Kasap Amca Dolandırıcılığı -5

“Kasap Amca Dolandırıcılığı”nda ülkenin de bu yazı ile öğreneceği bir başka “ünlü” daha var. Bu ünlünün ismini ve müdahillik derecesini de bahsettiğim telefon konuşmasından, sanığın ağzından öğreniyoruz. İftira atmıyor, Hamit Avcı ve diğer sanıkların “arkalarının sağlamlığı” hususunda örnek olarak veriyor.

Görüş 28.10.2021, 10:40
Kasap Amca Dolandırıcılığı -5

-“Sözümüz Namustur” Diyen Ağrı Kardeşliği-

“Kasap Amca Dolandırıcılığı” üzerine bu beşinci yazımız; önce bir hatırlatma yapalım. “6-7 tarikatın şeyhi M. Fatih Çıtlak”, Malatyalı hayvan yetiştiricisi ve et tüccarı Mahmut Çelik’in iki sene ortalığı bağıra çağıra yıkmasından sonra şüpheli olarak alınan ifadesinde, “Yusuf AYDIN'ın dolandırıcı olduğunun farkına vardığını” söylemektedir. Sonra da önceden tanıdığı savcı Zülkarneyn Kısık’ı arayıp, “İşin içinden çıkamadığımı söyleyerekten olaya yardımcı olmasını ve şahit olmasını istedim.” diyor; savcı Zülkarneyn Kısık’ın “dolandırıcı Yusuf Aydın”ın eniştesi olduğunu söylemiyor tabii. Şüpheli olarak alınan ifadesinde, “Hiçbir günahım yok diyor, biz zaten vakıf olarak ticaret yapamayız, kanunen yasak. diyor, Sadece kurban bayramında bir kampanya yapmıştık, kurban organizasyonu, onun dışında hiç hayvanla işimiz olmadı.” diyor, o organizasyonu kimlerle yaptığından bahsetmiyor ama! Ve ilginç olan ucunun ve lafın Cumhurbaşkanı Erdoğan’a ulaşacağı belli olan bu dolandırıcılık hadisesinde “adımı bu dolandırıcılık işine karıştıranlardan şikayetçiyim sayın savcı” da demiyor! Şüpheli olarak alınan ifadesinde M. Fatih Çıtlak’ın söyledikleri arasında söylenmeyen ve tabii olarak belki savcı sormuş olsa da hiçbir şüpheliden şikayetçi olmaması önemlidir.

Dolandırıcılık davası sebebiyle şimdilik açılan iki dosya var, bu dosyanın birtakım önemli evrakları ve ses kayıtları elimde mevcut ve peyderpey de gelmeye devam ediyor; her şeyiyle delilleri mütekamil dosyalar bunlar aslında. Müştekilerden Bekir Gümüş ile sanıklardan birinin yaptıkları telefon görüşmesi, M. Fatih Çıtlak’ın “şikayetçi OLAMAMASI” mevzuunda açıklayıcı olabilir.

***

Dolandırılan Ak Parti Amasya-Suluova eski İlçe Başkanı (önceki ve şimdiki Ak Parti milletvekillerinin hepsini tanıyan, seçilmelerini sağlayan) Bekir Gümüş’ü arayan sanık, neredeyse bir buçuk saate yaklaşan görüşmenin büyük kısmında tek başına konuşuyor ve kendini anlatıyor. Dinledim bunu. Sanık, kendisinin de Hamit Avcı tarafından Donuksa Gıda üzerinden yüksek miktarlı bir rakamla dolandırıldığını, Bekir Gümüş’ün kendisini de dolandırıcı olarak gördüğünü duyduğundan “inansın veya inanmasın” bu inancının yanlış olduğunu anlatmak için aradığını söyleyerek uzun uzun konuşuyor. Aslında bu konuşmasında, Hamit Avcı ve diğer sanıklar bir yana, M. Fatih Çıtlak, İnsan ve İrfan Vakfı ve şimdiye kadar bu dosya hakkında yazılan, bizim sadece istismar olarak gördüğümüz başka muhabirlerin yazdıklarında hiçbir şekilde ismi geçmeyen birinin ve yeğeninin ismini de vererek çok ilginç detayları veriyor. Oralardan biraz sonra bahsederiz fakat sanığın Bekir Bey’e kendisinin masum olduğunu (“salak!”) anlattığı yerler daha önemli.

Sanık telefon görüşmesinde, Hamit Avcı ile tanıştığını, onunla ticaret yaptığını, Donuksa Gıda’nın çeklerini alarak onlara kendi çeklerini verdiğini, hiçbir sorun yaşamadıklarını anlatıyor. Kendisini birçok kişiyle tanıştırdığından bahsediyor. Bir gün “Kasap Amca” isminde bir projeyle geldiğini, yanında Yaşar Eti’nin de olduğunu, bu tabela altında et dükkanları açarak ve isim hakkı satarak ticareti çok daha ileri boyutlara taşıyacağından bahsettiğini ve kendisinin de geçmişteki ticari faaliyetleri sebebiyle hiç şüphelenmediğinden bahsediyor. Fakat daha sonra çeklerin geri dönmeye, yazılmaya başlandığını, Hamit Avcı’nın o zaman dolandırıcı olduğunu anladığını, kendisini de dolandırdığını, yüz liraya muhtaç hale geldiğini, Avcı’nın telefonlarına bile çıkmadığını söylüyor. “Ben seni dolandırmadım bunu içtenlikle söylüyorum Bekir Bey, ben de dolandırıldım, ister inan ister inanma!” diyor.

Bekir Bey tek bir şey anlatıyor bu konuşmaya karşılık. Sanığı ilk defa Hamit Avcı’nın yanında gördüğünü, gördüğünde de “Kasap Amca projesi”nin anlatıldığını, Avcı’nın “birlikte yapacağız” sözüne orada hiçbir itirazda bulunmadığını, kendisinin de bu tabloya bakarak (çek ve senet alarak) et verdiğini söylediğinde, “Hamit Avcı dolandırıcı ama orada sessiz kalarak benim de dolandırılmama sebep oldun” dediğinde sanığın diyeceği hiçbir şey olmuyor! Sanığın “ben de dolandırıldım” demesi üzerine Bekir Gümüş “gel o zaman sen de bizim davaya müdahil ol, şikayetçi ol” dediğinde de bin dereden su getirip lafı dolaştırıyor! İsmi bizde saklı sanık anlaşıldığı kadarıyla, ufak çaplı ticari işler yaptığı Hamit Avcı’nın “ticari zekasına” güvenerek (gerçekten çok iyi bir dolandırıcı Hamit Avcı, hiçbir anlaşmada ne imzası var ne çek ve senedi var, ya Donuksa Gıda’nın çeklerini kullanmış veya başkasından aldığı çekleri vererek iş yapmış) kısa yoldan parayı bulmanın yoluna düşmüş, ama Hamit Avcı, artık onlar kimlerse, asıl ortakları dışında herkesi ve bu sanığı da dolandırarak işin içinden çıkmış! Köylü kurnazı olarak görülebilecek bu sanık gibi tipler, Hamit Avcı gibi asıl faillerden çok daha tehlikeli ve “vebal” altındadırlar; Avcı’lar bu tipleri, ağızlarına sürdükleri bir parmak bal ile kandırarak sessizliklerini sağlar ve çok daha büyük vurgunların yolunu döşerler çünkü; onlar, “dolandırıldım ama kimseyi dolandırmadım, üzerimden dolandırdılar, benim suçum yok” rezilliğinde çırpınıp dururlar!

Mevlevi tarikatı postnişin’i M. Fatih Çıtlak’a dönelim bu noktada. Neredeyse her sanığın bir şekilde irtibatlı olduğu, M. Fatih Çıtlak neredeyse her müştekinin ismini verdiği ifadede “o dolandırıcı, bu dolandırıcı, şu dolandırıcı, hatta bu dolandırıcılar da dolandırmada benim dahlim olmadığını söylediler” diyor, müşteki için “yalancı” diyor ama adını kullanarak dolandırıcılık yapanlar hakkında “bunlardan şikayetçiyim” demiyor, diyemiyorsa, şüphenin üstüne şüphe dolar!

***

“Kasap Amca Dolandırıcılığı”nda ülkenin de bu yazı ile öğreneceği bir başka “ünlü” daha var. Bu ünlünün ismini ve müdahillik derecesini de bahsettiğim telefon konuşmasından, sanığın ağzından öğreniyoruz. İftira atmıyor, Hamit Avcı ve diğer sanıkların “arkalarının sağlamlığı” hususunda örnek olarak veriyor.

Donuksa Gıda üzerinden Hamit Avcı organizasyonu ile yapılan “kasap amca dolandırıcılığı” aşikâr olduktan, müştekiler şikâyet etmeye başladıktan sonra devreye bir anda İbrahim Adıgüzel ve Mustafa Keskin isimli kişiler giriyor. Donuksa Gıda’yı devraldıklarını, envanter çıkartmaya başladıklarını, borçları ödeyeceklerini, ticarete devam edeceklerini söylüyorlar. Bu esnada da şirketin çeklerini alıp şahsi ve başka şahıslara ait çekleri veriyorlar ileri tarihli yazılmış olarak; müştekiler dolandırıldıklarını anladıklarından bu “ödeme planı”na da belki paraların bir kısmını kurtarabilmek ümidiyle sarılıyorlar tabii. Bu ödeme planına sarılmalarında önlerine sunulan planın ve Mustafa Keskin ile İbrahim Adıgüzel’in kıymeti yok, onu refere edenleri öğrendikten sonra plana tabii oluyorlar.

İbrahim Adıgüzel Ağrılı. Et tüccarlığı yapıyor. 2015 yılında Ak Parti’den milletvekili adaylığı müracaatı olan, Kocaeli/Dilovası’nda yaşayan, “medya firmaları” olan Ali İhsan Adıgüzel’in kardeşiymiş, bunu üzerine basa basa söylemiş, bu aile (Adıgüzel ailesi) Ağrı’da tanınan bir aileymiş. Mustafa Keskin de Ağrılı! Fakat bunlardan daha önemli olan, Hamit Avcı ile Mustafa Keskin ve İbrahim Adıgüzel’in, müştekileri ve yukarıdaki sanığı Ağrı Belediye Başkanı Savcı Sayan ile konuşturmaları, Sayan’ın avukat yeğeni Oktay Keskin’in, Ağrılı İbrahim Adıgüzel’e “kefil” olması!

“Sor bizi piyasadan, bizim sözümüz namustur.” diyen bu ağrılı tipler, Savcı Sayan ve avukatı Oktay Keskin eliyle, yani desteğinden aldıkları güçle olaya müdahil oluyorlar, müştekilerin “ödeme planına” uymalarını sağlıyorlar; işte bu esnada dolandırıcılığın merkezi olan Donuksa Gıda’nın çekleri ile müştekilerden alınıp, 3-6-9 ay vadeli yeni senetler veriliyor. Senetlerin üstünde İbrahim Adıgüzel’in imzası var tabii. Savcı Sayan ve avukat yeğeni Oktay Keskin’in “kefil” olduğu Ağrılı İbrahim Adıgüzel’in mal varlığı bir çiftlikten ibaret ve üzerinde çok sayıda icra kaydı bulunmakta oysa!

***

Mevlevi tarikatı da dahil yedi tarikatın şeyhi olan M. Fatih Çıtlak ve “Ağrı kardeşliği” üzerinden herhalde Ağrı Belediye Başkanı Savcı Sayan’ın müdahil oldukları bu dosyalardan, bugünkü şartlarda adil ve hakkaniyetli bir karar çıkabilir mi, müştekilerin zararları tazmin edilebilir mi? F. Çıtlak’ın şüpheli olarak ifadesi alınmasına rağmen, “sayın cumhurbaşkanının avukatı” devreye girdikten sonra sanık yapılmaması, Savcı Sayan ve yeğeninin ise hiç bahsinin geçmemesi normal mi? Buna uygun “lexist” var mı lügatlerde?

Çıtlak da, Sayan da biz kimseyi dolandırmadık diyebilirler; telefon konuşmasını dinlediğim sanık da öyle diyor zaten. Müştekiler ise, “Sen olmasaydın, sesini çıkarsaydın biz bu işe girmezdik!” diyorlar. Ceza davalarının akıbeti ne olur bilinmez fakat müştekilerin zararlarını tazmin etmek hem Fatih Çıtlak ve “akrabalarının”, hem de “kefillik” iddiasından bahsedilen Savcı Sayan’ın üzerine düşen bir borç. Bu borç da o veya bu şekilde tahsil e-di-lir!

Sinami Orhan

Yorumlar (0)
17
açık
Namaz Vakti 25 Eylül 2022
İmsak 05:22
Güneş 06:47
Öğle 13:01
İkindi 16:24
Akşam 19:05
Yatsı 20:24
Günün Karikatürü Tümü