Prensibin Yoksa Gayen de Yok! - Rüstem Pehlivanlar

Prensibin Yoksa Gayen de Yok! - Rüstem Pehlivanlar

Birçoğumuz nasıl bir anlayışın içine çekildiğimizin farkında değiliz. Modernist bir üst aklın tesiriyle inanç esaslarımızdan ve prensiplerimizden tavizler veriyoruz. Taviz tavizi doğuruyor ve bunu alışkanlık haline getiriyoruz. Netice itibariyle bırakın aksiyonu, reaksiyon dahi gösteremeyen mankurt-robot bir toplum haline dönüştürülüyoruz. FETÖ, İslâm’a ihanet ettiğinde değil, iktidara ihanet ettiğinde tepki göstermemiz bunun tezahürü. 

Evet, “gayemiz İslâm” ve bizim için her şey vasıtalık ettiği gayeye göre kıymetli. Aynı şekilde siyaset de bizim için yalnızca özlediğimiz İslâm toplumunu inşa etme noktasında bir vasıtadan ibaret. Fakat görüyoruz ki; bazılarımız vasıtayı “gaye” haline getiriyor ve İslâm’ın asla meşru görmediği bazı meseleleri, siyasî emeller uğrunda meşrulaştırma gayreti içine giriyor. Birtakım siyasîler, kendilerine sırf Müslüman oldukları için destek veren halka, inançlarından dolayı yıllarca zulmeden ve eline fırsat geçse yine zulmedecek olan zihniyetin oylarını toplamak için, kendilerine destek veren bu Müslüman Anadolu insanının inancına ters vaatlerle seçim kampanyası yürütüyor. Ve az önce bahsettiğimiz şekilde zaman içerisinde bu tip olaylara alıştırılmış olan halk da bir reaksiyon gösteremiyor. Çünkü bağlı bulunduğu partiyi öyle bir tutuyor ki, küme düşen takımı için “biz seni şampiyonluk için sevmedik” sloganı atan fanatik taraftarlardan farkı kalmıyor. Hayır! İnsan, doğruya “doğru” demeli ve yanlışa da tepki gösterebilmeli. Hiç kimse aklını kiraya vermemeli!

Meseleyi yanlış anlamış bazılarımız, “gayesinin prensipleri çerçevesinde” herkes kendisini bir partiye yakın hissedebilir, kendisini bir partiye nisbet edebilir. Fakat şu bilinmelidir ki; Müslümanların particilik oynamak ve mevcut anlayışın muhafızlığını yapmak gibi bir lüksü yok. Müslümanların, anlayışın muhafızlığını yaparak “dikkate alınmayan meseleler hakkında haram hükmü veren fakat hükmü ayet ve hadislerle sabit olan haramları dikkate almayan” politik din adamlarının fetvalarına da ihtiyacı yok. Müslümanlar “yer gösterilen” değil, “yer gösteren” olmak istiyor ve faizin, kumarın, zinanın, alkolün, ahlâksızlık ve edepsizliğin gırla gittiği bir toplumda “sigaranın haram mı, helal mi?” olduğu tartışmasına gülseler mi yoksa ağlasalar mı bilemiyorlar. Ne kadar trajikomik bir durum. Ne kadar elim ve ne kadar vahim. 
Biz İslâm’a yön vermeye çalışan değil, İslâm’ın yön verdiği ve İslâm’a yol açma gayreti güden siyasetten tarafız. İslâm gayesi olmayan hiçbir anlayış ve saha, tarafımızda değildir. 

Bu minvalde, inancımıza bağlı prensiplerimizi gözden geçirmeli ve adımlarımızı bu prensiplere göre atmalıyız. Asla da unutmamalıyız ki; Müslüman’ın prensipleri parti tüzükleri değil “Allah buyruğu ve Resûl ölçüsü”dür. Bu anlayış ve şuurla, yanlışın karşısında ve doğrunun yanında yer alabilen bir toplum inşa etme vazifesi hepimizindir.

Baran Dergisi 632. Sayı


İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.