Ölüm Odası B-Yedi: Cem Eden Mukabil -Geçit Yerleri Muhafızları- (385)

Mütefekkir Salih Mirzabeyoğlu’nun dergimizde tefrika edilen, dünya ve kainat plânını farklı bir veçheden ve farklı bir üslupla ele alan eseri Ölüm Odası B-Yedi’nin 385. bölümünün alt başlığı “Cem Eden Mukabil -Geçit Yerleri Muhafızları-...

Ölüm Odası B Yedi 05.10.2017, 10:15 12.10.2017, 11:00
Ölüm Odası B-Yedi: Cem Eden Mukabil -Geçit Yerleri Muhafızları- (385)

LEVHA: 8 Eylül 1987… Biri bana, 1919 yılının İngilizce söylenişini soruyor… Söylemeye çalışıyorum, sonra da Hoca olduğunu, Faik’e sorarsa daha iyi bilebileceğini söylüyorum!..
*
BİN DOKUZYÜZ ONDOKUZ: 477: İZZET-Bir kimse zelil iken, kavî ve kudret sahibi olmak. Ziyâdelik ve üstünlük. Değer ve kıymet. Kuvvet. Muhterem ve muteber olmak. Bulunmaz derecede az olan şey… TESAVİ-İki şeyin birbirine denk olması. (Büyük Doğu-İbda): 477: MÜTEBADİL-Birbirinin yerine geçen. Nöbetleşe değişen… İKTİNAH-Bir işin esasını, künhünü, kökünü ve gerçeğini anlama. İçyüzüne, derinliğine varma: 477: MÜVALÂT-Dostluk. “Allah için”.
*
Lâtince, PEREGRINITAS LINGUA-Yabancı dil: 2240: (LEVHA: 24 Şubat 1988… Parmaklarımla saya saya “Bismillah” çekiyorum ve 240’a tamamlıyorum!)… Süryanice, LEŞONE NUGROYE-Yabancı Diller: 1673: MEHDÎ DERVİŞ MUHAMMED… Arabça, ELFU SELÂMİN ALÂ Salih Mirzabeyoğlu-Salih Mirzabeyoğlu’na Bin Selâm. (Levha: 20 Eylül 2017… Altında Halid Bin Velid yazan, “Salih Mirzabeyoğlu’na bin selâm” diye bir yazı görüyorum –Abdülmetin Torsun): 1673: TAURUS-Lâtince, “Boğa”. Boğa Burcu (Sevr-Boğa. Boğa Burcu: 706: Hortamen-Lâtince, “Cesaretlendirme”… Fikir Kahramanı: 706: Aktör… Cem Eden Mukabil: 680: Beldaran-Geçit Yerleri Muhafızları)… Lâtince, MILIA NONYENTI NOVENDEKIM-Bin dokuzyüz ondokuz: 1841: TLOTO-Süryanice, “Üç”; ışık… MİRZAZ-Havan Eli. (İbranice, Medeha-Havan: 59: Mehdi): 1841: RUHAM-Mermer. “Abdülhakîm Koltuğu hatırda”. (Fransızca, Mer: Deniz. Büyük Akarsu… Mer-Mer: İki Deniz)
*
İngilizce, NINETEEN NINETEEN-Bin Dokuzyüz Ondokuz: 1150: NAZAR-Göz atmak. Mülahaza, düşünmek, bakmak, imrenerek bakmak. İltifat. İtibar. Bir türlü kabul etmek. Yan bakış, kötü bakış. Gözdeğmesi, kötü tesir… AKS-Bir şeyin evvelini ahir, ahirini evvel yapmak: 150: MUADELE-İki şey arasında, mikdarca ve vasıfça beraberlik. Karşılıklı anlayış. Adalet. Muamma. (Muamma-Bilmece, sır: 151: Mevsum-İşaretlenmiş, damgalanmış, nişânlanmış. İsim verilmiş… Kaan-Hükümdar: 1151: Mehdî Muhammed… Yevmiye: “Veliden hükümdar olmaz!”… Yevmiye: “Abdülhamîd’in en büyük suçu neydi biliyor musun?”… —Merhamet!.. “Hükmün tamam!”… Abdülhamîd’i bir tarih tezi olarak, Üstadım’dan öğrendik; “Veli tabiatlı Ulu Hakan”… Seyyaf-Kılıçlı. Kılıç yapan. “Seyfullah lâkablı Hâlid bin Velid Hazretleri hatırda”: 1151: Qomes Frişo Fulutiya-Süryanice, “Başyücelik Devleti” demek… İngilizce, Medicina Legal-Adlî Tıbb: 1151: Gomez Frişo Fulutiya-Süryanice, “Başyücelik Devleti”…  İbranice, Kan-Burada: 1151: Teferruat-Şuuru; İnsan ve toplum meseleleri!)
*
Arnavutça, NİJEMİJE NENTE FYTYRE NENTEMBEDHJETE-Bin Dokuzyüz Ondokuz: 2326: CLAVA VAGI HARPE-Lâtince, “Asa kılıfında kılıç”… Süryanice, ŞBİHO-Azametli: 326: SAHARON-İbranice, “Hilâl”. (Levha: 12 Kasım 1992… Adile teyzeme, Hazret-i Ali’nin Hadîsi diye, bununla uygun düşen bir durum olarak, elimdeki yeni Hilâl’i, kılıç gibi tutarak anlatıyorum; ve müthiş hislenip ağlayacak gibi oluyorum… Hilâl: 65: Necib)… Süryanice, RUDİNUN-Zeytinyağı. (Zeyt-Zeytin. Zeytinyağı: 1417: Necib Fazıl Kısakürek): 326: HAŞİVA-İbranice, “Düşünmek”… Süryanice, BİRTO MALYO URİTO-Süryanice, “Dolmabahçe Sarayı”: 1327: SUDARIUM-Lâtince, “Mendil”; destar-çe, dest-mal. (Destar-çe-Mendil, havlu: 673: Mehdî Derviş Muhammed)… Farsça, GUVAŞ-Renk, boya; suret, ahlâk: 327: ŞEBEKE-Hüviyet sureti. Balık ağı. Ağ şeklinde olan nescler, dokular. Ağ gibi yapılmış hat ve yolların tamamı. “İnsan, toplumu, en geniş mânâsıyla kâinata açılan çevresi”. (Kaptan Kusto Müslüman-Dünya Çapında Bir Hâdise)…
*
Boşnak dilinde, TİSUCA DEVET KAPETAN DESET DEVET-Bin dokuzyüz ondokuz: 2260: SIRR-Gizli hakikat. Allah’ın hikmeti… MEKERR-Cenk edecek yer: 260: MEKİR-Hile, aldatma, oyun, düzen… SUK’-Nahiye. Taraf, yön. (Hı harfi, Allah’ın “Hakîm-Herşeyi yerli yerince eden” ismi, Kamer menzillerinden “Nahiye, kalb, akıl, kurbanlık beden, küllî cisim”e işaret eder… İbranice, Musa-Nesne. Şey: 116: Musa-“Kelimullah” lâkablı ve Firavunla savaşan Peygamber… Mübdi’-Benzersiz şeyi Yaratan Allah ve benzersiz şeyi yapan kul: 116: Avn-i Şeriat… Nühust-İlk gelen. Evvel doğan: 116: Gusale-Dana. Sığır yavrusu)… HARUN-Musa Peygamber’in ağabeyi ve yardımcısı Peygamber: 262: ER’AS-Başı büyük kişi… Kocakafa. “Üstadım’ın Bahriye Mektebindeki lâkabı”… İKRAM-Allah’ın lütfu ve ihsanı: 262: YARAN-Dostlar. Sadık arkadaşlar. Sevgililer… İbranice, ESER-On sayısı. (Esere-İhtiyar etmek, seçkin etmek. İkram etmek. En güzel eşyayı kendine ayıran kimse: 706: Sevr-Boğa. Boğa burcu. Dünya’ya müekkel 4 melekten biri… Fikir Kahramanı: 706: Aktör): 262: SARA-Boşnak dilinde, “Ben, benek”; Abdülhakîm Arvasî Hazretleri… Süryanice, MYAQRO-İzzetli: 262: SAREĞ-Süryanice, “Dokumak”.

BÜTÜN-KÜLL
(EYYÜHE-L VELED)

LEVHA: 3 Mayıs 1991… Elimde “Mektubat” isimli ve alt başlığı “Bayramlık” olan kalın bir kitab var… Benim eserim imiş ve onun ikinci baskısı imiş!..
*
MÜNŞEAT: Alt başlığı “Önsöz-Bayramlık” olan eserimin ismi. Mensur şiir; ama mısra halinde ve şiirlerle birlikte, benim icadım olarak “şiiriyet”i ifâde eden bir tarz. Lûgat’ta Münşeat, “Nesir yazılar, mektublar, kaleme alınmış şeyler” mânâsına gelir… İlk baskısı, 1981’de “Önsöz” ismiyle çıktı”; henüz Üstadım’ın bana “İstikbâl İslâmındır”ın başına koyulması için verdiği ve “Bütün hüviyetinle görüneceksin!” dediğinin o olduğunu bilmediğim “Kaptan Kusto Müslüman-Dünya Çapında Bir Hâdise” Takdimi’nin de yazılmadığı bir zamanda… “Önsöz”den, “Önsöz-Son Nefes”ten, Münşeat tarzına uygun bir şiir: “En çok önsözleri severim / önsöz çoğu son nefestir / Bana sorarsan derim ki / önsöze son nefesten başlamalı // Sözün özü-son nefesten / başlamalıydım yaşamaya”… Nerden nereye… Lâtince, INDEQRASCO-Her zaman baştan başlamak. “Sabitim, Üstadım’ın Takdim yazısı”: 7726: DERVİŞ MUHAMMED SEMERKANDİ-442 mührü. “En büyük ebcedle… Lâtince, INTEORASCERE-Her zaman baştan başlamak: 930: DEST-BE DEST-Elele, elden ele. Birbirine bitişik olan… MÜFİZ-Feyz veren, feyzlendiren: 930: ZILL-Gölge. Sahib çıkma, himaye etme. (Sonu başta, başı sonda bir mânâ; Takdim yazım ve mühür… Seyyid Abdülhakîm Arvasi Üçışık: 976: Necib Fazıl… Gölge Dergisi: 1976: Mahzumoğulları-Mirzabeyoğlu’nun ceddi)… MİŞTE-Şölen. Bayram: 755: DERVİŞ MUHAMMED-442 mührü. “En büyük ebcedle”. (Mehdiyye: Mehdi’ye âit ve mensub olan. Mehdiye dair ve müteallik. Hediye, armağan)… Lâtince, MEŞARER-Şâir: 1755: NÜVİŞT-Mektub. Yazılı, yazılmış. (Münşeat: 1789= 790: İzzet Mirzabeyoğlu… Zurhane-Talim yeri: 869: Mektubat-İmâm-ı Rabbanî Hazretleri’nin baş eseri… Yevmiye: “Ben ilhâmımı Mektubat’tan alırım!”… Necib Fazıl Kısakürek + Salih Mirzabeyoğlu: 1868= 869: Taqnuto-Süryanice, “Tamamlık” demek)… MEKTUB-U SAMEDANİ-Hiçbir şeye muhtaç olmayan Allah’ın eserleri. Yeryüzü. Arz. İnsanlar, hayvanlar, ağaçlar, çiçekler, çekirdekler, dağlar, denizler gibi çok hakikatli mânâ ifâde eden Allah’ın mektubları: 693: MAHZUM-Her delik nesne, burnunun halkasıyla tutulan deve ve sığır. (İbranice, Musa-Nesne: 107: Musa-Ustura. Bıçak… Kurtubî-Hâlid bin Velid Hazretleri’nin bir kılıcının ismi: 1320= 321: Müftehir-İftihar eden… Rüyada gördüğüm Musa Anter isimli sahabî hatırda!)
*
Süryanice, HAGONOYO-Bayramlık: 1087: SİZİG-Hakas dilinde, “Belge, işaret”; Mühür… Süryanice, MALYO-Bütün, küll: 1087: EYYÜHE-L VELED-Ey Çocuk. (Üstadım’ın “Çocuk” isimli şiirinin toplam ebcedi: 28.709: Bürgus-Pire. “Nokta. Sıfır. Zirve”… Süryanice, Antar Mcezo-Kıl dökmek. “Meyve Dökmek”: 28709= 737: Hâlid bin Velid-Seyfullah… İbranice, Est Pri-Meyve toplamak: 673: Mehdî Derviş Muhammed)
*
Lâtince, EPISTULA-Mektub: 510: ŞAKİK-İkiye bölünmüş şeyin yarısı. Öz kardeş. “Özde kardeş”. (Necib Fazıl’la Başbaşa-Alt başlığı, “İntıbâ ve İlhâm” olan eserimin ismi: 1583= 584: Mukaddim-Takdim olunan)… Noktasız harflerle, RAHMAN Sûresi’nin 19. Ayeti: 510: MEHDİ Salih Mirzabeyoğlu… (Noktalı Harflerle, Halid-Sonsuz. Ebedî. Daimi. “Hâlid bin Velid Hazretleri”: 635: Hulle-Dostluk. Sahabî… Hılle-Kılıç gediği: 635: Salih Erdiş)… Noktasız harflerle, Rahman Sûresi’nin 20. Âyeti: 278: ARVASÎ-Esseyyid Abdülhakîm Üçışık… Noktalı harflerle, RAHMAN Sûresi’nin 20. Âyeti: 1744: DERVİŞ MUHAMMED-442 mührü. “En büyük ebcedle”.
*
Boşnak dilinde, DOPİS-Mektub: 82: NAİL-Muradına eren. Ele geçiren… Arabça, HACİS-“Birşey nefste gerçekleşti” mânasına gelir. Nefsteki düşünce. İlk düşünce, amele yönelişten öncedir; ilk düşünce, Rabbanî düşüncedir, nefste gerçekleştiğinde, irade, üçüncü tekrarında himmet, dördüncü tekrarında azim, hareket öncesi kalbe yöneliş esnasında kasıd, fiille eş zamanlı ise “niyet” diye isimlendirilir: 82: QUIS-Lâtince, “Kim?”. (Ben Kimim?: Kaptan Kusto Müslüman… Mirzabeyoğlu: 1302: Derviş Muhammed; Üstadım’ın rüyası, noktasız harflerle)… Süryanice, HELMO-Rüyâ. (Helmonoyo-Süryanice, “Rüyâ gibi”: 154: Mehdi Muhammed): 82: MÜEVVİL-Rüyâ tâbir eden… BİNEK-Gözbebeği: 82: SEHVİ-Horoz. Ebu Süleyman; Halid bin Velid ve Süleyman bin Hâlid’in bir ünvanı… İbranice, KİNA-Bit: 82: KİNA-İbranice, “İsim vermek. İsimlendirmek”; Üstadım’ın, “Salih Mirzabeyoğlu” ismimi teyidi ve “Hayatını da öyle yazarlar!” demesi hatırda. (İsma’-İsim koymak. Yükseltmek: 103: İsa-Bir şeyin işlemesini deruhte ettirmek. Vasiyet… Hisse-Pay. Nasib. Varise intikal eden kısım: 103: Cüzzet-Kaftan. “Suret, sıfat, renk, ahlâk”… İcl-Dana. Sığır yavrusu: 103: Bekâ-Devamlılık. Daim ve sabit olmak. Ebedîlik; Halid… İsma’-İşittirmek, sesini duyurmak, bir sözü istenilen yere ulaştırmak: 172: Mülâkkab-Lâkablanmış. “Kaptan. Kumandan”… Mukallib-Başka tavra geçiren: 1171: Mehdi Salih İzzet Erdiş)… Boşnak dilinde, PİŞMO-Mektub. Karakter. Harf: 116: DOMINGO-Portekiz dilinde, “Pazar Yeri”. (Rüyâ’da gelen mânâ; Pazar yerinde, kucağında bir çocukla, 40 yaşlarında Şah-ı Nakşibend Hazretleri)

MÜŞAHEDE
(ŞATRANC-I UREFA’DAN)

Şatranc-ı Urefa’nın 83. Kabı, MÜŞAHEDE-Gözle görmek. Seyrederek anlamak. Seyretmek. Muayene, kontrol. (Müşahed-Görülen, görülmüş. Müşahede olunan, müşahede olunmuş: 350: Şekil-Biçim. Dış görünüş. Çehre. Tarz. Formül. Şebih, benzer ve misil. Bir adamın tabı’na muvafık şey. Muhtelif işlerin herbiri; müşahede olunan. Bir şeyin gerek hissedilen ve gerek mevhum sureti. Bir veya daha fazla hudut vasıtasıyla mahdut ve mahsur olan şey; kuşatma, kuşatılmış, çerçevelenmiş. Yazıya nokta ve i’rab koymak… İ’rab, “Düzgün konuşmak ve hakikati açıklamak”; irabe de, “herkesin hakikati kendine” ölçülendirmesiyle, şöyle veya böyle açıklanmış, yani “tamam olmuş” olanın doğurduğu şübhedir. Bu şübhe, onun doğru ve yanlışlığında doğan, “şübhe”yi getirir; ya nefye sebeb veya müsbete dair “ya sonra”yı gösteren. Müsbet’in getirdiği şübhe kasdında, bir soru doğması vardır; yeni bilinmezin karşısında doğan tamamlık, onun karşısında “doğru soru”yu sormak şuuru… Meşî-Doğru yola girmek. Yürüyüş; İbda’nın, “Yürüyen Büyük Doğu” oluşu, yeni tamamlık hâlinde onun “Yürüyüş Tarihi” olması gibi: 350: Makdur-Güç. Kuvvet. Kudret. Takdir olunmuş. Allah’ın takdiri. Evvelden takdir olunmuş… Arf-Horozun ibiği. Atın yelesi; samanyolu. Yüksek yer. Güzel koku; dünyada Allah Sevgilisi’nin sevdiği üç şeyden biri: 350: Arf-Rüzgâr. El ayasında çıkan çıban; kaderin tecellisi): 355: MEŞHUD-Görünen; şâhid olunan. Bütün âlemlerin şâhid olduğu Allah Sevgilisinin bir ismi. “Göz-imân, idrak” ile görülmüş. Kıyamet günü… TAMMAT-Kıyamet. Son, netice. Keskin çığlık: 1450= 451: TAHTİM-Mühürleme. Mühür basma. Tamamlama.
*
Boşnak dilinde, POSMATRANJE-Müşahede: 772: MÜSTA’BİR-Rüya tâbir ettiren… TESARUF-Emir ve hükmetme; hüküm çıkaran, hâkim olan: 772: AKTRİS-Tiyatro’da kadın oyuncu. (Fikir Kahramanı: 706: Aktör)… İŞTİMAL-İçine almak, kaplamak. Çevirmek. İhata etmek. Şâmil olmak: 772: MÜSTA’RİB-Arablaşmış. (Arab: Tâbirci. İz süren… Tazi-Arab. “Tazı, iz süren”: 1417: Necib Fazıl Kısakürek)… Süryanice, BARTO FURQOSO-Kızkulesi: 2772: HUGOROYO MORE ELFO KUSTO-Müslüman Kaptan Kusto… Süryanice, MASBRONUTO-Şübhe. (Şübhe: 1312: Mirzabeyoğlu): 1771: MASBRONUTO-Düşünce… Süryanice, BATİLO KRUĞYO-Bomboş Devir: 1771: TRAQLİNO CNODO-Süryanice, “Ölüm Odası”.
*
İngilizce, TO SEE-Müşahede etmek. Muayene, kontrol. (Rüyâ’da gelen mâna; Üstadım’ın bana, “Her hafta gelip kontrol edeceğim!” demesi): 472: DOST… AHMED Necib Fazıl Kısakürek: 2470: SALİH İzzet Mirzabeyoğlu… Karaçay-Malkar dilinde, TASHAR-Sır: 1470: MUS MAHZUMOĞULLARI-Mahzumoğulları. (Mus-Bıçak. Derin kesen: 136: Mus-Müz; derinliğine düşünce. Suret; bir şeyin “şekil-suret”i kafanda teşekkül etmedikçe onu anlayamazsın… Süryanice, Kül-Bütün, küll: 2136: Süleyman Mahzumoğulları; Süleyman bin Hâlid… İngilizce, Black-Siyah: 1136: El-Müstakbel Lil-İslâm-Arabça, “İstikbâl İslâmındır”… Süryanice, Holufo-Değişim: 136: Holufo-Kılıç)

İngilizce, TO OBSERVE-Durumu müşahede etmek, hissetmek: 680: NİKTER-Çok beğenilmiş, çok iyi… SEKAF-Kabile, soy. Nisbet: 680: MÜMTER-Şübheci. Şübhe eden… STÜRG-Büyük, iri, muazzam: 680: FAHH-Ağ, kapan, tuzak… FITR-Açıldığında şehadet parmağı ile baş parmak arası: 680: MUHAYYEL-Tahayyül eden… Süryanice, QBARNİTO-Gemi Kaptanı: 680: MONO TKOSO-Süryanice, “Vasıta Sistem”; BD-İBDA.

Not: Tefrika edilen yazının tamamı yahut bir kısmı, Baran Dergisi'nin izni olmadan iktibas edilemez
 
Mütefekkir Salih Mirzabeyoğlu
 
Baran Dergisi 560. Sayı

Yorumlar (0)
Namaz Vakti 09 Aralık 2022
İmsak 06:38
Güneş 08:10
Öğle 13:01
İkindi 15:22
Akşam 17:43
Yatsı 19:09
Günün Karikatürü Tümü