Görüş: Post-Truth ya da aşırılıklar çağı

Bilhassa dijitalliğin artması, internetin yaygınlaşması ve sosyal medyanın tüm dünya tarafından erişilebilir hâle gelmesiyle ‘gerçeklik’ karşıtı söylemlerin varlığından bahsedilmiş, internetin yalan bilgi çöplüğü haline geldiği iddia edilmiştir.

Görüş 07.04.2022, 14:34 10.04.2022, 14:41
Görüş: Post-Truth ya da aşırılıklar çağı

Oxford Dictionaries tarafından 2016 yılının kelimesi seçilen post-truth’un Türkçe karşılığı olarak ‘hakikat sonrası’ ya da ‘hakikati aşma’ ifadeleri kullanılmaktadır. Henüz Türkçe kullanımı noktasında bir mutabakat olmasa da kelime anlamına dair bir şöyle bir tanım verilmektedir: İnsanların ‘gerçeklere’ dayalı bir argüman yerine duygularına ve inançlarına dayalı bir argümanı kabul etme olasılıklarının daha yüksek olduğu bir durum.

Batı açısından ‘post’lu tartışmalar yeni değil. Son 50 yılda post-modernizm ve post-hümanizm gibi kavramlar, akademide ve akademi dışında tartışılagelmiş halde. Bu tartışmaların ana teması ise cihan harpleri ertesinde artık modern dünyaya ait değerlerin taşınamaz hale gelmesi ve Batı’nın düşünce dünyasının istikametinde insanın varlık konumunun dağılmasıydı.

‘Düşünce dünyasının istikametinde’ dememin esas sebebiyse şu: Batı’da modern dünyayla ortaya çıkan en temel problem ahlak ve bunun getirdikleriydi. Bilim devrimleriyle klasik dünyaya ait metafizik görüşler terk edildikçe düşünce dünyası çıplaklaşmaya başlamış ve uygulamalı bilimlerlerdeki ilerlemeye kıyasla ahlâk alanında adeta geriye dönüş yaşanmıştır. Bu anlamda Hume, Kant ve Hegel gibi filozoflar en derinde ‘nasıl yaşamalıyız’ sorusunun cevabını vermek üzere felsefi teoriler geliştirmeyi hedeflermişlerdir.

Ancak hedefler yerlerini bulmamış. Avrupa felsefesinde zaman geçtikçe görünen tablo şu olmuştur: Bilgi, ‘gerçeğin’ (fact) bilgisidir. Gerçek ise hissedilebilir ve duyulabilir şeylerden müteşekkildir. Kısaca hakkında konuşulan şey gözle görülmeyip, işitilmiyorsa o şeyin var olduğunu söylemek -ve söylememek de- saçma olacaktır. Çünkü o şeyin hakkında konuşmak için elimizde yeterli ‘veri’ yoktur.

Bu düşünceyi genelde Tanrı, ruh, cennet ve cehennem gibi metafizik tartışmaların sahne dışına çıkartılması bağlamında okumuşuzdur. Ancak madalyonun öteki tarafı da bir o kadar vahimdir: Aynı zamanda iyi ve güzel hakkında konuşmak da imkansız hâle gelmiştir. Çünkü bunların doğrulamasının duyularla yapılması mümkün değildir. Bu nedenle ahlâk hakkında konuşmanın bir anlamı yoktur. Çünkü ahlâk, dışta, duyusal dünyada olmayan bir şeydir.

Böylesi bir düşünceyi başta Viyana Okulu ve Anglo-sakson geleneği gibi çevrelerden kabul edenler olsa da kısa sürede karşı da çıkılmıştır. Ancak burada artık yeni bir istikamet ortaya çıkmıştır: Ahlâk hakkında konuşmanın gereği ve anlamı nedir? Biz neye dayanarak güzel, çirkin, iyi veya kötü hükümlerine varırız? İşte bu sorular yeni bir tartışmanın fitilini ateşlemiş ve ‘post’lu dediğimiz akımları meydana getirmiştir.

Girişte ifade etmiş olduğumuz post-truth kavramı ise tüm bu tartışmaların sonucu olarak ortaya çıkmıştır. Bilhassa dijitalliğin artması, internetin yaygınlaşması ve sosyal medyanın tüm dünya tarafından erişilebilir hâle gelmesiyle ‘gerçeklik’ karşıtı söylemlerin varlığından bahsedilmiş, internetin yalan bilgi çöplüğü haline geldiği iddia edilmiştir. Bu tartışmanın merkezindeki isim ise Trump olmuştur. Trump üzerinden ABD sağ kesiminin ‘bilime’ aykırı görüşleri eleştirilerek ‘hakikat karşıtları’ yaftası vurulmuştur.

Yazının devamı için tıklayınız.

Görüş: Abdulkerim Kiracı

Aylık Baran 1. sayı

Yorumlar (0)
19
az bulutlu
Namaz Vakti 04 Ekim 2022
İmsak 05:32
Güneş 06:56
Öğle 12:58
İkindi 16:13
Akşam 18:50
Yatsı 20:09
Günün Karikatürü Tümü