Vatikan Haçlı Seferlerine Başladı


Yunus Ekşi

Yunus Ekşi

14 Şubat 2019, 11:35

Papa Francisco, Birleşik Arap Emirlikleri’ni ziyareti sırasında El Ezher Üniversitesi’nin başındaki Şeyh Ahmed el Tayyib’le birlikte “dinlerarası diyalog” mesajlı “Dünya Barışı ve Birlikte Yaşam İçin İnsanların Kardeşliği Belgesi”ni imzaladı.

Belgede, farklı dinlere inananlar ve herhangi bir dine inanmayanlar arasında uzlaşı ve kardeşlik çağrısı yapılıyor ve “çoğulculuk ve farklı dinlerin bilgece bir ilahi iradenin eseri olduğu” belirtiliyor.

Papa bu hamleyi yaparken, bir yandan da “kötü adam” olarak görevlendirdikleri, bu çalışmaları sözde engellemeye çalışan Hristiyanların da olduğu imajı oluşturup, buna itiraz edecek Müslümanların bunlarla aynı kefeye konacaklarını ihsas ediyor.

Kardinal Müller, manifestosunda Papa Francesco’nun adını anmasa da İnsanların Kardeşliği Belgesi’ndeki bu ifadelere karşı çıkıyor.

Alman Kardinal Müller, eski “engizisyon” kurumunun devamı niteliğinde olan İnanç Doktrini Örgütü’nün yöneticiliğini yapıyordu ancak 2017’de Papa tarafından görev süresi yenilenmeyerek uzaklaştırıldı ve “kötü adam” olarak görevlendirildi.

Hristiyanlıktaki “teslis” inancını hatırlatan Müller, “İsa’yı yalnızca iyi bir insan, bir kardeş ve arkadaş, bir peygamber ve ahlâkî bir örnek olarak görenlere karşı çıkılması gerektiğini” söyleyerek sözde kutuplar oluşturuluyor.

Haçlı askerî işgallerinin sağlıklı sürebilmesi için bu açıklamalarla zemin oluşturuluyor. Türkiye’de “gizli kardinal” olarak da kamuoyunu meşgul etmiş Gülen’in Papa’ya yazmış olduğu mektup da bu doğrultuda olup o zaman çok tepkiler çekmesine rağmen “Dinlerarası Diyalog” programları Türkiye’nin her yerde yapılıyordu.

Sonuç: Başarmak istedikleri işgali 15 Temmuz’da gerçekleştiremediler.

“İnsan kardeşliği” diyerek, İslâm dünyasında sürekli Müslümanların kanını döken gizli din örgütü ile işlerini yürüten Vatikan, Büyük Orta Doğu Projesi’nin bir parçasıdır ve bu projenin gerçekleşmesi için dinî cihetten var gücü ile çalışıyor.

İslâm ülkelerinde El Ezher Üniversitesi’nin başındaki Şeyh Ahmed El Tayyib gibi satılmış ruhlu insanların kritik noktalara yerleştirildiğini ve BOP sürecini bütüncül olarak okuduğumuzda bu kişilerin hedeflerini rahatlıkla görebiliyoruz.

Bu yeni Haçlı Seferi’ni dünyaya ilk duyuran eski Amerikan Başkanı Bush idi. Vatikan’ın Türkiye ayağı gizli kardinali başarısız olunca, İslâm ülkelerini Arap NATO’su ile kuşatmaya çalışıyorlar. Bugün ABD Suriye’den geri çekilme taktiğini uygularken, öte yandan birbirine bağlı peşpeşe hamleler yapıyor.  Bunlara yakından baktığımızda Mısır, Arabistan ve BAE ile yeni bir kuşatma çabasını ve bunun Vatikan’ın başı Papa’nın Haçlı Seferleri ile desteklendiğini görüyoruz.

Papa, hem Hristiyan dünyasında iyi rolü oynuyor hem de kardeşlik adı altında, sözde barışçıl bir yaklaşımla Müslümanları ılımlaştırma ve narkozlama işlemini İslâm dünyasında işletiyor. Papa’nın yaptığı şuna benziyor; insanların inançlarını bozarak mücadele etme ruhunu kırmak ve sonrasında Haçlı ordusunun yapacağı işgal için harekete geçildiğinde de direnci en aza indirmek...

İslâm ülkelerinde zaten satılmış makam sahipleri boyunlarına takılmış yulardan istedikleri gibi çekilebiliyor. BAE’de Papa’nın karşılanmasını gördük... Ancak Katolik Hristiyanlar Papa’yı böyle karşılayabilirdi. Bunların işgal ve İslâm’a saldırı stratejileri olduğunu görmemek için kör olmak gerekir.

Diyanet, Vatikan gibi çalışmadığı sürece, Türkiye’de dinî anlayışlar, eteklerindeki taşları döküp müdir bir fikre tâbî olarak hareket etmediği sürece çok büyük bir tehlike kapıda bizi bekliyor.

Siyasî yönetime de iki önerimiz olacak. En azından mevcut düzendeki diyaneti yeniden yapılandırın. Hocalar sadece namaz kıldırmasın, müftüler atama tasdik merkezi olmaktan çıkarılsın...

Haçlıların bu alenî saldırılarına karşı “minareler süngü camiler kışlamız” olsun.

İkincisi askerlikle ilgili yapılan düzenlemeler; orduyu küçültücü hamleler olmasın. Türk ordusu daha modern, hareket kabiliyeti yüksek ve büyük olmak zorundadır. 

Yeni ve daha düzenli bir orduya ihtiyacımız var. Bölgemizdeki güneyden kuşatılma çabası adım adım geliyor. Papa’nın BAE’ye çıkarma yapması bölgedeki tansiyonu ölçme hamlesi olarak da okunabilir... Bir sonraki adım ne olacak peki?

Türkiye, Akdeniz’de elini güçlendirmek istiyorsa derhal “Akdeniz Ordusu” kurmak zorundadır! Şimdi birileri ordunun maliyeti hakkında ekonomik güce dair bir şeyler söyleyebilir. 

Siyasîlerimiz unutmasın ki, ordu büyük bir istihdam kapısıdır.


Baran Dergisi 631. Sayı

Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.