Görüş: Tek taşla kaç kuş vurulur?

Acı olan şu yalnız. Bu “tek taş birkaç kuş” meselesi sadece bu anlattığımız davalarla kayıtlı değil ve bu “garip durumlar” üzerinden de Fetöcüler yaşam alanı bularak temize çıkmaya çalışıyorlar. İddianame ve kararlar, işte buna da yarıyor!

Görüş 28.07.2021, 01:00 29.07.2021, 13:48
Görüş: Tek taşla kaç kuş vurulur?

Namusluyuz. Haklıyız. Şehit ve gazilerin, Halil Kantarcı’nın kanının lekelenmesine izin vermeyiz. Ama “akılsız” değiliz, “harp hudadır”ın bol bol “salla” demek olmadığını da biliriz, kanunlara en önce bunları uygulayanların tabi olmasına ve özenli çalışmaları gerektiğine inanırız.

Garip garip iddialarla yazılmış iddianameler var, her ne kadar mütalaa safhasına gelindiğinde geri adım atılıyor olsa da, çoğu kalıyor ve daha mühimi iddianameye giriyorlar. Madem yazdınız, bari diğer iddianameler ve raporlar, tanıklar ile uyumlu olsun, değil mi?

15 Temmuz’un en önemli davası olan Marmaris suikast davasını biliyorsunuz. Bir de Sözcü muhabiri Gökmen Ulu’ya açılan (sonra gazete davasıyla birleşen) davayı da biliyorsunuzdur.

Gökmen Ulu’ya dava açılmasının sebebi, 15 Temmuz 2016 günü, (yayın saati 16:25) websitesinde “Sözcü Erdoğan’ı buldu!” başlıklı haberi; “altı gündür kameralar önüne çıkmayan cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Serkan Yazıcı’nın villasında olduğu ortaya çıktı” yazısı ve villanın denizden çekilmiş fotoğrafı, darbeden hemen sonra basında konu olmuş ve darbecilerin Erdoğan’ın kaldığı yeri bu haberle öğrendiği, GU’nun da “Fetöcü” olduğu yazılmıştı. 17 Mayıs 2017’de gözaltına alındı GU. Savcılığın tutuklama talebi, “örgüt içindeki hiyerarşik yapıya dahil olmamakla birlikte örgüte bilerek ve isteyerek yardım etme,” “Cumhurbaşkanına suikast ve filli saldırıya yardım etme” ve “Silahlı terör örgütüne üye olma” suçlamalarına dayanıyordu. (1) Sulh hâkimi ise “örgüte bilerek ve isteyerek yardım etme” ve “Cumhurbaşkanına suikast ve filli saldırıya yardım etme” suçlarından tutuklanma kararı verdi. 17.4.2019’da verilen savcılık mütalaasında talep şöyle yazıldı:

“… sanığın (Bekir Gökmen Ulu), Sözcü Gazetesi muhabiri olduğu, 15 Temmuz 2016 günü saat 16:00 da “SÖZCÜ ERDOĞANI BULDU” başlıklı haberi gazetenin internet sitesinde yayınladığı, haber saati itibariyle FETÖ/PDY terör örgütü mensuplarınca gerçekleştirilen darbe girişimi kapsamında asker - silahlı birimlerin kışlalarından çıkmadan, başka bir deyişle fiili olarak harekete geçmeden önce adı geçen gazetede Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanının bulunduğu yerin aniden haber yapıldığı, Cumhurbaşkanının o ana kadar bulunduğu coğrafi yerin ayrıntılı mevkii ve konumunun kamuoyunca bilinmediği, bilindiği üzere örgüt üyelerinin birkaç saat sonra Türkiye Cumhuriyeti Devletine yönelik silahlı kalkışmaya giriştikleri/darbe girişiminde bulundukları, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen soruşturmalarda darbeyi planlayan FETÖ/PDY üyelerinin Cumhurbaşkanı'nı almak istedikleri sırada bulunduğu yer ile ilgili arayışlarının olduğu, bunun bilinmemesi / tespit edilmemesi halinde, bulmalarına yarayacak başka planlarının olduğuna dair bilgilerin elde edildiği, sanık hakkında yapılan bu tespitler neticesinde silahlı terör örgütü FETÖ/PDY'nin içindeki hiyerarşik yapıya dahil olmamakla birlikte bu örgüte bilerek-isteyerek yardım ettiği…”

Diyelim ki, 2017’nin ilk aylarında daha iddianameler hazırlanmadığı, bilgiler karmakarışık olduğu için yukarıdaki cümleler yazıldı, ama 2019’da, bilhassa Marmaris suikast dosyası bitmiş, savunma ve belgeler ortaya saçılmış, Akıncı Üssü ve GKB davalarında da neyin ne olduğu aşağı yukarı ortaya çıkmışken, “… cumhurbaşkanının bulunduğu yer ile ilgili arayışlarının olduğu, bunun bilinmemesi/tespit edilmemesi halinde, bulmalarına yarayacak başka planlarının olduğuna dair bilgilerin elde edildiği” diye mütalaa vermek en hafif tabirle özensizlik ve hadiseye vakıf olmamak demektir!

Senelerdir söylüyoruz, 15 Temmuz’un en önemli davası, Marmaris suikast davasıdır. Hiçbir kurmay subayın, ister darbe denilsin ister “darbe değil isyan” denilsin, saat 21:00 civarında küçük bir birlikle köprüleri kapatmaları, beş-on kişilik ekiplerle orayı burayı teslim almaya kalkışmaları, ilk elden gözaltına alınmaları gereken idarecilere hiç uğramamaları vs. bir yana, en ciddi hadise Marmaris’te Erdoğan’a karşı girişilen harekattır.

Ve evet bu harekât, yargılanıp ceza alan sanıklar açısından içler acısı beceriksizlik tablosudur. Bu ayrı bir yazı konusudur ve sanıkların bunda payı ne kadardır, ayrı mevzudur.

TBMM tarafından hazırlanan ama bir türlü “resmi” olarak yayınlanmayan 15 Temmuz Raporu, bahsettiğimiz iddianamelerdeki garipliklerden birini gösteriyor.

Gökmen Ulu vasıtasıyla darbecilere Erdoğan’ın yerini bildirmiş, değil mi? Raporda, “12 Temmuz günü, Diyarbakır 8. Ana Üs Komutanı Tuğgeneral Deniz Kartepe'nin de beraberindeki iki pilotla aylık uçuş planlamasında olmamasına rağmen 2 ayrı F-16 uçağıyla Dalaman Havalimanı'na uçtukları, buraya gelirken de Erdoğan'ın Marmaris'te kaldığı otel ve civarında uçup fotoğraflama yaptıkları” ve “13 Temmuz'da Gökhan Sönmezateş tarafından Ankara'dan İzmir'e F-16 ile uçuş yapıldığı ve bu sırada da yakıt alma bahanesiyle güzergaha Dalaman Havalimanı'nın eklendiği ifade edilen raporda, yine bu uçuş sırasında da Erdoğan'ın Marmaris'te kaldığı otel ve civarında Sönmezateş'in fotoğraflatma işlemi yaptırarak, Cumhurbaşkanı'na suikast suçunun hazırlıklarını yaptığı” kaydedilmiş. (2)

İşin garip tarafı, Meclis Komisyonu bu hükme, emniyet ve savcılıklardan aldıkları evrak ve raporlarla ulaşırken, tarih 2017 Temmuz, bundan üç ay önce de İstanbul savcılığı Gökmen Ulu hakkında “yeri bildirdi” diye iddianame düzmeye başlıyordu! Garip değil mi bu? 12-13 Temmuz’da darbeciler bizzat keşif yaptıysa, gazeteciye ne gerek?

Muhafız Alayı davasında yargılanan Cumhurbaşkanı yaverlerinden (havacı) Binbaşı Erkan Kıvrak’ın, Antalya Serik’de tatildeyken, 15 Temmuz günü (15:00 -18:00 arası) kendisini arayan başyaver Albay Ali Yazıcı’ya otelin yerini söylediği iddiasıyla 16 Temmuz’da tutuklandığı malum. Kıvrak söylediğini (koruma müdürünü arayarak, Yazıcı’nın sorduğunu söyleyerek öğrenmiş) inkâr etmiyor. Erkan Kıvrak’ın avukatı, Uğur Mumcu’nun kardeşi Ceyhun Mumcu’dur. Mumcu, “En titiz şekilde her şeyleri ayrıntılarına kadar incelendi. Başyaver müvekkilim değil diye onunla ilgili bir şey demiyorum. Benim müvekkilim hava yaveri. Hava yaveri o gün Antalya'da. Antalya'da hiçbir darbe faaliyeti yok. Sadece başyaver Cumhurbaşkanı'nın yanına gitmek istediğini belirtip Marmaris'te hangi otelde kaldığını öğrenmesini istiyor. Cumhurbaşkanı'na suikast davasında tanık bile yapmadılar müvekkilimi. Adı yaver diye 4 sene gereksiz yere tutuklu kaldı.” (3) açıklamasını yaptı; birkaç gün önce başyaver hariç tüm yaverler (karar duruşması öncesi) tahliye edildikten hemen sonra!

Gelelim “sanıklar açısından içler acısı beceriksizlik” dediğimiz durumun “yer bildirme” ile ilgili kısımda gözüken resmine.

Marmaris harekâtını Tuğgeneral Gökhan Sönmezateş yönetti. Mahkemede verdiği savunmasının belki de en önemli yeri şurasıdır:

“- Bu arada birdenbire televizyonlara bir bakıyoruz tanklar Boğaz köprüsünde. Yemin ederim ki tanklarla alakalı bir bilgim yok. Böyle bir planlamadan da haberim yok. Arkasından da Ankara'daki uçuşlar. Bu arada ben ekibimi tecrit ettim. Telefon kullanmak yasak, Özel Kuvvetlerde geçerli olduğu gibi. Sen darbe yapacağım de, önce tanklar çıksın, uçaklar uçsun, bir sürü patırtı gürültü olsun, sonra da suikast yapacağım. Mantıklı mı bu? Görev iptal yani. Yaptığım görüşmeler sonucu bana emir geldi, Okluk Koyu'na gideceğim. Cumhurbaşkanı daha önce Okluk Koyu'na hiç gitmemiş. Gittiyse de kalmamış. Ben ve adamlarım Okluk'u çalıştık 2-3 saat… Gecenin ilerleyen saatlerinde 'Akıncı'ya geri dön' kararı çıktı. Sonra tekrar Okluk emri verildi. Bütün bunlar olurken Genelkurmay ve Akıncı'da olanlardan haberim yok, bana soran da yok sen ne yapıyorsun diye. Tam Akıncı'ya gideceğiz Şükrü geldi, 'Görev bu' dedi, baktım otel. Telefondan bakıyoruz otele. Bendeki düşünce şu, bu görev başarılamaz. Bir taraftan görev var, bir taraftan ters giden bir sürü iş var. Gelen emirlere güvenmiyorum, bir taraftan tuzak kokusu alıyorum. En son kararı Şükrü ile verdim. 'Ne diyorsun' dedim. Gitmeye karar verdik. Kıdemli helikopter pilotu dedi ki 'Bölgeyi ben biliyorum, önden ben gideceğim.’ Ben de son anda Cougar'a geçtim, Marmaris'e gittim.” (4)

Görüldüğü üzere, Erdoğan’ın kaldığı yeri zaten aynı gün havacı yaver Erkan Kıvrak, Ali Yazıcı’ya söylemiş. Gökmen Ulu’nun haberine kalmamış mesele; söyleyen de tahliye! Unutmadan CB yaverlerinin (A. Yazıcı hariç) avukatları Ceyhun Mumcu ve Nusret Senem, yani Perinçek ekibi olduğunu kaydedelim.

15 Temmuz günü Erdoğan’ın kaldığı yer, saat 15:00 civarında ortaya çıkmış ama Marmaris harekatını yapacak G. Sönmezateş ve ekibi hâlâ Erdoğan’ın nerede kaldığını bilmiyorlar, Okluk’daki Cumhurbaşkanlığı konutu olarak biliyorlar, Akıncı’dan “kalk” emrini bekliyorlar! Garip değil mi bu? Sonra daha trajik! Okluk iptal ediliyor, bekliyorlar, Marmaris emri veriliyor ve kısa süreli bir uçuşla saat 03:30 civarı iniyorlar; Erdoğan o saatte Atatürk havalimanına iniyordu!

Gökmen Ulu, “FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne bilerek ve isteyerek yardım” suçundan 2 yıl 1 ay hapis cezasına” çarptırıldı! Aslında onun haberi yazmasına gerek yokmuş, zaten 12-13 Temmuz’da otel üstünde keşif yapılmış, keşif yapılmış ama harekât timinin haberi yok! Olsa, saat 03:30’da mı giderlerdi otele?! G. Sönmezateş’in gece boyunca irtibatta olduğu Akıncı Üssü’ndeki “Hüseyin” de “Erdoğan otelden ayrıldı, İstanbul’a gidiyor.” demiyor ki bu daha da ilginç ve trajikomik!

***

Görüldüğü üzere “Erdoğan’ın kaldığı otel” meselesi, oldukça kullanışlı bir şekle sokulmuş; kaç kişi tutuklanmış! Garip tarafı o kadar insan yer tespiti için uğraşmışlar ama onların tutuklanmasından başka bir şeye yaramamış! Ya bunlar, sanıklar gereğinden fazla ahmak ya birileri “bir taşla birkaç kuş vurmaya” niyetlenmiş!

Acı olan şu yalnız. Bu “tek taş birkaç kuş” meselesi sadece bu anlattığımız davalarla kayıtlı değil ve bu “garip durumlar” üzerinden de Fetöcüler yaşam alanı bularak temize çıkmaya çalışıyorlar. İddianame ve kararlar, işte buna da yarıyor!

Gökmen Ulu, görüntüsü daha sonra yayınlanan, o gece Erdoğan’ın otelden ayrılırken, kapı önünde yaptığı ve meydanlara çağıran açıklamayı kısa bir süre içinde duyuran ilk gazetecidir, unutulmasın ayrıca.

Kaynaklar:

1) https://expressioninterrupted.com/tr/gokmen-ulu/

2) https://www.sozcu.com.tr/2017/gundem/sozcuye-atilan-iftirayi-meclis-raporu-curuttu-1872780/

3) https://www.aydinlik.com.tr/haber/avukat-ceyhan-mumcu-adi-yaver-diye-4-sene-gereksiz-yere-tutuklu-kaldi-212439

4) https://tr.sputniknews.com/turkiye/201905211039117530-erdogana-suikast-girisimini-planlayan-eski-tuggeneralsonmezates-evet-marmarise-gittim-bu-isi-yaptim/

Görüş: Sinami Orhan

Yorumlar (0)
25
açık
Namaz Vakti 18 Eylül 2021
İmsak 05:14
Güneş 06:40
Öğle 13:03
İkindi 16:31
Akşam 19:16
Yatsı 20:37
Günün Karikatürü Tümü