Ölüm Odası B/Yedi: Kelime- i Tevhid (Yürüyen Tarih'te) - 290

Ölüm Odası B/Yedi: Kelime- i Tevhid (Yürüyen Tarih'te) - 290

LEVHA: 27 Aralık 1990… Abdullah Kiracı, bir sinema salonuna, perde büyüklüğünde bir TELEVİZYON getiriyor… Babam da orada… Ben lâtifeli bir dille alay ederken, 50 yaşlarında şişmanca bir zenci kadın, “aaa! Siz Salih Mirzabeyoğlu değil misiniz?” diyor… O turist kadının beni tanımasına şaşıyorum… Yanımda Hayran da var!

*

KELİME-İ TEVHİD. (Mavi renk, Kelime-i Tevhid nuruna işaret eder ve “Utarid-İkizler” yıldızı ile ilgilidir… “İkizler-Gemini” Burcu, unsuru Hava, tabiatı Sıcak-Nemli, türü Birleşik, yıldızı “Utarid-İkizler”, vücutta tesir yeri Akciğer ve Kollar, cinsiyeti Erkek, simyada Sabitleme safhası… “Başak-Sümbüle” Burcu, unsuru Toprak, tabiatı Kuru-Soğuk, türü Birleşik, yıldızı “Utarid-İkizler”, vücutta tesir yeri Bağırsaklar, cinsiyeti Dişi, simyada Damıtma safhası… Allah’ın yaratmasına mahsus Tabiat mertebesinde Sıcak ve Soğuk, O’nun 2 yaratma âletidir): 523: HIRKA-İ TECRİD-Allah’ın bilinemez Zât sıfatlarından olan Suret sıfatının, insanın Bâtın suretindeki izi… EHADİS-Hadîsler: 1523: ŞİRAZE-İki yanı tanıyan. Düzen, esas, nizâm… DERVİŞ MUHAMMED SEMERKANDÎ-442 mührü. “En küçük ebcedle”: 524= 1523: İSTİNBAT-Bir söz veya işten gizli bir mânâyı meydana koymak… ÇİSTAN-Bilmece: 524: TELEVİZYON. (Yevmiye: “Televizyon’un var mı, televizyon seyrediyor musun?” diye soruyor ve “Evet!” cevabım üzerine “İyi!” diyor… Niye sorduğunu ve niçin “İyi!” dediğini anlamıyorum!)

*

VARLIK olmadan, hareket olmaz; Mutlak ve eşsiz varlık Allah… Gayrı topyekün varlık, Onun “Faal” sıfatı eseri… Bütün varlık ve tabakaları eseri, “Sema’da yalnız hareket vardı!” sözünde toplu, Sema katlarının bu hareket neticesi görünmesiyle meydana geldi… Allah’tan gelen her şey ruh ve nurdur… ENE MEN?-Ben Kimim? (Ene-Ben. İspanyol Lügâtında Ene, “Nun” harfinin ismidir: 55: Halyo-Süryanice, “Lâtif”… Be harfi, Allah’ın Lâtif ismi, “Cinler-Gizliler, gizlilikler” mertebesi, Kamer menzillerinden “Mukaddem min-ed delâl”e işaret eder; öne alınmış delil’e, Takdim’e… Nun-Da’va cetvelinde Allah’ın “Nur” ismine işaret eder: 106: Fuqoco-Süryanice, “Patlama”… Nun harfi, Allah’ın Nur ismi, 4. Sema tabakası, Kamer menzillerinden “Gafr-Örtü, örtülü” ile ilgilidir… Nun. Kalem. Kılıç. Balık. Devr. Kelm: 106: SULİ-Gürcü dilinde, “Ruh, can”… Hemze, Allah’ın “Mübdi’-Güzel Yaratıcı” ismi, İlk Kalem mertebesi, Kamer menzillerinden “Seretan-Yengeç, Nath-Baş vuran, başını vuran” ile ilgilidir… Süryanice, Qsam-Cezbetmek: 106: Hablullah-Allah’ın ipi… İbranice, Yofi-Güzellik. “Bedi’ idrakine”:106: Yofi-İbranice, “Harika”… Süryanice, Dami-İşaret. Sembol: 55: Zecme-Kelime. “Kelm. Yara. Yaralı. Derin”… İbranice, Dome-Benzer: 55: Dami-İbranice, “Kanlı”… Zı harfi-Allah’ın Aziz ismi, Madenler mertebesi, Kamer menzillerinden “Sa’du’z Zabih”; Kurban kesen. Kesen, derinleşen. Yakınlık için: 700: Tefekkür… Celb-i Suret-Suret Celbetmek. “Görünür, düşünülür, tasavvur edilir her şeyin kendine mahsus bir sureti vardır. Bu kelime, Elektromanyetik dalgalar vasıtasıyla hareketli veya hareketsiz şekilleri-resimleri nakleden bir “yapma varlık-teknoloji” ürünü Televizyon için de kullanılır”: 700: Mesh-Bir şeyin suretini değiştirme… Romence, Albastru-Mavi. “Kelime-i Tevhid nuruna işaret eder”: 1700: Maktabzabno D’colmo-Süryanice, “Dünya Tarihi”… Elektromanyetik: 1183= 184: Abdulhakîm-“Herşeyi yerli yerince eden” Hakîm Allah’ın, “varlığın hakikatine muttasıf ve vakıf, ilm-i hikmette mütehassıs” kulu… Kâinat’taki topyekün varlık ve oluşların insan nefsinde izi vardır ve o, onları kendindeki benzerle bilir ve tanır. Varlıkta her şey galibine tâbidir; herşeyde ona mahsus bir birlik tecellisiyle görünen Allah, varlığın toplamını insana mahsus kılmış ve Kelime-i Tevhid nuru izinde kendine tâbi… İnsan, imân etse de etmese de, Allah’ın kulu ve Resûlü’nün kadrosu olarak, galibine tâbi; iman edip etmeme hürriyet işi, tâbilik meselesi ise zorunluluk ve hürriyetini nasıl kullanırsan kullan, neticede tâbisin; Yaratıcı’ya mahsus bir sır ve bu sırrın izleri bütün varlık ve insan faaliyetleri içinde misâlen anlaşılabilir… Televizyon: Uzaktan görüntü ve ses nakli… Vision-Vizyon. Görüntü. Suret. “Halk’ta Hakk’ı görenler için, bir serab, vesvese ve kuruntu”… Ha harfi, Allah’ın Hakîm ismi, Suret-Şekil mertebesi, Kamer menzillerinden “Sarfe” ile ilgilidir… Televizyon’un hem Kelime-i Tevhid menzillerinde “Suret-Şekil” mertebesine, hem “imân yolunun yolcularına”, ister istemez bir misâl teşkil edişi ortada… Sarf menzili, kolayca anlaşılabileceği gibi, “harcamak” yâni fazl mânâsına geliyor; ve kelime ile “kelime şekil bilgisine-morfoloji”ye… Kelimenin harfleri, o kelimenin âlet ve vasıtasıdırlar, kendisi değil; konuşmadaki hece sesleri de. Hani, “Suret olmadan mânâlar tecelliye gelmez!” hikmeti. Dikkat: Kelime klişelerinin âlet ve vasıta olması misâl, “şekil”, unsurların verimi olmak şöyle dursun, unsur olmadan da bir kendi varlıktır; bunu, bildiğimiz bir melodiyi başka çalgı âletleriyle icra edilse de tanıyabilmemizden anlayabiliriz… Varlık ve Oluş’un-Hareket’in, hem bir sabit, hem de bir hep yeniliği, en başta Yaradan’ın “Her ân şe’nde-işde” oluşu; sonra O’nun “nefsi ve nefesi” de tâbir edilen Ruh’un topluluğu’nda; Kamer menzillerinde gelen “Hareket içinde hareketsizlik ve hareketsizlik içinde hareket”in Suret ve Şekil hissesi, –İnsan’da bâtın hissesi–, O’na göre bir Gölge hükmünde; ve bir şeyde asıl, Gölge’nin kendisinden meydana gelmiş olmasından dolayı, ona ondan daha yakındır… Nihayet, Bâtın’a nisbetle Gölge olan zaman ve mekân dünyasındaki işler ve fiiller, “varlık-yokluk” temposunda; “şekil-ahenk” hakikati bahsinde söylenenlere dikkat edilirse, “Madde-Maden” dünyasındaki unsurda yenilik ve geçicilik, varlığı hep yeniden yaratılan ve hep yeniden kaybolan şeklinde… Netice olarak, asılla devam eden ve galibine tâbi bir Gölge şekil… Bir film karesindeki resimler geçidi ve bir Televizyon ekranındaki resimler serisi, âlemdeki dışyüz hayatın-hayatımızın, icadla ifâdelendirilmiş bir nev’i… Gece’nin Gündüz’e nisbetle “Gece, geçen” olması; aslolan Nura misâl, ışığa nisbetle “Karanlık”ın Gölge mahiyetidir… Mânâ yönünde gece ve gündüz; Nur’a nisbetle karanlıktır… Gölge varlıktan asla yol bulan: Ululuk burada… Vision: Hayâl, kuruntu, vesvese… Ne mutlu sıçrama tahtası yapabilene!): 524: BİNTASYA. (İhsaslardan birşey gitmeden, 5 Hasse’nin duyacağı bir şey yoktur; hani duygu ve duyu meselesi… Bu ikisini birleştiren, her iki yöne âit “His” kavramı… İfâde: Asgaran, yâni “Kalb ve dil”… Bintasya: Zâhir ve bâtından gelenlerin kararlaştığı-“His birliği” merkezi… Yevmiye: “Nefsimizin bir hakikati var!”… Yevmiyemin bir yönü, doğrudan “Nefs” hakikati ile ilgili; Ruh, nefs ile asıldır… Allah’ın vücud sıfatı –Nefsi– ve O’ndan bir kıvılcım varlığımız; ve “Nefs ile nefes”, varlığımız ve “ruhî, canlılığımız”… Hayvan’da ve Cin’de,–görünende ve gizlide– nefs var; insan bedeninde “vali” hükmünde ruh, –seçici irade–, “bilgi ve varlığı” birleştiren, yalnız ona mahsus… Böylece, “Ben Kimim”in, bir “genel bilgi” mevzu bölümünü de, Televizyon denilen icâd vesilesiyle, müşahhas’tan mücerred’e bir bütünlük içinde işaretlemiş oluyorum!)

*

İngilizce, BLUE-Mavi: 43: BLUE-Keder. Sıkıntı. (Yevmiye: Hadîs’te, “Dünya’nın neş’esi gitti, kedureti kaldı!” der… Keduret, keder değil, kederin hâli; o kadar iyi duyuyorum ki! Daha 1940’larda memleketin, dünyanın hâli, böyle bir yangın yeri gibiydi gözümde!”… İngilizce, Blues-Şiirde, “mavi, mavilik, deniz, sema”. Müzikte, bir caz türünün ağıt benzeri makamı: 129: Salih… Telhis-Kısaltma. Hülâsasını, özünü alma: 1129: Nisah-İbranice, “Şekil vermek, formüle etmek”… İbranice, Nasih-Mirza, hükümdar: 129: El-Hafiz-“Koruyan. Muhafaza eden. Muhafız”. Allah’ın 99 güzel isminden biri… Din: Yol… Üstadım’ın, rüyâda imzalı yazısı: “Salih Mirzabeyoğlu Hükümdar’dır!”… Hadîs: “Din, nasihattir, öğüttür!”… Arvasî: 308: Forty Three-İngilizce, “43” sayısı… Ezrak- Gök renkli: 308: Qrobo D’colmo-Süryanice, “Dünya Harbi”… İkinci Dünya Harbi, Birinci Dünya Harbi’nin devamıdır; fikri, ahlâki, siyasî ve sosyal alanda makine bilmecesinin meydana getirdiği maddî ve mânevi kargaşa ve onu bir müeyyideye bağlayamamanın, bilerek veya bilmeyerek “Kelime-i Tevhid”i aramanın savaşı… Süryanice, Şeğbo-Bit: Nokta. Sıfır. Tamamlık. Zirve: 308: Kvar-İbranice, “Süzme”… İbranice, Kavar-Süzgeç: 308: Hefroyo-Süryanice, “Madenî”. Kanla ilgili… İbranice, Pîr-Maden ocağı, maden kuyusu. “Bir keyfiyetin bol olarak bulunduğu yer”: 212: Kanas-İbranice, “Bir araya getirmek… Süryanice, Metalun-Madenler: 3525: Şehîd Taha Cizro + Seyyid Fehim Arvasî + Esseyyid Abdülhakîm Arvasî “Üçışık” + Necib Fazıl Kısakürek + Salih Mirzabeyoğlu… 1943’den 40 yıl sonra: 1983: Yevmiye-“40 yıllık Büyük Doğu mücadelesini başlangıç kabul edebiliriz!”… Esseyyid Abdülhakîm Arvasî + Necib Fazıl Kısakürek: 1983: İzzet Mirzabeyoğlu)… CEYL-Yengeç. Tos vuran, başvuran hayvanlardan, Ceylan. “Kamer menzillerden, Yengeç-Nath”: 1043: HALİÇ KONGRE MERKEZİ. (Adalet Mutlak’a isimli Konferans)

*

HADÎS: Peygamberlerin ıstırabı arttırılmış,  buna mukabil Allah katındaki değeri de yüceltilmiştir. Mükâfatı kat kat fazla olacaktır. Bu yüzdendir ki, insanların ıstırab bakımından en önde geleni Peygamberler, sonra da diğer ebedîyet kazançlılarıdır. Onların her biri bir çileyle yüzyüze getirilmişlerdir: Kimi örtünecek bir elbise bulamayacak kadar, kimi kendisine öldüresiye musibet olan BİT’le imtihan edilmiştir. Şu bir hakikat ki, onların her biri, ıstırablarla, sizin lütuf ve nimetlerle sevindiğiniz gibi sevinmişlerdir! (Istırab: Keduret… Yevmiye: Allah sana o yükü çekebildiğin için veriyor, sevinmelisin!)

*

BİTYAR(E)-Elem, keder, tasa, sıkıntı. (Bityare: Bit. Yare… Bit-İnsan ve bazı hayvanlar üzerinde asalak olarak yaşayan yarım kanatlılardan bir böcek. “Zerre. Nokta. Zirve. Rûya”: 412: Bit-Kut. Kuvvet. Maddi ve manevi gıda… Yare-Yara. Kelm. “Kalem”: 216: Yare-Bilezik. Yuvarlak. Yılan. Hayy… Pire-Bit büyüklüğünde ve büyüklüğüne nazaran en yüksek sıçrayan siyah hayvan. “Nefs”: 217: Rûyâ… Süryanice, Ravdo-Çiçek. “Uykuya benzer hayat. Zâhir. Zehir”: 216: Harbo-Süryanice, “Öldürme”… Ölüm, insan bedeninin “Deberan” ile yeni bir forma dönüşüdür; nefsin tattığı bir şey, bu bakımdan da ruhun sâbiti olarak yeni hayatla devamda… Hem beden, hem nefsin galibine tâbi olması icâbınca, Sad harfi, bir dönüşümün, hareketin harfidir; Allah’ın “Mümit-Ölümü yaratan ismi”, bitkinin yapıştığı ve insandaki Secde hareketine benzer –topraktan gelip toprağa dönüş– hareketinin mertebesi olan Toprak mertebesi ve Kamer menzillerinden “Belde-Ahiret diyarı” ile ilgilidir; Ahiret hükümlerinin geçerli oluşu ile… Rüya-Uykuda görülen suretler. Düşler: 1216: Savko D’gabo-Süryanice, “Yan dal”. Köprü, irşad ve icâd dalı… Mücid-Hazır. İyi edici olan. Ölüm, mevt: 53: Mucid-Yeni birşey icâd eden, ortaya koyan, mümkün olma özelliğiyle var olan gizliyi bulan… Süryanice, Şğibo-Uyuyan. Ölü. Ölmüş: 1317: Sulueri-Gürcü dilinde, “canlı, hareketli, görüş ve fikirlerle dolu”… Mate-Öldü: 441: Kısakürek… Süryanice, Tem-İkiz doğmak: 441: Salih Mirzabeyoğlu): 1612: DERVİŞ MUHAMMED.

*

CELB-İ SURET MEHDÎ MUHAMMED. (Celb-i Sûret: 1700: Zı harfinin ebcedi, Allah’ın Azîz ismi, Metalun mertebesi ile ilgili… Azîz-İzzetli. Sevgili. Çok nurlu. Dost. Şerif. Nadir. Dini dünyalığa âlet etmeyen. Sireti temiz. Ermiş. Allah’ın “Herşeye galib” mânâsında 99 güzel isminden biri: 94: Sad-Yüz. Yüzler. Yüz sayıları. “Kurucu sayılardan 10 sayısının katları ile meydana gelen 100, onun katları ile meydana gelen 1000; ve böylece Ebediyyen gidecek olan sayılar”… Yevmiye: “Sayıların da bir keyfiyeti var. Meselâ 1, keyfiyettir de!”… Miat-Yüz. Yüz sayıları: 1440= 441: Tahattüm-Allah’ın ariflerin kalbine vurduğu mühür. Hatem, yüzük takınmak… Kısakürek: 1441: Salih Mirzabeyoğlu… Ateş-Od. Nar: 701: Tefekkür… Mesh-Bir şeyin suretini değiştirmek: 701: Meters-Metris’de): 2855: GİRİN Ey Koçaklar Er Meydanına / BUGÜN Cebellerin Duhan Günüdür. “Köroğlu’ndan”. (Koçak: Döğüş için hazırlanmış iri koçlar… Cebel: Dağ… Cebele: Fiil. İbda’, icâd, bir tabiatla tabiatlandırmak, bir huy ve karakter kazandırmak, toprağı çamur etmek, yoğurmak, yerinde hakikati sabit kılmak, dağ gibi iri olmak, şahsiyet olmak… Şahs: Çile çekmek. Mustarib… Arnavutça, Sanksion-Te’yid etmek. Doğrulamak. Tasdik etmek: 1226: Kur’-Kör, kesmez, derinliğinde boğulmuş, gark olmuş, sabit olmuş… Kuran-Körler, a’malar: 277: Küran-Al at. “Murad idrakı. Allah ismi nuruna işaret eden Celâliyye”… Duhan günü: Şerrin azgın zamanı)… Süryanice, KUSOYO SETRO-Gizli Sır: 2854: MANZUR-U Nazar-ı Piran-ı Kiram. (Esseyyid Abdülhakîm Arvasî Üçışık)… Arabça, EL-KUBTAN KUSTO MÜSLİM-Kaptan Kusto Müslüman. “Takdim yazım”: 1856: TLİTO-Süryanice, “Üç. Üçlü. Üçleştiren. Üçgen”… İbranice, YATMUT-Öksüzlük. Anası ölmüş: 1856: KOŞİT HELO-Süryanice, “Kum yığını”. (Naka-Kumdan meydana gelmiş tepe: 151: Mehdî Muhammed)… SEYYİD SALİH MUHAMMED-Seyyid Taha Hazretleri ve Seyyid Fehîm Hazretleri arasında, Seyyid Fehim Hazretleri üzerinde bir hissesi olan yan lâhika: 1856: DERVİŞ MUHAMMED MÜHRÜ-Yan daldan. (Hakîm: 78: İbda’-İcâd. Köprü. Yan dal)… Süryanice, QAYTUNO ŞUNOYO-Ölüm Odası: 856: AFADNO MALYO ORİTO-Süryanice, “Dolmabahçe Sarayı”… KUSOYO SETRO-Gizli Sır: 854: TARQO ROMO UHDONO-Süryanice, “Başyücelik Devleti”. (Keremli Pirlerin Nazarlarına Görünen)

*

ZENC-Zenci. Siyahî. Suyun akması. Tıbb. Gölge. Gece. Görünmez. Nefs, ruhun sabiti. Boğazlamak, kesmek. “Zı harfinin Kamer menzili”. (Oğlak Burcu, unsuru Toprak, tabiatı Kuru-Soğuk, türü Hareketli, yıldızı Zuhal, cinsiyeti Dişi, simyada mayalandırma safhası… Lâtince, Capricom-Oğlak Burcu: 265: Nirx-Kürtçe, “Nefs Muhasebesi”… Dareyn-Her iki dünya: 265: Deryan-Bilmek. İlim… Ululuk rengi olan Siyah, Zühal yıldızı ile alâkalı; ve Allah’ın “Kayyum-Eşyanın kendisi ile kaim olduğu” mânâsındaki ismi ile ilgilidir): 1060: GİN-İspanyolca, “Cin-Gizliler, gizlilikler”. (Dünya –Kâinat– Çapında Bir Hâdise: 1053: Ahmec-Süryanice, “Mayalanmak”… Cin-Gizli: 53: Ahmed-Allah Sevgilisi’nin bir ismi… Süryanice, Melto-Kelime: 477: Melto-Fiil. “Zikir ve Dua”… İzzet-Azîz: 477: Matlo-Tâbir… Tazi-Arab. Tâbirci: 417: Necib Fazıl Kısakürek)… SİN-Bir harf, Allah’ın “Muhyî-Hayatı ihyâ eden” ismine, Su mertebesine ve Kamer menzillerinden “Neâim-Nimetler. Gölgelik. Gölgelenecek yer. Nefsin canı. Cemaat, vesika”ya işaret eder. (Neayim: Kamer menzillerinden 4 nurlu yıldız): 60: BÜYÜK DOĞU… Süryanice, YUBOLO-Silsile: 60: YUBOLO-Gelecek Kuşak. “İBDA”… BOLU DAĞI. (Münşeat isimli eserim hakkında, bir gencin rüyâda söylediği söz: Salih Mirzabeyoğlu’na, Bolu Dağı Kaftanı giydirilmiş!): 1059: MEHDÎ… Süryanice, AVDİ-Tanımak: 21: CBODO-Süryanice, “Fiil”… TURİST-Tur atan. Seyyah: 1076: CAMUDOYO-Süryanice, “Kaim”.

*

ŞERİF Muammer Erdiş. “Mirzabeyoğlu”: 1450: İSTİHFAZ-Bir şeyin muhafazasını birinden isteme. Hıfzetmek, muhafaza etmek. (Rüyâ’da gelen mânâ: Babam, Nakşî Şeyhi Mahmud Ustaosmanoğlu Hazretleri’nden benim muhafaza edilmemi istiyor!)… AHMER-İ AHTER-Kırmızı yıldız. (Merih-Mirruh kırmızı yıldızı, Koç Burcu’nda hareketli, Akreb Burcu’nda sabit olarak görünür): 1450: DÜGİTİ-İki âlem, iki dünya… AHMED-İ FARUKÎ-İmâm-ı Rabbanî: 450: ABDÜLHAKÎM. “Büyük ebced”… MEŞİK-Giyilmiş Kaftan: 451: İLTİYAH-Şimşek çakma. Yıldızın parıltısı. Susama. (Gayn-Susama. Bir harf; Allah’ın Zâhir ismi, Kamer menzillerinden “Re’su’l Cevza-Re’sen hareket eden İkizler”e işaret eder. Ebcedi: 1000: Şahsî-Şahsa mahsus, şahsa âit. İnsan vasfı çile)… TAHTİM-Mühürleme. Mühür basma. Tamamlama: 1450: SALİH Mirzabeyoğlu… TELEVİZYON DEVRİ: 744: HAYNUNET-Yakın olmak, yaklaşmak. (Süryanice, Kusto-Yay.Yakınlık… Televizyonda her türlü haberi, görüntüde “gizli-ötesi” telkinle alıyoruz; bir şey… Görüntü ve telkini, tâbire mevzu; Televizyon, “tâbire mevzu”ya bir misâl, görüntüsü ve haberiyle birlikte)… KELİME-İ TEVHİD DEVRİ. (Her ne olursa olsun, “Yoktur İlâh, illâ Allah”, nefy-i isbat devri, te’vil ve diyalektiği devri… Bütün Fikrin Gerekliliği: 2154: Mehdi Muhammed): 744: DERVİŞ MUHAMMED SEMERKANDİ-442 DEVRİ mührü. “En küçük ebcedle”.


Baran Dergisi 475. Sayı 


Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.