Gazeteci Yazar Yakup Köse: Askerler Öldürmek İçin Gelmişti

Gazeteci Yazar Yakup Köse ile yaptığımız mülakatta 5 Ocak 2000 tarihinde Bandırma Cezaevi’ne yapılan operasyonu ve direniş sırasında; 7 Ocak 2000 tarihinde şehid olan gönüldaşımız Hasan Meriç’i konuştuk.

Gazeteci Yazar Yakup Köse: Askerler Öldürmek İçin Gelmişti

Bandırma Operasyonu nasıl yapıldı?
1999 sürecindeydik. 1999 süreci 28 Şubat’ın bir parçasıdır. 28 Şubat’ta Müslüman Anadolu halkının üzerinde uygulanmaya çalışılan tahakküme karşı duruşun yılıdır 1999! Başörtülü kızlar okullarından atıldılar, ikna odalarına çekildiler veya üzerlerine kurt köpekleri salındı; yani Müslüman Anadolu halkının değerlerine karşı topyekûn bir taarruz söz konusuydu. İşte bu taarruza karşı Müslümanca bir tavır takınmanın adıdır 1999!

1999 senesinde biz cezaevindeki Müslümanlar olarak tepkimizi zaman zaman dile getiriyorduk. Bu tepkilerden rahatsız olan vesayetçi kafa, Kumandan Salih Mirzabeyoğlu’nun esir olmuş olduğu Metris Cezaevi’ni tahakküm altına almaya çalışıyordu. Bunun yanı sıra Bandırma Cezaevi’nde bulunan İbdacı Müslümanlara da baskı yapmaya çalışıyordu. Onların kararlarına, onların zulmüne boyun eğmememize karşı, “Noel Baba Operasyonu” adıyla gerek Metris Cezaevi’ne, gerek Bandırma Cezaevi’ne kanlı bir operasyon yaptılar. 5 Aralık Metris direnişinin intikamını almak istediler. Bu operasyonlarda savunmasız insanların üzerine mermiler yağdırarak, bombalar ve molotoflar atarak Sancar Kartal ve Hasan Meriç gönüldaşlarımızı şehid ettiler. Aralarında şahsım da olmak üzere otuz kadar arkadaşımızı da ağır yaraladılar. “Noel Baba” operasyonu bu şekilde başlamıştı. O dönemde “solcu” diye tabir ettiğimiz tutsaklara da Ümraniye, Bayrampaşa, Çanakkale gibi cezaevlerinde “Hayata Dönüş Operasyonu” adıyla operasyonlar yaptılar; ama biz Müslüman tutsaklara yapılan operasyonun adı çok manidardı, Noel Baba Operasyonu… Biz direndik ve kapıdan giremedikleri için çatıdan girmeye çalıştılar… Müslümanlara yönelik olarak yapılan bu operasyona mevzubahis ismi vermeleri yetmiyormuş gibi bu operasyonu Ramazan Bayramının arifesinde yaptılar.

Bu operasyonlar “Hayata Dönüş Operasyonları”nın öncülü, diyebilir miyiz?
Tabiî… O dönemin arşivlerinde vardır; birkaç yetkili, “Hayata Dönüş operasyonları yapılmadan önce Noel Baba operasyonunu gerçekleştirerek, diğer cezaevlerine yapılacak operasyonların hazırlığını yaptık.” minvalinde bir açıklama yapmıştı.   

Operasyon sırasında cezaevinde neler yaşandığından bahsedebilir misiniz?
Ercan adlı bir arkadaşımla hastane dönüşünde cezaevinin önünde iki itfaiye aracı ve ambulanslar gördük. “Acaba cezaevinde yangın mı çıktı?” diye şaşırdık. Cezaevi bahçesine girdiğimizde cezaevi aracının camından, içerideki “robokop” dedikleri askerleri gördük. O an bir operasyon olduğunu anladık. Yalnız bu operasyonun kime yapılacağına dair herhangi bir fikrimiz yoktu. Daha sonra alınacağımız koğuşlara ilerlerken koridorlarda da askerî timler olduğunu gördük. Koğuşumuza girdiğimizde arkadaşlara, “İçeride ve dışarıda gaz maskeli askerler gördük, hareketlilik var.” dedik. Buradan şunu çıkardık: “İki mahkûm dışarıda... Onlar da geldikten sonra operasyon başlatılmalı...” Burada öldürme maksadı taşıdıkları anlaşıldı. Yoksa normalde bizi koğuşa koymadan operasyona başlanmalıydı; ancak tam aksi gerçekleşti ve biz koğuşa girdikten sonra operasyon başladı. Öldürme maksatları olmasa zaten ellerinde olan iki mahkûmu neden koğuşa koysunlar? Operasyon başlayınca biz de “gerektiği yerde gerekeni yapma” şuuruyla hareket ettik. Bir Müslüman’ın öyle bir durumda nasıl bir tavır ortaya koyması gerekiyorsa o şekilde tavır koyduk.

Hasan Meriç’in şehadetini hatırlıyor musunuz?
Biz Hasan ağabeyle sözleşmiştik. Bunu ilk defa burada söylüyorum. Ona, “Şehid olursan bana şefaat eder misin?” demiştim. Operasyonun birinci günüydü. O da “Ederim; ama Allah sana da nasip ederse sen de benim şefaatçim ol.” dedi. Orada ahitleştik. Hasan ağabeyin askerler tarafından vurulduğu anı gördüm… G-3 mermisinin göğsünde patladığı ana şahit oldum. Allah şehadetini mübarek eylesin.

Şöyle bir anımız daha var: Akşam saatleriydi, arife günü… Ertesi gün Ramazan Bayramı idi. Bana, “Yakup yarın bayram, sen de fıkır fıkır kaynıyorsun. Heyecanlısın değil mi?” dedi. “Evet ağabey.” dedim. “İnşallah bunlar elini eteğini çeker giderler.” dedim. O da “Bayramımız bugünden mübarek olsun.” dedi. Kendisi bayramda şehid oldu.

Teşekkür ederiz.
Rica ederim.


Baran Dergisi 677. Sayı


İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.