"CHP’nin Başaramadığı Yozlaştırmayı Müslümanlar Başaracak!"

CHP’nin üç çeyrek asırda başaramadığını biz çeyrek asırda başaracak gibiyiz. Dini ritüeller, seremoniler ve ikonalardan ibaret folklorik bir şeymiş gibi algılamaya başladı genç nesiller. Ahlakın adı “değerler eğitimi”ne döndü. “Yaratılış”tan değil “varoluş”tan söz ediyorlar mesela.

Anadolu 17.03.2021, 10:58 17.03.2021, 19:03
"CHP’nin Başaramadığı Yozlaştırmayı Müslümanlar Başaracak!"

Önceden samimi yahut “söz’de” dahi olsa Müslümanların bir “şer’î nizam talebi” vardı. Bu her platformda dile getirilir ve “Müslümanın laik-seküler olamayacağı” açıkça söylenirdi. Şimdi ise Müslümanların “sözde” dahi böyle bir talebi dillendirmediğini görüyoruz. Biz farkında olmadan memlekette düzen mi değişti yoksa Müslümanlar mevcut düzenden razı hâle mi geldi?

Aslında laiklik, sadece Katolikleri ilgilendiren bir kilise müessesesidir. Derebeylerle Vatikan arasında sömürü mirasını paylaşma konusunda bir mutabakata varıldıktan sonra ortaya çıkan “Tanrı’nın Hakkı Tanrı’ya, Sezar’ın hakkı Sezar’a.” kuralını ifade eder. Bu anlaşmada Papalık siyasi bir devlet olarak “Tanrının Krallığı”nı temsil eder. Kilise “Rab İsa”nın (!) ruhunu temsil eder, devlet ise onun bedenini!

Laik, ruhban olmamak demek. Laik çok dindar biri olabilir; ama Kilise hiyerarşisi içinde değildir. Laiklik din-devlet ilişkisini değil, Kilise-devlet ilişkisini düzenler. Ayrılığı ifade etmez, ruh ve beden gibi iç içedir. Düalist, iki egemenli bir otorite söz konusu… Bunların ayrılığını değil; çatışmaması, işbirliği ve paylaşımını ifade eder.

Laiklikten yana olmak ya da karşı çıkmak gibi bir tavır içinde olmamıza gerek yok. Laiklik Katolikleri ilgilendirir. Müslüman ya da diğer din mensuplarına laikçi dayatmalara karşı çıkarız.

Bizim dindarlarımız giderek daha sekülerleşti. Kendi aramızda “Mücahidken müteahhid” oldu gibi, Müslümanlarımız “Süslüman oldu” gibi ifadelerle bu durum ironik olarak eleştiriliyor. Her alanda bir yozlaşma var. Giderek alameti farikalarımızı kaybediyoruz. Din vicdan ve mabetlere hapsedilmeye çalışılıyor adeta. CHP’nin üç çeyrek asırda başaramadığını biz çeyrek asırda başaracak gibiyiz. Dini ritüeller, seremoniler ve ikonalardan ibaret folklorik bir şeymiş gibi algılamaya başladı genç nesiller. Ahlakın adı “değerler eğitimi”ne döndü. “Yaratılış”tan değil “varoluş”tan söz ediyorlar mesela.

Bugün Ak Partilisinden, Ak Partiden kopup muhalif safa düşenlere kadar “muhafazakâr”ların aynı profili, aynı ılıman FETÖ zihniyetini paylaştığını görüyoruz. Aralarında pek de bir fark yok iken bu siyasetçilerin birbirine karşı olması ne ile izah edilebilir? Çıkar kavgası yahut birisini desteklemek/karşı çıkmak bu izah için yeterli midir?

Siyaset ben merkezci pragmatik bir yapı. Herkes kendi lider, ideoloji ve örgütünü merkeze alıyor. O zaman güç ve servete ulaşınca, başkaları ile uğraşmayı bırakıp kendi aralarında rekabete girişiyorlar. Rekabet çatışmaya dönüşüyor. Bölünmeler oluyor. Çünkü iktidar aynı zamanda bir rant kapısı; kadrolaşma ve ihale konusu zamanla ahlaki yozlaşmaları da beraberinde getiriyor. Ve sonuçta yola çıktıklarınızla yolda bulduklarınız yer değiştiriyor. Hasbiler gidiyor, hesabiler yükseliyor, sonunda da dağılma mukadder oluyor. Sonuç malum, kötü gidişe itiraz eden eski dostları kendinizden uzaklaştırıp, kaz gelecek yerden tavuk esirgemeyen, menfaatperestler çevrenize doluşunca olanlar oluyor. Ebu Muslim Horasanî’nin dediği gibi “Yakın tutulan düşman dost olmadı. Ama uzak tutulan dostları düşman oldu. Herkes düşman safında birleşince yıkılmaları mukadder oldu.” Bu sorunun cevabı bu. Tarih övgü ya da sövgü kitabı değildir. Tarihten ders alınır. Eğer tarihten ibret almazsanız tekerrür eder.

Son günlerin en çok tartışılan meselesi “kadın cinayetleri”… Bu mesele fazlasıyla köpürtülürken Müslümanlara yamanmaya çalışıldığını görüyoruz. Ahlâkî yozlaşmanın bu seviyeye gelmesinin sebebi Batıcı rejim değil mi?

Cinayet ya da intiharlar, hepsi manevi ve ahlaki boşluk, adalet yokluğu, merhamet, şefkat yokluğu, sarhoşluk, kin, öfke, ihtiras ve buna benzer daha birçok şey… Ve bunu kışkırtan medya, ideolojik ve politik aktörler... Halbuki haksızlık kimden gelirse gelsin kime yönelik olursa olsun mazlumdan yana zalime karşı olacaktık. Adalet yoksa barış da yok. Olmaz, olamaz! Ahlak yoksa din de yok! Risalet güzel ahlakı tamamlamak için örnekti. Sokaklar öfkesi merhametinden, nefreti sevgisinden büyük insanlarla dolu. Karı-koca, gelin-kaynana, kardeşler arasındaki husumet, ekonomik dengesizlikler, içtimai doku ve geleneksel yapıların dağılması, eğitimin biyonik robotlar, sistematik gerizekalılar üreten fabrikalara dönüşmesi, vicdansız bir uluslararası düzen ve bu düzenin baronlarının Soğuk Savaş taktikleri ile toplumun, dinî, vicdanî, mezhebî, ideolojik, politik, etnik, ekonomik farklılıklarını kullanarak insanları birbirine karşı kışkırtan yaklaşımları sonucu bunlar oluyor.

İnsanın aklı ile vicdanını çatıştırıyorlar. İnsan insanın kurdu oldu. En güçlü olması gereken aile kendi içinde çatıştırılıyor.

Tabiî ki, şeytanın ve onun dostlarının varlığı ve bu planları, bizim günah işlememizin bahanesi olamaz. Aksine bizler alemlere rahmet olarak gönderilen bir peygamberin ümmeti olarak, Müslümanlar olarak “Müttehid” olarak, erdemli ve mazlum insanlarla “Müttefik” olarak, değer üreten ve başkalarının temel haklarına yönelik tehdit oluşturmayan herkesle “Hılful Fudul” ve “Müellefetül Gulub” bağlamında “İtilaf” halinde olarak insanlığın iki cihan saadetine vesile olacak yeni bir mücadele için seferber olmalıyız.

Vakit ayırdığını için teşekkür ederiz.

Ben de teşekkür ederim.

Baran Dergisi 739. Sayı

Yorumlar (0)
14
parçalı az bulutlu
Namaz Vakti 20 Nisan 2021
İmsak 04:37
Güneş 06:11
Öğle 13:08
İkindi 16:53
Akşam 19:56
Yatsı 21:23
Günün Karikatürü Tümü