Görüş: Mücadelenin getirdiği kazanç

BİZİM teklifimiz olan "devrim kanunlarını anayasadan kaldıran madde" ilavesiyle kanunlaştırmak gerekmektedir. Yahut da toptan değişiklik! "Din özgürlüğü anayasada teminat altına alınmıştır" lafını söyleyenlere takılmamak gerekiyor. Teminat altına alındıysa, onca sene niye yasaklandı, niye "mücadele ettiniz?" Kukumav kuşu gibi oturup dururlarken birileri, 1980'lerde "BAŞÖRTÜSÜ AÇLIK GREVLERİ"ni başlatan İBDA Mihrakı olarak yazıyoruz bunları. "Anayasacılık, demokrasicilik" oynayacak vaktimiz yok. "Domuzdan ne kadar kıl kopartırsan o kadar kardır!" Üstelik bu teklif, o mücadelelerin zoruyla alınan bir “taviz!” Kör olan görür bunu!

Görüş 06.10.2022, 12:45 12.10.2022, 17:12
Görüş: Mücadelenin getirdiği kazanç

CHP'nin "hangi dağda kurt öldü?" sorusunu akıla getiren"başörtüsüne hürriyet" özlü kanun teklifi TBMM'ye verildi. "Kadınların Yürüttükleri Mesleğin İcrası Kapsamındaki Kılık ve Kıyafeti Giymek Dışında Herhangi Bir Zorlamaya Tabi Tutulamaması Hakkında Kanun" başlıklı teklif metni şöyle kaleme alınmış:

"Kamu kurum ve kuruluşlarında istihdam edilen ve kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları ile üst kuruluşlarına bağlı olarak bir mesleği icra eden kadınlar, yürüttükleri mesleğin icrası kapsamında giyilmesi gerekli cübbe, önlük, üniforma vb. dışında kıyafet giymek ya da giymemek gibi temel hak ve özgürlükleri ihlal edecek biçimde herhangi bir zorlamaya tabi tutulamaz."

En temel mesele, BAŞÖRTÜSÜNÜN "Avrupai temel hak ve özgürlükler kategorisi" içindeki "kılık kıyafet" alt birimine kaydedilerek teklifin yazılması. Bahsi geçen "kategori" içinde "İBADET-İNANÇ" alt birimi varken, bunun "BİR METRELİK BEZ PARÇASI" olarak görüldüğü izlenimini veren "yazım dili"nin tercih edilmesi başlıca sorun.

Verilen teklifin metni "kılık kıyafet özgürlüğü-hakkı" üzerinde olmakla beraber, gerekçesi aslında daha açık.

"Demokratik, laik hukuk devletlerinde bireylerin sahip olduğu dini inanç ve kanaat hürriyeti hiçbir sınırlamaya tabi tutulamaz. Laiklik din ve vicdan hürriyetini engelleyecek biçimde yorumlanamaz; aksine laiklik din ve vicdan hürriyetinin kullanılmasının teminatıdır." diye başlayan gerekçe şöyle:

"- Dini konulardaki bireysel tercihler ve bireylerin yaşam tarzı devletin müdahalesi dışında olduğu gibi, İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi’nin 19’uncu maddesiyle teminat altına alınan ifade özgürlüğü, kıyafetini seçme özgürlüğünü de kapsamaktadır. KADININ KIYAFETİ BAŞTA; BİREYLERİN YAŞAM TARZI, İNANCI VE ETNİK AİDİYETİ SİYASETİN KONUSU OLMAMALIDIR. GEÇMİŞTE YAŞANMIŞ BAZI BASKICI UYGULAMALAR TOPLUMSAL HAFIZAMIZDA OLUMSUZ İZLER BIRAKMIŞ, AYRICA SİYASETEN İSTİSMAR ARACI OLAGELMİŞTİR. YAKIN GEÇMİŞİMİZDE ÜNİVERSİTE ÖĞRENCİLERİNİN BAŞÖRTÜSÜYLE EĞİTİM HAKKI ENGELLENMİŞ, KAMUDA KADINLARIN BAŞÖRTÜLÜ ÇALIŞMASINA İZİN VERİLMEMİŞTİR. Benzer engellemelerin ve yasaklamaların bir daha yaşanmaması için her türlü önlemi almak Parlamentonun ve kamu idaresinin görevidir. GENELGE, TALİMAT, YÖNETMELİK YA DA DİĞER İDARİ DÜZENLEMELER VE HİYERARŞİK AMİRLERİNİN EMİRLERİYLE KADININ NE GİYECEĞİNE YA DA GİYMEYECEĞİNE YÖNELIK YAPILMIŞ ZORLAMALARA SON VERMEK ve kadının kıyafet seçme özgürlüğünü kanuni güvence altına almak için bu teklif hazırlanmıştır. Teklif ile kadınlarımızın Anayasa ile güvence altına alınan kişisel ve mesleki kıyafet özgürlüklerinin korunması öngörülmektedir." (1)

Gerekçe’de teklifin amacı olarak şunlar kaydedilmiş:

"- Bu kapsamda teklifle kamu hizmetlerinin yürütülmesinde görev alan ve her statüde istihdam edilen, Anayasa’nın 135’inci maddesine göre kurulan meslek örgütlerine bağlı olarak çalışan kadınların ayrımcılığa uğramaması amaçlanıyor. TEKLİFİN BELİRTİLEN AMAÇLARINDAN BİRİ DE GÖREVLERİ GEREĞİ MESLEKİ KIYAFET, CÜBBE, ÖNLÜK VEYA ÜNİFORMA GİYMEK DIŞINDA, HERHANGİ BİR ZORLAMAYA TABİ TUTULAMAYACAĞI HÜKÜM ALTINA ALMAK VE BÖYLECE, KADIN ÇALIŞANLARIN KIYAFETLERİNDEN DOLAYI BİR AYRIMCILIĞA TABİ TUTULAMAMALARI hedefleniyor."

Gerekçe’deki "kesinlik", teklif metninde yeralmamakta görüldüğü gibi.

Bu kanun teklifinin kesin olarak başörtüsü için olduğu, "yakın geçmişimizde üniversite öğrencilerinin başörtüsüyle eğitim hakkı engellenmiş, kamuda kadınların başörtülü çalışmasına izin verilmemiştir" cümlesiyle belli. Yine, "benzer engellemelerin ve yasaklamaların bir daha yaşanmaması için her türlü önlemi almak" için yani başörtülü BIR KADININ HERHANGİ BIR YÖNETMELİKDE GEÇEN "ZORUNLU KIYAFET" GEREĞİ BAŞÖRTÜSÜNÜ ÇIKARMA ZORLAMASINA TABİ OLMAMASI İÇİN TEKLİFİN YAZILDIĞI kaydedilmiş.

Gerekçe ile metni kavuşturabilmek, virgül, anlam ve yorumlara maddeyi kapalı tutabilmek için, metnin sonunu "...yürüttükleri mesleğin icrası kapsamında giyilmesi gerekli cübbe, önlük, üniforma vb. dışında kıyafet giymek ya da giymemek gibi temel hak ve özgürlükleri ihlal edecek biçimde herhangi bir zorlamaya tabi tutularak BAŞÖRTÜSÜNÜ ÇIKARTMASI İSTENEMEZ" olarak düzeltmek yeterli olacaktır herhalde; veya "hukuk dili"nden anlayan birileri "başörtüsü"nü muhakkak geçirerek bunu tekrar yazabilir.

"Aktüel siyaset" yaparak yazdığımızı başa aldığımızı belirtmeye lüzum var mı bilmiyorum.

"Batı"da "başörtülü" olarak çalışan pek çok kadın var, dolayısıyla, CHP'nin verdiği bu teklifi, herkesin hatırlayacağı kadar yakın zaman içinde aynı CHP'nin söz ve davranışlarıyla "auta atmak" yerine, gerekçe ile metnin yazımı arasında yeralan ve yorumla terse döndürülebilecek "açıklığı" kapatan bir "ortak teklif metni" ile desteklemek gerekir.

Hatta, bir daha böyle bir CHP bulunur mu bilemeyiz, öyle ki, BARAN dergisi olarak yaptığımız "teklif" ile, "Türkiye’de bugüne kadar Müslümanların önüne çıkan tüm engellerin hukukî dayanağı olan “devrim kanunları” topyekûn kaldırılsın! Yarın Kılıçdaroğlu’nun sunmuş olduğu teklif, AK Parti ve MHP başta olmak üzere tüm partiler tarafından reddedilmesin, artırılsın ve işi kökten çözecek yasakçı “devrim kanunları”nın kaldırılması teklifi sunulsun! Biz de görelim bakalım, Kılıçdaroğlu ne kadar samimi?" dedik.

Delik deşik olmuş, bir hükmü kalmamış, "ama Laikliğin ve Kemalizmin teminatı" denilerek 9 Temmuz 1961'de kabul edilen anayasaya "153. madde", 12 Eylül anayasasına da "174. madde" olarak sokulmuş, 60 Darbecilerinin "devrim" (2), 12 Eylül darbecilerinin "inkilap" olarak tavsif ettiği "kanunlar" (3), ÖNCE anayasadan, sonra da mevzuattan atılmalıdır. 1921 Kemalist Darbesi'nin neredeyse her "inkilabı" bir "kanun" haline getirilmiş, 60 ve 80 darbecileri de bunlardan “inkılap kanunlarının benimsendiği ve bunların ihlal edilme olasılığının ortadan kalktığı” denilenler haricinde "korunmaya muhtaç olan sekiz adeti anayasal koruma altına alınmıştır(4). Öyle ki, tıpkı Başlangıç kısmı gibi "inkilap kanunlarının, Anayasanın halkoyu ile kabul edildiği tarihte yürürlükte bulunan hükümlerinin, Anayasaya aykırı olduğu şeklinde anlaşılamaz ve yorumlanamaz" denilerek DOGMATİK BİR YOBAZLIKLA korunmaktadır.

CHP, "başörtüsüne kanuni güvence" verecek kıvama geldiyse eğer, "devrim kanunu" denilen ve delik deşik olması bir yana, çokça bahsettikleri AİHM kararlarına da aykırı sekiz "şey"in mevzuattan atılmasına ses çıkarmayacaktır diye düşünebiliriz.

Esas konumuza, başörtüsü meselesine dönersek, CHP'nin teklif metni Gerekçe'si kadar açık değil ve lafzı itibariyle "yorumla" başka şeylere de kapı açabilir düzeyde kaleme alınmış. Tadil edilerek ve bu kanunun sadece ve sadece "ibadet özgürlüğü" ile alakalı olarak "başörtüsü" hakkında olduğu vurgusu yapılarak "ortak teklif" haline getirilebilir.

Görebildiğimiz kadarıyla da, Ak Parti idarecilerinin "hangi dağda kurt öldü" imasıyla dolu ve çok yakın geçmişte yaşanan hadiseleri öne çıkaran "yasakçı CHP" ibareleriyle süslü kısa açıklamaları, sadece tenakuzu göstermek için yapılıyor, yoksa teklifle pek sıkıntıları yok.

Eski adalet bakanı Abdülhamit Gül'ün tivitır hesabında (5) yazdıkları bu açıdan önemli:

"- Kılık kıyafet yasaklarının kalkması AK siyasetin, Recep Tayyip Erdoğan’ın tartışmasız başarısıdır. 10 yıl önce CHP’nin Mahkeme kapılarında iptal ettirdiği BAŞÖRTÜSÜNE MUTLAK VE KALICI ÖZGÜRLÜK IÇIN ANAYASA DEĞIŞIKLIĞI YAPILMASI MILLETIMIZIN HAKKI, demokrasinin gereğidir."

Parayla tutulmuş "troll hesaplarının" veya haddi aşan, boyundan büyük laflar eden bazı sosyal medya hesaplarının dışında, Mirzabeyoğlu'nun seneler önce söylediği "GÜNDEM, İSLAM", yani artık herkesim kendini İslam'a göre "çerçeveleyecek" ve "mevzilenecek" anlamını CHP bile bu teklifle ortaya koymuşken, bu teklif "alın size konsensus" olarak kabul edilerek hareket edilmeli herhalde.

Siyasi olarak CHP'nin bu teklifinin aslında kendi içinde bir "çözülme" getirme ihtimalini de, hem de seçimler öncesi görmek gerekmektedir. Elbette seçim öncesi yapılan bu teklif CHP tarafından "başörtüsü sorununu biz çözdük" olarak kullanılacaktır, siyaset bu, kendi lanetli geçmişleriyle oluşturdukları sorunun "yönetmeliklerle" aşılır hale geldiğini gördüklerinden bu teklifi yaptılar ve "ortak teklif" ile de bu sorunu tarihin çöplüğüne fırlattık diye karşı propaganda yapılır o zamanda.

Nihayetinde artık "parti çıkarını" düşünmeden bu konuya el atmak gerekmektedir.

Bazı grupların CHP'nin teklifine karşı "kanun yazmayı bile bilmiyorlar, "vb" gibi bir kelime kanun metninde olabilir mi?" yönünden itirazları var. Aynı şekilde kaleme alınmış pek çok kanun metni "değişikliği" gösterebilirim bunu diyenlere. Ak Parti hukukçuları "kanun yazma kusurlu", bunun için pek çok örnek verilebilir.

Mesela çok önemli ve halen de kullanılan, istisnasız, 2012'de başlayan her "demokratikleşme yargı paketleri" içinde yeralan "105/A maddesi." (6) Kanun daha çıkmadan önce, o zaman Silivri L Tipi'nde kalıyorduk gönüldaşlarla, bizzat cezaevi müdürü bakanlık tarafından çekilen "hazırlık yapılmasına" dair metni bize getirmişti ama ne biz ne müdürler anlayabilmiştik mesela! Hele o "son 12 ay" kısmının "6ay + 6ay" olarak "uygulanmasına" sebep olan "yazım" komedisi! Kanun'a karşı Açık CİK Yönetmeliği'ndeki bir maddeye dayanarak binlerce insanın 2 sene fazladan içeride kalmasına sebep olunması veya.

Veya, hazır bir fırsat geçmişken sil baştan "Avukatlık Kanunu"nu yazmak yerine, "Çoklu Baro" teklifi için mevcut kanunda ekleme- çıkarma yapılarak hazırlanan ve kanunlaşan metin, çok mu güzel!

2020 yılında yapılan bu değişikliği Anayasa Mahkemesi'ne taşıdıydı CHP. Parti "Çoklu Baro"yu getiren değişikliği yüksek mahkemeye taşırken, aynı değişiklikte yeralan şu madde başvuruya konulmadı:

"-Avukatlar, mahkemelere Türkiye Barolar Birliği tarafından şekli belirlenen cübbeyle çıkmak zorundadır. Avukatlara kılık ve kıyafetle ilgili başkaca bir zorunluluk getirilemez."

Daha o zaman bu maddenin "imlasının/yazımının" yanlış ve "her yola gelir" olduğunu yazmıştık. Metni kaleme alan iki parti idarecisi avukata da bunu taşımıştık. Ama nedense aynı şekilde kanunlaştırıldı.

Herhalde hala Ak Parti MKYK üyesi olan, doğru veya yalan fakat neticede mahkemelik birtakım whatsapp mesajları piyasaya dökülen biri ve ondan gören başkaları, CHP'nin teklifinin "asıl sebebi"nin mini eteğin önünü açmak olduğunu sosyal medyada yayarak karşı çıkıyorlar biliyorsunuz. Oysa avukatlık kanununda geçen yukarıdaki madde bırakın "başörtüsünü" veya "mini eteği", üzerine cübbe giyme zorunluluğu dışında hiçbir "kılık kıyafet zorlanamaz" diyor! Geçir üstüne cübbeyi, istersen çırılçıplak ol, bu kanuna göre duruşmalara çıkabilirsiniz! Baroların çıkardığı "yönetmelikler" de burada işlemez, Kanun Yönetmelik'den üstündür çünkü! (7)

KOMİK İMLASINA rağmen, TBB ve CHP’nin komisyonda itiraz ettiği bu madde Anayasa Mahkemesi’ne yapılan başvuruda iptali istenen maddeler arasında yer almadı. Çünkü o düzenlemenin "başörtülü avukatlar" için çıkarıldığını biliyorlardı. İşte bu "yamuk ve komik madde" ile "başörtülü avukatlar" duruşmalara girebiliyorlar. Ama bu madde sadece avukatları bağlayan bir madde.

CHP, bunu "kamunun her alanına" sarkıtan bir düzenleme getiriyor.

İmlasını düzelterek "ortak metin" haline getirmek ve BİZİM teklifimiz olan "devrim kanunlarını anayasadan kaldıran madde" ilavesiyle kanunlaştırmak gerekmektedir. Yahut da toptan değişiklik!

"Din özgürlüğü anayasada teminat altına alınmıştır" lafını söyleyenlere takılmamak gerekiyor. Teminat altına alındıysa, onca sene niye yasaklandı, niye "mücadele ettiniz?" Kukumav kuşu gibi oturup dururlarken birileri, 1980'lerde "BAŞÖRTÜSÜ AÇLIK GREVLERİ"ni başlatan İBDA Mihrakı olarak yazıyoruz bunları. "Anayasacılık, demokrasicilik" oynayacak vaktimiz yok. "Domuzdan ne kadar kıl kopartırsan o kadar kardır!" Üstelik bu teklif, o mücadelelerin zoruyla alınan bir “taviz!”

Kör olan görür bunu!

Notlar:

1) https://www.diken.com.tr/chp-uc-maddelik-basortusu-teklifini-meclise-sundu-gerekce-ve-amaclar-belli-oldu/

2) 1960 Darbesi Anayasası: https://www.resmigazete.gov.tr/arsiv/10816.pdf (13. sayfa)

3) Halen kullanılan 12 Eylül Darbesi Anayasası:https://www5.tbmm.gov.tr//develop/owa/tc_anayasasi.maddeler?p3=174

4) "İNKILAP KANUNLARININ HUKUKİ STATÜSÜ, NORMATİF DEĞERİ VE ANAYASAL BAĞLAMI ÜZERİNE BİR İNCELEME - Batıkan Aksoy":https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/1248168

5)https://twitter.com/abdulhamitgul/status/1577236020810362881?s=20&t=zytLy53ZAc02oX5AFNGC1g

6) https://www.resmigazete.gov.tr/eskiler/2012/04/20120411-11.htm

7) https://sputniknews.com.tr/20200717/coklu-baroyu-aymye-tasiyan-chp-yeni-bir-basortusu-tartismasi-acilmasina-yol-acacak-adima-gerek-yok-1042473062.html


İbrahim Haceviç

Kaynak: Baran Haber
Yorumlar (0)
Namaz Vakti 07 Aralık 2022
İmsak 06:37
Güneş 08:08
Öğle 13:00
İkindi 15:22
Akşam 17:43
Yatsı 19:09
Günün Karikatürü Tümü