Baran Dergisi 397. Sayı Çıktı!

Tüm Turkuvaz Bayilerinde...

Baran Dergisi 397. Sayı Çıktı!

 Selâm ve Duâ ile,

Bugün gelinen nokta itibariyle teknik ve teknoloji, janjanlı ambalajları içerisinde her ne kadar cazip görünse de sermaye ile toplum ve ferd arasında ahengin tutturulamamış olması Batıyı içten içe kemirmektedir. Bugüne kadar yalnızca sermayenin çıkarları doğrultusunda hareket eden iktidarlar, sermayenin çıkarına göre biçimlendirilen toplumlar ve nefsinde tutsak edilmiş hürriyet arayışındaki insanlık, mevcut ekonomik nizamın artık sürdürülemeyeceğini gözler önüne seriyor. 

Bir başka bakımdan da karşılığı olmayan sanal paralar üzerinden gerçekleştirilen ticaret, fâiz, sigorta, borsa, risk alışverişi derken karşılığı olan ekonomiden kat be kat fazla büyümüş bir ekonomi balonuyla karşı karşıya kalıyoruz. Bu vaziyet Batı ekonomisi için olduğu kadar Batı ekonomisine entegre olmuş dünyanın geri kalanı için de geçerlidir. Bu içinden çıkılmaz, hastalıklı vaziyet öyle bir riski de beraberinde getiriyor ki, en küçük krizlerde bile devâsa ekonomiler derinden sarsılıyor ve toparlanması yıllar alıyor. Devletler her ne kadar garantör olsalar da, milletlerin ödediği vergilerden yapılan yamalarla sermayenin tahakkümü sürdürülmeye çalışılıyor. Altını çizdiğimiz bu husus Türkiye için de geçerlidir. Nihayetinde gelinen noktada, Batı âleminin benimsediği ve dikte ettiği ekonomik anlayışın, bu anlayışın şekillendirdiği siyasî ve içtimâî zihniyetin artık sürdürülemez hâle geldiği ortaya çıkıyor. Bu anlayışın yıkılacağının en az bizim kadar farkında olan Batı, enkaz altında kalmamak için yıkımı kontrol altına almaya çalışsa da yerine teklif edebileceği iktisadî bir nizam olmadığı için içine düştüğü kuyuda debelenip duruyor. Bu ekonomik keşmekeş ve debelenme içerisinde uzun yıllardır kan kaybeden ve bütün kanını yabancı sermayeye emdiren Türkiye bugün nihayet sermayenin tahakkümünü üzerinden atmayı istediğinin sinyallerini veriyor. Bunu bir iyiye işaret olarak her akl-ı selim sahibi olumlu karşılar; biz de öyle karşılıyoruz. Burada tartışılması gereken asıl önemli nokta, gerçekleştirilmesi planlanan değişimin ne yönde olacağının ve hangi ideale dayandırılması gerektiğinin kararının verilmesidir. Nitekim Mütefekkir Salih Mirzabeyoğlu her hususta olduğu gibi bu hususta da ufuk açıcı öneriler sunmuştur; “İktisat ve Ahlâk” ve “Parakuta” eserleri ile bu meselelerin “efradını câmi, ağyârını mâni” olacak şekilde izâh ettiğini biliyoruz. Ayrıca “Başyücelik Devleti” isimli eserinde de yine bu hususun idarî tahakküm altında nasıl teşekkül ettirilmesi gerektiğini de izâh etmiştir. Bugün mevcut hukuk ve bürokrasi ile bu değişimin sağlanması hâlihazırda mümkün olmadığı da gözüküyor. Bu sebeple yeni ekonomik sistemin önereceği paylaşım modelinin ve dayanağının ne olacağının belirlenmesi ve bu yönde harekete geçilmesi bir zaruret hâlini almıştır. Biz de önemine binaen bu konuyu kapağımıza taşıdık ve “ ‘ideal’siz kalkınma olmaz” dedik. Burada idealden kasıt, insan fıtratına-yaşantısına uygun, uygulanabilir, yaşanabilir, bütün bir fikriyattır.

Konuyla alâkalı kapak yazımızı, yazarımız Ömer Emre Akcebe “Sermaye Tahakkümünde Sona Doğru” başlığı altında kaleme aldı. 

Dergimizin muhtevasına geçecek olursak;

Yazarımız Faruk Hanedar, kapak mevzumuza paralel olarak “Modern İktisadî Sistemin Çıkmazı” başlıklı bir yazı yazdı. Ayrıca Star Gazetesi yazarı Cemil Ertem ile kapak mevzumuza dâir, iktisat üzerine bir söyleşi gerçekleştirdi. Dergimizde bulabileceksiniz.

Salim Muhammed’in (Çakal Carlos) bu haftaki yazısının başlığı “Erdoğan’lı Döneme Merhaba-Irak ve Suriye’deki Durum…”

Sezaî Dilbilen ise bu hafta “İslâm’a Muhatap Anlayış ve Biz” başlıklı bir yazı kaleme aldı…

Kumandan Salih Mirzabeyoğlu’nun kaleme aldığı ve her hafta dergimizde tefrika edilen Ölüm Odası B/YEDİ’nin bu haftaki alt başlığı “BD-İBDA (VÜCUD-EHADİYET)”…

Yazarımız Fatih Turplu son iki sayımızda yayınlanan “Akşehir,Ulu Cami, Nasreddin Hoca Hazretleri ve Seyyid Mahmud Hayrânî Hazretleri” yazı dizisinin üçüncü ve son bölümünde Seyyid Mahmud Hayrânî Hazretlerini anlatıyor. Alâka ile okuyacağınızı umuyoruz.

Dergimizde son olarak da Gülçin Şenel’in “Bronte Kardeşler: Yaşadıkları Kadar Yazdılar” başlıklı yazısına yer veriyoruz.

Diğer içeriğimiz, haberlerimiz, haber-yorumlarımızla birlikte bu haftanın muhtevası böyle. Gelecek sayımızda görüşmek ümidiyle, Allah’a emanet olun…


Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.