Küresel çapta enerji krizi ve fiyatlara yansıması

Enerji krizi küresel çapta kendini gösterirken fiyatlarda da artış yaşanıyor. Peki enerji krizi ve fiyatlara olan etkisi ileride nasıl olacak? Kuraklık ve kıtlık yaşanır mı?

Dünya 15.10.2021, 13:30
Küresel çapta enerji krizi ve fiyatlara yansıması

Avrupa'da başlayan enerji krizi Çin, ABD ve Hindistan'a da yayılırken, fiyatlarda yaşanan yükselişin kalıcı olup olmadığı tüm dünyada tartışılıyor. Avrupa’da doğal gaz fiyatlarında yaşanan yükseliş sene başından bugüne yüzde 400’ü aşarken, elektrik fiyatları ise yüzde 250’nin üzerinde artış gösterdi. Gas&Power Enerji Uzmanı Emin Emrah Danış ve Gedik Yatırım Başekonomisti Serkan Gönençler dünyada yaşanan enerji krizini ve Türkiye'ye olası etkilerini hurriyet.com.tr'ye değerlendirdi.

Enerji emtialarında yaşanan hızlı yükselişin ana sebepleri olarak; pandemi sonrası hızla artan enerji talebi, tedarik zincirlerinde oluşan sorunlar sebebiyle arzın talebi karşılayamaması, küresel iklim değişikliği nedeniyle yaşanan kuraklık ve spekülatif hareketler gösterilebilir. Uzmanlar, enerji fiyatlarında yaşanan yükselişin geçici olmayıp kalıcı olmasını beklediklerini söylerken; önümüzdeki süreçte dünya genelinde enerji fiyatlarında yükseliş döneminin yaşanabileceğini öngörüyor.

Avrupa’da Doğal Gaz fiyatlarında yaşanan yükseliş sene başından bugüne yüzde 400’ü aşarken, elektrik fiyatları ise yüzde 250’nin üzerinde artış gösterdi. Doğal gaz fiyatları, ABD’de de yüzde 100’den fazla yükseldi. Brent petrolün varil fiyatı, küresel enerji krizinin devam etmesi ve düşük stoklarla yaklaşık 3 yılın en yüksek seviyelerinde hareket ediyor.

Avrupa’daki doğal gaz kaynaklarının doluluk oranı geçtiğimiz 5 yılın en düşük seviyelerinde bulunurken, Avrupa'nın ihtiyacının büyük bir kısmını karşılayan Rusya'dan gelen doğal gaz akımının kesintilere uğraması da ayrıca kaygı yaratıyor.

Avrupa'da yaşanan enerji krizinin Çin'e de sıçramasıyla bazı bölgelere enerji verilememiş ve bazı fabrikalar üretimi durdurmak zorunda kalmıştı. Çin'de sanayi sektöründe yaşanan sorunların ciddi boyutta devam etmesi ve kış aylarında da sürmesi tahmin ediliyor. Bunların yanında Hindistan’da Çin'dekine benzer sorunların yaşanabileceğine dair öngörüler bulunuyor.

Yaşanan enerji krizinin Türkiye'yi Avrupa kadar etkilemeyeceği öngörüsünde bulunuluyor. Uzmanlar artan enerji fiyatlarının etkisiyle Türkiye'nin enerji ithalat faturasının da artacağını belirtirken; halkımızın enerjiyi verimli kullanmasının oldukça önemli olduğunu belirtiyor.

Bakan Dönmez: Türkiye, doğal gaz ve elektriği en ucuz kullanan ülkeler arasında

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Fatih Dönmez, kış yaklaşırken artması muhtemel doğal gaz talebinin karşılanması için sürdürülen görüşmelerin olumlu ilerlediğini belirterek "Bu kapsamda, Azerbaycan ile 2024 sonuna kadar geçerli olacak ve Bakü-Tiflis-Erzurum Hattı’ndan gelecek 11 milyar metreküplük ilave doğal gaz ticaret anlaşması yapılmıştır." dedi.

Bakan Dönmez: Botaş ve Türkiye Petrolleri'nin satışı söz konusu değildir

"Türkiye gazı pahalıya alıyor." iddiasına da değinen Dönmez, şunları kaydetti:

Bu iddia da yine hiçbir gerçek veriye dayanmamaktadır. Uzun dönemli alım satım sözleşmelerinin fiyat mekanizmaları başta Avrupa ülkeleri olmak üzere uluslararası piyasa fiyatlarına bağlı olarak güncellenmektedir. Hatta Avrupa ile kıyaslandığında, Türkiye, doğal gaz ve elektriği en ucuz kullanan ülkeler arasındadır.

Önümüzdeki süreçte dünyada yüksek fiyat dönemi yaşanabilir

Emin Emrah Danış - Gas&Power Enerji Uzmanı

Doğal gaz, Petrol ve kömür gibi enerji emtialarında son aylarda sert fiyat hareketleri yaşanırken uluslararası Emtia piyasalarına baktığımızda bu durumun sadece enerji ürünleriyle sınırlı kalmadığını kahveden alüminyuma, şekerden pamuğa, bakırdan nikele, mısırdan buğdaya kadar birçok emtia ürününde de benzer artışların yaşandığını görüyoruz. Enerji, gıda, metaller gibi temel emtia ürünleri ile navlun maliyetlerinde yaşanan artışın kısa süreli ve geçici olmadığı görülüyor.

Enerji piyasalarında işlem gören petrol, doğal gaz, kömür ve elektrik fiyatlarında yaşanan artışlarda tek bir faktörün değil birçok faktörün bir araya gelmesinin etkili olduğu görülüyor. Dünyada genelinde birçok ülkede etkili olan kuraklık nedeniyle elektrik üretiminde doğal gaz ve kömür santrallerinin payının artması bu iki ürüne olan talebi artırırken arzın talebi karşılamakta yetersiz kalması fiyatları hızlı yukarı tırmanmasını neden oldu.

Avrupa’da rüzgardan elektrik üretimindeki geçtiğimiz aylarda yaşanan düşüş, yükselen karbon fiyatları, elektrik talebinin pandemi öncesi seviyelere yükselmesi elektrik fiyatlarındaki artışı destekleyen etkenler.

Çin’de de benzer gelişmelerin yaşandığını görüyoruz. Çin’de elektrik talebindeki artış ve üretimdeki sorunların etkisiyle ülkenin birçok bölgesinde özellikle sanayi tesislerinde elektrik kesintilerinin yaşandığı bildirilirken önümüzdeki kış mevsiminde kesintilerin artarak devam etmesi ve ülkenin sanayi üretiminin de bu durumdan etkilenmesi bekleniyor. Çin’in bu nedenle Rusya’ya kendisine daha fazla gaz, elektrik ve kömür ihracatı yapması için başvurduğu dünya medyasına yansıyan haberler arasında. Benzer durumda olan ve elektrik krizinin eşiğine gelen bir diğer ülke de Hindistan. Yaklaşan kış mevsimiyle birlikte başka birçok ülkede de benzer gelişmelerin yaşanması bekleniyor.

Doğal gazda ise petrol fiyatlarındaki artışların 6-9 ay gecikmeli olarak, petrole dayalı doğal gaz fiyatlarını etkilemesi, Norveç’in üretiminin hedefin gerisinde kalması, kış öncesi Avrupa’da yer altı doğal gaz depolarının doluluk oranının son 5 yıl ortalamasının altında kalması, Rusya’nın Avrupa’ya KuzeyAkım2 doğal gaz boru hattı projesinde gecikmeye yol açan tavrı nedeniyle ilave gaz tedariki sağlamaması, uluslararası piyasalarda artan LNG talebine rağmen arzın bazı sıvılaştırma tesislerindeki bakım ve arızalar nedeniyle daralması nedeniyle LNG fiyatlarının da artması ve bunun maliyetleri yükseltmesi, özellikle Avrupa’da gaz fiyatları üzerindeki spekülatif hareketler, kömürden gaza yönelim ve yüksek seyreden karbon fiyatları Avrupa’da gaz fiyatlarındaki sert yükselişin arkasında yatan temel etkenler.

Önümüzdeki süreçte dünya genelinde enerjide yüksek fiyat döneminin yaşanabileceği görülüyor. Enerji fiyatları hızla artarken birincil enerji tüketiminde yüzde 72, petrolde yüzde 92 ve doğal gazda yüzde 99’a yakın oranda dışa bağımlı olan ve enerji tüketimi sürekli artan Türkiye’nin enerji piyasalarındaki artışlardan etkilenmesi ne yazık ki kaçınılmaz.

2020 yılında Türkiye’nin 48 milyar metreküp olan doğal gaz tüketimi 2021 yılı Eylül ayı sonu itibariyle 40 milyar metreküpü geçmiş durumda. 2021 yılında gaz tüketiminin 58-59 milyar metreküp seviyesine yükselmesi, kuraklığın ve yağışlardaki azalışın önümüzdeki aylarda da devam etmesi durumunda ise 2022 yılında 60-61 milyar metreküp seviyelerine ulaşması bekleniyor.

Akaryakıt ürünleri, elektrik ve doğal gazda artan ithalat maliyetlerine rağmen fiyatlar tüketicilere aynı oranda yansıtılmıyor. Bu artışlar kamu tarafından karşılanıyor.

Artan enerji fiyatların etkisiyle ülkemizin enerji ithalat faturasının artıracağını da göz önüne aldığımızda halkımızın bu sene enerjiyi verimli kullanması oldukça büyük önem arz ediyor. Gerek konutlarda gerek sanayi ve ticarethanelerde elektrik ve doğal gazı verimli kullanmamız ülkemizin ve kamu kaynaklarının da verimli kullanmasını sağlayacak ve ilave olarak ülkemizin karbon salımını düşürmemiz için de artık verimlilik olmazsa olmaz.

Enerji fiyatlarındaki artış merkez bankalarının işini zorlaştıracak

Serkan Gönençler – Gedik Yatırım Başekonomisti

Enerji fiyatlarında son dönemde hızlı bir tırmanış yaşanırken, bu küresel ekonomide bir dizi zincirleme etkiye de neden oluyor. Örneğin, Avrupa’da doğalgaz fiyatlarında sene başından bu yana yaşanan yükseliş yüzde 400’ü aşarken, elektrik fiyatlarındaki yükseliş yüzde 250’yi aşmış durumda. Doğalgaz fiyatları ABD’de de iki kattan fazla artarken, sene başında 50 Dolar civarındaki Brent petrolün varil fiyatı 80 doların üzerine yerleşti.

Sorunun temelinde salgın sonrasında hızla artan enerji talebine karşılık, tedarik zincirlerindeki problemlerin de etkisiyle enerji arzının talep artışına yetişememesi yatmakta. Buna ek olarak, Avrupa’da normallerin üzerinde soğuk geçen kış, Çin’de normallerin üzerinde sıcak geçen yaz gibi ekstrem hava koşulları da enerji talebini arttırırken, Rusya’dan Avrupa’ya doğalgaz akımındaki kesintilerin de etkisiyle enerji stoklarının da yeterli ölçüde arttırılamadığı dikkati çekiyor. Dolayısıyla, Avrupa’da kış mevsimi yaklaşırken enerji arz-talep dengesindeki sıkışıklık da fiyatları yukarı yönlü baskılıyor. Örneğin, İngiltere’de yaşanan akaryakıt krizinin arkasındaki nedenlerden biri olarak, Brexit ve salgına bağlı kısıtlamalar nedeniyle yaşanan tır şoförü eksikliği bile dile getiriliyor.

Sorunun bir diğer önemli ve uzun vadeli etkileri olacak kaynağını ise, iklim krizine bağlı olarak Dünya’da fosil yakıtlardan yenilenebilir enerji kaynaklarına yöneliş eğilimi oluşturuyor. Yenilenebilir enerji kaynaklarının enerji talebine henüz yetişememesi enerji fiyatlarını ve diğer birçok ürünün fiyatını yukarı yönlü baskılıyor. Örneğin, Çin’de enerji ihtiyacının yarısından fazlasını karşılayan kömür üretimini kısma girişimleri kömür ve alternatif enerji kaynaklarının fiyatlarını yükseltirken, aynı zamanda birçok fabrikada üretim kesintilerine ve konutlarda elektrik kesintilerine neden oluyor. Avrupa’da da Paris İklim Anlaşmasına uyum kapsamında, kömür ve kömürle enerji üretiminin kısılması, yenilenebilir enerji kaynaklarının yetersiz kalması nedeniyle, doğalgaz talebine, bu da doğalgaz fiyatlarının daha önce görülmemiş seviyelere yükselmesine neden oluyor.

Özetle, enerji piyasasında son dönemde yaşananlar global ekonominin aslında birbirine ne kadar bağımlı olduğunu da ortaya koyuyor; örneğin Çin’de yaşanan bir kıtlık, İspanya’da elektrik fiyatlarında ya da ABD’de süpermarket rafındaki herhangi bir ürünün fiyatındaki artışa neden olabiliyor. Özellikle Çin’in tedarik zincirlerindeki kilit rolü düşünüldüğünde, burada yaşanan enerji sıkıntıları global enflasyon problemine ek baskılar oluşturuyor. Merkez Bankaları yaşanan arz yönlü şoklara karşı şimdilik tepkisiz kalmayı tercih etseler de, enerji fiyatlarındaki bu artışların potansiyel ikincil etkilerinin önümüzdeki aylarda tüm Merkez Bankalarının işlerini daha da zorlayıcı hale getireceğini söylemek sanırız yanlış olmaz.

Enerji fiyatlarındaki yükselişin Türkiye ekonomisi üzerinde özellikle enflasyon kanalında önemli etkileri olabilir. Küresel enerji fiyatlarındaki hızlı yükselişlere karşın, hükümet eşel-mobil sistemi ile fiyat artışlarını ÖTV’den karşılayarak pompa fiyatlara yansımayı önlüyor (sınırlandırıyor). Hükümet eşel-mobil sisteminin şimdiye kadar enflasyona (olumlu) etkisinin yaklaşık yüzde 2,5 puan (dolaylı etkilerle beraber) olduğunu, bütçeye maliyetinin de 2021 yılında 46 milyar TL’ye ulaşmasının beklendiğini açıkladı. Ancak Brent petrol fiyatındaki ve dolarTL kurundaki son yükselişlerin ardından, bu maliyetin sene sonuna gelindiğinde 55-60 milyar TL’ye kadar çıkabileceğini hesap ediyoruz. Eşel-mobil sistemi devam ettiği taktirde, benzer bir maliyet 2022 yılında da geçerli olacak. Buna göre, artan enerji maliyetlerinin bir noktada pompa fiyatlarına yansıtılması gerekeceğini düşünüyoruz. Enerji fiyatlarındaki yükselişler ve TL’deki değer kaybı, elektrik ve doğalgaz fiyatlarında da ciddi oranlı zam ihtiyacı doğurmuş durumda. Tüm bu faktörleri ve enerji fiyatlarındaki yükselişlerin dolaylı etkilerini dikkate aldığımızda, yüksek enerji fiyatlarının önümüzdeki dönemde dezenflasyon sürecinin önünde önemli bir engel teşkil edebileceğini düşünüyoruz.

Hürriyet

Yorumlar (0)
6
parçalı bulutlu
Namaz Vakti 01 Aralık 2021
İmsak 06:32
Güneş 08:02
Öğle 12:58
İkindi 15:22
Akşam 17:44
Yatsı 19:09
Günün Karikatürü Tümü