz ondokuz: 2194: ALAŞAMENT-Romen dilinde, “Sadakat”… DESFAN-Bir şeye talib olan kişi: 195: ZULKADİROĞLU-Üstadım’ın ata soyu… SİSA-Horoz mahmuzu. Sığır boynuzu. “Kavanoz”. (Üstadım’ın, “ikimizin şiirleri” dediği Noktalamalardan, Kavanoz: Bir cümbüştür kopsa da gece yakamozlarda / Münzevi balıklarız ayrı kavanozlarda!): 195: SIDAK-Nikâh parası. (Mihr-Mehr. Erkek tarafından kadına verilen nikâh bedeli. Muhabbet: 245: Mühr-Mühür. Damga. İmza yerine basılan yazılı damga… Boşnak dilinde, Par-Kanat: 202: Par-Çift… Derviş Muhammed-442 mührü… Kısakürek: 1441: Salih Mirzabeyoğlu)… İngilizce, NİNETEEN NİNETEEN-Bin dokuzyüz ondokuz: 1126: KABADAYI-Ebu Süleyman; Halid bin Velid ve Süleyman bin Halid’in lâkabı… SANİYE-Su taşıyan deve: 126: ASALE-Zehiri çok tesirli korkunç yılan. (Üstadım’ın “Zehir” isimli şiirinden: “Çocukken haftalar bana asırdı / Derken saat oldu, derken saniye”… Yine aynı şiirden: “Gelsin beni yokluk akrebi soksun / Bir zehir ki, hayat özü faniye”…)… SANİYE-Dakika’nın 60’da biri: 566: Seyyid Abdülhakîm Arvasî… SIRDAŞ-Birinin sırrını bilen, sır saklayan: 1566: KAPTAN KUSTO MÜSLÜMAN… SİMAVÎ-Çehreye âit: 127: ZAİM-Mirza. Zulkadir. Kefil. Zeamet sahibi… BUZAĞI: 1918: SALİH İzzet Mirzabeyoğlu. “Aynı ebcedle, Dedektif: Hafiye”.

Not: Tefrika edilen yazının tamamı yahut bir kısmı, Baran Dergisi'nin izni olmadan iktibas edilemez

Mütefekkir Salih Mirzabeyoğlu – Baran Dergisi 538. Sayı

Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.