İstiklâl harbinde madde planında kurtulan Müslüman Anadolu, daha sonra mânâ planında helak edildi. Hayvandan aşağı Batı taklitçiliği ile Batı’nın bile yapamayacağı kötülükler bu millete, birlikte savaştıkları tarafından revâ görüldü. Ceddimizin birlikte savaştığı, daha sonra savaştıklarıyla birlik olup bu milletin ruh köküne taarruz edenlerce bir darbeye muhatap bırakıldı. İslâm ile şereflendikten sonra mânâsını bulan ve dünyaya nizam veren milletimizin yeni bir hâkimiyet devresinin açılmaması için İslâm’ın bu topraklardan süpürülmesi gerekiyordu ve bunun için her türlü zulüm yapıldı. Sonra yine anlayışı enkaza dönmüş bir millet ve yapılan zulmü şirin göstermek adına bu milletin zihnine zerkedilen zehir. Ardından ise Stockholm Sendromu; kendisine bu zulmü reva göreni mabud yapan bir toplum…

Aradan geçen 90 küsur senenin ardından tam bu sendromdan kurtulduk, yeniden öz ruhumuza dönüyoruz derken yine bir 10 Kasım günü Mustafa Kemal’i anma programları, anıtkabir ziyaretleri, camilerde okunan mevlitler, yapılan saygı duruşları, 9:05’te trafiği kapatmalar ve hatta imam hatip liseleri dâhil tüm okullarda öğrencilere Mustafa Kemal büstüne secde ettirmeler… Cumhurbaşkanı R. Tayyip Erdoğan’dan Beştepe’de Mustafa Kemal’e övgüler, Başbakan Binali Yıldırım’dan ise rahmet okumalar… Malûm, Stockholm sendromuna ilk yakalanan, şakşakçılık yapmak kanına işlemiş sözde “aydın” ve müsvedde gazeteci tipolojisi de Kemalist rejim tarafından imâl edildi ya; Cumhurbaşkanı Erdoğan ne dese, vazifesini onun dediklerini alkışlamak ve kraldan daha çok kralcı olmak sanan bu zevat, “Müslüman’ız” demelerine mukabil gazetelerinde “rahat uyu atam; atam rahat uyu” gibi manşetler atmakta bir an bile gecikmediler.

Bir 15 Temmuz vardı, o 15 Temmuz’da 248 Müslüman niçin şehid olmuştu; hatırlayan var mı? Kanları akanların maksadı dinî mübîn-i İslâm’ı, vatanı ve milleti muhafaza değil miydi? Peki ya; Batılılaşmanın ve Batı’nın maddî-manevî planda sömürgesi olmamıza sebep olan, her 10 Kasım’da saygıyla andığınız şahıs ve onun insanımızı mankurtlaşmayı gaye edinen ideolojisi Kemalizm değil miydi? Kemalizm, 15 Temmuz’da tarihin çöplüğüne gömülmüşken, “Müslüman” olduğunu iddia edip de Kemalistlerle aynı dili kullanmak nasıl bir garabettir?

Malûm “şehidlik”, “gazilik” gibi kavramlar biz Müslümanlara ait; peki Gazi olmayan birine Gazi demek; Müslüman olmadığını kendisi söyleyen birine rahmet okumanın hükmü nedir biliniyor mu? Bilinmediği aşikâr…

Bugün, Erdoğan’ı sevenlerin sevme, saldıranların da saldırma sebebi onda İslâm’ı vehmetmeleridir. Ayrıca “Erdoğan ne dese doğrudur, bir bildiği, bir planı vardır” diyen bir kitle var ki; bu saf Anadolu insanının imanına Kemalizm’in farklı bir versiyonunu musallat etmenin siyasî manevra diye hoş karşılanabilecek bir tarafı yoktur. Çünkü Müslüman bir şahsiyetin hayatı boyunca birinci önceliği imanını muhafaza etmektir.

Kâfire rahmet okuyanlara, Abdülhakîm Arvasî Hazretlerinin şu sözünü hatırlatalım: “Hiçbir amelime güvenmiyorum. Allah’ın düşmanlarına düşmanlığımdan başka.”