Anadolu Ajansı Dış Haberler Editörü Haydar Karaalp: Bağdat Vicdana Sığmayacak Hikâyelerle Doldu!

Anadolu Ajansı Dış Haberler Editörü Haydar Karaalp: Bağdat Vicdana Sığmayacak Hikâyelerle Doldu!

Sizi tanıyabilir miyiz? Haydar Karaalp kimdir?
Aslen Iraklıyım. Türk vatandaşlığım da var. Ankara Üniversitesi’nde iletişim/gazetecilik eğitimi aldım. 2013 yılında Anadolu Ajansı Dış Haberler Editörlüğü’nde çalışmaya başladım. 2014 sonuna doğru geldiğim Irak-Bağdat’ta gazeteciliği sürdürüyorum.

Irak siyasetinin iç dinamikleri nelerdir? Irak iç siyasetindeki siyasî oluşumlar hakkında bilgi verir misiniz?
Irak siyaseti, 2003 ABD işgali sonrası toplum dinamikleri doğru okunamayan ve günümüze kadar istikrarsızlığa neden olan üç denklem üzerine kuruldu. Bu, Arap Şii-Arap Sünni ve Kürt denklemi. Bununla birlikte Türkmen ve Hiristiyanlarla diğer azınlıklar sistem dışı bırakıldı. Böylece kırılgan olan ülke yapısındaki ayrımcılık gittikçe arttı. Mezhepçilik ve etnik ayrımcılık devlet müessesesine sirayet etti.

ABD eliyle kurulan bu denkleme göre, Başbakan Şii, Meclis Başkanı Sünni ve Cumhurbaşkanı Kürtlerden seçildi. Bu kural anayasada madde olarak yer almasa da sürdürülüyor.

Ancak ne var ki, denklemin bir ayağını oluşturan Sünni Araplar sistemden dışlanarak, ayrımcı politikalara maruz kaldı. Nüfusları Kürtlerden daha fazla olmasına rağmen, Şii ve Kürt ittifakı Sünni ve Türkmenleri giderek denklemin dışına itti. Geçmiş hükümetlerde bir bakanlıkla temsil edilen Türkmenlere ise, mevcut hükümet kabinesinde yer tanınmadı. Adil Abdulmehdi, 2003 sonrası ilk kez Türkmenlerin olmadığı bir kabineye başkanlık ediyor. İran’a yakın Şii Dava Partisi’nin yıllarca yönettiği Irak devlet aygıtı, bugün de Şii partilerin denetiminde bulunuyor. Ülkeyi bölünmenin eşiğine getiren Kürt partiler KDP ve KYB’ye de söz konusu hükümette yer verildi; adeta yakın geçmişteki referandum girişimi unutularak...

İran'ın ve diğer dış unsurların desteklediği ve yakın durduğu oluşumlar hangileri?
İran’ın Irak’taki siyasi ve askeri nüfuz ve hegemonyası tartışma götürmez. İktidar ve ona yakın tüm  Şii siyasi oluşumlar İran’a yakın mesafede bulunuyor. Dava Partisi’nin yanı sıra Irak Yüksek İslâmî Konseyi (Başbakanın eski partisi), Fazilet Partisi, Bedir Örgütü, Asayib Ehlilhak Örgütü ve Haşdi Şaabi’nin tüm siyasi uzantıları. Sadr Hareketi de her ne kadar İran’a karşı ve Irak milliyetçisi gibi görünse de zaman zaman İran’la olan bağı deşifre ediliyor. En son Mukteda es-Sadr’ın Hameney ve Süleymani ile İran’da Aşure etkinliği sırasında fotoğraf vermesi bunun en somut ve yakın örneğini teşkil ediyor. 
İran’ın Irak Başbakanı Adil Abdulmehdi’yi desteklediği ve arka çıktığı da sır değil. 

Protestolar nasıl başladı? Halk ne sebeple ayaklandı? 
Protestolar, biraz da Sisi’ye karşı başlatılan Mısır’daki dalgadan etkilendi. Sosyal medya üzerinden 1 Ekim tarihi gösterilerek, hükümet karşıtı protesto çağrıları yapıldı. İlk başta cılız/sönük bir eylem olabileceği düşünülse de, protestoların 1 Ekim’de Bağdat’ta başlayıp güney kentlere sıçramasıyla büyü bozuldu. Hükümet güçleri ilk andan sert müdahalelerde bulunsa da, sokaktaki göstericiler bunu dinlemeyip seslerini yükseltmeyi sürdürdü. Hükümet internete erişimi kesmek ve sokağa çıkma yasağı gibi susturucu yöntemleri denese de eylemlere “dur” diyemedi. Sokaktakilerin haklılığı ve ısrarı, yönetimi onlarla görüşmeye ve reform paketleri açıklamaya sevk etti. Açıklanan paketlerin sokağı ne kadar tatmin ettiği ise kuşkulu. 

Protestoları yönlendiren veya istismar etmek isteyen dış mihraklar var mı? Yoksa halk kendi inisiyatifi ile mi sokağa döküldü?
Protestolar tamamen halktan menkul, dış güçler ya da herhangi bir dinî/siyasî lider ve oluşumun yönetmediği gösterilerdir. Halk, başını alıp giden işsizlik ve kamu hizmeti yetersizliğine karşı “canına tak ettiği” için sokağa döküldü. Bu Irak yakın siyasî tarihinde bir ilki temsil ediyor. Sokaktakiler, mezhebi ve ideolojik aidiyetlerini bir kenara koyup adeta unutarak hareket etti. Ve hiçbir siyasî lider ya da partinin sokağa inerek yanlarında saf tutmasını istemedi. Sokaktaki çığ gibi büyüyen öfke özellikle yıllardır ülkeyi yönetemeyen Şii partilerinedir.

Protestolar 1 Ekim'den bu yana devam ediyor. Sokaklarda gördüklerinizi bizimle paylaşır mısınız? Orada neler yaşanıyor? Gösterilerin bilançosu nedir? 
Zannediyorum yukarıda “mezhep ve ideolojiyi kenara bırakan partiler üstü ve halktan menkul gösteriler” ifadesi bu sorunun da cevabını oluşturuyor. Güvenlik güçlerinin gerçek mermi ve keskin nişancı sonucu öldürdüğü sivillere maalesef tanıklık ettik. İçler acısı olan bu durum ülkede “vaadedilen demokrasinin” kolay kolay yeşermeyeceğinin apaçık örneğiydi. Sokaklar, günümüz dünya düzeninde hiçbir akla, mantığa ve vicdana sığmayacak kadar sığ ve acı insan hikayeleriyle dolu. Bağdat bir kez daha haksız yere ölüm ve şiddetin kol gezdiği sahnelere tanıklık etti. Kadim başkent, şiddetin yorgun bıraktığı yer konumunda.

Gösterilerin bilançosu epey yüksek. 110’un üzerinde ölü ve 6 binden fazla yaralı. 

Medyada hükümetin, halkın talepleri için bir paket hazırladığına dair haberler dolaşıyor. Bu paketin içeriği nedir? Hükümet halka sus payı mı veriyor?
Hükümetin açıkladığı paketler köklü çözüm yerine sokağı geçici olarak yatıştırma/öfkesini dindirme adımlarıdır. Bugün sokak sakinleşse de, ertesi gün bu dalganın büyüyerek rejimi düşürme boyutlarına kadar varacağı tahminleri yapılıyor. 

Mukteda el Sadr'ın Irak siyasetindeki konumu nedir? El Sadr, gösterilerin neresinde?
 Mukteda Sadr, düne kadar ülkede geniş Şii halk tabanına sahip tek lider/idi. Ancak alevlenen gösterilerle birlikte ilk defa Sadr tabanına karşı daha güçlü ve tamamına yakını gençlerden oluşan bir sokak/taban doğdu. Bu taban Irak siyasî realitesinin gündeminde yerini aldı ve Sadr dahil birçok Şii ve diğer siyasi oluşumlar için tehlike çanlarını çalmayı başardı. Nitekim Sadr bu gerçeğin farkında olmalı ki, hareketlenmeye karşı genellikle sessiz kalsa da temkinli açıklamalar yaptı. Sadr, ilk defa kendisinden onay almadan sokağa dökülen tabanını da gördü. Bağdat’ta en yoğun destekçisinin bulunduğu Sadr Bölgesinin yüzde 85’i liderine bakmadan gösterilere katıldı ve hatta yer yer bunun omurgasını oluşturdu. Sadrcılar, ilk defa liderlerinin posterlerini taşımadı ve ona sevgi ve bağlılıklarını gösteren sloganlar atmadı. Onlar da işsizliği ve kamu hizmeti yetersizliğini haykırdı. 

Bunun yanında Sadr’ın Irak siyasetindeki etkisi oldukça büyük. Meclisin en büyük grubunu oluşturuyor ve hükümetin adeta büyük ortağı. 2003 sonrası ilk defa elde ettiği bu ayrıcalıkları elden bırakmak istemiyor. Ama sokağa da dur diyemeyecek durumda artık.

Vakit ayırdığınız için teşekkür ederiz.
Rica ederim, kolay gelsin.

Baran Dergisi 665. Sayı

İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.