Önceki hafta Haçlı ordusu barbarlıkta sınır tanımadığı Irak'tan resmi olarak çekildiğini ilan etti. Ve astığı paçavrayı büyük bir törenle indirdi. İblisliğin adı demokrasi, katilin adı demokrat, kahramanların adı terörist olmuş ya insanın canı yanıyor. Son dönemlerde ardı arkası kesilmeyen İsrail ve ABD üzerinden yükseltilen muhalif seslerin bir kısmı sanki rol çalma şeklinde cereyan ediyor. Bu mevzuu dikkatten kaçırılmamalıdır. Batı ve İsrail, kime iş yaptıracaksa, bölge halkının tepkisini almamak amacıyla "iş ihale edilenin" ABD-İsrail veya Batı ile sözlü sataşmalara girmesi sağlanıyor. Ve sonra güya olan bitene şiddetle karşı çıkan, hakikatte ise alttan alta ABD, İsrail ve Batı'nın isteklerini harfiyen yerine getiren bu tipler, gruplar, cemaatler, örgütler sonra dönüp Anadolu insanına, Müslümanlara onların tarafında mücadele ettiğini falan söyleyecek, ama başaramadığını veya ancak bu kadar olduğu hissini verecek. Ve gizli saklı ABD-İsrail desteği ve arkadan leading(arkadan yönetim) devam edecek…
Son yıllara bakın hangi meselede Müslümanların lehine ciddi ve elle tutulur bir işe imza atıldı. Kimse bana kıdım kıdım verilen (oda belli değil) ufak tefek kırıntılardan bahsetmesin. Bugün, eğer 2002 itibarı ile memleket mevcut iktidara yöneltilmeseydi, DÜNYA öyle sıradan bir Arap baharı değil kıtalar çapında bir Türk-Kürt-Arap zuhuru "ANADOLU BAHARI" görecekti. Batı'da bundan ürktü zaten. Anadolu Müslümanları sindirilip malum kesimlerce afyonlandıktan sonra sınırsız at oynatmaya başladı. Şimdilerde artık kesimler kendilerine iktidarı "bahşeden" bu zevatlara âmiyâne bir tabirle"gebe" durumunda, çünkü onları bekleyen son "Ergenekoncular" örnek gösterilerek işaretlenmektedir.
AKP'nin ve liderlerinin kafası oldukça karışık... Kim akıl veriyorsa Tayyib'e yavaş yavaş Tayyib'i gözden düşürmek ve silmek istiyorlar herhalde. Bunda da malum cemaatin rolü olduğu artık tartışılmaz. Gülen Taifesi'nin Ermeni meselesine "tam teslimiyetle" bakışı malum; "Batı neyi istiyorsa verelim, yeter ki uzlaşma olsun." mantık bu. Müslümanlara yakınlaşmayı, onları hakikate yöneltme gayesine değil de daha iyi gütme ve Batı karşıtı, İslâm İnkılâbı yanlısı gruplara cemaatlere katılımların önüne geçmek için gerekli görürler. Bu sebeple Yahudi, Hıristiyan ve Batılılaşmış "yerli"lere karşı gösterdikleri sınırsız gülümseme ve hoşgörüyü Müslüman cemaatlerden ve şahıslardan esirgerler.
 
Ermeniler İktidarın Yeni Ortağımı?
Ermeni meselesi. Hadise yeni değil, onlarca yılın hadisesi. Mevzuunun asıl sahipleri Yahudiler ve Selanik dönmeleri göz ardı edilerek mesele konuşulmayacağına göre biz şimdilik sadece son günlerde olan bitene bakalım.
03.12.2011 tarihinde Resmi ziyaret için Türkiye'ye gelen ABD Başkan Yardımcısı Joe Biden Fener Rum Patriği Bartholomeos ile görüşür. Başbakan Erdoğan ile de bir müddet görüşen ABD Başkan Yardımcısı Biden, hem Erdoğan'a Bartholomeos'a bu hususta gerekli mesajları iletir.
Birkaç ay öncesine gidelim ve oynanan tiyatronun ve başrol oyuncularının kestikleri role bakın. Haberin başlığı bile mevzuyu anlamak için yeterli "Azınlıklara müjde, AB'ye rest" madem rest bu nasıl azınlığa müjde olabilir ve üstelik azınlık bir talep ederken ona beş vermek neyin nesi? Neyse habere dönelim; "Azınlık cemaat liderleriyle iftarda buluşan Başbakan Erdoğan, azınlık malları ile ilgili müjdeyi cemaat temsilcilerine verirken AB'ye de sert mesajlar gönderdi. Azınlıkların mallarının iadesine ilişkin kararnameye de değinen Erdoğan, "Dün itibariyle 5737 sayılı Vakıflar Kanunu'na eklediğimiz geçici madde ile cemaat vakıflarının 1936 yılında beyan ettikleri bütün taşınmazları artık vakıflarımızın kendi adlarına tescil ediyoruz. Tapu kayıtlarındaki hak ve mükellefiyetleriyle birlikte 12 ay içinde müracaat edilmesi halinde ilgili tapu sicil müdürlükleri tarafından cemaat vakıfları adına tescil edilecektir" diye konuştu." Azınlık hükmündeki  Ermenilere tanınan ve yüzyıla yakın bir tarihi kapsayan bu uygulama, Refah Partisi'nin Gençlik Kolu olarak hareket eden Milli Gençlik vakfının 28 şubat zorbalığı ile el konulan gayri menkullerine ve mallarına uygulanmıyor. İnsanın, Taşnaksütyun partisinin iktidarda olduğu hissine düşmesine sebep olan bu durum aslında bürokrasi'ye de el atmış ki; ABD Başkan Yardımcısı Biden Patrikhane'de Bartholomeos'la görüşmesinden birkaç gün sonra İsmail Ağa Cemaatine karşı büyük bir operasyon başlatılıyor. Öteden beridir araştırdıkları, kirletmeye, çamurlamaya çalıştıkları ve "dilinin kemiği yok hesabı" çok gözde olan bir kişi üzerinden İsmail Ağa Cemaatine saldırılıyor. Malum olduğu üzere İsmail Ağa Cemaatinin yerleşim yeri; azınlık vakıflarının mekanları ve taleplerinin olduğu bölgedir. Diyalogcu ikiyüzlüler ve ABD-İsrail otoritesinin kulları kendileri için muarız gördüğü Ehli Sünnet Ve'l Cemaat'in keskin ve yılmaz kalesini hedef alıyor ve en iğrenç iftira ve ağızlarla hakaret etmeye, aşağılamaya başlıyorlar. Sonra bu defa operasyonun Fransa ayağı devreye giriyor ve bizim Diyalogçu taife ve kendini kullandırtmayı siyaset zanneden bir takım zevat Fransa'ya karşı erkeklenmiş gibi rol takınıyor fakat alttan alta zaten yüzyıla yakındır iktidarda olan azınlıkların hakları mikyassızca genişletiliyor.
Tayyib'in İpini Kim Çekiyor?
Biri Tayyib'in ipini çekmeye çalışıyor ki, hızla itibarsızlaştırılıyor. Son bir ay içerisinde meydana gelen hadiselere baktığınızda; Mavi Marmara ile başlayan Şike ile iyice açığa çıkan Gülen taifesinin sinsiliği, en sıradan kişilere bile geçmiş olsun mesajı yayınlayan Gülen'in Erdoğan için böyle bir mesaj yayınlamaması(hadise basına yansıdıktan sonra), Ecevit benzeri bir hastalık operasyonuyla gözden düşürülmeye çalışılması, Kemalizm'in uyduruk Menemen Hadisesinin sahiplenilmesi ve tam da Kemalistlere özgü bir üslupla onları şehitlikle, rahmetle anılması vs.
Hatta Irak'tan ABD'nin çekilmesi, Kürecik'e Füze Kalkanı kurulması, Suriye'ye askeri müdahaleden vazgeçilmesi ve İsrail'le artan gerginliğin sebebi olarak Tayyib'in görülmesi, bölgede Batı ve İsrail vesayetinin artmaya başlaması vs. artık Batı ve Siyonistlerin İslami kökenli bazı kişilere ihtiyaçlarının kalmadığını gösteriyor. Bu yüzden AKP içerisindeki birçok "samimi olduğuna inandığımız vekil" cahil cühela ve liyakatsiz bürokratlara boyun bükmüş durumda. Gelen haberler bu yönde, içte de bir karışıklık sözkonusu.
Tabii itibarsızlaştırma ve gözden düşürme bu değil sadece, birileri Tayyibi-AKP'yi yavaş yavaş siliyor: Önce AKP'li bir belediye Anadolu insanının yakından tanıdığı İstiklal Mahkemeleri'nin engizisyon hâkimlerinden Kılıç Ali namıyla maruf zatı anma toplantısı düzenliyor. Sonra bir başka AKP'li Belediye-Resmi Kurum Kemalist dönemin en önemli katliamcılarından Topal Osman'ı anma etkinliklerine imza atıyor. Vekil maaşlarını ikiye katlamak gibi "insanüstü" bir siyasi eyleme ve politik iflasa sözcülük ediyor.
Uludere katliamı ise tam bir trajedi oldu. Erdoğan'ın şaşkınlığı, politik iflası sözcüklere yansıdı. Ayakta durması gerekiyordu, ırkçı söz düellolarına meydan vermeden, mazlumlardan ve masumlardan yana insanca tavır alması gerekiyordu. Öyle de yaptı. Ancak Ilıman Laiklerin sözüm ona dindar cephesi Zaman ve ensest çocuğu Allahsız Taraf cephesi hemen itibarsızlaştırma, kısırlaştırma faaliyetlerine giriştiler. Erdoğan ve Akp niçin itibarsızlaştırılmaya çalışılıyor bunu zaman gösterecek, biz bekliyoruz.
Tayyib Erdoğan'a kurtuluş yolu, sermayesini kendisine dayandırdığı Anadolu insanının öz ruhuna doğru avdet etmesi ile gerçekleşebilir…
28 Şubat Gülen ve Taifesidir
Şimdilerde özellikle şehitlerin olduğu memleketlerde insanı dehşete düşüren miktarlarda "ceza" davaları açılıyor Mavi Marmara aktivitistlerine… Derinlerde bir şeyler dönüyor ve zulüm kırbacı Müslümanların sırtına can alıcı sertlikte "her dem" yeniden iniyor ve AKP buna göz yumuyor, milleti uyutuyor.
Hayata dönüş Operasyonu'nu biliyorsunuz, Sol cenahtan bazı gruplara karşı Ulucanlar'da gerçekleşen zalimane bir bastırma operasyonu. Aynı dönemlerde birde Bandırma'da "Hayat'a dönüş" operasyonu vardır. Özellikle ılıman Laiklerin başat gazetesi Zaman başta olmak üzere diğer birçok gazete de geçen hafta boyunca solculara gerçekleştirilen Hayata dönüş operasyonunu manşetlerden indirmediler. Oysa aynı hafta 32 sanığa 230 yıla yakın ceza verilen, Bandırma Cezaevinde Müslümanlara yönelik "Hayata dönüş Operasyonu"na dair mahkeme kararlarını Milat gazetesi ve birkaç onurlu yayın hariç hiçte dile getirilmedi. Aynı kişiler ve aynı davadan bir başka mahkeme zaman aşımı vb ceza ve işlemler yaparken işgüzar bir mahkeme dava aynı-kişiler aynı 230 yıla yakın hapis cezası kesebiliyor.
Kimsenin sesi çıkmadı niye? Bunlar Müslüman ve Ehli Sünnet diye mi? Biz cevap verelim EVET. Çünkü Ilıman İslamcılar çok korkar Ehli Sünnet Ve'l Cemaat mensubu Müslümanlardan ve bu yüzden onları lekelemekten geri durmaz, onları ademe mahkum etmekten geri durmaz, onları mahkûm ederek gözden uzaklaştırmak ister. 28 Şubat Gülen taifesidir, bunu iyice kafaya sokmak lazım. Lakin Cemaatin kendisi bihaberdir, haberdar etmek elzemdir. 


Baran Dergisi, 260. Sayı