Baran Dergisi'nin 684. Sayısı 20 Şubat Perşembe Bayilerde...

Baran Dergisi'nin 684. Sayısı 20 Şubat Perşembe Bayilerde...

Selâm ile...
Türkiye ile Rusya arasındaki Suriye meselesinden doğan anlaşmazlık hâlâ gündemin zirvesindeki yerini koruyor. Rusya bir yandan Türkiye ile zirveler, toplantılar, görüşmeler gerçekleştirirken öte yandan Türkiye’nin menfaatlerine balta vuracak eylemlerini sürdürüyor. Rus destekli Suriye rejimiyse İdlib’de sivil katliamına devam ediyor. Türkiye, Rusya’nın tüm yaptıklarına rağmen bir yandan mutabakat ararken diğer taraftan İdlib’e sevkiyat üstüne sevkiyat yapıyor. Hâlihazırda İdlib’deki Türk askerî araçlarının sayısı 1500, personelinin sayısı ise 10 bini aşmış vaziyette.
 
Türkiye, ABD’nin PKK-PYD’ye verdiği destek, 15 Temmuz’da oynadığı rol ve NATO müttefiki olmasına mukabil Türkiye’nin menfaatlerine zarar veren türlü politikaları sebebiyle Rusya ile daha yakın ilişkiler geliştirmeye başlamıştı. Bu yakınlaşma, kamuoyunda devletler arasındaki belirleyici amilin menfaat olduğunun unutulup Rusya’nın, Türkiye’nin dostu olduğu yönünde bir algının oluşmasına sebep oldu. Baran’ın Aralık 2015’te yayınlanan 464. sayısında “ABD’ye karşı olmak, Rusya’nın yanında olmanın zarurî olduğunu göstermez. Unutulmamalıdır ki, Rusya, İngilizler ABD’yi sömürmeye başlamadan, Fransa’da ihtilâl yapılmadan, Almanya ve İtalya birliğini sağlamandan önce de bizim düşmanımızdı.” diyerek iki güç arasında denge siyaseti güderken tuzağa düşülmemesi gerektiğini dile getirmiştik. Ne yazık ki, tarih bir kez daha bizi haklı çıkararak Rusya’nın da tıpkı ABD gibi en önemli düşmanlarımızdan biri olduğunu bir kez daha gösterdi.
 
Üstad Necib Fazıl, Moskof isimli eserinde Türk ile Rus’un birbirine zıtlığının diğer milletlerarasında hiçbir zaman görülmediğini ifade ettikten sonra şöyle der:
 
“Evet, doğrudan doğruya birbirinin vücut hikmetine düşman olmaktan gelen böyle bir zıddiyet münaferet, tarihte tektir; ve sadece Türkle Moskofa hastır:
 
Onun içindir ki, bütün incelikleri düşünmeden sezen halkımızın dilinde Moskof, sade ‘Moskof’ değil. ‘Moskof Gâvuru’dur.”
 
Zira, Türkiye’nin Rusya’ya yakınlaştığı dönemden bu yana, iki ülke arasındaki tüm meselelerde pürüzler çıkmış, “müttefik” görülen iki devlet Suriye’den Libya’ya sürekli sorunlar yaşamıştır. Rusya, meseleleri müzakere sırasında sergilediği çetin tavrın ardından varılan mutabakatların hiçbirisine uymamıştır. Türkiye’ye yönelik sürekli oyalama ve aldatma stratejisi seyretmiştir. 
 
Kapağımızda bu meseleyi değerlendirdik ve “Silahsız Siyaset Olmaz! Moskof Gâvuru da Laftan Anlamaz!” manşetini attık.
***
Gündemin bir diğer ehemmiyetli meselesi ise dergimizi baskıya hazırladığımız saatlerde İstanbul 30. Ağır Ceza Mahkemesinin 18 Şubat tarihli kararıyla Gezi Parkı davasında, hakkında kamu davası açılan sanıkların beraatine ve tutuklu sanık Osman Kavala’nın da tahliyesine karar verilmesi... Bu meseleye de kapağımızda temas ettik.
***
Kapak mevzumuzu “Düğüm Bölümünün Sonu” başlıklı yazısında işleyen Ömer Emre Akcebe, bu hafta gündeme gelen yeni darbe teşebbüsü iddialarından, Gezi Parkı davasına ve İdlib meselesinde Rusya ile karşı karşıya gelmesine kadar Türkiye’nin muhatap olduğu problemleri ele alırken mevzulara nasıl yaklaşılması gerektiğinin de ipucunu veriyor.
 
Gazeteci-Yazar Murat Akan ile yaptığımız söyleşide Libya’dan Suriye’ye Türkiye’nin dış politikasını konuştuk.
 
Sinami Orhan, “Namus Belası -Üç Darbe Üç İmaj-” başlıklı yazısında, yeni bir darbe teşebbüsü olabileceği iddiaları vesilesiyle 28 Şubat, Ergenekon ve 15 Temmuz ile alâkalı bazı sahneleri yeniden gözümüzün önüne getiriyor.
 
İbrahim Tatlı, bir müftü eskisinin Karar isimli gazetede içindeki Necib Fazıl kinini kustuğu yazısını “Reformistlerdeki Üstad Hazımsızlığı Depreşti” başlıklı yazısında tenkid ediyor.
 
Çakal Carlos (Salim Muhammed), “Griveaux Skandalı ve Fransa’daki Ahlâkî Yozlaşma”dan bahsediyor.
 
Kâzım Albay, İbn Haldun Üniversitesi’nin bir süre önce düzenlediği “Uluslararası Sahîh-i Buhârî Sempozyumu” vesilesiyle “Hadisler Dinin Temelidir” başlıklı bir yazı kaleme aldı. 
 
Salim Hacıhasanoğlu, “Kemalizm’in Kalkanı 5816” başlıklı yazısında 5816 sayılı kanun ile Müslümanlar üzerinde kurulan baskıyı işliyor.
 
Oğuz Can Şahin, vefatının sene-i devriyesi vesilesiyle “Bir Malcolm-X Portresi” başlıklı yazıyı kaleme aldı.
 
Dergimizde sizler için derleyip yorumladığımız haberleri de bulabileceksiniz.
 
Gelecek sayımızda görüşmek dileğiyle...
 
Allah’a emanet olun...


Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.