Afrika'da Belçika sömürgeciliği

Kongo'da işçilerin ellerinin kesilmesi ülke dışında uluslararası bir ün kazandı. Bunlar bazen kurbanlarının ellerini geri getirerek ateş ettikleri her atıştan sorumlu tutulan Force Publique askerleri tarafından kesildi.

Afrika 10.01.2022, 08:45 10.01.2022, 12:37
Afrika'da Belçika sömürgeciliği

Belçika, 1831'de Hollanda'dan ayrıldığında yeni bir ulus haline gelip bağımsızlığını kazandıktan sonra Afrika'da iki koloni kurdu: Demokratik Kongo Cumhuriyeti ki eski adıyla Zaire olarak bilinen topraklarla daha önce Ruanda-Urundi olan Ruanda Cumhuriyeti, yönetilmek üzere Belçika'ya verilmişti.

1800'lerin sonlarında, Avrupa'nın büyük güçleri Afrika'yı bölerek kendilerine koloniler aldı. Belçika'nın ikinci kralı II. Leopold, hayatının başlarında, kişisel bir mülk ve zenginlik kaynağı olarak kendine ait bir koloni kurmaya karar vermişti. Kıyılardaki en iyi noktalar zaten alınmış ve bu yüzden Leopold gözünü Afrika'nın uçsuz bucaksız, haritası olmayan iç kısmına dikmişti.

Diğer Batılı güçlerden farkını göstermek için kendini, bir insani yönü olan Avrupalı olarak tasvir etti. Kongo'yu şeytani Arap köle tüccarlarından kurtaracaktı. Ayrıca, Avrupalı müttefiklerinin de bundan fayda sağlamak gayesiyle onlara Kongo'yu serbest ticarete açma sözü verdi. 1

Kongo vahşetinin kurbanı ile poz veren bir misyoner. Misyonerler Kongo Özgür Devletinde işlenen suiistimalleri araştırırken, vahşete varan el kesme gibi ampütasyonları belgelediler

Kral Leopold, Afrika'daki toprakları ilhak ve sömürgeleştirerek kendisini kişisel olarak zenginleştirmek ve ülkesinin prestijini artırmak isteyen çok hırslı bir adamdı.

1865'te babası Leopold I'in yerine Belçika tahtına geçti. 1876'da Sir Henry Morton Stanley'nin Kongo bölgesini keşfetme seferini görevlendirdi. Bu keşif başlangıçta Kongo Özgür Devletinin kurulmasına yol açtı.

Yeni koloni, Batı Avrupa'dan daha büyük ve Belçika'dan yetmiş dört kat daha büyük bir topraktan oluşuyordu ve şahıs mülkiyeti olarak II. Leopold'a aitti. Fransa, İngiltere, Portekiz ve Almanya'nın da bölgede kolonileri olduğu bir zamanda, kendisini Kongo Özgür Devleti'nin kralı ilan etti.

1885'te Leopold II, ABD'nin Kongo Özgür Devleti üzerindeki kişisel egemenliğinin tanınmasını sağladı. 2 Bundan sonra Leopold II, Kongo'nun mutlak hükümdarıydı fakat acımasız yönetimi milyonlarca Kongolunun hayatına mal olmuştu.

1895'e gelindiğinde İngiliz basını II. Leopold'un Kongo'daki vahşetini ifşa etmeye başladı. 1897'de İsveçli bir misyoner, bir Londra toplantısında Leopold'un askerlerinin, yeterince sıkı çalışmadıkları için yerli işçilere ceza olarak kestikleri Kongolu ellerin sayısıyla nasıl ödüllendirildiğini anlatmıştı.

1899'a gelindiğinde İngiliz konsolos yardımcısı, Leopold'un Kongo'daki kötü yönetiminin acımasızlığını doğruladı ve ayrıca resmi olarak rapor etti. Nihayet 1908'de Leopold, kişisel beyliği olan Kongo Özgür Devletini Belçika devletine devretmek zorunda kaldı. 3

Belçikaların Kongo Yönetimi (1908-1960)

Ülke idaresinin Belçika hükümeti tarafından devralınması, II. Leopold ve onun özel milisleri altında anlatılmaz zorluklara maruz kalan Kongo halklarının yaşamlarında bazı iyileştirmeler getirdi.

Kongoluların günlük ekonomik ve sosyal yaşamında, Afrika'daki diğer Avrupa kolonilerindeki koşullarla karşılaştırılabilir küçük gelişmeler oldu. Belçika sömürge yönetimi eski kötü idareyi unutturmak için Kongo'da bazı okullar, demiryolları, yollar, tarlalar, madenler, sanayi bölgeleri ve havaalanları inşa etti.

Kongoluların yaşamlarındaki mütevazı gelişmelere rağmen, ırkçı düşüncelerinden sıyrılamayan Belçikalılar Kongo'da iki ayrı toplum yarattılar: beyazlar ve yerliler. Beyazlar tüm lükslere sahipken yerli Afrikalılar her şeyden yoksundu.

Apartheid tipi bir sosyal düzen kuruldu. Kongo ile ilgili tüm önemli kararlar Brüksel'de alındı ve Kongoluların kendi ülkelerinin yönetimine katılmasına izin verilmedi. 4

1955'te birkaç Kongolu eğitimli seçkin, demokrasi eksikliğine ve Belçikalı sömürgeci efendilerin Apartheid politikalarına karşı bir direniş örgütledi. Belçika sömürge yönetimine direnen bu seçkin tabakanın temel amacı, Avrupalılar ve Afrikalılar arasındaki bu büyük eşitsizliği düzeltmekti.

Belçika sömürgecilerine karşı sivil itaatsizlik, grev ve sivil eylemleri kullandılar ve bu ayaklanmalar, Belçika sömürge yönetiminin dağılmasına yol açtı. Nihayetinde tüm bu çabalar 1960'ta Kongo'nun bağımsızlığını kazanmasına yardımcı oldu. 5

Leopold II döneminde Belçika'nın 1865-1909 yılları arasında Kongo’daki mirasını yeterince kauçuk toplayamayan yerlilerin kesik elleri simgelemektedir. Aktivistler, Kongo Özgür Devleti'ndeki acımasız rejimi nedeniyle Leopold II’nin Brüksel'deki heykelinin kaldırılmasını sağladılar

Sömürge öncesi Afrika Belçika kolonilerinde ırk ve etnisite

Sömürge öncesi Kongo'da kurulan monarşiler ve krallıklar bölgede geleneksel yaşam tarzı çerçevesinde düzeni sağladı. Bu imparatorlukların en dikkate değer olanları, on dördüncü yüzyılda kurulan ve günümüzün batı Kongo ve kuzey Angola'sını merkez alan Kongo Krallığı idi.

Havalide hakim olan diğer önemli imparatorluklar arasında, 16'ncı yüzyılda kurulan ve Shaba'nın merkezinde bulunan Kisale ve Upemba Gölleri çevresinde merkezlenen Luba İmparatorluğu; 15'inci yüzyılda kurulan ve güneybatı Kongo merkezli Mwata'nın Lunda Krallığı; 17'nci yüzyılda güney Kongo'daki Kasai ve Sankura nehirleri etrafında toplanan Shonga halkının Kuba İmparatorluğu; 18'inci yüzyılın başlarında kurulan ve Kongo-Zambiya sınırına yakın Luapula Nehri çevresinde merkezlenen Nwata Kazembe'nin Lunda Krallığı ile sömürge öncesi dönemde Kongo halkları arasındaki ilişkiler, büyük ölçüde uyumluydu.

Evlilikler ve sosyoekonomik münasebetler sayesinde etnik çatışmalar engellenebiliyordu. Bu krallıklar, özellikle Kongo Krallığı, nispeten zengindi ve yaşam standardı yüksek olduğunda, insanlar iyi geçinme eğilimindeydiler.

Bununla birlikte, bazı durumlarda etnik gruplar arası savaşlar olmuştur fakat bu hiçbir zaman iki tarafın birbirini yok etme gayesi taşımamıştır. 1482'de Portekizli denizci Diogo Cão, Kongo'ya gelen ilk Avrupalı oldu.

Portekizliler, Kongo kralıyla bir ilişki kurdular, ancak Angola kıyı bölgelerinde kaldılar. Portekizlilerin Kongo'da önemli bir etki kazanması on sekizinci yüzyıla kadar bazı ticari ilşkilerle kaldı.

Belçika Kralı II. Leopold, Kongo'yu kişisel mülkü haline getirene ve tek bir kişinin sahip olduğu ve yönettiği tek koloni haline gelene kadar genel durum buydu. 6

Afrika'daki Belçika kolonilerinde siyasi çatışmalar

Kongo, yaklaşık iki yüz etnik gruba sahip çok ırklı bir ülkedir. Etnik grupların çoğu, Kongo, Mongo, Luba, Bwaka, Kwango, Lulua, Luanda ve Kasai gibi yaygın Bantu ailesinin dillerini konuşur.

Ayrıca Sudan yakınlarında Nilotik konuşan halklar ve kuzeydoğu Kongo'da bazı "pigmeler" vardır. Birkaç siyasi parti olmasına rağmen, en önde gelen ikisi Kongo halkı arasında yer alan Joseph Kasavubu'nun ABAKO'su ve Patrice Lumumba'nın Kongo Ulusal Hareketi en etkili olanlarıdır. 7

Kongo'daki siyasi istikrarsızlık Kongolular 1960 yılında Belçikalılardan bağımsızlıklarını kazanır kazanmaz başladı. 30 Haziran 1960'taki bağımsızlığın hemen ardından, Belçika, diğer Avrupa ülkeleri ve Amerika Birleşik Devletleri'nden etkilenen etnik ve kişisel rekabetler, yeni bağımsızlığını kazanan ülkeyi siyasi krize soktu.

4 Temmuz'da ordu isyan etti. Yedi gün sonra, Katanga'nın geçici başkanı Moise Tshombe, Belçikalılar tarafından kışkırtılan bir hareketle, mineral bakımından zengin Katanga eyaletini bağımsız bir ülke ilan etti.

Müteakip siyasi sorunlar, Belçika vatandaşlarını saldırıdan korumak için müdahale ettiklerini iddia eden Belçikalılar tarafından askeri müdahaleye yol açtı.

14 Temmuz'da Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi, Kongo'da düzenin kurulmasına yardımcı olmak için bir kuvvete yetki verdi, ancak bu kuvvet, ayrılan Katanga eyaletini düzene sokmayı başaramadı.

Sonuç olarak, Lumumba Sovyetler Birliği'nden Katanga'yı Kongo'ya geri getirmesine yardım etmesini istedi. 5 Eylül'de Başkan Kasavubu, Lumumba'yı başbakan olarak görevden aldı.

Lumumba da cumhurbaşkanını görevden alarak siyasi bir çıkmaza yol açtı. Daha sonra adını Mobutu Sese Seko olarak değiştiren Joseph Mobutu, Lumumba tarafından genelkurmay başkanlığına atandı.

Cumhurbaşkanı ve başbakan arasındaki siyasi çatışmadan yararlanan Mobutu, orduyu isyana teşvik etti. Amerika Birleşik Devletleri ve Belçika, Mobutu'nun Kongo ordusuna uygun şekilde seçilmiş hükümetlerine rüşvet vermek için kullanılan parayı sağladılar.

Amerika Birleşik Devletleri, Belçika ve diğer Batılı hükümetler, Sovyetler Birliği liderliğindeki komünist blok ülkeleriyle soğuk savaş rekabetinin bir parçası olarak Lumumba hükümetini devirmede Mobutu'ya yardım etti.

Mobutu, Afrika'ya yönelik iddia edilen bir komünist saldırıyı durdurmak için Batılı bir yardakçı olarak kullanıldı.

17 Ocak 1961'de Katanga'daki Moise Tshombe hükümeti, ABD Merkezi İstihbarat Teşkilatı'nın (CIA) tam desteğiyle Lumumba'yı ve iki arkadaşını soğukkanlılıkla öldürdü. Soğuk savaş rekabetinin yanı sıra, Lumumba'yı öldürmenin ve Katanga ve Kasai eyaletlerinde ayrılmayı desteklemenin diğer ana nedeni, Belçikalıların Kongo'nun zengin maden kaynaklarında çıkarlarını güvence altına almasıydı.

Lumumba'nın öldürülmesinden sonra, Évariste Kimba, Joseph Ileo, Cyrille Adoula ve Moise Tshombe gibi birçok hükümet başkanı Kongo'yu hasbel kader bir şekilde yönetti. Ancak 1965'te, dört yıl boyunca perde arkasından hüküm sürdükten sonra, Mobutu sonunda Kasavubu'yu CIA sponsorluğunda olduğuna inanılan bir darbeyle devirdi.

Mobutu otuz bir yıl hüküm sürdü ve Kongo'yu yoksullaştırdı. Mobutu ve destekçileri o kadar yozlaşmış, Kongo halkından o kadar çok para çaldı ki, hükümeti kleptokrasi veya hırsızlar tarafından idare edilen hükümet olarak tanımlandı.

Laurent Kabila 1997'de onu iktidardan uzaklaştırdığında, Mobutu'nun yabancı bankalara yatırılan serveti 4 milyar doları aşmıştı. Mobutu'nun diktatörlüğüne rağmen, rejiminin çoğunda göreceli barış hüküm sürdü.

1966'da Kongo şehirlerini Léopoldville (Kinshasa), Stanley-ville (Kisangani) ve Elisabethville (Lubumbashi) olarak yeniden adlandırdı. 1971'de, Afrikalılaştırma politikasının bir devamı olarak, Kongo Nehri'nin adı Zaire Nehri olarak değiştirildi ve sonuç olarak Kongo, Zaire Cumhuriyeti olarak yeniden adlandırıldı. 8

Sömürge öncesi Ruanda'da ırk ve milliyet

Avrupa'nın Ruanda'ya saldırması ve Belçika'nın sömürgeleştirmesinden önce Ruanda, mutlak bir Tutsi monarşisinin merkezi liderliği altında birleşmişti. Bölgedeki insanlar, Hutu, Tutsi ve Twa olarak sınıflandırılmalarına rağmen, özünde aynı dili konuşuyorlardı.

Aynı kültürü paylaşıp, aynı veya benzer yiyecekleri yediler ve aynı dini uyguladılar. Monarşi altında Sömürge öncesi Ruanda oldukça tabakalıydı. Esasen Tutsi olan aristokrasi, tüm toprağa sahipti ve çoğunlukla Hutu olan çiftçilerden haraç aldı.

Hutular çiftçiyken, Tutsiler sığır çobanıydı. İşin ilginç tarafı Ruanda'nın asıl sakinleri olan Twalar veya "pigmeler", hem Hutular hem de Tutsiler tarafından dışlanmış ve hor görülmüşlerdi.

Bu tabakalı Ruanda toplumunda sosyal hareketlilik vardı. Büyük bir sığır sürüsü satın alan zengin bir Hutu Tutsi olabilirken, yoksullaşan bir Tutsi Hutu kastına düşebilirdi. Bu kast sisteminde evlilikler yasak değildi. Hem Hutular hem de Tutsiler kralın ordusunda görev yaptılar.

Belçikalılar gelip onlarla etnik çatışmayı getirene kadar kastların tüm üyeleri uyum içinde yaşıyor demek yanlış olmaz. Fakat Belçika'nın müdahelesiyle gelen etnik gruplar arası çatışmalar birçok savaşa ve soykırım olaylarına neden oldu. 9

Ruanda'nın Belçika kolonizasyonu

Belçika kolonisi Ruanda, Almanlar tarafından 1899'da ilhak edilene ve onu Alman Doğu Afrika'nın bir parçası yapana kadar bağımsız bir monarşiydi.

Belçika, 1916'da Almanya'dan Ruanda ve Burundi'yi ele geçirdi; iki yıl sonra, Almanya'nın I. Dünya Savaşı'ndaki yenilgisinden sonra, Ruanda-Urundi resmen Belçika'ya Milletler Cemiyeti tarafından güven bölgesi olarak verildi. 10

Belçikalılar Kongo'yu 1909'dan 1960'a kadar yönettiler, Ruanda'daki yönetimleri ise 1918'den 1962'ye kadar sürdü. Belçikalılar, Kongo'da yaşayan Belçikalılarla Kongolular arasında Apartheid benzeri bir sistem yarattılar ve böylece Kongoluları kendi toplumlarında marjinalleştirdiler.

Kongolular arasında Belçikalılar böl ve yönet stratejisini kullandılar. Belirli etnik grupları, özellikle de Kongo'nun zengin doğal kaynaklarını sömürgeleştirmeye ve yağmalamaya devam etmelerine izin verecek olanları tercih ettiler.

Avrupalıların gelişinden önce, Kongo Krallığı, Avrupalılarınkine rakip olan iyi organize edilmiş siyasi ve idari yapılara sahipti. Krallığın ekonomik sistemi, tarım ve el sanatları endüstrilerine dayalı loncalar halinde örgütlendi.

Avrupa'nın Afrika'nın batı kıyısına saldırısı ve bunun sonucunda ortaya çıkan köle baskınları, mültecilerin Kongo'ya göçünü artırdı. Bu göçler hem o dönemde hem de sonraki dönemlerde sayısız sorun yaratmıştır. 11

Belçikalılar 1918'de Ruanda'nın yönetimini Birinci Dünya Savaşı'nda yenilen Almanlardan devraldıklarında, Ruanda hükümet sistemini ve sosyal ilişkileri önemli ölçüde değiştirdiler. Belçika hükümeti Ruanda'yı yönetmelerine yardım etmeye istekli yerli seçkinler buldular.

İlk başlarda Tutsiler, Belçika kolonizasyonunun gönüllü işbirlikçileriydiler. Belçikalılar da Tutsilere siyasette, eğitimde ve ticarette ayrıcalıklı konumlar verdiler. Belçikalılar, Hutuların sahip olduğu birkaç liderlik pozisyonunu bile alıp onları Tutsilere verdiler.

Spesifik olarak, 1929 yılında Tutsi olmayan tüm şefleri ortadan kaldırdılar ve sonuç olarak Hutular sömürge hükümetindeki tüm temsillerini kaybettiler. 1933 senesinde Belçikalılar tüm Ruandalılara kimlik kartları verdiğinde bir başka darbe daha geldi.

Bu zorunlu kimlik kartları, Ruanda'da (kast) sisteminin akışkanlığını ortadan kaldırarak insanları kalıcı olarak Hutu, Tutsis ve "pigmeler" olarak sınırlandırdı.

Belçikalılar Tutsileri o kadar güçlendirdi ki, Hutu çoğunluğunu sömürmeleri yeni zirvelere ulaştı. Ancak 1950'lerde Ruanda'nın bağımsızlığı kaçınılmaz hale gelince, Belçikalılar rotayı değiştirdiler ve siyasi ve ekonomik güçlerini artırarak ve modern eğitime erişimlerini sağlayarak Hutuları güçlendirmeye başladılar.

Bu çelişkili önlemler anarşiyi getirdi ve kendi halklarının çıkarlarını korumak isteyen hem çoğunluktaki Hutulardan hem de azınlık Tutsilerden oluşan aşırı grupların yaratılmasına yol açtı.

1994 yılında çoğu Tutsi ve Hutu olmak üzere yaklaşık bir milyon insanın radikal Hutular tarafından öldürülmesiyle korkunç boyutlara ulaşan soykırım olaylarına yol açan katliamlar, bu aşırı grupların faaliyetleri olarak tarihe geçti.

Hutuların Tutsilere karşı ilk soykırım dalgası daha önce, 1959'da Belçikalıların yönetimi altında gerçekleşti. 1994 soykırımı gibi, aşırılıkçı Tutsilerin bir Hutu liderine saldırmasıyla başladı ve Hutular yüzlerce Tutsiyi öldürerek misilleme yaptılar.

Fakat Batı basınında bu çatışma, eğitimsiz köylü çiftçiler olan uzun boylu, aristokrat, pastoral Tutsiler ve Hutular arasındaki ırksal ve kültürel bir çatışma olarak tasvir edildi.

Tutsi ve Hutu'nun aslında aynı halkın ortak bir dili konuşan iki kastı olduğu ve antagonizmanın Belçika sömürge güçleri tarafından kendi amaçları için yaratıldığı bilinmektedir. 12

Özetlemek gerekirse, Belçika'nın eski sömürgeleri Kongo ve Ruanda'da bağımsızlıktan sonra tırmanan ve yirmi birinci yüzyıla kadar devam eden etnik rekabet ve gerilimlerin kökleri Belçika sömürge yönetiminden geliyordu.

Postkolonyal ve günümüz etnik gerilimlerinin ve siyasi istikrarsızlığın temelleri bu Belçika sömürge yönetimi sırasında atıldı. 13

Ruanda'da bağımsızlık, Belçika sömürge yönetiminin politikaları nedeniyle artan etnik gerilimi beraberinde getirdi. Aralık 1963'te Hutus 10 binden fazla Tutsi'yi öldürüp yaklaşık 150 bini sürgüne gönderdiğinde bu yeniden alevlenen şiddet döngülerine dönüştü.

Soykırımın en kötüsü, yaklaşık bir milyon Ruanda vatandaşının katledildiği 1994 yılında gerçekleşti. Bu iyi planlanmış soykırım, iddiaya göre Tutsi isyancı askerleri tarafından Ruanda ve Burundi'nin Hutu başkanlarının vurulmasıyla başladı. Hutular, onları yok etmek amacıyla aralarında Tutsi'yi öldürerek öfkeye kapıldı.

Öldürme ancak Paul Kagame, Uganda'nın yardımıyla, Hutu liderliğindeki orduyu komşu Kongo'da sürgüne gönderen bir Tutsi ordusunun müdahalesiyle durdurulabildi. 14

1994 yılındaki Ruanda soykırımı, Kongo'daki etnik ve siyasi gerilimlerin alevlenmesine yardımcı oldu. Soğuk savaşın sona ermesiyle Mobutu'nun stratejik önemi ortadan kalktığından, Kongo'ya çok az dikkat edildi veya hiç ilgi gösterilmedi.

Mobutu, ömür boyu iktidarda kalma teklifinde güçlü bir ordu kurmadı. Şu anda Kongo'da yaşayan eski Ruandalı askerleri ve 1994 soykırımının faillerini silahsızlandıramaması, Tutsi liderliğindeki Ruanda, Burundi ve Uganda hükümetleri ve Kongolu isyancı lider Laurent'in birleşik ordusu tarafından Kongo'nun işgaline yol açtı. Bu ordunun Kongo'yu ele geçirmesi nispeten kolaydı. Mobutu önce Togo'ya, ardından birkaç ay sonra kanserden öldüğü Fas'a kaçtı.

Mayıs 1997'de Kinşasa'ya vardığında Kabila kendini cumhurbaşkanı ilan etti ve Zaire'nin adını Demokratik Kongo Cumhuriyeti olarak değiştirdi. 15

Kabila'nın Hutu milislerini silahsızlandıramaması ve eski Tutsi müttefikleriyle iktidarı paylaşamaması, müttefikleriyle savaşa yol açtı. 1998'de Ruanda, Burundi ve Uganda ortaklaşa Kongo'yu işgal etti ve Angola, Zimbabve, Namibya, Çad ve Sudan, Kabila'nın Kongo tarafında savaştı.

Bu çatışma "Afrika'nın savaşı" olarak etiketlendi. 1999'da çatışmalar durmasına rağmen, isyancı gruplar savunmasız sivillere ve Kongo merkezi hükümetine yönelik saldırılarına devam etti. 2001 yılında, Kabila korumalarından biri tarafından öldürüldüğünde, yerine oğlu General Joseph Kabila geçti.

Yeni lider, isyancı gruplarla bir barış anlaşması imzaladı ve eski isyancı gruplardan gelen dört başkan yardımcısı atadı. 2006'da Üçüncü Cumhuriyet için yeni bir anayasa yazılıp onaylandı ve seçimler Joseph Kabila'nın zaferle çıkmasıyla yapıldı. 16

Belçika sömürge politikaları, Kongo ve Ruanda'da milyonlarca Afrikalı'nın öldürülmesine yol açan ırksal ve etnik rekabetin tohumlarını ekti ve ayrıca milyonlarca kişiyi eski Belçika kolonilerinden sürgüne gönderdi.

Birincisi, Kongo ve Ruanda'nın sömürge sonrası siyasi liderleri Belçika sömürge politikalarını sürdürdüler. İkincisi, bu liderler iktidarda kalmak için etnik rekabetleri ve gerilimleri alevlendirdiler.

Üçüncüsü, bu ülkelerdeki etnik gerilimlerin çoğuna hızlı nüfus artışı ve çeşitli etnik grupların liderlerinin kıt kaynaklar için verdiği mücadele neden oldu.

Dördüncüsü, Avrupa ve Amerikan hükümetleri ile çok uluslu iş dünyası ve çıkarlar, Afrika'nın eski Belçika kolonilerinde kendi amaçları doğrultusunda etnik çatışmaları körükledi. Örneğin, Belçikalı ve diğer yabancı çıkarlar bu çatışmaları Afrika'nın kaynaklarını yağmalamaya devam edebilmeleri için tasarlanıyor.

Son olarak, Belçikalıların eski sömürgeleri Kongo ve Ruanda'nın işlerine sürekli müdahaleleri, etnik ve siyasi rekabetleri daha da kötüleştirdi. Ruanda'nın şimdi yeni bir anayasası var ve Hutu soykırım faillerinin çoğu için af sağlandı.

1994 soykırımından bu yana Ruanda, hem yerel hem de ulusal seçimleri başarıyla gerçekleştirdi. Sömürge döneminin bu mirasına rağmen, Kongo ve Ruanda'daki siyasi gelişmeler, barış anlaşmaları, yeni anayasalar ve yeni seçimler, Belçika'nın eski Afrika kolonileri için yeni bir umut olduğunu göstermektedir. 17

Ruanda ve Kongo'da Belçika'dan geriye kalanlar

Sömürgecilik döneminde Belçika, tarihi boyunca birçok koloniyi, 1908'den 1960'a kadar Belçika Kongo'sunu ve 1922'den 1962'ye kadar Ruanda ve Burundi'yi kontrol etti. Fas'taki Tangier Uluslararası Bölgesi'nin eş yöneticisi oldu.

Force Publique ilk olarak 1885 yılında, Kongo Özgür Devletini özel mülkü olarak elinde tutan Belçikalı Kral II. Leopold'un İçişleri Bakanına devlet için askeri ve polis kuvvetleri oluşturmasını emrettiği zaman tasarlanmışdı. Kısa bir süre sonra, 1886'nın başlarında, Kaptan Léon Roger, kuvveti kurma emriyle Kongo'ya gönderildi.

Birkaç ay sonra, 17 Ağustos'ta "Kuvvet Basın Komutanlığına" terfi etti. Bir dizi başka Belçikalı subay ve astsubay da birliklerin çekirdeği olarak bölgeye gönderildi. Force Public'in subayları tamamen Avrupalıydı.

Zenginlik beklentisiyle ya da sadece Afrika'daki hizmet serüvenine ilgi duyan diğer ülkelerden gelen Belçikalı düzenli askerler ve paralı askerlerin bir karışımından oluşuyorlardı. 18

1885'ten 1908'e kadar olan dönemde, o zamanlar Belçika Kralı II. Leopold'un kişisel yönetimi altında yukarıda anlatıldığı gibi bir koloni olan Kongo Özgür Devletinde birçok iyi belgelenmiş vahşet işlendi.

Bu vahşet, özellikle ihracata yönelik doğal kauçuğu toplamak için kullanılan emek politikalarıyla ilişkilendirildi. Salgın hastalıklar, kıtlık ve bu aksaklıkların neden olduğu düşen doğum oranlarıyla birlikte, zulümler Kongo nüfusunda keskin bir düşüşe sebep oldu.

Dönemin nüfus düşüşünün büyüklüğü tartışmalıdır ve modern tahminlere göre 1 milyon ila 15 milyon ölüm arasında değişmektedir. 19


1884-1885 Berlin Konferansı'nda, Avrupalı güçler Kongo Havzası bölgesini, uzun süredir sömürgeci genişleme emelleri olan II. Leopold tarafından yönetilen özel bir hayır kurumuna tahsis etti.

Bölgede bol miktarda bulunan doğal kauçuğa olan talep patlaması, 1890'larda radikal bir değişim yarattı. Kauçuğun çıkarılmasını ve ihracatını kolaylaştırmak için, Kongo'daki tüm "ıssız" araziler kamulaştırıldı ve çoğunluğu özel şirketlere dağıtıldı.

Bir kısmı ise devlet tarafından tutuldu. 1891 ve 1906 yılları arasında, şirketlerin neredeyse hiçbir yargı müdahalesi olmadan istediklerini yapmalarına izin verildi, bunun sonucunda, kauçuğu ucuza toplamak ve kârı maksimize etmek için zorla çalıştırma ve şiddetli zorlama yoluna gidildi.

Yerel bir paramiliter ordu olan Force Publique de emek politikalarını uygulamak için kuruldu. Kauçuk toplama işine katılmayı reddeden tek tek işçiler öldürülebilir ve bütün köyler yerle bir edilebilirdi.

Bu vahşetlere rağmen, nüfus azalmasının ana nedeni, Özgür Devletin neden olduğu sosyal bozulmanın daha da kötüleştirdiği hastalıktı.

Başta Afrika uyku hastalığı, çiçek hastalığı, domuz gribi ve amipli dizanteri olmak üzere bir dizi salgın, yerli halkları perişan etti. Sadece 1901'de 500 bin Kongolu'nun uyku hastalığından öldüğü tahmin edilmektedir. Hastalık, kıtlık ve şiddet bir araya gelerek doğum oranını düşürürken ölümler arttı.

Belçika'nın kana boyanmış çikolatadan elleri

İlk başta, fildişi ana ihracattı. 1890'larda beklenmedik bir buluş dünyayı değiştirdi: Şişirilebilir lastik. Hemen ardından otomobil lastikleri daha da büyük bir pazar yarattı. Batı daha fazla kauçuğa aç kaldı. Kongo'nun kauçuğu vardı, işin püf noktası onu toplamaktı.

Leopold, enerjisini bu yeni zenginlik kaynağına yöneltti. Kauçuk özsuyu toplamak hoş olmayan ve genellikle tehlikeli bir iştir. Kongolu çiftçiler bununla ilgilenmediler. Yerlileri zorlanmaları gerekiyordu ve Leopold'un gözetmenlerinin birkaç yöntemi vardı.

Kadınlar, kocaları tam bir kauçuk kotası ile dönene kadar rehin tutuldu ve rehin alındılar. Rehine alanlar için ipuçları içeren bir kitapçık vardı:

Yeterli tutsağınız olduğunu hissettiğinizde, aralarından yaşlı birini, tercihen yaşlı bir kadını seçmelisiniz. Ona bir hediye yap ve müzakerelere başlaması için şefine gönder. 20


Kongo'da işçilerin ellerinin kesilmesi ülke dışında uluslararası bir ün kazandı. Bunlar bazen kurbanlarının ellerini geri getirerek ateş ettikleri her atıştan sorumlu tutulan Force Publique askerleri tarafından kesildi.

Bu ayrıntılar Kongo'da çalışan Hıristiyan misyonerler tarafından kaydedildi ve Birleşik Krallık, Belçika, Amerika Birleşik Devletleri ve başka yerlerde duyurulduğunda kamuoyunda infial yarattı.

Kongo Özgür Devletine karşı uluslararası bir kampanya 1890'da başladı ve İngiliz eylemci E. D. Morel'in önderliğinde 1900'den sonra doruk noktasına ulaştı.

1908'de, uluslararası baskının bir sonucu olarak, Belçika Hükümeti, Belçika Kongo'sunu oluşturmak için Kongo Özgür Devletini ilhak etti. Suistimallerden sorumlu olan birçok sistemi sona erdirdi.

Dönem boyunca nüfus düşüşünün boyutu, kapsamlı bir tarihyazımı tartışmasının konusudur ki bu vahşetlerin soykırım teşkil edip etmediği hususunda açık bir tartışma mevcuttur. Bunlara ragmen ne Belçika monarşisi ne de Belçika devleti vahşet için özür dilemedi.

2020'de Kral Philippe, Leopold'un rolünden açıkça bahsetmemesine ve bazı aktivistler onu tam bir özür dilememekle suçlamasına rağmen, Kongo Özgür Devleti yönetimi sırasında uygulanan "şiddet ve zulüm eylemleri" için Kongo Hükümetine pişmanlığını dile getirdi.

5.jpg

Solda: Bu çocuğun adı Impongi. Nöbetçiler, köyü kauçuk kotasını karşılayamadığı için bir elini ve bir ayağını kesti. Sağda: Oturan genç Mola. Askerler onu çok sıkı bağladıktan sonra elleri kangren tarafından yok edildi. Yanında Yola var. Askerler onun elini kesti, ardından bunun öldürdükleri bir lastik işçisinden geldiğini iddia etti. Bu fotoğraf, İngiltere'de Leopold'a karşı kampanya yürüten misyoner Alice Seeley Harris tarafından kullanıldı

Kırbaçlama, işkence, tecavüz ve rastgele cinayet de geniş çapta belgelendi. Bir yöntem diğerlerinden daha çok ün saldı: Elleri kesmek. Leopold ve teğmenlerinin, işbirliği yapmayı reddettikleri için köylülerin öldürülmesine hiçbir itirazı yoktu.

Ama özel avlarda kurşunların "boşa gitmesini" istemiyorlardı. Birini vuran ve öldüren bir askerin sağ elini kesmesi ve merminin onaylanmış bir amaç için kullanıldığının kanıtı olarak sunması gerekiyordu. 21

Zulüm böyle başladı. Ancak uygulama cesetlerle sınırlı kalmadı. Bazen bir asker, avlanmak için bir kurşun kullanabilir, sonra da kol koçanından kan fışkırarak yaşayan bir kişinin elini kesebilirdi. Leopold'un kolonisi Belçika'nın utancı haline geldi.

6.jpg

Bugün bu hikayeyi bilen biri, Belçika'nın en kalabalık şehri olan Antwerp'teki bir şekerleme dükkanına girip çikolata eller bulabilir

Antwerp belediye başkanı Bart De Wever, konuyu örtbas etmek için bu ellerin Kongo ile hiçbir ilgisi olmadığını açıklamaktadır. Bart De Wever ve ekibinin uydurduğu yerel efsaneye göre, efsanevi bir dev bir zamanlar Scheldt nehrinin yakınında yaşar ve herkese nehri geçmek için para ödetirmiş.

İtiraz eden olursa bir elini kesip nehre atarmış. Brabo adında bir kahraman sonunda devi öldürür ve bir elini kesip nehre atar. Çikolata eller bu sebeple yapılmaya başlanmış. Fakat resmi tarih bunu yalanlamaktadır.

1958 gibi yakın bir tarihte Belçika, Afrikalıların beyaz insanları eğlendirmek için var olduğu fikrine sarıldı. İki yıl sonra bağımsızlığını kazanan Belçika Kongosu'ndan 183 aileyi Expo 58'de bir "insan hayvanat bahçesinde" sergilenmek üzere Brüksel'e gönderildi.

Kongolular sahte bir köyde yaşıyordu. Beyaz seyirciler, bir tepki uyandırmak için çitin üzerinden bozuk para veya muz attı. Hayatta kalan bir fotoğraftan, bir sevişme hayvanat bahçesinin bile olduğu anlaşılıyor.

Belçika, dünyada bir "İnsan Hayvanat Bahçesine" ev sahipliği yapan son ülke oldu. 22

7.jpg

Belçika'daki "İnsan Hayvanat Bahçesi" sergisi beyaz yerleşimci sömürgeciliğinde ırkçılığını sergiliyor

Notlar:

1. Belgium. 1956. Traveller's guide to the Belgian Congo and Ruanda-Urundi. Brussels: Tourist Bureau for the Belgian Congo & Ruanda-Urundi, IIIrd Directorate, Information and Public Relations Bureau.
2. Vangroenweghe, Daniel, Daniel Vangroenweghe, Daniel Vangroenweghe, and Daniel Vangroenweghe. 1985. Leopold II & Kongo. Brugge, België: D. Vangroenweghe.
3. Kongo in the age of empire, 1860-1913: the breakdown of a moral order. 2015. Madison, Wisconsin: The University of Wisconsin Press.
4. Gondola, Ch. Didier. 2002. The history of Congo. Westport, Conn: Greenwood Press.
5. Kisangani, Emizet F. 2012. Civil wars in the Democratic Republic of Congo, 1960-2010. Boulder: Lynne Rienner Publishers.
6. Fischer, Felix, Charlotte J. Lundgren, and Samir Jahjah. 2013. Making monetary policy more effective: the case of the Democratic Republic of the Congo. Washington, D.C.: International Monetary Fund. http://site.ebrary.com/id/10815440.
7. Munwang'o, Roseline Achieng'. 2014. "A moral consciousness: a leadership approach for Africa?" Journal of African Union Studies. 3 (2_3): 115-132.
8. Congo Conference: Report of the Secretary of State and Correspondence in Relation to the Affairs of the Independent State of the Congo. 1886.
9. Bouwer, Karen. 2010. Gender and decolonization in the Congo: the legacy of Patrice Lumumba. Basingstoke: Palgrave Macmillan.
10. Ensign, Margee M., and William E. Bertrand. 2010. Rwanda: history and hope. Lanham: University Press of America.
11. Laurea-ammattikorkeakoulu, and Varhela, Angela. 2013. Sustainable Tourism Development in post-war Rwanda: Gisenyi. Laurea-ammattikorkeakoulu. http://www.theseus.fi/handle/10024/6066
12. Twagilimana, Aimable. 1998. Hutu and Tutsi. New York: Rosen Pub. Group.
13. Ewans, Sir Martin, and Martin Ewans. 2017. European Atrocity, African Catastrophe: Leopold II, the Congo Free State, and its Aftermath. London: Taylor and Francis
14. Stanard, Matthew G. 2012. Selling the Congo: a History of European Pro-Empire Propaganda and the Making of Belgian Imperialism. Lincoln: UNP - Nebraska. https://search.ebscohost.com/login.aspx?direct=true&scope=site&db=nlebk&db=nlabk&AN=447382.
15. Mamdani, Mahmood. 2020. When victims become killers: colonialism, nativism, and the genocide in Rwanda. https://doi.org/10.1515/9780691193830.
16. Ascherson, Neal. 1999. The King incorporated: Leopold the Second and the Congo. London: Granta.
17. Belgium. 1956. Traveller's guide to the Belgian Congo and Ruanda-Urundi. Brussels: Tourist Bureau for the Belgian Congo & Ruanda-Urundi, IIIrd Directorate, Information and Public Relations Bureau.
18. Belgium. 1927. Les campagnes coloniales belges, 1914-1918. Bruxelles [Brussels]: I[nstitut] C[artographique] M[ilitaire]. Bruxelles [Brussels] I[nstitut] C[artographique] M[ilitaire],
19. Kayembe, Irenee Mbombo. 2017. Congo's post-traumatic legacy of king leopold ii. [Place of publication not identified]: TRICORN Books.
20. MacDonnell, John de Courcy. 1970. King Leopold II his rule in Belgium and the Congo. [New York]: Argosy-Antiquarian. http://books.google.com/books?id=NK5WAAAAYAAJ.
21. Stanard, Matthew G. 2012. Selling the Congo: a History of European Pro-Empire Propaganda and the Making of Belgian Imperialism. Lincoln: UNP - Nebraska. https://search.ebscohost.com/login.aspx?direct=true&scope=site&db=nlebk&db=nlabk&AN=447382.
222. Ewans, Sir Martin, and Martin Ewans. 2017. European Atrocity, African Catastrophe: Leopold II, the Congo Free State, and its Aftermath. https://www.taylorfrancis.com/books/e/9781315829173.

Independent Türkçe, Dr. Halim Gençoğlu

Yorumlar (1)
Muzaffer Çabukoğlu 9 ay önce
Batılı beyaz adam, sadece güçten anlar, insanlıktan, merhametten asla anlamaz. Batılı için insan ve hayvan arasındaki fark; araç yapma yeteneğidir. Araç-silah-ilaç vs üretemeyen milletlerin hayatı tehlikeye girer. Müslümanlar her zaman cesur ve tüfeği kalın olmalıdır. Bir de fitne -fesatlara ve şeytani oyunlara karşı çok uyanık olmalı, milli-manevi değerlerden, ilimden fenden asla ayrılmamalıdır.
22
açık
Namaz Vakti 01 Ekim 2022
İmsak 05:29
Güneş 06:53
Öğle 12:59
İkindi 16:16
Akşam 18:55
Yatsı 20:14
Günün Karikatürü Tümü