Hadislere Yönelik Saldırıların Kökeni - Kâzım Albay

Doğrudan iftira ile saldırmıyorlar da, kaynakları tetkik etme bahanesiyle şüphe tohumları ekiyorlar. Sınırlı sayıda ve işine gelen kaynağa bakmakta ve kendi koydukları prensipleri de çiğneyerek işine gelmeyen kaynağı atlamaktadırlar. Aslında bu ümmete özgü olan isnad sistemini akılları bir türlü almamakta, kendi kutsal kaynaklarındaki sakatlıklara bakarak bunun da verdiği kıskançlıkla İslâm kaynaklarına iftira atmaktalar.

Akaid 04.05.2021, 22:59 14.05.2021, 19:12
Hadislere Yönelik Saldırıların Kökeni - Kâzım Albay

Hadisle ilgili tartışmaların temelinde oryantalistlerin ileri sürdüğü iddiaları bulmak mümkündür. Batılılaşma hastalığına maruz kalan ülkemizin ise Batı’nın kültürel, ilmî, siyasî ve iktisadî etkisine son derece açık olduğu mâlûmdur.

Oryantalistlerin İslâm dini ile ilgili teorilerinin arka planında onların dünyaya bakışı yani ideolojileri söz konusudur. Onların bağlı olduğu sosyal teorilerde, “Batı merkezci” anlayış hakim olup ontolojik olarak da Doğu’yu “öteki” olarak görürler. Bu husus Batı’nın liberalinde de, faşistinde de, komünistinde de vardır. Batı’nın önemli filozofu Hegel de tarihin en üst noktası olarak Batı’yı görür. Revizyonist oryantalistler Hegel’in tarih görüşüne dayanır. “Sosyal Darwinizm” denilen fikirlerle birlikte yürürler. Hegel, “Tarih, lineer (doğrusal) gider.” diyor. “Tarih sürekli ilerledi ve Almanya ve Batı’da en mükemmel şeklini buldu.” diyor. Oryantalizm ise bu görüşü aldı ve Müslümanları ikinci sınıf gördü ve “Batı’yı örnek alın, medenî olacaksınız, çıtanız bu olmalı.” dedi. Bilhassa Kemalistler tarafından “Muasır medeniyet” denilen çizgi, Batı’nın işaretlediği bu aşağılayıcı çizgidir. Edward Said, “Oryantalizm, sömürgeciliğin keşif koludur.” diyor. Şimdi ise post-oryantalizm dönemine girdik. Amaçlar aynı, sadece metodlarda bazı değişiklikler yaptılar. Doğrudan iftira ile saldırmıyorlar da, kaynakları tetkik etme bahanesiyle şüphe tohumları ekiyorlar. Sınırlı sayıda ve işine gelen kaynağa bakmakta ve kendi koydukları prensipleri de çiğneyerek işine gelmeyen kaynağı atlamaktadırlar. Aslında bu ümmete özgü olan isnad sistemini akılları bir türlü almamakta, kendi kutsal kaynaklarındaki sakatlıklara bakarak bunun da verdiği kıskançlıkla İslâm kaynaklarına iftira atmaktalar.

Batı’nın ilerlemeci tarih anlayışını esas alan ve Batı’yı üstün görüp her hususta kabul eden bizdeki Kemalistlere ve bilumum Batıcılara göre de evrimin en üst noktasında Batı vardır, Doğu ise aşağı ve geri olarak görülür. Batı’nın kopya olarak beşinci sınıf taklitçisi olan Kemalistlerin Müslümanlara, “gerici, irticacı” demelerinin altında da bu görüş yatmaktadır. Ancak taklidçinin taklid edilen nezdinde de bir itibarının olmadığı açıktır. Bizim nezdimizde ise yerleri hayvanlar derekesidir. Maymunun insan hareketlerini taklidi onu insan yapmayacağı gibi sadece komiktir.

Doğulu olup da oryantalistler gibi düşünenler ülkemizde azımsanmayacak miktardadır. Bizde oryantalizm sorunundan çok oksidentalizm sorunu vardır. Oksidentalizm, Batı’yı bir Doğu’lu olarak bir yandan emperyalist görüp öbür yandan modernleşme ve ilerleme aracı olarak kutsayan protez görüştür. Laik eğitim sistemi ve Batı’nın rasyonalizmi de bunu destekler. Bizdeki modernistler buna misaldir. Mesela, oryantalistler “klasikleri yeniden okuma” diye bir proje ortaya atarlar. Zira onların Kitab-ı Mukaddesleri şüphelidir. Bizdekiler ise Batı’dan gördüklerini taklid amacıyla (Batı ileri ya!) tevâtür olarak bize gelen Kur’ân’a ve sened-isnad sistemiyle bize gelen Sünnet’e (hadislere) Batılıların yöntemini tatbik etmeye kalkarlar.

Müsteşriklerin (oryantalist) manevî babası kabul edilen, samimî ve katı bir Yahudi olan Ignac Goldziher, Batı’da dağınık şekilde kullanılan muhtelif yöntemleri tek tek gaye çerçevesinde birleştirip “terkibî tetkik yönetimi”ni kullanır. Pozitivist ve tekâmülcü görüşü benimser. Goldziher, Müslümanlar arasına girer, Cuma namazı kılar. Sonra Yahudiliği gereği tevbe eder. O, reformist bir Yahudidir ve bizdeki reformistlerin öncüsü olan Efganî ve Abduh, Goldziher ile dostluk kurarlar. Çünkü tepkileri aynıdır, gelenek düşmanlığında birleşirler.(1)

Goldziher’in talebesi Shact’ın ortaya attığı Juynboll’un geliştirdiği, “müşterek râvi” teorisinin kaynağı Weber’in “hukuk sosyolojisi” sahasında ortaya koyduğu teoridir. İsnadda müşterek bir râvî varsa bu uydurmadır, diyorlar ve siyasî bir sebeb arıyorlar. Farklı rivayetlerde müşterek bir râvî buldular mı, hemen uydurmadır, diye damgalıyorlar.

Oryantalist Shact, İmam Şafiî’nin hadis kuralları koyarak geleneğe müdahale ettiğini ve ilk hâli bozduğunu iddia eder. Onun öğrencisi Fazlurrahman da aynı çizgiyi sürdürür. Bizdeki Ankara Okulu ise oryantalist Shact’ın bu kitabını hemen tercüme eder ve yayınlar. Oryantalizmin Türkiye acentası olarak çalışırlar.

Oryantalizm (Şarkiyatçılık) bir ideolojinin adıdır, gizli bir Haçlı zihniyetidir. Bilimsellik/ilmîlik ise onun kisvesidir. 1950’den sonra özü aynı kalmış, bazı sığ iftiraların bırakılması gibi taktiksel değişikliğe gidilmiştir. Ancak bilgi problemi ve sömürgecilik anlayışı bâkidir.

Hadis kaynaklarının şifahî bilgilere dayandığı şeklindeki oryantalist iddiayı ciddi şekilde eleştiren Fuad Sezgin ile Mustafa el-A’zamî’nin çalışmalarını zikretmek gerekir. Sezgin’in Buharî’nin Kaynakları Hakkında Araştırmalar eseri, temel hadis kitaplarının şifahî haberlerden telif edildiği şeklindeki oryantalist iddianın yanlışlığını ortaya koyan önemli bir araştırmadır.

Aslında oryantalistler, kendi ideolojilerine (sistemlerine) bağlı olarak, İslâm’ın kaynaklarını araştırmışlar, ilmî bir disiplinle çalışmışlar ancak son değerlendirmeleri ve satır aralarına zerkettikleri yorumlar ise gayet sübjektif ve art niyetli olmuştur. Kimi bunu doğrudan yaparken kimi ise daha sinsi bir dil kullanmıştır. Onların ilmî müktesebatının fazla olması ve analitik düşünce tarzlarının oturmuş olması ise bizdeki satıhçı ve kendi kaynaklarına tam vakıf olamayan bazı ilahiyatçı akademisyenin hayranlığını cezbetmiş ve kendilerinin de bağlı oldukları bir usûl ve sistemleri olmadığı için (İslâm’a muhatap anlayış eksikliği) oryantalistlerin görüşlerinin peşine düşmüş ve çoğu yerde de onların kopyacısı olmuşlardır. Hatta bazıları oryantalistleri geçme yarışına girmiş, hepten zıvanadan çıkarak ölçü, edep, endaze bilmez bir halde savrulup durmuşlardır.

Batı’nın (oryantalistlerin) İslâm kaynaklarındaki bilgi ve rivayetlerin doğruluğunu tesbitteki “bilimsel yaklaşım”ı, aşırı “septik (şüpheci)” ve “indirgemeci” temele dayanan “rasyonel-analitik” bir yöntem olduğunun altını çizelim.(2)

Dipnotlar

1-Erdinç Ahatlı, Bir Oksidentalizm Çağrısı: Oryantalizmi Yeniden Okumak, Batı’da İslâm Çalışmaları Sempozyumu, s. 305-306.

2-Özcan Hıdır, Oryantalizmin Günümüzde İslâmî Metinleri (Kur’ân ve Sünnet) “Yeniden Okuma”daki Düşünsel ve Metodolojik Etkisi, Dinî ve Felsefî Metinler, Yirmibirinci Yüzyılda Yeniden Okuma, Anlama ve Algılama Sempozyumu, Cilt 1, Sultanbeyli Belediyesi Kültür ve Sosyal İşler Müdürlüğü, 2012, s. 12.

Yorumlar (0)
14
parçalı bulutlu
Namaz Vakti 17 Ekim 2021
İmsak 05:46
Güneş 07:11
Öğle 12:55
İkindi 15:57
Akşam 18:28
Yatsı 19:48
Günün Karikatürü Tümü