Jamestown’dan Montrö ve Kanal İstanbul paneli

CIA için araştırmalar yaptığı iddia edilen Jamestown Vakfı da 14 Nisan Çarşamba günü Türkiye saati ile 20:00’de “Boğazların muhafızları: Türkiye’nin kanal planı ve Montrö’nün geleceği” başlık bir online panel düzenledi. Panelde takribi 9,2 milyar dolar maliyeti olacağı düşünülen Kanal İstanbul projesi ile bu projenin 1936 yılında Lozan’a ek olarak imzalanan Montrö Boğazlar Sözleşmesi’ne nasıl etki edeceği tartışıldı.

Anadolu 15.04.2021, 23:32 16.04.2021, 11:39
Jamestown’dan Montrö ve Kanal İstanbul paneli

Emekli amirallerin bildirisiyle beraber Montrö ve Kanal İstanbul Batı basınında da en fazla konuşulan meseleler hâline geldi. Birçok araştırma ve medya kuruluşu bu hususta makaleler yayınlayıp paneller düzenliyor.

CIA için araştırmalar yaptığı iddia edilen Jamestown Vakfı da 14 Nisan Çarşamba günü Türkiye saati ile 20:00’de “Boğazların muhafızları: Türkiye’nin kanal planı ve Montrö’nün geleceği” başlık bir online panel düzenledi. Panelde takribi 9,2 milyar dolar maliyeti olacağı düşünülen Kanal İstanbul projesi ile bu projenin 1936 yılında Lozan’a ek olarak imzalanan Montrö Boğazlar Sözleşmesi’ne nasıl etki edeceği tartışıldı.

New York Times İstanbul Büro Şefi Carlotta Gall, Kadir Has Üniversitesi İktisadi, İdari ve Sosyal Bilimler Fakültesi Dekanı Mitat Çelikpala ve Obama döneminde ABD’nin Avrupa ve Avrasya’dan sorumlu Dışişleri Bakan Yardımcısı olarak görev yapan Matthew Bryza panele konuşmacı olarak katıldı.

Carlotta Gall

“Boğazlardan geçen gemilerin sayısı azalıyor”

İlk konuşmacı olan Carlotta Gall, Kanal İstanbul’un Erdoğan’ın muhteşem projesi olarak adlandırıldığını, Cumhurbaşkanının her fırsatta Kanal İstanbul’dan bahsettiğini belirtirken “metrolar, gökdelenler ve köprüler; imarı seviyorlar” diyerek hükümetin imar politikasına da temas etti. “Emekli amiraller gece yarısı yayınladıkları bildiriyle kanalın İstanbul için doğru bir seçenek olmayacağını, Türkiye’nin güvenliğini tehlikeye düşüreceğini ve Montrö Boğazlar Sözleşmesi’ni sorgulamaya açağını söylediler. Erdoğan ve müttefikleri aradan gelen 10 gün boyunca konuşmalarında hep bu bildiriye atıf yaptılar. Bir darbe teşebbüsü olduğundan bahsettiler. Amiraller hakkında soruşturma açıldı, 10’u gözaltına alındı. Bu hafta serbest bırakıldılar.” sözleriyle emekli amirallerin yayınladığı bildiriye değinen ve bu bildirinin Erdoğan’ın projesinin daha çok konuşulmasına sebep olduğunu söyleyen Gall sözlerini şöyle sürdürdü:

“Bu kanal Panama kanalından daha büyük olacak. Türkiye ekonomisine milyonlarca dolar katkısı olacağı iddia ediliyor. Çok ağır ekonomik şartlar altında olan ve adeta acı çeken Türk halkı için büyük bir ekonomik fayda sağlayacağı söyleniyor. Fakat bunun nasıl olacağı konusunda net bir hesap yok. Her sene Boğazlardan geçen gemilerin sayısı da azalıyor. Kanalın yapımına bu yaz başlanacağı söyleniyor, daha önce de tarihler verilmişti; fakat bu kez kararlı görünüyorlar. Pandeminin sebep olduğu ekonomik sıkıntıların giderilmesi için bu işin başlaması önemli görülüyor, bir de insanların dikkatini başka yöne çekmeleri gerekiyor.”

Gall konuşmasında mevzunun stratejik ve jeopolitik yönlerinin daha ehemmiyetli olmasına mukabil siyasî yönünün tartışıldığını belirtirken, tıpkı sufleyi dışarıdan alan Batıcı muhalefet gibi bu proje sebebiyle kanalın yapılacağı bölgedeki insanların mağdur olacağını ve kanalın ekolojik sisteme büyük zararlar vereceğini söyledi. “Tüm muhalefet partileri bu kanalın yapımına karşı çıkıyor. Yatırım yapacak olanlara garantiler verilecek olması sebebiyle ülke ekonomisine katkısının da olmayacağını söylüyorlar. Bu hususta sık sık Katarlı yatırımcılara vurgu yapılıyor.” diyen Gall, bazı spekülasyonlar sebebiyle meselenin tam olarak anlaşılamadığını da belirti.

“İstanbul iki yarımada bir ada olacak”

Kadir Has Üniversitesi İktisadi, İdari ve Sosyal Bilimler Fakültesi Dekanı Mitat Çelikpala ise daha ziyade Kanal İstanbul-Montrö ilişkisine temas ederken Kanal İstanbul’un İstanbul Boğazına alternatif ve paralel bir sunî su yolu olması sebebiyle Montrö’nün ortaya koyduğu Boğazlar rejiminde bir değişikliği zaruri kılmayacağını belirtirken hükümetin temel maksadının İstanbul Boğazı’ndaki gemi trafiğini ve kaza riskini en aza indirmek olduğunu söyledi.

Kanal İstanbul projesinin hayata geçmesiyle birlikte İstanbul’da iki yarımada ve bir adanın ortaya çıkacağını söyleyen Çelikpala, bu bakımdan bunun bir kalkınma projesi olduğunu belirtti. “Katarlılar, Çinliler, Güney Aftrikalılar ve Avrupalılar da bu projede yer almak isteyebilir. Bu projeden Erdoğan ilk kez 10 sene önce bahsetmişti, bundan hemen sonra Montrö konusundaki tartışmalar alevlendi. Bana göre Montrö, Kanal İstanbul için bağlayıcı olmayacak; fakat Kanal İstanbul da Türk boğazlarındaki rejimi değiştirmeyecek. Buna rağmen, tartışmaların planlama aşamasında yaşanmasının, nasıl bir mesele ile karşı karşıya olduğumuzu gösterdiğini de itiraf edeyim. Bu artık sadece yurtiçi değil, bölgesel ve uluslararası bir tartışma halini aldı. Her yerden katı eleştiriler var, tartışmalar yapılıyor. Montrö, Boğazları, yani tabii su yollarını alakadar ediyor, Kanal İstanbul ise insan yapımı bir su yolu olacak.” diyen Çelikpala da Boğaz’dan ücretsiz geçen gemilerin kanala yönlendirilmesi noktasındaki endişelerini dile getirdi.

 Mitat Çelikpala 

“Türkiye Boğaz’ın güvenliği için kanalı istiyor”

Montrö’nün ortaya koyduğu Boğazlar rejiminin şartlarından bahseden Çelikpala, Erdoğan’ın gerekirse Montrö’den daha iyisini yaparız sözünün bu alanda bazı şüphelere ve tartışmalara yol açtığını belirtti. “Montrö’nün Lozan’a ek bir sözleşme olması, Lozan’ın ise milli egemenlik meselesi olması tartışmayı alevlendiriyor.” diyen Montrö’nün Türkiye’ye Boğazlar ve Karadeniz üzerinden askerî hakimiyet ve kontrol imkânı sağladığını söyledi.

SSCB döneminde Türkiye ile Sovyetler arasındaki problemden dolayı sıkıntılar olsa da Montrö’nün 1990’lar ve 2000’ler boyunca sorunsuz uygulandığını belirten Çelikpala, Gürcistan ve Ukrayna-Dombass krizlerinin Montrö meselesini daha komplike bir hâle getirdiğini belirtti.

Çelikpala, “en büyük sorunun 10 milyar dolarlık projeyi kimin karşılayacağı” dedi. “Türkiye para kazanmak ve İstanbul’un güvenliğini sağlamak için bu kanalı istiyor.” diyen Çelikpala, “LNG gemileri şu an İstanbul boğazından geçemiyor, Kanal İstanbul yapıldığında geçebilecek. 1979’da Romanya bandralı tanker bir kaza neticesinde İstanbul’un tabiatına zarar vermişti, bu risk ortadan kalkacak.” ifadelerini kullandı.

“Güç dengeleri değişti”

Panelin son konuşmacısı olan Matthew Bryza, bu kanalın eko sistemle alakalı bir takım sonuçları olacağını söylerken özellikle gemi trafiğinin azaldığı ve boğazdan gemi geçişinin düştüğü konuşulurken kanalın beklenen düzeyde bir ekonomik getirisinin olmayacağını belirtti.

“Montrö Lozan’ın bir parçası niteliğinde olan bir sözleşme. 1930’larda yapılan bu sözleşmenin artık yenilenmesinden bahsedilebilir. Çünkü dünya artık o dünya değil, Türkiye de artık bölgesel bir güç hâline geldi. Lozan ile alakası sebebiyle geleneksel Türkler buna karşı çıkıyor. Amirallerin bildirisi de bunla alakalı.” ifadelerini kullanan Bryza Montrö’nün NATO’nun Karadeniz’deki kabiliyetini sınırladığını ve müttefiklerine gereken desteği vermesini engellediğini belirtti.

Kanal İstanbul’un hepsinden öte ekonomik bir proje olduğunu ve büyük ölçüde başta Katarlılar olmak üzere Körfez ile alakalı olduğunu, Körfez’den gelen yatırımcıların İstanbul Boğaz’ı gibi yeni bir fırsat yakaladığını da sözlerine eklerken tıpkı diğer konuşmacılar gibi bu kanalın nasıl finanse edileceğinin en önemli mevzu olduğunu belirtti.

Yorumlar (0)
23
açık
Namaz Vakti 21 Eylül 2021
İmsak 05:18
Güneş 06:43
Öğle 13:02
İkindi 16:28
Akşam 19:11
Yatsı 20:31
Günün Karikatürü Tümü