Yeni Türkiye Bu Muydu? (1) - Salim Hacıhasanoğlu

Salim Hacıhasanoğlu "Yeni Türkiye Bu Muydu?" başlıklı yazısında hükümetin 15 Temmuz sonrasında takınmış olduğu tavrı tenkid ediyor.

Yeni Türkiye Bu Muydu? (1) - Salim Hacıhasanoğlu

Yerel seçim yenilginin suçlusu olarak yaftalanmamak adına bir müddet ertelediğimiz, seçimlerden sonra ise hür bir mecra bulamadığımız için geciktirdiğimiz yazılarımızı nihayet bu sütunda dile getirme imkânı bulduk. Birileri fikirleri boğmak için moda tabirle “provokatör” iftirasını atacak olsa da, bizim derdimiz provokasyon değil, mazlumların sesi olabilmektir.

Maslahat gereği sırf medyatik diye magazin takımını, hatta çoluk çocuğu bile makamında ağırlayan, zararlarından emin olmak için hainleri yüksek makam ve maaşlara boğan, etrafındaki bir avuç balmumu kıvamındaki mutlu ve akçeli zümreyle müstahkem binalar ardındaki ulaşamadığımız Reis'imize, dâvasına değil fakat kendisine küsen, çilekeş kahramanlar sesini duyuramıyorsa, bizim de bu satırları yazmak üzerimize vacib olmuştur.

Biz tabiî ruh cephemizle ilgili güttüğü yıkım politikalarıyla Reis’in ne maksat güdüyor, FETÖ olayında olduğu gibi zaman mı kolluyor bilemeyiz. Eleştiri hakkımız saklıdır. Belki onu eleştireceğimiz mevzularda yanılıyor da olabiliriz. Çünkü biz, “Şüphesiz ki, bir kavim kendi durumunu değiştirmedikçe Allah onların durumunu değiştirmez.” (Rad, 11) ilahî ikazının farkındayız. Ona bet söz de söylemeyiz, çünkü Hasan-ı Basri Hazretleri’nin “Devlet başkanına beddua etmeyin. Çünkü o sizden biri olarak iş başına geldi. Eğer o azledilirse korkarım başınıza daha kötüsü gelir.” sözü bu hususta ilkemizdir. “Kemâ tekûnû yuvella aleyküm” (Siz nasıl olursanız yöneticileriniz de öyle olurlar). “A’malüküm ummalükum” (amelleriniz yöneticilerinizdir, onlar sizlerin eseridir) sözleri de meşhurdur. Fakat fikirlerimizde yanılsak da kendisini destekleyen kitlelerin duyuramadığı feryadın naçizane tercümanı olmak istiyoruz.

Allah maksadımızı biliyor, kul bilmek istemese ne gam.
***
Ülkenin zenginliklerini emperyalistlere peşkeş çeken, darbecisi medyası yargısı bürokrasisiyle milletin kutsallarına topyekûn harp açan, zindanları mazlumlarla dolduran, başörtülü öğrencileri okullara, anaları kışlalara sokmayan, Kur'an Kursu ve İmam Hatipleri postallarla çiğneyen zifiri karanlık çağı “Eski Türkiye” diye adlandırmıştık. Ve umudun adını “Yeni Türkiye” koymuştuk. O zifiri karanlık çağı Reis'in önderliğinde boğup, Yeni Türkiye'yi inşa edeceğimizi hayal ediyorduk.

Her seçim ve referandumda güç verdik kendisine. Gezilere, 17/25 Aralık’lara göğüs gerdik. 15 Temmuzlarda sokaklara milyonlarca dökülüp, 250 şehid, 2 bin 703 gazi verdik. Seni Abdülhamid’in yalnızlığına bırakmayacağız diye haykırdık. Fakat bugün büyük bir hayal kırıklığıyla görüyoruz ki, biz bunca mücadele karşılığında Yeni Türkiye’yi beklerken, bir anda 28 Şubat'ın karanlık günlerinde bulduk kendimizi. Oysa tuzu kuru Kemalistler Bağdat Caddesi'nde tankları alkışlarken, bu şerefli millet, zindanlara atılmak için değil, darbeci Kemalizm’i tarihe gömmek için tankların önüne yatmıştı.

FETÖcü alçakların TRT’de silah zoruyla okuttuğu darbe bildirisini hatırlayın. Bir önceki darbeci faşistlerin  millete dayattığı darbe anayasasını, darbe teşebbüsüne gerekçe olarak göstermişlerdi. FETÖcü darbe teşebbüsü başarıya ulaşsaydı, millete yeni bir darbe anayasası dayatacak, ülkeyi baştan başa hapishaneye çevirip meydanlara dar ağaçları kurmayacaklar mıydı? Şimdi madem Reis'in önderliğinde darbeyi püskürttük, o hâlde sivil bir anayasa hakkımız değil miydi? Elbette hakkımızdı, fakat heyhat. 38 yıl oldu ve hâlâ başlangıç maddeleri CHP'nin parti programı olan darbe anayasasına mahkumuz.

Koskoca 15 Temmuz Dirilişi Heba Olup Gitmiştir
Yeni Anayasa yapma imkânı vardı yapılmadı, eğitimi millileştirme imkânı vardı havanda su dövüldü, 5816 sayılı kanunu kaldırma iradesi vardı kaldırılmadı. Velhasılı kelâm, Kemalizm’i tarihin çöplüğüne atma imkânı vardı, atmak bir yana, daha da hortlatıldı. Milletin kutsallarına harp açan, Haçlı siyonist efendilerine  peşkeş çeken 28 Şubatçı darbeciler serbestken,  23 yıl sonra yeniden 28 Şubat günlerini yaşıyoruz. “Bütün hocaları asalım, İmam Hatipleri kapatalım” diye höyküren Bizans artıklarına dokunulmazken, sözde Yeni Türkiye’yi yaşadığımız bugünlerde  Kemalistlere gözünün üstünde kaşın var diyen insanlar, “Atatürk'ü Koruma Kanunu”yla tehdit ediliyor, hapse atılıyor. Bu hukuksuzluğa başkaldırması gereken müslümanlarda ise öyle bir alçalmışlık, öyle bir ödleklik var ki...

Şer cephesi, milletin kutsallarına küfreden militanlarını her şart ve ortamda, hatta meclis kürsüsünde bile korkusuzca savunurken, “Atatürk İlah Değildir” diyen Emine Şahin olayında da görüldüğü üzere 120 solcu avukat kısa zamanda örgütlenebilirken, kendilerine Müslüman diyen etkisiz yığınlar, Menderes’in CHPliler ve mason Cumhurbaşkanı Celal Bayar'a şirin görünmek için kraldan fazla kralcılık yaparak çıkardığı, o dönemdeki CHP’lilerin bile “anayasaya aykırı” diye itiraz ettiği, şimdi de bir kısım Atatürkçülerin dahi savunmakta zorlandığı Atatürk’ü Koruma Kanunu'nu canhıraş bir şekilde müdafaa ediyor. 

Üstelik, mazlum Emine Şahin’e türlü iftiralar atarak. CHP'li mi demediler, provokatör mü demediler. Aslında açık saçık biriymiş deyip örtüsüne dil mi uzatmadılar. Fakat Emine Şahin 'in olay yerine hadise çıkarmak için gitmediği, kalabalığa bağırıp protesto etmediği, olayın işgüzar polisler yüzünden bu aşamaya geldiği, dolayısıyla bu işin tıpkı 17-25 Aralık'ta olduğu gibi bir "Kemalist - FETÖ yargı darbesi" olduğu ortaya çıkınca, bu yüreksizler attıkları iftiralardan hiç utanmadılar. Safiye'nin de ne fahişeliği kalmıştı ne de kediciliği.  Peki Safiye kardeşimizin cezaevinde fahişelerin kaldığı koğuşa atıldığını ve o fahişeler tarafından ağır şekilde darp edildiğini biliyor muydunuz?

Omurgasız Müfteriler Kimdir?
Bunlar, tıpkı FETÖcüler gibi geçmişte kâh Özalcı kâh Demirelci olan, fakat güçsüz olduğu için Erbakan'a kin kusup darbecilerin safında yer alan, bugün de güçlü olduğu için Erdoğancı olan, Hakka değil, güce tapan gürûhtur. Emine Şahin'e provokatör diyen bu omurgasızlar, rahmetli Kadir Mısıroğlu’nu hastanede ziyaret eden Diyanet İşleri Başkanı'nı da provokatörlükle hatta FETÖcülükle suçluyordu. Fakat ne zaman ki Cumhurbaşkanı’nın ziyareti destekleyen demeci medyaya düştü, işte o zaman sus pus oldular. Bunlar 28 Şubat'ta da aynı rezildi, şimdi de öyleler.

Derin Güçler, Müslümanlarla Laikleri Çatıştırmak İstiyormuş
Neymiş, ‘Atatürk ilah değildir’ tag’ında kullanılan en büyük hesap Amerika'daymış. Neymiş, binlerce müslüman bu tür hesaplarla maniple edilmişmiş, dolayısıyla müslümanlarla laikleri çatıştırmak istiyorlarmış. Neymiş, Abdülhamid'i devirenler de “Şeriat isteriz” diye bağırmışlarmış. Gezi olayları neydi peki? Sizin bu anlayışınıza göre Cumhurbaşkanı Erdoğan da Gezicilere karşı direnmeyip devleti çapulculara teslim etmesi gerekmez miydi? 15 Temmuz gecesi “sokağa çıkmayın, fitneye alet olmayın”diyen alçaklardan daha az çukur değilsiniz. Siz fare gibi deliklerine saklanırken, 100'den fazla avukat, Emine’yi kurtarmak için atılmıştı meydana. 

Ne fitnesinden bahsediyorsunuz siz be! Üstad Necip Fazıl Özal’ın, Kadir Mısıroğlu Erdoğan'ın koruması altında mahkum sıfatıyla öldüler. Mustafa Armağan gibi tarihçiler şu an bile mahkumiyet kararı altında yazıp çiziyor. Allah korusun,  Erdoğan azıcık tökezlese, anında onu satıp Kemalistlerin safına geçersiniz siz. Fakat şükür ki siz korkaklara karşılık 15 Temmuz’da tanklara meydan okumuş bir millet var.

Devlet Elde Olsaydı Bu Zulümler Yaşanır Mıydı? 
10 yıllardır nice badireler atlattık, nice bedeller ödedik. Fakat buna rağmen bir avuç mutlu ve putlu azınlık karşısında bugün alçalmışlığın, korkaklığın dibini yaşıyoruz. Ne zaman ezberleri bozan birileri çıksa anında hain provokatör damgasını yapıştırıyor, devlet elden gidecek diye ağlaşıyorsunuz. 100 yıl oldu bitiremediniz şu fitne edebiyatını. Şamar oğlanına dönmüşüz Kemalistler karşısında. 

Emine Şahin ve Uğur Koç belki Reis’in talimatıyla özgür bırakıldı. Fakat sizin gibi omurgasızların değil, milletin yoğun tepkisi sayesinde. Bu millet sizin gibi susup sinseydi, o masumlar bugün hâlâ zindanlarda çürüyor olacaklardı. Oda TV adlı karanlık internet sitesinin, “Emine Şahin’e, Hizbullah'ın partisi Hüda-Par ve şeriatçı örgüt Hizb’ut-Tahrir'den destek geldi.”cümlesini aktarsam da size vız gelir.


Baran Dergisi 681. Sayı


İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Mustafa - 4 ay önce
15 Temmuz yeni bir anayasa için büyük bir fırsatı. Sanırım bilmediğimiz çok şey var yada bilenler konuşmuyorum. Perinçek niye pervazsizca hareket ediyor..... c. başkanına sizinde bahsettiğiniz şekilde yeni bir anayasa için tam destek olunmalıdır.solcular suclu sucsuz demez birbirine çok sahip çıkarlar ama inançlı insanlar bu konuda çok zayıflar. Hemen peşin hüküm verirler günümüzün büyük sorunu . Kuranin uyarısına rağmen araştırmadan soruşturmadan peşin hüküm