Yılmaz Bilgen: Bu Hadise Erdoğan’ın Temsil Ettiği Misyona Karşı Bir Operasyondur

Yılmaz Bilgen: Bu Hadise Erdoğan’ın Temsil Ettiği Misyona Karşı Bir Operasyondur

Kısa bir süre önce Suriyelilerin vatandaşlık almaları gündemdeydi. Fakat son günlerde kamuoyu, bazı mültecilerin sınır dışı edilmelerine, Suriye’ye geri gönderilmelerine şahit oldu. Bu konu hakkında ne düşünüyorsunuz? Bunun sebebi nedir?
Bu konuda tam olarak fikrim; bunun, Erdoğan’ın temsil ettiği misyona karşı bir operasyon olduğu. Bu olayı insan merkezli görmek lazım. Ama şunu da kesinlikle yazmamız ve konuşmamız gerekiyor: Suriyelilerden, burada olumsuz işlere bulaşan, Beşar Esad’ı alenen destekleyen, uyuşturucu işine bulaşan veya yasadışı birtakım yollara girerek toplumun huzurunu bozacak girişimlerde bulunanlara maalesef bir şey yapılmıyor. Bunların içinde üç-beş bin Esadçı, hâlâ Esad’la iltisakı, bağlantısı olan insan var. Fakat ne hikmetse, bilhassa bu geçen seçim sürecinde, yılbaşında veya ondan da önceki Türkiye’nin bazı kırılma noktalarında özel elemanlar, operasyonel insanlar çıktı. Beşar Esad’ın Türkiye’de Muhaberat’la bağlantısı olan aile görünümlü, öğrenci görünümlü timleri var. Hatay’da, Gaziantep’te, Urfa’da, İzmir’de, Ankara’da, İstanbul’un birçok bölgesinde Baasçı, mezhepçi hücreleri var. Ama ne hikmetse, bugüne kadar bu konuda ciddi bir çalışma yapılmadı. Dün ortaya çıkan şeyler, Türkiye’nin sekiz yıllık emeğine yönelik çok kötü görüntüler. Öğrenciler gönderilmiş, zorla “gönüllü geriye dönüş evrakı” imzalattırılanlar var. Hatta daha büyük bir skandal; adam Filistinli, onu da götürüp atmışlar. Erdoğan’ın milim milim dokuduğu bu yol, bu kadar hızlı tahrip edilmemeli. Erdoğan’ın değil, komple Türk milletinin emeği... Bu süreçte şu anki görüntü, Ümit Özdağ’ı, Sinan Oğan’ı, Perinçek tayfasını ve Şebbiha gruplarını mutlu eder. Bu ülkenin harcını oluşturan milletin, ana omurgasını rahatsız eder. Bence bu Tayyip Bey’e, Tayyip Bey’in temsil ettiği misyona yönelik bir hamle. Ben bundan vazgeçileceğini düşünüyorum. Zaten mağduriyetler de oldu bu süreçte. Sadece Suriyeliler değil, Türkmenler de var. Arabalara doldurulup götürülmüşler. Daha da kötüsü kelepçelenmiş görüntüler... İki gündür Arap medyasında komple bu görüntüler dolanıyor. Avrupa’da da aynı görüntüler dönüyor. Yani bu, iyi hesap edilmemiş, çalışılmamış. Yasadışı işlere bulaşanlar, çalışma izni olmayanlar olabilir, gönderilmeleri de gerekir; ama şu ana kadar baktığımız listelerde böyle bir şey yok. Ben tek tek inceledim, gördüm hakkında işlem yapılanları. Bu bir mağduriyet doğurdu. Bu bize yakışmayan bir işlem, bize yakışmayan bir görüntü. Ümit Özdağ’ı yetkilendirseler; ancak böyle bir şey yapardı herhalde.

Bu geri dönüş sisteminin yürütücüsü kim, bir denetleme mekanizması yok mu?
Göç İdaresi sorun kardeşim! Çok büyük bir sorun! Göç İdaresi Başkanı mesela çok gizemli duruyor. Bu ülkede MİT dışında her kurum şeffaftır; hatta belli ölçülerde MİT de şeffaflık gösteriyor. Ama bu Göç İdaresi acayip bir kurum... Hiç kimseye ulaşamıyorsun. Hiç bir yerden bilgi alamıyorsun. Birinci sorun göç idarelerinde.
Mesela yazılmıyor, çizilmiyor. Adam vatandaşlık almış, “Afrin’de Türk ordusu işgalcidir.” diyor. Vatandaşlık almış ama Esadçı... “İdlib’ten sizi süreceğiz.” diyor. Bunun bir bilinmezlik kısmı var. Bu hazırlık aşamaları ve Göç İdaresi’nin temel yapısı maalesef çok sorunlu. Şu yaşadığımız şey de Göç İdaresi’nin o yapısından kaynaklı. Aradan yedi-sekiz yıl geçti, hâlâ bir kurumsallık göremiyorsun.

Bürokrasinin içinde de bu meselden ciddi anlamda rahatsızlık duyanlar var. Ben Tayyip Bey’in de meselenin farkına varmasından, gidişatı öğrenmesinden sonra kesinlikle müdahale edeceğini düşünüyorum; ama bir daha böyle bir şeye kalkışılmaması lazım.

Sekiz senede çok zor süreçlerden geçtik. Millet olarak tarihe ve dünyaya büyük bir insanlık örneği sergiledik. Bunu sekiz-on saatte bitirmeye kimsenin hakkı yok. Ama az önce de söylediğim gibi; şebbihalar, uyuşturucu işine bulaşmış olanlar var. Bunlarla ilgili çok ciddi tahkikat yapılması lazım. Muhaberat’ın burada bağlantıları var. Adam İkitelli’de alenen oradaki mezhepçilerle ve PKK’lılarla beraber saldırıyor, Esad resmi sallıyor. Bakıyorsun Suriyeli. İki ay önce adam Hama cephesinde fotoğraf çektiriyor, iki ay sonra İstanbul’da bir sürü işe karışıyor. Yılbaşında olan taciz hadisesini, sokaklarda kadınlara karşı yapılan taciz hadiselerini biliyorsunuz. Bunlar özel psikolojik harp elemanları. Buradaki bağlantılarıyla beraber iş yapıyorlar. Bunların üzerine gidilmesi lazım. Öğrencinin, namusuyla para kazanan adamın ne günahı var?

Dün İdlib’te onlarca kişi öldürülmüş, aynı gün sen İdlib’e insan gönderiyorsun. Bu durumda daha başka bir hukukî sorun ortaya çıkıyor Türkiye için. HTŞ terör örgütü diyorsun; ama mülteci hakları ile sana sığınan, kabul ettiğin ve kimlik verdiğin insanları götürüyorsun HTŞ bölgesine bırakıyorsun. Bu, uluslararası hukuk açısından çok ciddi bir sorun. Bu karşımıza büyük bir problem olarak çıkar. Bu durum, insanî olanın dışında bir durum.

Ben yapılan bu şeyin, kirli bir şey olduğunu düşünüyorum. Birkaç saat içerisinde bizim imajımıza çok büyük bir zarar verdi. Bizim o “Ensar, liman ülke, mazlumların sığınağı” imajımıza çok büyük bir zarar verdi. Ümit Özdağ, Sinan Oğan gibi tipler ve Şebbiha grupları sevindirilmemeli.

Sizin de değdiğiniz gibi, Ümit Özdağ, Sinan Oğan gibi isimler, özellikle sosyal medyayı kullanarak, ırkçı söylemlerle halkı Suriyelilere karşı bir kin ve düşmanlığa sevk ediyorlar. Bunların tek amaçları halkın kafasında belli bir Suriyeli profili oluşturup kamuoyu baskısıyla Suriyelilerin geri gönderilmesini sağlamak mı? Yoksa daha farklı, daha büyük bir hedefleri mi var?
Ümit Özdağ’ın uzmanlık alanı psikolojik harptir. Onun öyle bir misyonu var, kendine öyle bir misyon biçmiş. O tamamen Türkiye’deki iç yapıyı, iç dokuyu zedelemeye çalışıyor. Onun, Suriyelilerin kalması veya gitmesi diye bir derdi yok. Çok daha büyük bir hedefi var onun. Sinan Oğan da öyle... Ümit, Japonya doğumlu. Babası sürgünde darbecidir, 27 Mayıs’ın sorumlularındandır. Ümit Özdağ’ın “vatan” diye bir tahayyülü yok. O toplumsal yapıya, barışa yönelik bir operasyonun adamı. Suriyeli olmaz Libyalı olur, Libyalı olmaz başka bir yerli olur. Nereli olduğu onun umurunda değil. Onun “Türklük” veya “Milliyetçilik” filan diye de bir kaygısı yok. Millî bir tarafları olsa Suriye’de yüzbinlerce Türkmen olduğunu hatırlarlar. Ama bu yaşanan olayda maalesef bu tip adamların fikirlerinin tatbikini görüyoruz.

Biz insanız, Müslümanız ve bizim temsil ettiğimiz bir değerler silsilesi var. Onlarca kişinin öldürüldüğü bir yere insanları göndermek olur mu? O zaman Türkiye çok daha güçlü bir diplomasi mekanizması kuracak. Rusya’nın Suriye’deki kıyımlarına ve saldırılarına engel olacak. Bir yöntem bulunup bu insanların katledilmelerinin önüne geçilecek. Suriye’de herkesi kuşatan yeni bir anayasal süreç başlayacak. Bu mağduriyetlerin önüne geçilecek. Esad eline geçirdiklerini kadın, çoluk-çocuk demeden hapishanelere attı ve bunlara insanlık dışı işkenceler yaptı. Sorunlar var... Sorunları çözdükten sonra diyeceğiz ki: Siz Suriye’de güzelsiniz, siz vatanınızda güzelsiniz...

Kaç kişinin gönderildiği konusunda bilgi var mı?
Geri gönderilme hadisesi başladıktan iki gün içinde yüz seksen, toplamda beş yüz kişi gönderildi. Ortada geri gönderilmelere sebep gösterilen bir hukuksuzluk varsa ben de arkasındayım; ama bu hukuksuzluk sana, birinin yaptığı hukuksuzluktan ötürü, diğerine karşı bir hukuksuzluk üretme hakkı vermez. Türkiye’nin emekleri zayi oluyor; hem de Tayyip Erdoğan’ın insanlık açısından ve siyasî bir figür olarak verdiği mesajlar tarumar ediliyor. Bu, bu kadar net.

Teşekkür ederiz...
Rica ederim.

Baran Dergisi 654. Sayı
 

İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.