Yeni Türkiye Bu muydu? II - Salim Hacıhasanoğlu

Yeni Türkiye Bu muydu? II - Salim Hacıhasanoğlu

Sizin Mantığınıza Göre Baş Provokatör Erdoğan mı?
Eğer Emine Şahin, Uğur Koç, Veysel Aslantaş ve daha niceleri gerçekten provokatörse, o hâlde bu mantığa göre baş provokatör Erdoğan'dır. Zira Kamal Atatürk aleyhinde yaptığı dolaylı ve dolaysız birçok hamasi nutukla, tabanına onun aleyhinde eylem ve söylemde bulunma cesaretini bizzat Reis'in kendisi vermiştir.

“Yalan söyleyen tarih anlatıldı” sözü Reis’e aittir. “Kemalistleri kudurtmak, tabanını coşturmak istercesine” Kadir Mısıroğlu’nu ziyaret eden kendisidir. Her fırsatta tek  parti dönemini yerden yere vuran kendisidir. “Bu ülkede CHP İl Başkanlarının valilik yaptığı, belediye başkanlığı yaptığı dönemleri biliriz. Daha da gerilere giderseniz asıl tek adamcılığı orada görürsünüz. Ben bu defterleri açmak istemiyorum, ama zamanı gelince gerekirse açarız. Bu ülkede artık bu tür aldatmacaları yutacak millet yok.” sözleri kendisine aittir.

Atatürk’ün adı verilmeden hamasi nutuklar atılarak kitleler kışkırtılsın, FETÖ-CHP-İP kumpasıyla insanlar tutuklanınca da ses edilmesin öyle mi?

Kul Kendi Muhtaç Himmete 
O günlerde hükûmet cephesinden bir tek ses duyduk mu 5816 zulümlerine dair? Duymadık. Ama aynı günlerde Hükûmet ve AK Parti sözcüleri Gazze’yi bombalayan İsrail’e ateş püskürüyordu. Neymiş, İsrail’i kınıyorlarmış, “uluslararası toplum”un sessizliğini eleştiriyorlarmış. Sormazlar mı adama, “Sen daha kendi halkını Kemalistlerin zulmünden koruyamıyorsun. Nerde kaldı ki Gazzelilerin hakkını müdafaa edeceksin?” Emine Şahin’in davasına bakmak isteyen ne AK Partili bir tek avukat çıkmıştı, ne de AK Partili bir siyasetçi açıklama yapmıştı.

Seçim Fitnesiymiş 
Bir de bu olaylar seçimler yaklaşırken FETÖ oyunu imiş! Bu ülkede seçimin olmadığı dönem mi var? 16 Nisan 2017 referandumunda Başkanlık Sistemini onayladık, 24 Haziran 2018’de Cumhurbaşkanımızı seçtik. Daha neyin seçimini bekleyecektik? Artık bu parayonanın modası geçti. Reis’in Kemalistleri adam yerine bile koymadığı bir dönemde daha seçim-meçimle kandıramazsınız milleti... Fakat hem bizim yüzümüzden Reis bir tek oy bile kaybetmesin diye, hem de aşağılık iftiralarınıza maruz kalmamak için bu yazıları yayınlamayı 31 Mart - 23 Haziran seçimleri sonrasına ötelemiştik. Fakat işte seçim sonuçları ortada.

Provokasyonun Ağa Babası Kemalistlerdir 
“Atatürk’e tapıyorum, o benim ilahım” diyen, “Saat ‘9’u 5 geçe ayağa kalkmayanın kafasına sıkacağız”  diye tehditler savuran, referandumda “evet” oyu verenleri “denize dökmekle” tehdit eden, “İmam Hatipleri kapatıp, hocaları asmak”istediklerini höyküren, halkın yarısından fazlasının oyunu almış Başkan Erdoğan’a en adi küfürleri savuran, milleti “Bidon kafalı”,“Göbeğini kaşıyan adam”, “Koyun” sözleriyle aşağılayan azgın Kemalistlere gıkınız çıktı mı hiç?

Mesele Hakaret Değil, Hâla Anlamadınız Mı?
Anlamıyor musunuz kardeşim, mesele Atatürk’e hakaret değil. Mesele, azgın Kemalistlerin husumet besledikleri masum insanlara şerefsizce iftiralar atarak Atatürk’ü Koruma Kanunu’yla milleti mağdur etmeleri, millet düşmanlığıdır. Size şahsî husumeti olan biri, iki yalancı şahit bulup Atatürk’e hakaret etti dese, derdinizi hapishanede gardiyana anlatırsınız.

Bu kanunun arkasına saklanan yobaz Kemalistler, sokakta, otobüste, metroda hatta uçakta kendileri gibi düşünmeyen insanlara saldırmayı kendilerinde bir hak olarak görmektedirler. Bu kanun, toplumsal barış için dinamittir. Kemalist azınlığın çoğunluğa tahakküm aracıdır. Bu ülkede insanların Atatürkçülük konusunda en fazla iki seçeneği var. Ya Atatürkçü olacaksın ya da ikiyüzlü davranıp Atatürkçü görüneceksin. Bu zulüm kanunu yüzünden Atatürk’ü eleştiremeyen insanların İnönü’yü eleştirmekle teselli bulması da tam bir komedidir. Aslında bu kanun, Atatürk’ü değil, milleti hapisle tehdit ederek, Kemalizm ayinlerine katılma baskısı yapan “Atatürkçüleri Koruma Kanunu”dur. Bu kanunu uygulama görevi, savcıların değil provokatör Kemalistlerin elindedir.

Bu kanundan cesaret alan alçaklar, kendi halinde yolda yürüyen başörtülü kadına yumruk atıyor, metro istasyonunda bekleyen başörtülü kıza tükürüyor, sarıklı insanlara “Burası Atatürk Türkiyesi, böyle giyinemezsin!” diye nefret kusuyor. Bu azgın azınlığın işi gücü, kendileri gibi olmayanların yaşam biçimine saldırıp Kemalizm’i dayatarak ülkeyi kutuplaştırıp nefret tohumları ekmektir.

Bu aşağılık sefiller değil midir, Başkan Erdoğan’a “bira iç, Mozart dinle, dans et” dayatması yapan? Atatürkçülük maskesinin arkasına saklanıp milletin ne kadar kutsalı varsa hayasızca saldırıyorlar. İnançlı insanları hedef gösterip lince tabi tutarak görevden attırıyor, mahkemelerde süründürüp zindana attırıyorlar. Sağcısı solcusu fark etmez, hangi Atatürk istismarcısının fikirlerine bakarsanız bakın, mutlaka içinde gizli bir İslâm düşmanlığını görürsünüz. Atatürk'ü  eleştirmekte bir sorun yok. Bu sadece hakareti kapsayan bir kanun” diyen devrimbazlar en büyük yalancılardır. Bırakın eleştirmeyi, niyet okuyarak bile hakaret yorumu yapıp insanlara zulmediyorlar.

Yahu insanlar bir tarafa, bu ülkede sahibinin elinden kaçıp okul bahçesindeki Atatürk büstünü deviren “Gülsüm” adlı inek hakkında bile soruşturma açıldı. Kocaeli’de Atatürk büstünü tokatladığı için gözaltına alınan çocuğa bir polis memurunun,“Tekrarla bakalım. ‘Ben bir o. çocuğuyum’ diyeceksin” şeklinde tehditte bulunup, ardından “Sen nesin?” diye sorması, çocuğun da korkusundan, “Ben o. çocuğuyum” dediği o görüntüleri hatırlıyor musunuz? 

Ya Edirne’nin Keşan ilçesinde, kullanılmayan okul binasının bahçesinde yerde bulunan büstün kendiliğinden mi düştüğü yoksa kasten mi yere atıldığının araştırılması için Keşan Cumhuriyet Başsavcılığı ile İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü’nce soruşturma ve inceleme başlatıldığını hatırlıyor musunuz? Ya da Keşan Kaymakamlığı’nın şu trajikomik açıklamasını;

“Atatürk büstü hakkında çıkan haberle ilgili olarak, 11.09.2019 günü İlçe Emniyet Müdürlüğümüze konu intikal etmesi üzerine, konunun araştırılması için Keşan Cumhuriyet Başsavcılığı ve İlçe Emniyet Müdürlüğümüzce kapsamlı olarak soruşturma ve inceleme işlemlerine başlanmıştır. Soruşturma sonucuna göre hareket edilecektir.”

Bazen diyorum ki, biz de mi onlar gibi ikiyüzlü olsak, yani Kemalist geçinip onlara şirin görünerek rahatımıza baksak. Fakat bu mümkün değil, çünkü ne Müslümanın karakterinde ikiyüzlülük vardır ne de bu takiyye ile Kemalistlere yaranabilirsiniz. Sadece yaşadığınız alçalmışlık yanınıza kâr kalır. Seçim sürecinde içki güzellemesi yapan AK Parti İzmir adayı bunun en güzel örneğidir. “Şarapçının hakikisi varken çakmasına ne diye oy verelim” dediler ve onu adeta siyaset mezarlığına gömdüler.

Kindar Kemalistler 15 Temmuz’dan Sonra Gemi Azıya Aldı
15 Temmuz darbe kalkışmasını fırsat bilen Kemalistler, o güne kadar destekledikleri FETÖ etkisizleştirilince, meydan Müslümanlara kalmasın ve sıra Kemalist düzene gelmesin diye yoğun ve sistematik bir şekilde saldırıya giriştiler. Bu amaçla iki strateji belirlediler. Biri, FETÖ üzerinden cemaatlere saldırıp, “yeni bir FETÖ vak’ası yaşanmaması için cemaat ve tarikatler kapatılmalı, Atatürkçülük ihya edilmeli” türünden propaganda yaptılar. Diğeri, özellikle sosyal medyada örgütlenip, ajan gibi Müslümanların paylaşımlarını takip ederek, onları fikir planında boğup mağdur etmek için 5816’dan suç duyurularında bulundular. Bu süreçte kendilerine yoldaşları FETÖcüler de Atatürkçü maskesi takarak destek oldular. Öyle ki, sözde Yeni Türkiye döneminde 5816 mağdurları çığ gibi arttı.

Meselâ İP’li bir şahıs, Akit gazetesi, Diyanet İşleri Başkanı ve Kadir Mısıroğlu hakkında 5816’yı bahane ederek şikayetçi olmuştu. Yüzlerce kişiyi daha şikayet ettiğini ve edeceklerini de bağırarak ilan ediyor, “Bunlara adliyenin merdivenlerini ezberleteceğim.” diyordu. 
 
Baran Dergisi 682. Sayı

Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.