Görüş: Son büyük oyun

Modern dünyanın daha çocukluğunu bile yaşayamadan aldığı eğitimin genç yaşta yozlaştırdığı, artık “gerçek” bir insan olamayan, gerçekten sevemeyen, ne kendini, ne başkasını, ne de Rabb’ini bilmeyen insanın hâli de bu minvâlde; mânâdan ve hayattan mahrum, sanal bir dünyada yaşıyor, artık yücelemiyor.

Görüş 14.04.2022, 09:37 19.04.2022, 15:09
Görüş: Son büyük oyun

Batılılar dünyayı mükemmel bir dine, ideal değerlere, üstün bir yaratılışa ve yaratıcı bir ruha sahip oldukları için ele geçirmediler. Tam aksine, emperyalistçe bir keşif ve fetih kültü olan Hıristiyanlık gibi bir dine, protestan ahlâka, kapitalist ruha sahip oldukları, sömürgeci hırsa yatkın ve herkesten fazla şiddete tutkun zâlim topluluklar oldukları için ele geçirdiler. Doğu’nun bugüne kadar benzememek ve olmamak için direndiği ruh, bu ruhtu. Dolayısıyla öncelikle izâha kavuşturulması gereken, ihmâl edilmiş en önemli mesele; feodalizmden kapitalizme olan geçiş süreci değil, “düzensiz kapitalizm”den “düzenli kapitalizm”e nasıl geçildiği, nasıl olup da devlet ve sermayenin kapitalizmin gelişmesini ve sermaye birikimini gerçekleştirecek biçimde dünyanın başka bir yerinde değil de, sadece Avrupa’da bir araya geldiği meselesidir… Bu konu açıklığa kavuşturulmadığı, sömürgecilik tüm yönleriyle ders olarak okullarda okutulmadığı sürece; ne Batı’nın unutmak ve unutturmak istediği kanla yazılmış karanlık tarihi anlaşılabilir, ne de Doğu’nun insanında bir Avrupalı gibi şahsî mülkiyet duygusunun olmamasının, buna rağmen kendini mülksüz hissetmemesinin, milletine-devletine duyduğu güven duygusunu yitirmemesinin mânâ ve önemi kavranabilir.

Dolayısıyla feodalizmden kapitalizme geçiş, devlet ve sermayenin sadece Avrupa’da bir araya geliş sürecini doğru okuyabilmek için, her şeyin ne için yaratılmışsa ona uygun bir istidat taşıdığını ve ona yatkın olduğunu dikkate almak gerekir. Bu açıdan bakınca, Doğu ve Batı insanının ne kadar farklı bir yaratılışta olduğu da çok net biçimde görülür. Doğu’nun insanı, insanî hasletleri itibariyle ne kadar zengin ve zenginliği nisbetinde ne kadar vericiyse, kendinde hiçbir zenginlik hissetmeyen, hissetmediği için de kendinden hiçbir şey veremeyen Batı’nın insanı o kadar yoksul, bencil ve alıcıdır. Dahası, Batı insanının tabiatında var olan bu “hastalıklar” zamanla marjinalleşecek, toplumda karşılığını yitirecek kısa ömürlü, arızi hastalıklar değildir, ırsîdir. Dolayısıyla tüm bu hastalıklarla birlikte, Avrupa’da hâkimiyet kurmuş Faşist ideoloji Bilgi Çağı’nda da varlığını aynen sürdürecek, güçlü olanın haklılığını meşrulaştıran kuralsızlıklar, şiddetle yoğurulmuş tahakküm biçimleri aynen devam edecektir. Nitekim, kapitalist tarihin önemli bileşenlerinden en önemlisi olan mâli güçlerle devlet güçleri arasındaki hassas dengenin bozulmasıyla ortaya çıkan, her iki gücün de dünyanın denetimini kendi lehine çevirme çabaları ve buna bağlı olarak gelişen hâdiseler, bugüne kadar bilimini-teknolojisini insana karşı ve insanı yok etmek için kullanmaktan hiç çekinmemiş Batı insanının keyfî vandalizminin aynen süreceğini gösteriyor.

Yazının devamı için tıklayınız.

Görüş: Mevlüt Koç

Aylık Baran 2. sayı

Yorumlar (0)
11
gök gürültülü yağmurlu
Namaz Vakti 18 Mayıs 2022
İmsak 03:49
Güneş 05:37
Öğle 13:06
İkindi 17:02
Akşam 20:24
Yatsı 22:04
Günün Karikatürü Tümü