TÜRDEB Başkanı Asım Gültekin: 8. Uluslararası Dergi Fuarı'nda Herkes İçin Bir Şeyler Var!

TÜRDEB Başkanı Asım Gültekin: 8. Uluslararası Dergi Fuarı'nda Herkes İçin Bir Şeyler Var!

Bize Türkiye Dergiler Birliği’nin (TÜRDEB) dernekleşme sürecinden ve niçin böyle bir çalışma içine girdiğinizden bahseder misiniz?
Türkiye Dergiler Birliği bundan 9 yıl önce 2008 yılında Dergi editörleri ve yayın yönetmenleri ile bir araya gelerek oluşturduğumuz bir birlik. “Secde merkezli bir perspektife sahip dergiciler olarak bir araya gelemez miyiz” diye düşündük. O zamandan bugüne 110 aydır ayda bir toplanıyoruz. İlk zamanlar 10-15 dergi ile başlamıştık şimdi 25 ülkeden 400 kadar secde merkezli dergi ile birlikteyiz. Çok güzel arkadaşlıklar kurduk. Farklı farklı üsluplara, alanlara sahip dergilerle, dergicilerle dergiciliğimizin meseleleri üzerinde duruyoruz. 2014 yılına kadar Türkiye Dergi Editörleri ve Yayın Yönetmenleri Birliği ismini kullanan platformumuz 2015 Şubatında dernekleşti. 5.-6. ve 7. Dergi Fuarları ile bünyesine yurtdışından dergileri de katması ile World Periodical Union’u (Dünya Dergi Birliği) kurduk. 25 kadar ülkeden dergicilerle sıcak temas halinde bulunan Türkiye Dergiler Birliği yönetimi şu günlerde Dünya Türkçe Dergiler Birliğinin kurulması çalışmalarına da öncülük ediyor.
Türkiye’de ve dünyada dergiciliği insanlığın büyük hakikatine sadık kalarak gerçekleştirme çabasındaki tüm dergicileri bir ve kardeş olarak gören Türkiye Dergiler Birliği (TÜRDEB), World Periodical Union (WPU) ve Dünya Türkçe Dergiler Birliği (DTDB) olarak dünyada dergiciliğin tüm meseleleri birincil gündemimiz. Editörlük eğitimleri veriyor, dergicilik çalıştayları, sergiler, oturumlar, paneller düzenliyor, okullarda dergicilikle ilgili etkinlikler düzenliyoruz. Dergicilik üzerine Dergiler Dergisi isminde bir dergi yayınlıyoruz.

Bu yıl sekizincisi düzenlenecek olan dergi fuarı fikri nasıl ortaya çıktı? Fuar şu anda dünyadan kaç ülkeye ev sahipliği yapıyor? Fuara olan alâka ve görüşler nasıl?
Biz insanları şöyle tasnif ediyoruz: Dergi okurları olanlar ile dergi okuru olabilecekler. Biz dergi fuarında öncelikle zaten dergi okurlarını hedefliyoruz. İstanbul’un en merkezi fuarı olduğu için ziyaret etmek isteyenlerin en kolay ulaşabildiği fuar. Alaka yüksek, gelenler çok memnun. Dergilerle, kitaplarla en ilgisiz insanımızın bile eline normalde bir yılda, işte berberde, camide, tekkede, kahvehanede 3-4 farklı dergi geçiyorsa; “dergi takipçileri”nin eline 5-10 farklı dergi geçtiğini farz edelim. Dergi fuarına geldiğinizde ise 200 farklı dergiyi bir arada görebiliyorsunuz. Birçok dergiyle ilk defa karşılaşıyorsunuz. Bu müthiş hoşuna gidiyor dergi okuyucularının.

2010 yılında ilki gerçekleşen dergi fuarına 55 dergi, 2. Yıl 78 dergi, 3. Yıl 98 dergi, 4. Yıl 108 dergi 5. Yıl 115 dergi, 6. Yıl 165 dergi, geçen yıl 300 dergi katılmıştı. Bu yıl 400 kadar dergi ile buluşabilecek ziyaretçilerimiz. Bu dergilerin 100’ü 22 ülkeden, 300’ü ise Türkiye’den. Geçen yıl mesela Balkanlardaki dergiciler ilk defa dergi fuarında bir araya gelebildiler. “Bundan önce hiç dergiciler olarak bir araya gelmemiştik” dediler.

Fikir nasıl ortaya çıktı. İlk başkanımız Abdullah Zerrar Beyin fikri idi. Dergiler olarak bir fuar yapsak nasıl olur dedi. Fikir hoşumuza gitti. Kızlarağası Medresesindeki Yazarlar Birliği’nin yönetimindeydim o zaman. Medresede fuarı yapmaya yönetim sıcak baktı. Yaptık, çok ilgi gördü. Eminönü İskeleye gidip gelirken Sirkeci Tren Garının tarihi yapısından hareketle fuarı Sirkeci garına taşıma fikri içime doğdu. Allah’a şükür girişimlerimiz olumlu sonuç verdi ve fuar devam ediyor.

Sekiz yıldır dünyadaki ilk ve tek dergi fuarı olma özelliği taşıyan dergi fuarı gelen herkese açık. Her derginin kendi standında okurlarına sundukları hediyeler ve sürprizler, trende söyleşiler, Sirkeci Garının tarihi ve estetik bekleme salonunda konferans, panel, müzik dinletileri ve fuarın sondan bir önceki gününde Uluslararası Dergicilik Ödülleri Ödül töreni gerçekleştirilecek. Bu fuarda 7’den 77’ye herkesi ilgilendirecek bir şey mutlaka var! Fuar altı gün boyunca 10:00 – 20:00 saatleri arası ücretsiz ve herkese açık.

Dergi Fuarını İstanbul’da ulaşımın en kolay olduğu bir mekânda, Sirkeci Garında yapıyoruz. Marmaray, tramvay, vapur, otobüslerle İstanbul’un her yerinden fuara gelmek çok kolay. Tüm dergi dostlarını bekliyoruz.

Dergilerin fuara kabulü hususunda ne gibi kriterleriniz var?
İsteyen katılmak için başvurabilir. Ya “evet” cevabı alırlar ya da “hayır” cevabı alırlar, bunu biz müzakere ederiz, karar veririz. Yayınlarında İslâm’a ve Müslümanlara ciddi saldırgan tavırlar varsa olmaz. Çünkü biz dikkat etmek zorundayız. Biz, halkımızın, milletimizin değerlerine ve Rabb’imize karşı sorumluluklarımıza dikkat etmeliyiz. Bu hassasiyetlerimize dokunanları almaya mecbur değiliz.

Dergiciliğin gayesi bakımından, çıkan dergilerin durumunu nasıl değerlendiriyorsunuz?
Dergicilik fikir, ilim, sanat hayatımızda kabiliyetlerin keşfedilmesi, önünün açılması için önemli bir imkân. Türkiye’de ve dünyada çok farklı alanlarda dergicilik yapılıyor. Edebiyat dergileri, fikir dergileri, akademik dergiler, çocuk dergileri, gençlik dergileri, mizah dergileri, sektör dergileri, gezi dergileri, sivil toplum kuruluşlarının ve kurumların bülten mahiyetinde kullandıkları dergiler ve öğrenci dergileri… Bu dergilerin kimisi kazanç kapısı iken kimisi için tanıtım aracından öteye geçmiyor. Ama asıl dergicilik bu iki mecranın dışında hayatiyetini sürdürüyor. Yüzlerce dergi var. Ve buralardan yeni kalemler geliyor. Bunların kimi ciddi, kimi öylesine

Kimi dergiler bazı kişilerin yansıması oluyor, kompleksli oluyor. Kimi dergilerde arama serüveninin yansıması var. Kimi dergiler ise bir güzelliği bulup keşfetmiş ve onda derinleşerek devam etmeye çalışıyor. Birçok derginin farklı tarzı var. Mesela kaliteli bir edebiyat dergisi çıkarabilmek mümkün. Biraz acemice bir edebiyat dergisi de çıkarmak mümkün. Bunu her zaman ayırt etmek, yeni bir okuyucu için kolay olmuyor. Fakat iyinin fark edilmesi için, kötünün de çıkmasında fayda var. Bunların hangileri daha iyi diye bakmaktan ziyade, zengin bir şekilde ortaya çıkması önemli. Bu sahada ne kadar çok yatırım yaparsak, eline kitap almayanların, ellerinde kamera olanların, cümle kurmayı beceremeyenlerin, o denli ciddi yazarlardan ve fikir adamlarından beslenebilen gençlere dönüşeceğini düşünebiliriz. Bu açıdan ne kadar çok dergi olursa, o kadar faydalı diye düşünüyorum.

Dergilerin bilhassa gençlere bu yönde fayda sağlayacağını düşünmenizdeki temel amil nedir? Bu faydayı artırmak nasıl mümkün olabilir?
Etkiyi arttırmaya çalışmaktan ziyade dergilerin içeriğinin niteliğinin arttırılmasından yanayım. Dergilerin on milyonlarca okuyucusu olmaz. Hasbi okuyucusu olan dergiler olur. Türkiye 3 milyon kadar dergi alıcısı olduğunu tahmin ediyorum. Bu üç milyonun ne kadarı hasbi okuyucudur, bilemeyiz ama sayfaları titizlikle oluşturulmuş, düşüncenin, inancın namusuna bağlı dergicilik yapıldıktan sonra çabalar boşa gitmiyor. Teknolojinin getirdiği kolaylıklardan dolayı özensizce hazırlanan dergilerle değil de, sayfalara aşkını, şevkini yansıtabilen dergilerle toplumun bilinçlenmesinde dergilerin etkisi artar. Nitelikli dergiler kulvarını boş bırakmamak gerekiyor. Bir derginin 100 bin satması değil mesele, bir milyon satması değil. 700, topu topu 700 okuyucusu olan bir dergi tüm Türkiye’nin geleceğine etki edebilir. Bu şimdiye kadar böyle olmuştur. Dergicileri popülizmin oyuncağı haline düşürmeye gerek yok.

Sosyal medyanın hızla yaygınlaşması ve dijital yayıncılığın gelişmesi ile süreli yayıncılık faaliyetleri nasıl etkilendi?
Sosyal Medyanın dergiciliğe etkisini her zaman için olumsuz bir etki olarak düşünmemek lazım. “Sosyal medya, dijital medya ilerledi, basılı medya gerileyecek” diye tedirgin olmaya gerek yok. Bence sosyal medya da, dijital medya da iki anlamda da bir imkândır. Diyelim ki sosyal medya kalitesizliği yaygınlaştırıyor. İşini güzel yapanlar için, nitelikli işler ortaya koyanlar için bu harika bir fırsat. Kalitesizliğin hâkim olduğu bir zeminde kaliteli olan zirvede kalmaya mecbur kalır. Hayatiyetini sürdürüp sürdürememesi ayrı bir konu ama işinde kararlı olanlar en zirvede olmak durumunda kalır. İster derginizi hiç basmayın, pdf dergi olarak yayınlayın ister beş yüz adet basın, ister 500 bin adet basın; belirleyici olan kalitedir.

Sosyal medya takipçisi ile dergi takipçisi arasında ciddi farklar var. Dergi takipçileri de sosyal medya kullanıcısı olabilir elbette; ama dergi takipçisine “dergi okuru musun, sosyal medyacı mı?” diye soracak olsanız şüphesiz “dergi okuyucusuyum” diyecektir. Sosyal medyanın göz boyayıcılığına çok da tav olmak istemeyen biridir dergi takipçisi. 5-6 ayda bir eline bir iki dergi geçmesiyle, bir iki dergi satın almakla insan dergi okuru olmaz. Bir dergiyi düzenli olarak alıyorsanız size dergi okuru denilebilir. Yine de sosyal medya kanalıyla insanlar dergileri keşfedebilme imkânına sahipler. Dergilerin de bu kanalları verimli kullanmaları mümkün. Fakat, derginin içeriğinde nitelik olmadıktan sonra sosyal medyayı harika kullanmışsınız neye yarar. İşin özü iyi bir dergicilik yapmak. Bunu yaptığınızda iyi okuyucu derginizin sosyal medya hesabı olmasa bile sizi sosyal medyadan da bulur, Anadolu’nun bir ilçesindeki bir kütüphaneden de bulabilir, Tunus’ta bir liseden de bulabilir.
Dergicilikle ilgili şunu da söylemek isterim: Bir alan dergiciliği yapılmasını ben her zaman için çok takdir ediyorum. Özel alan. Diyelim ki bir tarih dergisi, bir masal dergisi, ağaçlarla ilgili bir dergi, sadece ağaçları el alan, şehircilik üzerine bir dergi, sadece mizah dergisi, sadece felsefi meselelerin ele alındığı bir dergi, sadece öykülerin ele alındığı bir dergi. Bu tarz bir dergicilik çok faydalı. O alana vâkıf ve dergicilikten anlayan kişilerce çıkarılıyorsa harika. Bir alan dergisini çıkaranlar genç arkadaşlarsa bu ayrı bir güzellik. Diyelim ki ağaçlar üzerine genç bir arkadaş grubu olarak siz bir dergi yapmaya başladınız. Aylık veya üç aylık bir ağaç dergisi çıkarıyorsunuz. Beş yıl sonra sizinle görüştüğümüzde ağaç meselesini sizden iyi bilenler ile karşılaşabilir miyim, zor! Muhtemelen ağaç meselesini memleketteki en iyi bilenler sizler olursunuz veya sizin gibi bilen bir kaç kişi daha olabilir. İşte elli altmış yaşlarında birkaç profesör veya toprakla çok haşır neşir olan birkaç bilge çiftçi amca bilebilir sizin kadar. Onlarla da süreç içinde tanışacağınızdan, derginizden onlardan bahsedeceğinizden dolayı o birikimden de istifade edecek hem de o alana meraklıları istifade ettireceksiniz. Alan dergiciliği böyle bir şey. Herkesin yaptığı tarzda dergicilik yaptığında da işte herkesin yaptığını yapmış oluyorsun. Her şey var bizim dergide diyorsun ama her şey çok sıradan ve sığ bir şekilde yer alabiliyor. Öyle bir tehlikesi var her şeyden bahsetmenin. Neden bahsedeceğini, neyle ilgileneceğini daha önceden biraz belirlemiş olan arkadaşlar çok güzel şeyler yapabilirler diye düşünüyorum ve bunu yapan arkadaşlar da yok değil. Böyle dergileri ben hayranlıkla okuyorum; ama yeterli değil bu tarz dergicilik yapanların sayısı. Dergiciliğimizin ciddi anlamda alan dergiciliğine yönelmesi gerektiğini savunuyorum. Diğer dergicilik türleri de varlığını sürdürecektir elbet; ama işte internetin yayılması ile haftalık haber dergiciliği ciddi darbe aldı. Aylık dergiler ise çok etkilenmediler.

Vakit ayırdığınız için teşekkür ederiz.
Ben de teşekkür ediyorum.

Baran Dergisi 538. Sayı
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.