“Ramazan Müjdesi” Horoz Borcu-VII


Osman Temiz

Osman Temiz

27 Eylül 2017, 10:40

Sütten Daha Beyaz Arş Horozu
Muhammed İlhâmî’nin Tefsîr-i Mi’râcu’n Nebî isimli eserinden: “Andan gördüm bir melek eyler âvâz / Horoz şeklinde kendi sütten beyaz // Baktım anın başı Arş-ı âlâda / Dahi ayakları tahte’s-serâda…”
Ebced değeri (570) olan Arş kelimesi, Türkçe lûgatta “gölgelik; bağ çardağı; kürsü, taht, yüce makam; en yüksek gök ve Allah’ın kudret ve makamının tecelli yeri” mânâsınadır.
En yüksek gök ve Allah’ın kudret ve makamının tecelli yeri?.. Sahibül Miraç isimli eserden: “Arş cennetin tavanıdır” ve “yedi kat gökler ve yerler Arş’ın yanında sema altına asılmış bir kandil kadardır.”
İBDA Mimarı Mütefekkir Kumandan Salih Mirzabeyoğlu, “Ölüm Odası B-Yedi” isimli eserinde, “binanın direği” mânâsında rafide kelimesi ile “Arş altı sema tabakası” mânâsında kürsî kelimelerini ebced değerleri (290) üzerinden örtüştürürken, hiç tereddütsüz bir şekilde “Abdülhâkim Koltuğu”na bariz işaret eder ve ekler: “Tarif-Yeni: 290: Kisra-Hükümdar…”  
Abdülhakîm Koltuğu: 184+ 648= 832.
Hafıkan: Şark ve Garb: 832: Mehd(î) Muhammed Salih.
Başyücelik Devleti: 832: Halife Salih İzzet Erdiş.
“EL-HAKÎM; Allah’ın ismi… ABD-ÜL HAKÎM: Hakîm’in kulu. Allah kulu… Demek ki Abd-ül Hakîm, en başta Allah Sevgilisi’nin bir sıfatı; bir sıfat ismi de HAKK olan O’nun. O, Muhammedî Sır olarak, topyekûn varlığın KADER SIRRI’dır; topyekûn varlık İNSAN’da, İNSAN da O’nda toplu…”
Hakîm: Hikmetle muttasıf olan ve mevcudatın hakikatine vakıf olan. Hikmet mütehassısı. İş ve emirleri hikmetli ve yanlışsız olan. Tabib, doktor: 78=1077: İbda’: Allah’ın âletsiz, maddesiz, zamansız, mekânsız yaratması ve icâdı. Misli gelmemiş bir eser meydana getirmek. Geçmişte benzeri olmayan şiiri söylemek…
Hakîm: Tabib, doktor... Tedaisi, sağlık ve hekimlik tanrısı Asklepios, Sokrat ve horoz borcu, adlî tıbb ve Büyük Doğu-İBDA, Hilafet ve Başyücelik!
Taht: Hükümdarların oturduğu büyük koltuk. Hükümdarlık makamı: 1400.
Milâdî 1980= Hicrî 1400.
Şems: Güneş: 400… Tedaisi, Lakabları “kabadayı-horoz” olan Halid bin Velid Hazretleri (R.A.) ve onun nesebinden olan Mütefekkir Kumandan Mirzabeyoğlu!
Nişân. (Kürtçe): Yüzdeki benek, ben: 401= 1400… Tedaisi, Üstad Necip Fazıl’ın, Esseyyid Abdülhakîm Arvasî hakkında gördükleri rüya!.. Söz konusu rüyanın latifliği İBDA Mimarı’nın dil ve diyalektiğinde saklı!
İstikbâl İslâmındır: 980: Şeriat.
Mehdî Salih İzzet Mirzabeyoğlu: 1980.
Teşri’- Yolu açık ve vâzıh kılmak. Şeriate isnad ve nisbet eylemek: 1980: Temsil- Bir şeyin AYNI’nı mislini yapmak. Teşbih etmek… Tedaisi, “İslâma Muhatap Anlayışın dünya görüşünü örgüleştiren Büyük Doğu-İBDA!”
Not. Yaşadığımız yeni zaman ve mekân (21. yüzyıl) ne imha ve ne de ihya hareketine muhtaçtır, sadece ve sadece İBDA hareketine muhtaçtır… Bu ihtiyacın karşılanmasına dair her hareket azizdir. Aksi takdirde “körler ve sağırlar birbirini ağırlar” tarzında sahici bir “horoz dövüşü” değil, “kör dövüşü” devam edeceğe benzemektedir.
Müresabbık: Ortası delik olan: 43: İbîk… Tedaisi, “Abdülhakîm Koltuğu” ve İBDA Mimarı hakkında görülen rüyâ: “Mirzabeyoğlu hükümdardır!”
Not: “ZAL-Horoz ibiği. Bir harf. (Allah’ın Müzill ismi, Hayvanlar mertebesi, Kamer menzillerinden “Sa’dul’l Suud”a işaret eder; Mübarek yıldızlar. Mübarek. Derece almak): 731: HALIK-Yoktan yaratan Allah. “Esma-i Hüsna’dandır”…
Cem- Hükümdar, şah, melik. Hazret-i Süleyman’ın nâmı. İskender’in bir ismi: 43: Cüllâ- Büyük emir.
Lücci- Büyük deniz: 43: Celbûb- Sarmaşık bitkisi… Tedaisi, namaz, secde, miraç, ledûn ilmi, kadüse, adlî tıbb, sağlık ve hekimlik tanrısı Asklepios, Sokrates ve horoz borcu, Eflatun ve Devlet, Büyük Doğu-İBDA ve Başyücelik!
Arş: 570: Sistem… Tedaisi, Şeriat ve İslamâ Muhatab Anlayış davasının dünya görüşünü örgüleştiren Büyük Doğu-İBDA ruh ve fikir sistemi!
Aşr: On. On adetten birini almak. On etmek. Kur’an’da on âyet miktarı kısım: 570… Tedaisi, “Mehdîyi hâmil on süvari”nin sonuncusu, onuncusu ve Üç Işık! 
Misil: Benzer. Eş. Nâzır. Tıpkısı: 570… Tedaisi, fikirde “bir ayniyetin iki kanadı” hâlinde belirli bir ruh ve fikrin “nasıl” ve “niçin” buudlarını temsil eden Büyük Doğu-İBDA!
Mütesellim: Teslim edilen şeyi alıp kabul eden: 570… Tedaisi, “İstikbâl İslâmındır” mânâsının “Dünya Çapında Bir Hadise: Kaptan Kusto Müslüman” mecazı üzerinden kendisine havale edildiği Mütefekkir Kumandan Salih Mirzabeyoğlu!
Kur’an-ı Kerim’de İsrâ (1. ve 60. âyetler) ve Necm (1-18 ayetler) surelerinde anlatılan ve pek çok Sahabenin rivayet ettiği hadîslerle ayrıntılı öğrenilen miraç, süreç içerisinde Miracnâme ismiyle pek çok müellif tarafından birer müstakil eser olarak kayıt altına alınmıştır. Hadîs rivayetlerinde yer alan bilgiler hiç şüphesiz edebî metinlerdeki motiflerin de ana kaynağını teşkil etmektedir.
Ehl-i Sünnet anlayışının miraç mucizesi hakkındaki temel hükmü, Üstad Necip Fazıl’ın “Çöle İnen Nur” isimli eserden: “Miraç haktır; ve hem ruhanî hem de cismanîdir. Cisim ve ruh beraber… Allah’ın kudretini ölçmeğe de kimsede ve hiçbir akılda mecal yoktur. Dış şekil bir kere sapasağlam çerçevelendikten sonra, teferruat üzerinde her türlü çekişme kabadır. Çekişenler, aşk ve zerafet ve ürperti cepheleri noksan olanlar… Nurdan harflerle mahyalandırılacak hakikat şudur ki, büyük oluş bir keredir, uyanık hâlindedir ve bir arada hem ruhanîdir, hem de cismanî… Bunu bin kere tekrarlayınız…”
Yukarıda ilk doğrulayıcısının Hazret-i Ebu Bekr (R.A.) olduğu, -ki bu sıddıkıyyet makamındaki doğrulayıcılık, “horoz borcu” mevzuunun muhtevası açısından da mühim bir mânâyı mündemiçtir-, İsra ve Mirac’a nasıl bakmak lazım geldiği temel ölçülendirmesine işaret ettikten hemen sonra şimdi de Miraçnâmelerde yer alan “Arş horozu” mevzuundan yararlanma yoluna tevessül edebiliriz. Umarım edebe mugayır bir durum hâsıl olmaz ve dahası, murada uygun bir değerlendirme olur. Ama önce Miraçnâmeler hakkında kısa bir değerlendirme paylaşalım.
Ertan Ürkmez’in “Türk İslâm Mitolojisi Bağlamında Mi’raç Motifi ve Türkiye Kütür Tarihine Yansımaları” isimli yüksek lisans tezinden özetle: Miraç metinlerinin ve anlatılarının oluşumunda miraç hâdisesinden bağımsız olarak inen ve İslâm prensipleri, kozmolojisi, kozmogonisi, eskatolojisi ve din tarihi ile ilgili olarak bilgi veren muhtelif Kur’ân âyetlerinden yararlanıldığı görülmektedir. Bir başka ifade ile söz konusu âyetler metin inşâında kullanılmıştır. Bu yöntemin takip edilmesinde İslâm dininin temel kaynağı olan Kur’ân-ı Kerîm âyetlerinin Allah Resûlü’nün olağanüstü yolculuğunu içeren miraç mucizesi ile birlikte telkîn edilmesi endişesinin etkili olduğu söylenebilir… Metinlerin ve anlatıların oluşmasındaki diğer önemli kaynakları ise hadîs külliyatı ve tefsîr çalışmaları oluşturmaktadır. Söz konusu kaynaklarda bulunan birbiriyle çelişkili ifadelerin İsrailiyyât olgusunu akla getirmekle birlikte, kadîm inanç sistemlerinden alınan arketip veya motiflerin de İslâmîleştirilerek miraç anlatılarına dahil edildiği düşünülmektedir... İslâm dışı arketip ve motiflerin yanı sıra inanç pratiklerinin miraç gecesi anlatısı ile meşrulaştırılarak İslâmîleştirildiğini söyleyenler de vardır. Bununla birlikte metinlerin ve anlatıların şekillenmesinde etkili olan İslâm dışı tesirlerin de saf motifler olmadığı, toplumların hafızasında bulunan arketiplerin tarihsel süreç içerisinde vücut bulan ya da yenilenen inanç sistemlerinin rengine bürünerek kültürel belleklerde taşınmaya devam ettiği gözden kaçırılmamalıdır… Bununla birlikte söz konusu mitolojik özelliklerin bulunduğu motifler her anlamda İslâmîleşmiştir ve bunların İslâm mitolojisi içerisinde değerlendirilmesi sağlıklı olacaktır. Bu özellikleri sadece hurafe ya da batıl inanç olarak değerlendirmek, bu anlatıların ve metinlerin önemli işlevlerini görememek anlamına gelmektedir. Çalışma esnasında; gerek doğrudan atıf yapılarak gerekse atıf yapılmaksızın, muhtelif konular içeren 240 civarındaki Kur ân âyetinin dile getirildiği görülmektedir. Ulaşılamayan metinler ve gözden kaçan noktalar dikkate alındığında bu sayının daha da artacağı söylenebilir. Sadece bu işlevi dahi miraç metinlerinin ve anlatılarının tüm yabancı tesirlere rağmen İslâmî mahiyetini gösterir niteliktedir… İncelenen yazılı metinlerde, en az anlatılar kadar sözlü gelenek etkisi olduğu anlaşılmaktadır. Sözlü ve yazılı gelenek tarihsel süreç içerisinde birbirlerini etkileyerek söz konusu hâdiseyle ilgili olarak vücut bulan geniş ve ayrıntılı anlatıları günümüze kadar getirmiştir. Yorum unsurunun devreye girmesiyle yazılı metinlerde oluşan varyantlaşma olgusu da gözden kaçırılmamalıdır… Hz. Muhammed’in (S.A.V.) miraç hâdisesi sadece somut olarak icra edilen ibâdetlere örnek olmakla kalmamış tasavvufî çevrelerde, yola giren sûfîlerin manevî yolculuğuna da örnek model teşkîl etmiştir. Söz konusu anlayışın, tarîkat sembolizmine yansıdığı da görülmektedir. Ayrıca miraç hâdisesinin isnat edildiği İsrâ Sûresinin 1. âyetinde ve Necm Sûresi’nin 6. ve 18. âyetleri arasında bulunan birçok Arapça ibârenin tasavvufî makamları karşıladığı gözlemlenmektedir… Türkiye kültür sahasında vücut bulan metinlerin ve anlatıların büyük oranda söz konusu kültür sahasına gelmeden önce şekillendiği anlaşılmaktadır. Bununla birlikte Satuk Buğra Han, Hoca Ahmet Yesevî, Mevlânâ Celaleddin Rumî gibi Türkiye kültür sahası üzerinde önemli tesirleri olan tarihî şahsiyetlerin de miraç gecesi ile ilişkilendirilerek metinlere eklendiği görülmektedir… Son olarak, miraç hâdisesini konu edinen ya da söz konusu geceye atıfta bulunan metinlerin; İslâmiyet öncesi dönemlerden miras kalan birtakım inanç ve pratikleri İslâmîleştirme ile Kur ân-ı Kerîm ve hadîs kökenli İslâmî yaşam biçimini telkîn etme gibi iki önemli işlevinin bulunduğu söylenebilir.
Not: Yukarıda Miraç özelinde söylenenler aslında insanlık tarihi ile ilgili tüm mevzular için de geçerlidir. Bu mevzuda İBDA Mimarı’nın genelde ortaya koyduğu tüm külliyat, özelde ise başta “münşeat tarzı üslub”un hâkim olduğu “Esatir ve Mitoloji –Güneş ve Ay-“ olmak üzere hassaten haftalık Baran Dergisi’nde tefrika edilen “Ölüm Odası B-Yedi” isimli eser çok kıymetli bilgiler, doneler ve terkibler içermektedir. Daha doğrusu, kısa ve olarak “mücerred idrak zemini” mânâsına “değerlendirici şuur”a yataklık etmektedir. Bizce günümüz dünyasının ihtiyaç duyduğu yegâne şey budur ve üzerinde yoğunlaştığımız “horoz borcu” mevzuu da zaten bunun bir ihtiyaçtan öte, bir zaruret olduğuna işaret etmektedir.  Haftaya “Horoz Sûretli Melek” başlığıyla devam edeceğiz...
 
 
Baran Dergisi 559. Sayı

 
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.