Ölüm Odası B/Yedi: Anadoluculuk (Yeryüzü Mescid Kılındı) - 115

Ölüm Odası B-Yedi (115)

Ölüm Odası B/Yedi: Anadoluculuk (Yeryüzü Mescid Kılındı) - 115

ŞEYH Yesevî Makamatı’ndan: “Uzun geceyi kandil gibi aydınlatan, — Bir ânda cihanı gül bahçesi eden, — Ne zaman güç işim düşe kolay eden, — Ey herkesin güçlüğünü kolay eden Allah’ım!”… EMİR Timur - Sofu Timur - Timur-Leng: “Rum ülkesine, –Anadolu’ya– yöneldiğimde, Hazret-i Yesevî’nin Makamatı’ndan bir işaret aradığımda bu müjde veren rübaisi ile karşılaştım. Ne zaman bir müşkilâtla karşılaşırsanız, bunu okuyun. Ben rübaiyi ezberledim ve Rum Hükümdarı Sultan Bayezid ile karşılaştığımızda bunu 70 defa okudum, zafer hasıl oldu!”… Hazret-i Yesevi’nin bağlısı Emir Timur’un, yine “Ey yiğit! Çabuk Buhara’ya git, inşallah oradaki Sultan’ın ölümü senin elindendir, bütün Buhara halkı zaten seni bekliyor!” diye rüyâda fethi müjdelemesi. Bağlılık, tasarrufun ölümden sonra da devam etmesi ve aslında onu hiç görmemiş, kendisinden evvel yaşamış olmasına rağmen… HOCA Ahmed Yesevî isimli eserin sahibi, HAYATÎ Bican: Emir Timur’un Buhara civarında yaşayan HACEGÂN silsilesi şeyhlerine gösterdiği ilgiyi anlatan birçok menkıbe vardır. Emir Timur Hânedanı’ndan ünlü Sultan EBU Said Mirza’nın, Hacegan silsilesinden Ubeydullah Ahrar’ın iltifatına mazhar olmasını da, yine onun kerametine dayandırırlar - SULTAN Ebu Saîd Mirza’nın daha nam ve sanı yokken UBEYDULLAH Ahrar Hazretleri, bir kağıt parçasına Ebu Saîd’in ismini yazıp sarığının kıvrımına soktu. Bunu gören mürîdleri, ismi yazılan kişinin kim olduğunu sordular ve “Bize, size, Taşkent, Semerkant ve Horasan halkına Sultan olacak adam!” cevabını aldılar. Gerçekten de aradan kısa bir zaman geçtikten sonra EBU Saîd Mîrza’nın yıldızı parladı ve nâmı âleme yayıldı. Meğer o vakitler SULTAN Ebu Saîd Mirza da şöyle bir rüyâ görür: Ubeydullah Ahrar Hazretleri, Ahmed Yesevî’nin işaretiyle Ebu Saîd için dua edip Fatiha okur. Ebu Saîd Mîrza rüyâsında Ahmed Yesevî Hazretleri’ne, kendisine dua edip Fatiha okuyanın kim olduğunu sorup isminin UBEYDULLAH Ahrar olduğunu öğrenir. EBU Saîd Mîrza sabahleyin, maiyetindekilere “Ubeydullah Ahrar” isimli birisini tanıyıp tanımadıklarını sorar. Taşkent’te bu isimde bir MÜRŞİD bulunduğunu haber alır almaz, hemen Taşkent’e doğru yola çıkar ve nihayet Ferket’te onunla karşılaşıp görüşerek dua ve Fatiha niyâz eder. Bunun üzerine Ubeydullah Ahrar Hazretleri gülerek: “Fatiha bir kez olur!” der.
*
EMİR Timur’dan sonra yaşamış olan İMAM-I Rabbanî Hazretleri’nin, onun hakkında konuşurken saygı mânâsına dikkatli olunması ihtarında bulunduğu… MEKTUBAT isimli eserinde, “SAÎD MİRZÂ’ya Mektub” başlıklı bir Mektubu olduğunu hatırlıyorum; ve Nurcular’ın, o başlığı SAİD-İ Nursî Hazretleri’ne işaret diye yorduklarını!
*
TURAN, eski Farisîler tarafından Türkistan ve Tataristan taraflarına verilen isimdir… İran’ın Doğusu’nda kalanların, Özbekistan, Kırgızistan, Kazakistan vesaire gibi yerlerin, Moğolistan’ın aynı genel içine girebileceği, hakîm olana nisbetle… Meselâ Moğollar: Turanî milletlerin en büyüklerinden bir kabile olup, Türkler Mancurlarla (hacir altına alınanlar) cinsi yakınlıkları vardır. Asya’nın ortalarında bugün Çin Devleti’ne tâbi olan ve Moğolistan ismiyle bilinen geniş bir çölde ve Sibirya ve Türkistan’ın da bazı taraflarında bulunurlar. Büyük Moğol Hükümdarı meşhur CENGİZ Hân’la beraber Asya’nın batı taraflarına akın ettikleri zaman, Asya’nın büyük bir kısmıyla Avrupa’nın da bir kısmını yakıp yıkmışlardır… ANAYURT fikri, neticede tarih sahnesinde oradan oraya akarak giden kitlelerin, nereye gitse de gelmiş oldukları veya zaman içinde kök saldıkları yer, bu arada tabiî olarak insanların birbirine karışmaları çerçevesinde edindikleri isimdir; tıpkı Amerikalı’nın, kendini sadece “Amerikalı” veya “İtalyan asıllı Amerikalı” diye nitelemesi gibi. İtalyan asıllı Amerikalı, asıl “ırk, dil, kültür, toprak” her neyse, hiçbir zaman İtalyan denilenin aynı değildir. Hoş İtalyan da İtalyan değil… Asıl “din” olarak alındıktan sonra ise, “İslâm’ın tecelli ettiği her yer” vatandır; toprak da senin benimsediğin… TİMUR, “Tatar” asıllı iken, Doğu Türkistan Hükümdarı, derken Müslüman Moğollar’ın başında Cengiz Han’dan daha geniş fütuhatı “Müslüman” kimliği ve Müslümanlar’ın hâkimiyeti olarak gerçekleştirmiş, İslâm Birliği için savaşırken bütün müslüman unsurları da çeşitli genişliklerde fütuhatına ortak kılmış bir isim… Dünyanın en kudretli ordu ve devletine sahib Çin’den Mısır’a kadar uzanan bir genişlikten sonra, malûm Ankara dolaylarında Yıldırım Bayezidî mağlub eden; Altunordu, Mısır - Suriye - Memlük, Hindistan, Osmanlı, Bizans - Trabzon Rum İmparatorlukları’nı, bir sürü Kral ve prenslikleri kendine bağladıktan [sonra] Batı Seferi ve Anadolu Seferine son verip Çin seferi için tekrar Türkistan’a yönelen… Bütün bu olup bitenlerden bize kalan ders, ANAYURT veya MERKEZ kabul olunan şurası veya burası, her ne olursa olup bitmiş, ama TARİHÎ servet hâlinde “ilim, kültür vesaire” yanında hattâ toprak hakkını hissetmek: Kuru hayâlle değil, “Anadoluculuk” fikrine bağlamak üzere “bir zamanlar” hissi… FİKRİMİZ’in tecelli ettiği her yer Anadolu’dur, Anayurt’tur; dahası, YERYÜZÜ BİZE MESCİD KILINDI görevinin şuuruyla, YENİ DÜNYA DÜZENİ’nin aslı, İslâmcası hedefi hep daim!
*
EMİR Timur: 897: TEZFİT-Ziftleme, zift sürme. Bir satıhtaki aralıkları da doldurarak, birleştirmek. Hep bir renk etmek… ZAMİME-Ek, ilâve. Arttırma, katma. (Allah ve Resûlü’nün ipine sarılmış, işini ona bağlama, miyan-bend etme): 896: FÜTUHAT-Fetihler, zaferler… FÜYUZ-Feyizler, inayetler: 896: TEMEHTEN-İri vücudlu, boylu boslu yiğit. (EBEDD-İri vücutlu kimse: 7: EBED).
*
TİMUR-LENG. (Leng-Topal: 100: Milel-Milletler… Gusto: 101: Key’-Hükümdar): 747: HAŞMET… TİMUR-Arec: Topal Timur. (Arec-Dirsek. Kolun arkadan ek yeri: 204: Arca-Sırtlan. Topal… Arenc-Dirsek: 254: Mürid… Said-Kolun bilek ile dirsek arası: 135: Felke-Ayın dolunay şekli… Aynı ebcedle “sahil”: At kişnemesi. Dalga sesi.): 919: (Levha: 8 Eylül 1987… Biri bana, 1919 yılının İngilizce söylenişini soruyor!)… SÜBUTÎ-Müsbet. İsbatlı olan. Varlığı isbat edilene, kat’iyye âit olan: 919: SALİH İzzet Mirzabeyoğlu.
*
EBU Said Mirza: 411= 1410: ÜÇIŞIK… KARNEYN-İki boynuz. (Doğu ve Batı. Zâhir ve bâtın): 1409= 410: MUSA Mirzabeyoğlu. (Necib Fazıl Kısakürek: 1417: Musa Mirzabeyoğlu… Musa Mirzabeyoğlu: 428: Salih Mirzabeyoğlu)… ŞİNAS-Tanıyan, bilen, anlayan: 411= 1410: EBU Eyyub-il Ensarî.
*
SULTAN Ebu Said Mirza: 561: MÜSMEKAT-Gökler, semavat… MÜSTEBTİN-Bir şeyin içyüzüne, ledünnüne vakıf olmak: 561: LAY-AB GİYAN. (Söyleyen ilim merkezi… Söyleyen rahmanî nefs… Söyleyen, hayatın merkezi… Başta Allah Sevgilisi ki, O’nun kul olarak HADD-İ Zâtı’nda meçhul olan LAYAB GIYAN sırrını birlikte düşününüz: O ve Allah… Furkan Suresi 53. âyet meâli: “O’dur ki, iki denizi salmış, şu tatlı, şu tuzlu; aralarına da bir perde ve MANİ’A koymuştur”… MANİ’A, Allah ile Kulu arasında EZEL sırrı ki, NEFS’in EBED boyu sarmaşık ve nurbat gibi sarılacağı!)… Aynı ebcedle MEHDÎ Muhammed Ebu Said Mirza.
 
ŞAHİDE
(DİNLENEN-DİNLEYEN)
 
YUNUS Emre: Yedi kat gökleri seyran eyleyen, — KÜRSÎ’nin üstünde cevelan eyleyen, — MİRACI’nda ümmetini dileyen, — Adı güzel kendi güzel Muhammed!
*
Birinci Gök’te: Adem Aleyhisselâm… İkinci Gök’te: Yahya Aleyhisselâm… Üçüncü Gök’te: İsa Aleyhisselâm… Dördüncü Gök’te: Yusuf Aleyhisselâm… Beşinci Gök’te: İdris Aleyhisselâm… Altıncı Gök’te: Musa Aleyhisselâm ve Harun Aleyhisselâm… Yedinci Gök’te: Allah Sevgilisi.
*
Birinci Gök-Semâ: Ye harfi. Allah’ın Er-Rabb ismi… İkinci Gök-Semâ: Dad harfi. Allah’ın El-Alîm ismi… Üçüncü Gök-Semâ: Lâm harfi. Allah’ın El-Kahir ismi… Dördüncü Gök-Semâ: Nun harfi. Allah’ın En-Nur ismi… Beşinci Gök-Semâ: Ra harfi. Allah’ın El-Musavvir… Altıncı Gök-Semâ: Tı harfi. Allah’ın El-Muhsiyy ismi… Yedinci Gök.-Semâ: Dal harfi. Allah’ın El-Mübin ismi. (GAYN Harfi, Allah’ın Ez-Zâhir ismi ile ilgili ve mertebesi Küllî Cisim.)
*
LEVHA: 22 Aralık 1991… Bir yabancı-turist kız… “Ğ” harfini soruyor… Ona, bu harfi “G” gibi bir harfle karıştırdığını söylüyorum… Sonra o kız, sinema salonu gibi bir yerde ve seyirciler arasında İlâhî söylemeye başlıyor, hisleniyorum… Sonra ayrı bir bölmeye gidiyorum… Almanya’dan gelmiş olanların topluluğunda, türkü söylüyor!
*
GAYN. (Küçük ebcedi): 1000: ELF-(Bin sayısının ismi. Bin adet şey vermek ve ünsiyet etmek mânâlarına gelir.)… TESMİN-Sekize çıkarma. Bir şeye kıymet biçme: 1000: ŞAHSÎ-Şahsa mahsus, şahsa dâir… ŞAHÎS-Büyük cüsseli, iri yapılı kimse: 1000: MUZALLEL-Gölgeli, gölgelenmiş.
*
GAYN. (En küçük ebcedi): 10: EBCED… DÜ-İki: 10: ÇAV-Kürtçe Göz… BEVA’-Beraber. Doğrulanmak: 10: MUZLİM-Karanlık. Siyahlık. Meçhul… BAZ-Doğan kuşu, av kuşu. Temyiz. İniş: 10: BESBESE-İşi halka duyurmak.
*
GAYN. (Büyük ebced): 1060: İNSAN… BÜYÜK DOĞU: 1060: SİN harfinin ebcedi. Dâ’va cetvelinde Allah’ın Es-Semi’ ismine işaret eder.
*
GAYN. (En büyük ebced): 111: ELF. (Elif, lâm ve fe harfi)… SAHABÎ: 111: ISTIHAB-Dostluk. Konuşma, sohbet etme. (Herşeyde parçaların toplamından fazla birşey vardır. Yedi kat göğün üstündeki semâ tabakası KÜRSÎ, Arş’ın altında olmakla, Allah Sevgilisi’nin cevelân ettiği, Allah’ın zâhiri’nin zâhirinde - kula mahsusunda… EMR Âlemi’nde, Allah ve Sevgilisi; Kulun meçhule açılışı… Cisim: Varlığı bilinen, mekânî. Allah’ın Zât âlemi’ne nisbetle “sanki” mekân gibi olan mekânsızlık âlemi ve ruhun İnsan yönünden yaratılmış olmakla “mahluk” olması bakımından bâtındaki tekâmül mertebelerinde varlığına cisim atfı (nefs) bu cihetle: KÜLLÎ Cisim, Allah Sevgilisi. Her şeyde O. Peygamberlerden sonra bu mânâyı hamil SAHABİLER - Onların gizlisi, onlarda gizlenen de, kısaca, Allah ve Sevgilisi… SAHABÎ, Allah Sevgilisi’nin çevresi olarak ÜMMET modeli ve bunun ferdi iken, her Peygamber’in ona mahsus velâyetinin olması bakımından, bunların Allah Sevgilisi’nde toplanışının da temsilcisidirler. Tabiî olarak, bütün Şeriatler’in O’nun getirdiğinde toplu oluşunun da!)… KUTUB-Zamanın en büyük mürşidi: 111: HİLÂFET.
*
İMÂN: 102: ASHAB-Sahabîler. Arkadaş olanlar… İLYAS-(En küçük ebcedle, Gayn: 10: Baz-Yeniden, tekrar oynayan, oynatan… İLYAS Aleyhisselâm, beşerî ve melekî suretleri kendisinde toplamış bir Nebî olarak, birinci nübüvvetinde İDRİS Aleyhisselâm olarak gelmişti. Burada ASHAB’a ebced tevafukunu, onların “içtihadları”nın tıpkı “Benî İsrail Peygamberleri” gibi oluşu ve hangisine tutunulsa kurtulmak bakımından, nasıl ki İDRİS Aleyhisselâm ve İLYAS Aleyhisselâm’ın tek bir kişi ve ayrı zamanlarda “aslı bir” farklı hikmetlerle tecellisi bir yerde “sanki” Allah Sevgilisi’nin yeni tecellisine benzemesi yönünden alıyoruz. Sahabîler arasındaki içtihad farkı, ne olursa olsun, geriden gelenlerin buğzuna mevzu olamaz. Peygamberler’de tecelli eden hikmetlerin izinden Allah Sevgilisi’ne tâbi olmanın topluluğu bir topluluk!): 103: İSA-Bir şeyin işlemesini deruhte ettirmek. Vasiyet, sipariş. Nasb etmek. (Kitab sahibi bir Peygamber’in Kitab sahibi bir Peygamber’e tâbî olarak, onun Şeriatiyle amel etmek üzere yeryüzüne inecek İsâ Peygamber… HACE Ubeydullah Ahrar Hazretleri: Hacegan Silsilesi’nin 18. büyüğü. Kendisi anlatıyor —“Çocukluğumda rüyâda gördüm ki, Şeyh Ebubekir Şâşî Hazretleri’nin mezarının yanındayım… Ve mezarın eşiğinde İSA Peygamber… Hemen ayaklarına düştüm. Elleriyle başımı kaldırıp buyurdular: Seni ben yetiştireceğim… Rüyâyı anlattığım insanlar onu TIB ilmiyle tefsir ettiler. Yâni bana tıb ilminden nasib olacağını söylediler. Ben bu tâbire razı değildim. Benim tâbirim şuydu: İSA Peygamber ölüleri diriltmekle mümtaz bir Peygamber… Evliyadan İHYA sıfatına mazhar büyüklere de İSEVÎMEŞREB denilirdi. Mademki İSA Peygamber bu fakirin terbiyesini üzerlerine aldılar, demek bana ölü kalbleri ihya sıfatı verilecek… Nitekim kısa bir zaman sonra Allah bana öyle bir hâlet ve kuvvet bahşetti ki, bende o mânâ kemâliyle zuhura geldi. Vasıtamızla nice ölü kalbler gaflet karanlığından şuhud ve huzur ışığına çıktılar!)… 7 Gök Tabakası’nı gösteren “Ye, Dad, Lâm, Nun, Ra, Tı, DAL” harflerinin ebced toplamı: 1103: AL-İ ABA-“Ehl-i Beyt”… HAMSE-İ AL-İ ABA, yâni “örtü altındaki beşli” de denilen Allah Sevgilisi ve aile efradını temsil eden 4’lü topluluk, aynı zamanda ASHAB’ın da aynı hisseden temsilcisidir ki, fertte toplu topluluk hakikati liyakatini temsil edenlerin de hangi kavimden olursa olsun EHL-İ Beyt’ten oluşlarını gösterir.  
 
HEKİM
(HAKÎM İBDA)
 
LEVHA: 17 Haziran 1988… Mehmed Sami Adalı… Benim bir şiirimi, bir tiyatro eserimin içine yerleştirmiş oynuyor… Ve, “Bir Adam Yaratmak öldü, yaşasın Gölgeler!” diye beni methediyor… Onun bu aşırı methinde bir riyâ kokusu duyuyorum… Sonra ona, o oyunun nasıl oynanması gerektiğini anlatıyorum… Kaya Balaban bana, “aslında en büyük aktör sensin!” diyor… Müthiş güzel bir hâli var… Ben de, “işte bu yüzden uykucu ve miskindim!” diye, babamın hâlimi anlamayışına imâda bulunuyorum!..
*
“BİR Adam Yaratmak”: (Üstadım’ın 75. yaş günü ve Rahmetli muharrir Ahmed Kabaklı’nın başında bulunduğu “Edebiyat Dergisi” ve “Kültür Bakanlığı”nın katkısıyla gerçekleştirilen “Sültan-üş Şüera: Şairler Sultanı” gecesinde, Karikatürist Yalçın Turgut da “Bir Adam Yaratmak” piyesinden bir bölümü sahnede canlandırmıştı!): 999: Hikâyesi malûm METRİS Cezaevi’ne girişim. (LEVHA: 28 Haziran 1984… Kalın ve yuvarlak bir MERMER sütûnda, afiş büyüklüğünde Üstadım’ın kitabı… Kapakta, “20 Yıl Beraber” diye bir başlık… Üstadım onu, hapisteyken bir senede yazmış… Galiba “333” ve “33” veli gibi, menkabe… 10 cilt olması plânlanmış ama, “hapisten çıkınca birinci ciltte kalmış!” diye düşünüyorum… Üstadım’ın kitabını okurken, onu hayâl mi ediyorum, yoksa ben okurken sözleri o söylüyor gibi canlı mı görüyorum, yoksa o mu okuyor, kestiremiyorum… Ama onu gördüm… Şöyle bir cümle: “40 senede de erilmez ama, biz erdik!”… Kitabtaki yazının Hazret-i Hüseyin ile alâkalı olup olmadığını bilmiyorum… ÜSTAD: 465: SERDAR-Askerin başı. Kumandan!)… 1979’dan 1999’a, geçen 20 sene; gaye tamamdır - “Bir Adam Yaratmak”… İKİ Kutvanî Abaya Malik: (Zu-Mâlik: 706: Fikir Kahramanı): 2000= 1999: MEHDÎ Salih İzzet Mirzabeyoğlu.  
*
MATE-Öldü: 441: KISAKÜREK… MEVT-Vefat etmiş, ölüm: 445: MUHYİDDİN-İ Arabî. (İmâm-ı Rabbânî Hazretleri’nin, tasavvufu sistem çapında ve ıstılahları koyarak ilk anlatan diye methettiği ve sayesinde karşılaştırma yapabilmek bakımından “biz de anlatabiliyoruz!” dediği VAHDET-İ Vücud görüşünün kâmil ifâdecisi!)… EBU Bekir Muhammed bin Ali. (Muhyiddin-i Arabî): 485: HAYLULET-İki şey arasında hicâb olma, perde olma. (Lay-ab gıyan sırrından-konuşan, anlatan)… KAPTAN Gusto Müslüman: 485: KAPTAN Mirzabeyoğlu.
*
GÖLGELER: 308: ARVASÎ. (Üçışık)… BEDREKA-Mürşid: 308: ASHAB-I Bedr… NİSANMUS-Nisan ayı. (Nakşî Şeyhi Mahmud Ustaosmanoğlu Hazretleri’ne, Pederim’in benim hakkımda “size emanet ediyorum!” demesi üzerine, “Nisan’da” demesi ile ilgili defaatle yazdığım rüyâyı hatırlayınız!): 308= 1307: VAK’A NÜVİS-Osmanlılar devrinde zamanın hâdiselerini tesbit eden resmî tarihçi. (Ben-Tilki Günlüğü)… Kürtçe, AVREL-Nisan: 307: İDAM-I NEFS. (2000 yılındaki TELEGRAM sürecinde kendimi asma tecrübesi ve sol bilek ve dirsek içini keserek şehadet tecrübelerimin ardından, 2 Nisan 2001’de İDAM cezası almam!)
*
TIB’-Gölge: 472: İSTİCABE-Duanın Allah tarafından kabul olunması… MÜLAET-Allah Sevgilisi’nin, Hazret-i Abbas ve dört erkek evlâdını örttüğü perde, ehram: 472: İKTAN-Yapıştırma, yapıştırılma… İKTİNA’-Künyelenme. İdrak edilmesi zor söz söyleme. Gizlenme, saklanma: 472: BİST-Yirmi… Aynı ebcedle İHTİBAS: Hapsolunma, habsetme… TIB’-Nehir. (Nehr: Boğazlamak. Namazda sağ eli sol el üstüne koymak. Sadr, göğüs): 11: EZECE-Uzun ve ince kaşlı. (Abdülhakîm Arvasî Hazretleri)… TIBB-Doktorluk. Her şeyi gereği gibi bilmek. Hakîm. İrade. Arzu. Kolaylık. (Yevmiye: “Nezaket, en kolay yapılan şeydir!”… Nazik-dakiklik, süratli idrak olmakla, idrake kolay gelmiş olandır!)… TIBA’: Tabiat. Yaradılış, huy… TÎB-Güzel koku: 21: RAHMAN Suresi, 20. ayet. (Meâli: Aralarında birleşmelerine engel perde var.)
*
KÜSİST-Gevşek, miskin, tembel. Kust. Nebat. Hareketsiz. Secde. Berzah. (Hareketsizlik içinde hareket ve hareket içinde hareketsizlik): 545: TEKADDÜM-Müruru zaman olmak. Geçmiş olma. Öne geçme. İlerleme. Birine gelmesi muhtemel bir zararın def’i için ikaz ve tenbih etme… TASMİD-Hükmetmek. İçini doldurmak. (Bir Adam Yaratmak: Düşünen adam heykeli.): 544: İFRAT Hâlde Tecrid… MÜSTEDAM-Sürekli, devamlı. Sürüp giden. Devamlı istenen: 545: EBU-L VAKT-Vakit ve hâlin tesirinde kalmayanlar. Vaktin babası. Ölüp de ölmeyenler… MÜSTEMEDD-Kendisine yardım edilmiş olan, yardım edilen: 545: MEHDÎ Salih İzzet Mirzabeyoğlu… MEREC-El Bahreyn: Kararsız, cevelân eden iki deniz: 543: CESM-Devam etmek. Sımsıkı bir işe bağlılık… CESÎM-İri vücudlu. Ehemmiyetli. Büyük: 113: BÂKÎ-Ebedî. Ölmez. Artan. Geri kalan. (Allah’ın 99 güzel isminden biri, Allah Sevgilisi’nin isimlerinden biri, Üstadım’ın küçük ismi Ahmed’ten sonra eklediği Abdülbâki ismi-Bâkî’nin kulu)… CESAM-İri, büyük olmak: 103: AL-İ Aba.
 
KABİR TAŞI
“BEN KİMİM?” BERZAHI
 
MATLA’ Beyit: Kabrim daşına kim gam odundan zebânedir / Ta’n okun atma ki hatarı çok nişanedir —(Fuzûlî).
*
Kabrimin taşına “ta’n-kötü söz, dedikodu, kötüleme” oku atma ki “hatarı-tehlikesi, sıkıntısı” çok belirlidir; ki “gam-örtülü” ateşten dildir… MATLA’ Beytin Toplam Ebcedi: 4555: TAKVİM-Günü gününe işi kaydeden. İşlenecek işi kaydetmek. (Kabirde bulunan, ölmeden önceki kaderini yaşamış olandır. Öldükten sonra hakkında söylenenler de, onun hakkında kaderinde olan. Bunun yanında hakkında konuşan da, iradesiyle yaptığı kaderinden belirendir ve mevtada tesbit edilen. Hakkında konuşulan müsbet veya menfi, onun hakkında doğru veya yanlış, bunlara nisbetle müessir veya değildir; meselâ kötü lâf ona uygun değilse, onun için dert değil. Konuşana gelince, Hadîs malûm: “Ölülerinizi hayırla yadediniz!”… Bu cümleden olarak, Kur’ân ve dua, ânma… Dedikodu, adi çekiştirme dışında, umuma tenbih gerektiren yanlışlıkların beyanı, sözkonusu ölçüye aykırı değildir!)… KABİR DAŞI: Kabir taşı. Şahide, kadın şâhid. Kabul edici nefse işaret… DAŞ: İsimlerin sonlarına eklenerek eşlik, refakat, arkadaşlık, ortaklık bildiren ek… KABİR-DAŞ: 617: NAKŞ-BEND ELF(İ)… ZİYARET-Bir kimseyi görmeye varmak. Ziyaretçi: 617: TERBİYE-Eğitme, yetiştirme… TECRİD-Derinleşme. Bir şairin kendisini mücerret bir şahıs kabul edib ona hitabı: 617: HAYRET… SUKAYBE-Küçük delik. Sıfır. Yokluk. (Yevmiye: “Ölüm, akla yokluk şeklinde hitab eder!”… Abdülhakîm Koltuğu’nu hatırlayınız!): 617: HAKİKAT. (Ebediyen hakikatine erişilemez İNSANÎ Hakikat, ARŞ ehli arasında ismi ABDÜLHAMÎD olan Allah Sevgilisi’ndedir… ABDÜLHAMÎD Hamd eden kul: 169: RAHMAN Sûresi, 19 ve 20. âyetler… RAHMAN Sûresi’ne, “Kur’ân’ın Kraliçesi” mânâsında, “Arus-ül Kur’ân” denir.)… SEYYİD Mustafa Nur - Allah Sevgilisi’nin üç ismi. (Levha: 31 Aralık 1983… Mustafa-Seyyid-Nur… Böyle bir isim görüyorum; Üstadım ona, Diyarbakır’a mektub yazmış… Mektub diye eski Büyük Doğuları okuyorum… Mektub, “burada seni imâ ediyor!” diye benden bahisle geçerken, bunu Büyük Doğu’dan takib ediyorum… Garib bir hâl: Okurken okumuyormuşum ve bende mevcut olanın yansıması gibi bir şey… Üstadım, torununu o isme ısmarlamış… Nevad-Dil. Torun: 1061: Büyük Doğu… Diyarbakır: 518: Üstun-Direk, sütûn… Seyyid Fehim Arvasî: 518: Musa Mirzabeyoğlu): 559: KAPTAN Kusto Müslüman.
*
GAMM-Keder, tasa, elem, dert. (Nefsin eremediği): 40: HALEB-Süt sağmak. (Süt, tâbirde, ilim suretinin suretidir!)… DAHİL-Hayrette kalan kimse: 40: HAİL-Mania’. Perde. İki şey arasını ayıran. LAYABGIYAN. Meçhul. Nefs-i Natık, konuşan nefs… VEHEL-Vehim: 40: EZKİYA-Saf, temiz. (Ezkiye, Kürtçe’de, “ben kimim?” demek)… Varlığın Birliğine şahidlik edenin, Allah ile Kul farkı bakımından düştüğü hâl; öyleyse “ben kimim?” berzahı… GAM: Köy. Adım. Ayak. (Üstadım’dan, aynı zamanda Yevmiyem: Ateşten çubuklarla kalbin mühürlü, — Bizim köyde ara pörsümeyeni!)… GAMAME: Örtmek. Bulut. Beyaz bulut. Taha: 86: ÜVEYSİ-Sevdiği ve bağlı olduğu zâtı görmeden feyz alma… Aynı ebcedle BEDİ’.
*
“Şahide’nin söylediklerine itiraz etme ki, hatarı çok isabetlidir!”… MATLA’ Beytin Birinci Mısraı: 2215: RAİSE SULTAN BARİER… RUDHA-Perde, setre: 217: RÜYÂ-Uykuda görülen misâl âlemi. Düş. Hayâl. (Uykuda görülen misâl âlemi, tâbire, tabir hakikatine de misâl!)
*
MATLA’ Beytin İkinci Mısraı: 2340: RAKAM-Bütün satıcı, bütün satan… SİFR-Yazılmış nesne. Mektub. (Cazz-kat: Nefs. Mektub yazmak, yazılmış yazı): 340: MÜFEKKİR-Düşünme kuvveti, zâhirle görünen. Düşünme kuvvetine nisbetle düşünce, açıktır, açık olmuş’tur… MASDUR-Gönderilmiş, yollanmış. (Bais: Gönderen. Sebeb olan, icab ettiren. Yeniden yaratan. Ölüleri tekrar dirilten. Peygamber gönderen. Allah… Bais: Fakr. Şiddet ve zahmete uğramış kimse… Hadîs: “Fakrım, fahrimdir!”… Allah Sevgilisi, Allah karşısında fakr ve ihtiyaç içinde olmanın övüncü olduğunu beyân ediyor!): 311: İSTİŞHAD-Şehid olma. Şahid olma… Allah’ın EL-Bais ismine ve Levh-i Mahfuz’a işaret eden HE’nin en büyük ebcedi: 705: HABNÂME-Rüyâ Kitabı… HAMSE-Beş. Sıfır. (Abdülhakîm Koltuğu’nu hatırlayınız!): 705: FİKİR Kahramanı… Aynı ebcedle AKTÖR!        
 


Baran Dergisi 289. Sayı
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.