Uğur Civelek: Hiçbir Şey Eskisi Gibi Olmayacak!

Ekonomist Uğur Civelek ile yapmış olduğumuz mülakatta, koronavirüsün global ekonomiye etkilerini, ekonomideki belirsizliği, IMF’nin duyurduğu 1 milyar dolarlık kredi kapasitesini konuştuk. Civelek, dünya ticaretinin trafiğinin yakında değişeceğini belirtiyor.

Uğur Civelek: Hiçbir Şey Eskisi Gibi Olmayacak!

Koronavirüs dünya çapında “pandemi” ilan edilmeden kısa süre önce Suudi petrol piyasasının hamlesi sonucu Rus petrol piyasasında ciddi bir kriz patlak vermişti. Takip eden süreçte bu defa ekonomik krizi koronavirüsle birlikte değerlendirenler oldu. Derken FED faizleri 0.25’e kadar indirdi. Sizce neler oluyor?
Biraz daha geriye gidecek olursak, son iki yılı “ticaret savaşları” ile geçirdik. Hep gerginlik oldu. Yaptırımlar vardı. Bunlar olmasın diye Amerikan seçimleri öncesi iyimserlik senaryoları pompalanırken bütün dünya neye uğradığını şaşırdı. Burada geniş bir açıdan bakılacak olursa şu söylenebilir: 2008-2009’da küresel bir kriz yaşandı. O kriz 1995 sonrasının ara aşamalarından biriydi. 95 sonrasında eğilimler sürdürülebilir değil, politikalar geleneksel değildi. Günü kurtarmak üzere sorunların ağırlaştırıldığı bir sürecin sonuydu 2000’li yıllara giriş. O krizden gereken dersle alınsaydı, küresel sorunlarla uğraşılarak küresel çözümler üretilseydi her şey daha farklı olurdu fakat olmadı. Hep gün kurtarıldı, sorunlar ağırlaşmaya bırakıldı. Dünyada kutuplaşma yönünde eğilimler oluştu. Çıkar çatışmaları halının altına gizlendi. Ama fırtına sesleri de 2017’den sonra gelmeye başladı. Ticaret savaşlarını konuştuk. Enerji savaşlarını son iki haftadır yine konuşuyoruz. Bir de “piyango”dan, hiç kimsenin pazarlık edip üzerinde anlaşamayacağı bir virüs ortaya çıktı. 
 
“Korkunç Bir Belirsizlik Var”

“9 Çarşamba bir araya geldi.” Bunun adı şu; 2008-2009’dakine benzer bir küresel kredi krizini yaşamaya başladık. Ne kadar sürecek? Bundan ne dersler çıkarılacak? Devamı ne olacak; bilmiyoruz. Burada korkunç bir belirsizlik var; ama hiçbir şeyin eskisi gibi olamama ihtimali de oldukça yüksek.  Arz şokları, talep şokları var. Korumacılık muhtemelen gelişecek. Enerji savaşları, kur savaşları bir yandan... ne varsa gerginlik oluşturan her şey ortaya dökülecek. Halının altında hiçbir şey kalmayacak. Nefes almak zorlaşacak. Kırılgan veya gelişen ülkelere sıcak para gitmeyecek. Biz hep para gelmesiyle durumu idare ediyorduk. O zaman iç siyaset de değişir, ekonomilerin işleyişi de değişir; her şey değişir. Dünyanın en kritik coğrafyalarından birinin merkezinde bir ülkeyiz. Bizim bulunduğumuz coğrafyaya ilişkin belirsizlik bundan sonrası için çok yüksek. Adam gibi yönetilmeye her zamankinden daha fazla ihtiyacımız var; ama ben, Ankara’nın sene başından beri şaşkın ve panikte olduğunu, iç siyaset hassasiyetleri, jeopolitik konular, ekonomik durumlar, oradan oraya savrulduğunu, gündem yaratayım derken gündem olduğunu düşünüyorum. O açıdan da endişeliyim. 

Ekonomide alınan tedbirleri nasıl değerlendiriyorsunuz?
Merkez Bankası 100 baz puan faiz düşürdü. Belli ki, alınan tedbirlerle şu düşünülüyor: Bir defa özel sektör yatırımı yok. İkincisi, tüketim de hızla daralacak. Nihayet bunu kabullenmişler. Kamu harcamaları muhtemelen artırılacak, destekler verilecek. Faiz düşümüyle birlikte kurda yukarı doğru tekrar hareket görüldü. Muhtemelen alınan kararlardan biri, kredi hedefini tutturan bankalar için zorunlu karşılık oranları düşürülüyor. Şu anda kamu bankalarına yarayacak bir şey bu. Bu bankalar borç yapılandırmakta, kredi vermekte biraz daha kırbaçlanacak. Bir şekilde idare edilmeye çalışılacak ama ne yapılırsa yapılsın büyüme pek olmayacak, istihdam azalacak. Sosyal problemler de derinleşecek. Böyle bir Türkiye’yi yönetmek de kolay olmayacak. 

IMF 1 Trilyon dolar kredi kapasitesi açacağını duyurdu. Bu ne anlama geliyor?
Şu anda dünyadaki paniği sakinleştirmek için bol sıfırlı rakamlar konuşuluyor. İMF’de öyle bir para yok. Geçen hafta 60 milyar dolar paketten bahsediliyordu, şimdi birden bire 1 trilyona çıkarıldı. Böyle bir para İMF’de yok. Psikolojik şok amacıyla söylenmiş, ciddiye alınmaması gereken bir şey.
 
DSÖ’nün ‘Pandemi’ İlanını ABD Geciktirdi”

Koronavirüsün pandemi ilan edilmesiyle birlikte tüm dünyada toplu çalışılan birçok kurum ve kuruluş şalter kapatıyor. Bunun etkisi hangi boyutlarda gerçekleşebilir?
Bir; Dünya Sağlık Örgütü, diğer uluslararası kurumlar gibi ABD’nin güdümünde bir kurum. Pandemi ilanını çok daha önceden yapmaları lazımdı. 70 ülkeye yayılmasını beklediler. Bu başlıbaşına bir skandal. Belli ki, Amerikan yönetiminden icazet almadan pandemi ilan edemiyorlar. Peki ABD yönetimi ne zaman icazet verdi? Geçen hafta başında durumun ciddiyetini anladıktan sonra tedbirler açıklayacaklardı. Hemen açıklamadılar, beklediler. Dünya Sağlık Örgütü’nü dürttüler herhalde... Pandemi açıklaması geldi, peşinden ABD’nin tedbirleri sıralandı. Baktık ki, tedbirler özellikle Avrupa içinmiş. Avrupa’ya özel bir tavır var. Belli ki, başta sizin dikkat çektiğiniz enerji savaşlarında Avrupa’nın başı ağrıyacak.
 
“ABD’nin Avrupa’ya Baskısı Sürecek”

Bu noktayı biraz açar mısınız?
Yani Suudi Arabistan’ın Rusya ile anlaşamamasında şunu görüyorum: OPEC ve ABD destekli bir Suudi önerisine Rusya katılmadı. Suudiler de üretimi artırmaya gitti ve Rus piyasasındaki fiyatları yüzde 30 çökertti geçen hafta başında. Fiyatların düşmesi ABD’ye zarar verecek. Kaya petrolü üreten şirketler iflas edecek, ABD de enerji ihracatçısı olamayacak. Arz kısıtlanırken bu en çok ABD’ye yarıyordu. ABD pazar kapıyordu. ABD de bu petrol savaşında ne yaptı? Avrupa’yı, Rusya’nın en önemli enerji pazarını sıkıştıracak, “Rusya’dan enerji alma, Kuzey Akımı’nı iptal et, bir şeyler yap, benden al” gibisinden... Jeopolitik olarak merkez Ortadoğu gibiydi. Avrupa da jeopolitik gerginlik merkezi olmaya doğru gidiyor.

Yani bu defa ABD ile Rusya arasında bir enerji savaşı öne çıkacak?
Tabiî... Suudi Arabistan, BAE figürandır. Onlar ABD’nin izni olmadan tuvalete bile gidemezler.

Peki Avrupa bu dayatmaya tamamen “evet” der mi sizce? Başta Almanya mesela?
Etmeyebilir. Şu ana kadar direndi. Bundan sonra da tavrını değiştirmek için bir sebep yok ama AB ile yolunu ayıracak ülkeler olabilir. Kuzey ile güney Avrupa’nın tercihleri farklı olabilir. Yani Almanya en son kamu harcamalarını artırırken, içerikteki tasarımlarına bakıldığında belli ki, “ortak kimlik” ön plâna çıkarılmış, herkesin yolu açılacak. Zaten Brexit’ten beri bunun yolu açıldı. Fransa ile Almanya’nın uzlaşma noktaları giderek azalıyor. 

Bu durum AB içinde bir çöküşe gidildiği anlamına mı geliyor?
Yani Euro’nun gidişi soru işareti. AB bugünkü yapısını koruyabilir mi; bu da soru işareti. Her konuda belirsizlikler var. Dünya, belirsizliği çok yüksek kırılgan bir döneme yelken açıyor.
 
“Stratejik Hasımlar Karşısında Stratejimiz Yok”

ABD ve Rusya’nın Avrupa enerji pazarındaki çatışmaları dışında, Suriye ve Akdeniz merkezli çatışmaları da söz konusu. Her iki ülkeyi büyük savunma harcamalarına da zorlayan bir süreç var. Mevcut ekonomik belirsizlikle birlikte mevcut enerji havzalarındaki çekişme nasıl sonuçlanabilir?
Küresel krizden bugüne kadar olan dönemde ABD kutuplaşmanın merkezlerinden biriydi. Diğeri Rusya ekseniydi. ABD taciz eden taraftı. Diğer taraf, daha çok taciz edilendi. Dolayısıyla savunmada olandı. Ortadoğu’da bir şeyler dönüyor. Burada Çin-Rusya ve ABD ekseni arasında bir kapışma var. Bu hususta üç temel senaryom var. ABD mi pılını pırtını toplayıp gidecek ve burası gerginlik alanı olarak mı kalacak? Yoksa Çin ve Rusya buralardan umudu kesecek mi? Bölgeyi parçalamak isteyen ABD’nin karşısında Suriye’nin toprak bütünlüğünü, mevcut statüyü korumak istediğini söyleyen Çin-Rusya var. Bir de bizim gibi ikili oynayan ülkeler var. Bu ikisinin arasında kalıp durumu idare edenler... Bu mümkün değil, Türkiye de rengini belli etmek zorunda. Dünyada ödemeler sisteminin çökme eğilimine gireceği, Batı’dan artık sermaye desteği bulamayacağımız, komşularla ilişkilerin çok kritik hale geleceği bir dönemde Türkiye’nin geçmişi bırakıp geleceğe yönelik karar vermesi lazım. Ama Türkiye’deki çok taraflı oynamaya çalışıyor. Strateji kuramıyor, havanda su dövüyoruz.
 
“Dünya Ticaretinin Trafiği Değişecek Kapışma Yakın”

Yani yine belirsizlik...
“Biz zorları yapıyoruz, belirsizlik sadece Rusya ve ABD’de” diye düşünürsek gerçeği tam göremeyiz. Onların oyunu belli. Onlar ayrı taraflar. Taktik anlaşmaları olabilir ama stratejik olarak hasımlar. Bizim stratejimiz yok. Biz iç siyaseti her şeyin üzerine çıkardığımız sürece bu coğrafyada kaybeden ülke olacağız.

AB, ABD veya Rusya olsun bazı hususlarda anlaşılamamış olsa da başka başlıkla anlaşma sağlanıyor. Fakat anlaşılan gücün zikzak çizdiği, çelişkili veya tam zıt yönde hareket ettiğini, masada başka sahada başka tavır sergilediği görülüyor.
Avrupa da sıkıntı çekiyor. Bir yandan ekonomik çıkarlarının peşinde, buradan gittiği sürece ABD’den baskı görüyor. Kararsızlık var. Avrupa birlikte karar alamıyor. Ya ortak karar alacak veya Avrupa çatlayacak, bölünecek.

Bir Kuşak-Bir Yol olarak adlandırılan Pekin-Londra arasında çizilen ticaret yollarından ABD’nin rahatsız olduğu, dolayısıyla birtakım engeller çıkarmaktan vazgeçmeyeceği görülüyor. ABD ne kadar ileri gidebilir?
Her horoz kendi çöplüğünde öter. Gelecekte dünyanın en önemli pazarının Asya olacağını herkes iyi kötü görüyor. Bugünün bir ve iki numaralı pazarları Avrupa ve Amerika ise, bu konumlarını muhtemelen koruyamayacaklar. Büyümenin motoru Asya olacak. Haliyle durumu daha kötüye düşürmek istemeyenler o bölgedeki nimetlerden yararlanmaya çalışıyor. Bu da ABD ve Avrupa arasındaki gerginlik sebeplerinden biri... Dünya ticaretinin trafiği değişecek, oyun değişecek, kurallar değişecek. Bunun telaşı herkesi sarmış durumda, kapışma yakın.
 
“Mevcut Kripto Paralarda Sona Yaklaşıldı”

Doların rezerv para olması karşısında yerli ve kripto, dijital para alternatifi hayata geçirilmiş görünüyor. Ticaret bu yönüyle nasıl bir şekil ve yön kazanabilir?
Düzenlemesi olmayan alanlardan faydalanan spekülatif girişimler var. Kripto paralar bunlar. Dünyada bir düzen, bir hukuk olacaksa, her alana düzenleme gelecektir. Kripto para konusunda da düzenleme gelmeye başladı. Her merkez bankası kendi kripto parasını çıkarmaya hazırlanıyor. Bugün bildiğimiz kripto paralar çöpe gidecek. Bu, spekülatif bir oyun olarak kalacak. Evet, dijital paraya gidiyoruz. Kriptolar merkez bankasında olacak. Düzenlemesi olacak, o düzen içinde kurallara uyan ayakta kalır, uyamayan gider. ABD’nin Facebook şirketi Libra adlı bir dijital para çıkartmıştı. Neden rafa kaldırıldı? Çünkü kimse düzenlemesi yapılmamış böyle bir alana kendi coğrafyasında beyaz bayrak sallamak niyetinde değil. Çin merkez bankası kendi kripto parasını çıkarma kararı aldı. Bunu herkes yapacak. O halde bugünkü kripto paralar yolcu. Bitcoin değeri 20 milyona çıkmış olabilir, yeni keriz arayıp elindekileri fiyatlar düşmeden çakmaya çalışıyor olabilirler. Ama sıfırdan gelip sıfıra gidecek o paralar. 

Yani hem ülke içinde hem uluslararası itibarı olması lazım ki, iş görsün öyle değil mi?
Tabiî ki... Bir de şu var: Devlet dediğin, kendi kontrol alanında düzenlemesi olmayan konuya izin vermez. Kripto parada ben suçun delilini arayacağım ama paranın ucunu takip edemiyorum. İzin vermezler. Spekülatif özelliği var. Toplanması bir oyun. Artık onlar bu oyunun son dönemine yaklaştılar. Ama devletlerin çıkardığı, hukuken izini takip edebildiği yeni kripto paralar, onlar ayrı.
 
“Yeni Bir Döneme Geçiyoruz”

Ekonomide durgunluğu da tetikleyen koronavirüsün ortadan kalkması için en az bir yıl zaman biçiliyor. O zamana kadar piyasaların kontrolü, düzeni, dengesi nasıl bir hal alabilir?
Evet, aşının bulunması, kullanılabilir hâle gelmesi en az 1-1.5 yıl alır. O zaman hastalığın yıkıcı olmaması için çıktığı yer karantinaya alınacak. Buna rağmen Merkel ne diyor? Almanya’nın yüzde 70’i bu hastalıkla tanışabilir. Yani ne kadar tedbirli olunsa da sıkıntı olacak. Dünyada ekonomik durgunluğun derinleşmesine sebep olacak. Ödemeler sistemindeki sorunları ağırlaştıracak. Mevcut sorunların taşınmasını ağırlaştıracak. Yani dünya bir dönemden başka bir döneme geçiyor. Birileri bunu koronavirüsün arkasına saklanarak, tabloyu açıklamaya çalışacak olabilir. Geleceği tüketme devri bitiyor. Çevre ve iklim sorunları da gelecek. Tüm sorunlardaki uzlaşmazlıklar önümüzdeki kavşakta. Nereye gideceksin? Seçme hakların sınırlı, istediğin yere gidemiyorsun. İstemediğin durumlara göre karar vereceksin, çile çekeceksin.


Baran Dergisi 688.Sayı


İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.