Prof. Dr. Levent Eraslan: Sosyal Medya İzleme Merkezleri Kurulmalı

Bu hafta Doç. Dr. Levent Eraslan ile Fransa'da yaşanan hadiselerdeki sosyal medya tesirini konuştuğumuz bir söyleşi yaptık. Alâka ile okuyacağınızı düşünüyoruz.

Prof. Dr. Levent Eraslan: Sosyal Medya İzleme Merkezleri Kurulmalı

Sosyal medyanın siyasi-sosyal olaylara etkisinden biraz bahsedebilir misiniz?
Sosyal medya sadece iletişim biçimlerini değil, aynı zamanda sosyal yaşama dönük katılımcılık ve dâhil olma gibi davranışları da derinden etkilemiştir. Clicktivizm, slactivizmgibi davranış biçimleri bu durumun bir sonucudur. Slactivizm; Slacker (tembel) ve activist, eylem ve protestolara fiziksel olarak katılmayan, ancak durduğu yerden yazan, yorum ve paylaşım (RT-Like) yapan, çoğunlukla sosyal paylaşım kanallarından destek ya da köstek olanlara verilen addır. Clicktivizm; toplumsal eylem ya da protesto faaliyetlerini klavye başından örgütleme ve/veya destekleme amaçlıdır. Yeni toplumsal hareketler olarak adlandırılan post-modern hareketlerin en temel iletişim aracı sosyal medya ve uygulamaları. Örgütlenme, kamuoyu oluşturma, iç haberleşme, enformasyon, sempatizan bulma, hareketlilik yaratma, baskı grupları oluşturma, etki sağlama gibi amaçlar için sosyal medya yeni toplumsal hareketlerin en güçlü silahları. “Wall Street Occupy”, “İşgal Et”, “Arap Baharı”, “İran Yeşil Devrimi”, “Londra isyanları”, “Moldova’daki Twitter devrimi”, “Turuncu Devrim”, “Gezi Kalkışması”, “17/25 Aralık FETÖ terör örgütünün sosyal medya tezviratları”, “Tamam mı Devam mı” gibi ulusal ve küresel olaylarda sosyal medyanın etkisi çok açık görülmüştür.

Bu veriler ışığında Fransa’da “Sarı Yelekliler” adıyla beliren olayları değerlendirebilir misiniz?
Eylemciler öncelikle Change.Org benzeri kampanya uygulamalarını kullanarak başlangıç yaptılar. Elbette sonrasında özellikle Facebook’da açılan çok sayıda hesap üzerinden çeşitli mesaj, görüntü ve fotoğraflar dolaşıma sokuldu. Twitter’da ise daha çok etiketleme, Tag açma gibi teknikler yoğun kullanılmakta. #Paris , #8Decembre, #GiletsJaunes, #ParisRiots, #yellowvest, #France ,#YellowVestParis #Paris #ParisProtest, #GiletsJaunesParis. Bunlara örnek verilebilir. Sarı yelekliler hareketini aslında sosyal medya başlatmadı, reel yaşamda var olan sosyo-ekonomik sorunların sokağa taşınmasında organizatör ve propaganda işlevi gördü. Katılımcıların da yabancı olmadığı sosyal medya araçları bir telsiz istasyonu gibi eylemcilerin haberleştiği bir mecra konumunda. Bir merkezin ya da liderin olmaması ve yatay bir örgütlenme ağının mevcut olması etkiyi artırmakta ve güvenlik güçlerinin işlerini zorlaştırmakta. Sarı yelek eylemcileri kendi içlerinde kod isimlerle olayların ilk başlarında Whatsapp kullanmakta iken gözaltılar sonrası deşifre oldukları için DAEŞ terör örgütünün sık kullandığı ve aynı anda binlerce kişiye mesaj atabilen ve güvenirliği çok yüksek Telegram’a geçtiler. Özellikle son bir haftadır Facebook üzerinden haberleşmeyi bırakan eylemciler bunu Facebook’un bazı mesajları kasıtlı olarak engellemesine bağlıyorlar. Sarı yelekliler sürekli kendi Facebook sayfalarında sosyal medya ve internet güvenliği ile ilgili bilgiler paylaşmakta. Hatta geleneksel olan SMS üzerinden haberleşmeyi de öneriyorlar. Elbette kaos ortamı sadece bulunan yerleri değil aynı durumu yaşamak isteyenlerinde bir özlemi haline gelmekte özellikle sosyal medya bunu kolaylaştırmakta. 
 
Olayların Fransız toplumundaki etkileri için neler söyleyebilirsiniz?
Fransızlar teknolojiye yatkın bir toplum. Sürekli olarak yeni teknolojik araçları kullanmaktalar. Nüfusun %88’i internette ve bunların %58’i aktif sosyal medya kullanıcısı. Elbette akıllı telefon kullanıcı sayısının yüksekliği sosyal medya üzerinden bir hareketlilik sağlamış. Orta sınıf Fransızların ekonomik nedenlerden ötürü başlattığı söylenen Sarı Yelekliler hareketinin örgütlenme zemini sosyal medyanın çeşitli uygulama biçimleri. Birçok sosyal ağı kendilerini Français oubliés (Unutulmuş Fransızlar) adı veren topluluk kullanmakta. Bu hareketin asıl zemini Facebook. Resim, müzik video paylaşımının çok kolay olması, alt yapısı ve algoritmasının buna çok uygun olması Facebook’u öne çıkartmakta. Doğrudan mesaj ve canlı yayın özellikleri bu sosyal ağı çekici kılmakta. Birçok Facebook sayfasında eylem öncesi yapılacaklar, sarı yelek giyilmesi, protesto müziklerinin paylaşımı ve profil resimlerinin eyleme göre değiştirilmesi gibi öneriler mevcut. Ancak daha sonra eylemlerin büyümeye başlaması ile Facebook eylemcilerin paylaşımlarına engelleme getirdi. Facebook’un aynı engellemeleri Türk devletine karşı yapılan paylaşımlarda yapmaması da ayrı bir çifte standart örneği… Youtube ise daha çok eylemlerde yaşanılan durumları ve polis şiddetini duyurmak amaçlı kullanılıyor. Binlerce video an itibari ile Youtube’da yüklenmiş durumda. Gençlerin çok rağbet ettiği vido-remixler sıkça propaganda için kullanılmakta. Elbette video altı yorumlarda dikkat çekici ifadelere rastlamak olası. Ayrıca Youtube’a yüklenen videolardaki bazı rap tarzı parçaların sözleri Gezi kalkışması esnasında Türkiye’de dolaşıma sokulan “Every day I’m Çapulnig” adlı propaganda parçasına çok benzemekte…

Avrupa’daki olayların Türkiye’ye muhtemel tesirleri hakkında neler söyleyebilirsiniz?
8 milyara yaklaşan dünya nüfusunun %53’ü internet kullanıcısı. Bu grubun %42’si (3.196 milyar) ise aktif sosyal medya kullanıcısı. Bu nüfusun kullandığı 5.135 milyar cep telefonundan %39’u ise sosyal medya kanallarına bağlanmakta. Facebook, Youtube, Whatsapp, FB Messenger ve Twitter gibi uygulamalar ise küresel ligde ilk sıraları oluşturan markalar konumunda. Görüldüğü gibi çok büyük bir dijital dünya söz konusu. Bu dünya, kendi ekonomisini, sosyolojisini, felsefesini, etik kurallarını ve hukuk metinlerini oluşturmaya başladı. Basit eğlence aracı olmaktan çıkan bir yapısı ile sosyal medya artık devletlerin ve istihbarat örgütlerinin çok yönlü kullandığı bir alana doğru evriliyor. Artık çok yoğun bir şekilde yüksek etki alanı ve çok sayıda kişiye hızlı ulaşım olanağı sağlayan sosyal medya platformlarında; yazılı mesajlar, resimler, görüntüler ile algı yönetimi yapılmakta ve propaganda malzemeleri sürekli dolaşıma sokulmakta. Karar vericilerin Fransa örneğinde olduğu sosyal medyanın önemine inanmaları ve sosyal medya izleme merkezi kurmaları gerekliliği bir kez daha ön plana çıkmıştır. 


Baran Dergisi 622. Sayı


İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.