Netflix, ‘namazında niyazında eşcinsel Müslüman’ prototipi oluşturuyor

Eşcinselliği ve pedofiliyi normalleştirmeye çalışan Netflix, beraberinde aile içi ilişki, iki erkek bir kadından oluşan yeni aile tipi, dinini yaşayan ama evlilik dışı ilişki ve çocuk yapmayı normal karşılayan Müslüman kadın tiplemesi, namazında niyazında eşcinsel Müslüman erkek prototipini şuurlara zerk ediyor.

Kültür - Sanat 22.06.2022, 12:00 22.06.2022, 11:56
Netflix, ‘namazında niyazında eşcinsel Müslüman’ prototipi oluşturuyor

“11 yaşındaki Amy, twerk yapan bir dans grubuna hayran kalır. Onlara katılmak umuduyla dişiliğini keşfetmeye başlayarak aile geleneklerine meydan okur.”

 Netflix’in “Cutties/Minnoşlar” filmini açıklamak için tercih ettiği bu sözler tüm dünyada pedofili çağrışımı yaptı. Netflix özür diledi ama filmi yayından kaldırmadı, üstelik “ödüllü” olarak pazarladı.

Netflix önderliğinde önüne geçilmez bir suç makinesi haline gelen sektör de tüm günahlarıyla bir kez daha sorgulandı; 11 yaşlarında bir kız çocuğu grubu, kendi yaşlarına uygun olmayan kıyafetler, bolca makyaj, tamamıyla cinsel bir unsur olarak pazarlanan twerk dansı ve çocukların cinselliklerini keşfetmesi... Bunlardan bir tanesi bile normal şartlarda tüm dünyada “yüz kızartıcı” olarak kabul edilirken nasıl oluyor da bunları anlatan bir film dünyada popüler hale geliyor ve festivallerde ödül alıyor?

Eşcinsellik ve pedofili propagandası yapılıyor

Aslında Netflix, Cutties, eşcinsellik propagandası, özgürlük kisvesi altında kural ve sınır tanımazlık gibi konuları tek bir noktadan incelediğimiz zaman bütünü anlamakta ya da anlatmakta zorluk çekebiliyoruz. Yani Netflix’in ilk skandal dizisinden bahsetmiyoruz ve skandal dizileri yayınlayan bir tek Netflix olmadığı gibi bu yayın platformlarının tek skandalı pedofili propagandası da değil.

Netflix yalnız değil ama lokomotif

Sadece kısa süre öncesine kadar eşcinsellik, LGBT, çocuk istismarı, pedofili gibi kavramların diziler ve filmler vasıtasıyla dünyaya imal edildiğini söylediğinizde muhtemelen size “komplocu” yaftası yapıştırılırdı. Netflix ve benzer yayınların çoğalmasıyla aslında bunun sistematik bir toplum mühendisliği ya da “rıza imalatı” olduğu daha net bir şekilde anlaşıldı.

Netflix dizi ve film kategorilerine “gay ve lezbiyen” sekmesini açarak niyetini zaten pek de gizlemeyerek dijital çağda bu sapkın ideolojinin bayrak taşıyıcısı oldu. Tabi bu imalatın sadece Netflix tarafından yapılmadığını söylemeye gerek yok. Ülkemizdeki yerli yapım dizilerde bile artık çok rahat işlenen eşcinsel karakterler, 2000’lerin başından itibaren evlerimize konuk oluyor.

Namazında niyazında eşcinsel Müslüman erkek prototipi

Minnoşlar ile gündeme gelen pedofili, bu dizi ve filmlerdeki tek propaganda malzemesi de değil. Toplum mühendisliğinin hedef aldığı yeni modern insan tiplemesi için örnekleri çoğaltabiliriz. Aile içi ilişki, iki erkek bir kadından oluşan yeni aile tipi, dinini yaşayan ama evlilik dışı ilişki ve çocuk yapmayı normal karşılayan Müslüman kadın tiplemesi, namazında niyazında eşcinsel Müslüman erkek prototipi ilk akla gelen örnekler.

Örnekler bitmiyor

Mesela tüm dünyada izlenme rekorları kıran Game of Thrones, neredeyse tamamen ensest ilişki üzerine kuruluydu. Onuncu sezonu yapacak olan Walking Dead dizisinde Müslüman bir karakterden çocuk yapan kadın, adamın ölümünün ardından iki erkekle beraber yaşamaya başladı. Aynı dizide başörtülü Müslüman bir karakter ise evlilik dışı ilişki yaşayıp çocuk yaptı.

Gelelim Sense8 dizisine… Dizi cinsel konuda en açık fikirli olan insanı bile rahatsız edecek derecede eşcinsel içerik barındırıyor. Dizinin yönetmenliğini yapan Larry ve Andy Wachowski kardeşlerin sonradan kadın olarak Lana ve Lilly adını aldığını da hatırlatalım. Matrix serisini de çeken ikili sektörde sapkın propagandayı en çok ve en etkin kullanan yönetmenler olarak biliniyor.

Türkiye’de de çok popüler olan La Casa de Papel’de eşcinsellik fazlasıyla işlenirken dizinin sonunda bir aile olan Denver ve Stockholm arasında ilginç bir diyalog yaşandı. Denver, sevdiği kadının mutluluğu için onun bir başka erkekle beraber olabileceğini söyledi. Dizinin ana temasından tamamen uzak bu çarpıcı diyalog olmasa dizi hiçbir şey kaybetmezdi ama bu sahnenin varlığı dizinin “başka kazanımlar” hedeflediğini de gösteriyor.

Eşcinselden kötü karakter olmuyor

Queer Eye, Aşk 101, Cursed, Indian Matchmaking, Dark Desire, Down to Earth, JU-ON Origins, Black Mirror, Reality Z, Curon, Everything Sucks, Old Guard, Sex Education, Orange Is the New Black ve daha nice Netflix yapımında, dile gelmesi bile kolay olmayan içeriklerle eşcinsellik, çocukların cinsiyet tercihleri rahatlıkla işleniyor. Ana teması sapkınlık olan yapımların yanında içinde dini LGBT unsurlarına yer vermeyen dizi yok desek abartmış sayılmayız.

Sapkınlık üzerine kurulan “ahlaklı birey” çiziliyor

Din ve toplumsal normlar şeytanlaştırılırken adeta sapkınlık üzerine kurulan ve iyi niyet, ahlaklı birey gibi olumlamalarla güçlendirilen yapay bir din oluşturuluyor. Dizilerde eşcinsel çiftler, ilişkileri en sağlıklı şekilde yürütenler olarak gösteriliyor. Kötü karakterler arasında eşcinseller kesinlikle bulunmuyor. Sapkın zihniyetli karakterler adeta bir iyilik meleği olarak lanse ediliyor.

Yayınların en önemli takipçisi olan gençlere ya da yeni tabiriyle Z kuşağına sürekli olarak, “Kimse size ne yapmanız gerektiğini söyleyemez. Ailenizin buna hakkı yok, patronunuzun da, eğitimcilerin de… Din zaten sürekli yasak üzerine kurulu. Oysa siz özgürsünüz” şeklinde yapılan propaganda, “Bakın onlar karşı çıkıyor ama eşcinsellik, cinsel kimlik, çoklu aile yapısı son derece masum, onların anlattığı gibi kötü değil, üstelik bu insanlar iyi insanlar” tezleriyle destekleniyor.

K-Pop’un gençleri cinsiyetsizliğe, dinsizliğe sürüklüyor

Gençlere “Özgür değilseniz, kendi iradenizle seçim yapamıyorsunuz” diyen bu yapı bizzat “Bu seçimi yapmak zorundasın. LGBT’yi benimsemelisin, benimsemezsen sen de o eski kafalı yobazlardan olacaksın” zorbalığını yapmaktan da kaçınmıyor. Bunların en önemli örneklerini de fanatizm seviyesi yüksek olan Güney Kore trendi K-Pop kültüründe görebiliyoruz. Bir K-Pop fanatiğine K-Pop’un kötü bir şey olduğunu söylemeye kalkarsanız başınıza neler gelebileceğini tahmin edemezsiniz. K-Pop’un gençleri eşcinselliğe, cinsiyetsizliğe, dinsizliğe ve intihara sürüklediğini söylediğiniz de ise alacağınız cevap hep aynı: “Hiçbir şey bilmeden konuşuyorsunuz. K-Pop starları binlerce insana yardım ve bağışta bulunuyor. Onlar iyi örnek oluyor.” Yeni kuşağın iyilik ve yardım algısını bu noktada küçümsememek gerekiyor.

Gerçek hayatla pekiştiriyorlar

Diziler ve filmlerle normalleştirilen bu yeni hayat tarzı Brad Pitt’in evli bir kadınla, üstelik kadının kocasının izni ile yaşadığı ilişki; ABD’deki pedofili skandalları, Danimarka’da çocuklara cinsel eğitim adı altında sınıflarda çırılçıplak kendilerini sergileyen sözde eğitimcilerle gerçek hayata da giriş yapıyor.

Netflix ve benzer platformların bu sapkın propaganda için beslendikleri sosyal medya platformu ise Instagram. Sadece Türkiye için konuşursak bile kısa süre içinde bu alanda meşhur olarak milyonlarca takipçiye seslenen yeni yüzlere bir bakın. Kerimcan Durmaz ile başlayan süreç bugün Selin Ciğerci veya Kerimcan Durmaz gibi olma hayali kuran binlerce gencin oluşması ile korkutucu bir şekilde devam ediyor.

Önce gençlik şimdi çocuklar

Daha büyük tehlike ise gençleri esir alan bu durumun çocukları da tehdit etmesi. 10-11 yaşında çocukların cinsel kimliklerini keşfettiği Cutties/Minnoşlar bu açıdan çok çarpıcı bir örnek. Filmi çocuklar izlese sapkın bir propagandanın esiri olacaklar ki zaten film büyüklere hitap ediyor. Bu haliyle ise ortaya cinsel çağrışımlarla dans eden ve cinsel hayatlarını keşfeden küçücük çocukların hayatlarının yetişkinlerin önüne serilmesi durumu ortaya çıkıyor. Ki sadece Türkiye değil ABD Senatosu ve daha birçok ülke bu girişimin bir çocuk istismarı ya da pedofili öğesi olduğunu düşünüyor.

Çizgi filmlerde eşcinsellik vurgusu

Netflix’in çocukları hedef alma konusundaki sabıkası ise hiç de iç açıcı değil. Daha önce Arcadia Hikayeleri isimli çizgi dizide ise 9-10 yaşındaki iki kız çocuğu bağlamında benzer bir şey yapılmıştı ve hedef kitle olan çocuklara izletilmişti. Ejderhalar Prensi adlı çizgi dizisinde ise lezbiyen kraliçe ikilisi yer alıyordu. Lezbiyen oldukları, uzun süre çocukların anlayamayacağı şekilde çok dolaylı şekilde ima edildi. Son bölümlere doğru ise bu lezbiyen çift öpüştürüldü. Leylekler isimli çizgi filmde ise leylekler eşcinsel çiftlere de çocuk götürüyordu.

Rıza imalatı

Noah Chomsky’nin ifadesiyle rıza imalatı, bize daha yakın haliyle normalleştirme ya da biraz daha metaforik anlatımla “boiling frog effect-kaynayan kurbağa sendromu” modernizm kisvesindeki toplum mühendisliği programının en büyük dayatma ve propaganda unsurlarından biri olmaya devam ediyor. Ve dev küresel yayılım ağları sayesinde çok hızlı biçimde başarı gösteriyor.

Kabul edelim ki; değişen toplum normları, teknolojinin sosyal hayatta kullanımı ve kuşak farkı, (özellikle kuşaklar arası çatışmaya dair Sümer tabletlerinde veya Antik Yunan’da bile “Bu gençlik nereye gidiyor” minvalinde kritikler olduğunu hatırlatmak gerekir) her dönemde toplumların en önemli çıkmazlarından biri oldu. Üst kuşağın, alt kuşak konusundaki kaygılarına dair binlerce yıldır bir çözüm de bulunamadı.

Amaç gayri meşruluğun normalleştirilmesi ve bir adım ötesi

Geçmişte ebeveynlerine "Artık devir değişti, beni anlamıyorsunuz" diyen gençler, üst kuşağa yükseldiklerinde babalarından miras kalan "Bizim zamanımızda böyle miydi" şeklinde başlayan cümlelerle alt kuşaklara seslenmiş ama pek de muvaffakiyet sahibi olamamışlardır. Bugünlerde ise "Bu gençlik nereye gidiyor" temalı cümlelerin devamında Netflix ve benzeri faktörler nedeniyle çok tehlikeli noktalara doğru gidişin alarmı veriliyor. Gençler tabi ki yine bunun farkında değiller ve bu gidişat geçmiştekilerde olduğu gibi maalesef yine önlenemeyecek. Gelinen noktada ise eşcinsellik ve cinsiyet değiştirmeyi toplumdan söküp atma treni kaçmış gibi görünüyor.

Pedofili ve iki erkek bir kadından veya sadece erkekler ve kadınlardan oluşan yeni aile tipi dayatmasına karşı çıkmak için çok az vakit kaldı gibi. Çünkü algılar değişiyor. Küresel içerik akışını kontrol edenlerin Netflix ve benzeri platformlar aracılığıyla dayatmaya çalıştığı şey bu gayri meşruluğun normalleştirilmesi ve bir adım ötesi. Öylesine bir maruz bırakılma durumu var ki eşcinsel içeriği ve durumu onaylamayan veya desteklemeyen birinin kamuoyu nezdinde dışlanacağı günler uzak ihtimal değil. Bu yüzden gerekli duyarlılığın oluşması ve önlemlerin olabildiğince erken alınabilmesi gerekiyor.

Netflix’in geliri yılda 20 milyar dolar

Dünyada 300 milyonun üzerinde Netflix abonesi bulunuyor. (2020 verileri) Bunların yüzde onu dünya çapındaki pandemi döneminin ilk iki ayını kapsayan Mart ve Nisan’da yeni kullanıcı olarak platforma giriş yaptı. Bunların 200 milyonu Netflix’e para ödüyor. Yıllık geliri 20 milyar doların üzerine çıkan Netflix bu sayede kısa süre içinde bir medya devi haline gelirken sektörü de yönlendirme ve baskı altına alma gücünü elde ediyor.

LGBT içerikli onlarca yapım

Netflix’in LGBT kategorisinde 100’den fazla dizi ve film içeriği bulunuyor. Bunlara içlerinde yan unsur olarak eklenen eşcinsel karakter oynayan yapımlar dahil değil. Bu ve benzeri unsurlar dahil edildiğinde platformda sapkın düşünce barındırmayan bir yapım neredeyse yok.

Tarık Dağlı, Kritik Dergi, 2020

Yorumlar (0)
21
parçalı bulutlu
Namaz Vakti 29 Haziran 2022
İmsak 03:28
Güneş 05:28
Öğle 13:13
İkindi 17:12
Akşam 20:47
Yatsı 22:38
Günün Karikatürü Tümü