Ölüm Odası/B Yedi -151. Bölüm -İRFANA GİDEN YOL-

Salih Mirzabeyoğlu Yazdı...

Ölüm Odası B Yedi 11.04.2013, 09:01 05.09.2017, 11:47
Ölüm Odası/B Yedi -151. Bölüm -İRFANA GİDEN YOL-
MATLA’ Beyit: Reh-rev-i irfana besdir sâğar ve sâkıy delîl / Kim meh ü Hurşîd’den bulmuş temennâsın Halîl  — (Fuzulî)… “İrfana giden yol kâfîdir; beden kadehi ve sâki olursa delîl —Ki Ay ve Güneş’ten bulmuş selâm ve minnettarlığı Halîl!”
*
REH-Rev-i irfan: 812: HAMSE-İ Al-i Aba altındaki beşli. (Ehl-i Beyt)… ŞAH-I Nakşibend: 812: KABRİSTAN - (Kabr: 302: Mirzabeyoğlu… Levha: Mayıs 1983… Yanında İlkokul olan bir köy mezarlığı… ABDÜLHAKÎM Arvasî Hazretleri’nin biraz yüksekçe kabri… Mezarlığın önünden geçerken, Efendi Hazretleri’nin kabrinden bize “Selamunaleyküm!” diye bir ses yöneliyor… Korku ve haşyetten, dikkatli bir nazarla o yöne bakamıyorum… Yürüyoruz!)
*
SÂĞAR-Kadeh. Beden: 261: GIRS-Çocukla birlikte anadan çıkan deri. Dikilmiş ağaç. (Omur: Omurgayı meydana getiren ve eklemlerle birbirine bağlanan 33 ufak kemik veya bütünü… Omur: Ömür… Hayat Ağacı’nı hatırlayınız… Hayat, ana karnında onu kuşatan deri içinde bir tecellidir ki, bizzat tecelli, kendisinde tecelli edeni aramak üzere, bunun bir hediye ve armağan olduğunun farkındadır… LEVHA: 12 Mayıs 1990… Sokaktan geçen bir adam işaret ediliyor ve “elektriğin ne olduğunu bilmeden ampulü icâd eden adam!” deniyor… Yevmiye: “Hiçbir şeyin mücerredi sonuna kadar temellendirilemez!”… Elektrik bir misâl ve onun ne olduğunu soran Atatürk’e, bir halk çocuğu ümmî askerin verdiği cevab, Üstadım’ın nitelemesiyle “tam” ve “harika”: N’idüğü bilinmez, n’ittüğünden belli… Bir ben vardır bende benden içeri; ebedî… “Ben kimim?” arayışımın kökenine sarkan dava: TAKDİM yazım!)… SIRR-Gizli hakikat. Allah’ın hikmeti: 261: ESR-Tâbi etmek. Muhkem bağlamak. Takviye… ARZ-SU-HAVA-ESİR: (Esir maddesi, Ateş unsuru diye göründüğü sözkonusu 4 unsurun kendisinden yapıldığı bir mertebedir. Allah’ın “Kâbid-Kısıcı, sıkan” ismine ve Ay menzillerinden “El-Kalb”e işaret eden TE harfi ile belirtilir!): 1066: HİLÂL-Yeni ay, yeni ay şekli. (Halil-Samimi dost. Fakir ve nahif kimse: 670: Hılm-Dost… İBRAHİM Aleyhisselâm, bütün Peygamberler’in bâtınının kendisinden geçtiği ve “Halil-ür Rahman” lâkablı “Allah Dostu”dur; yiyince bedenlere dağılan ve hiçbir zerresi görünmeyen “rızık” gibi… “Hâlil İbrahim bereketi” tâbiri de, O’nun bu maddî ve mânevî cömertliğindendir… MARAŞ’ın soylu ailelerinden “Zülkadiroğulları” sülâlesinden ve İstanbul’da yetiştirilmek üzere zamanın bir büyük adamı yanında tahsil gördürmesi için alınan Üstadım’ın dedesinin ismi de HİLMİ; hakîm, Hilmi Bey… Bir Not: NÜH, Kafkasyalılar’da soylu ailelerin çocuklarının bir başka ailenin yanında yetiştirildiği “atalık” müessesesi… DESTUR-Kâide. Kanun. Asıl. İzin: 670: SİRET-İnsanın tutmuş olduğu mânevî yol… Türa’-Suyun taştığı yerler, kanallar. “Tag yıldızı hatırda”: 670: Berceste-Zahmetsizce hatıra geliveren çok kıymetli söz. Sağlam ve lâtif)… SAD+SİN+HAVA+ESİR - Bu harfler, “Arz, su, hava, esir”in baş harfleridir): 557: RESÛL-İ Ekrem. (Allah Sevgilisi)… HERKÜL-(Yunan mitolojsi’nde, yalnız “topuğu-akib” zayıf ve oradan öldürülebilen Aşil gibi, bir kuvvet sembolü… Her-kül: Hep-Kül… KOÇ Burcu: Arabça ismi Hamel, Unsuru ateş, Yıldızı Merih, Vücutta tesir yeri Baş-Beyin, Simya’da “Kül etme” safhası-“Bütünleme”… Üstadım’dan: “Allah, Resûl aşkıyla yandım bittim kül oldum, — Öyle zaif düştüm ki sonunda Herkül oldum!”… Hamel: Kurbanlık nefs, bedene… Hamal: Emri yüklenen… “Li Küllî Emrin Fehim”: Küllî Emr-Küllî Ruh-Kalem-i Âla-İlk Akıl mertebesi, hepsi eş bu mertebenin yükünü yüklenen anlayış… Hemze, Allah’ın El-Bedî ismine, İlk Akıl mertebesine, Ay menzillerinden SERETAN’a işaret eder… SERETAN: Felâk. Tan zamanı, şafak başı. Bütün mahlûkat. İki tepe arasındaki düzlük. Zeban, dil, lisân. “İmam-ı Rabbanî Hazretleri ile İsâ Aleyhisselâm” hatırda, iki tepe arasındaki düzlük… YENGEÇ Burcu: Arabça ismi Seretan, unsuru su, yıldızı AY, vücutta tesir yeri sine ve batn-karın, Simya safhasında “çözdürücü-halledici-ayırıcı”… Seyyid Abdülhakîm Arvasî: 566: Fürfur-Koç… FE harfi, Vav yerine de kullanılır, Allah’ın “EL-Kaviyy” ismi ve “Melekler” mertebesine işaret eder; Ay menzillerinden “Sa’du’l Ahbiyye”, yâni “armağanlar, hediyeler”… Süruş-Melek. Cebrail: 565: Saniye… Üstadım’ın 12 Mayıs 1983 tarihli son şiirinden: Çocukken haftalar bana asırdı; / Derken saat oldu, derken saniye… / İlk düşünce, beni yokluk ısırdı; / Sonum yokluk olsa bu varlık niye?)… KULAKIL-İhlâs ve Muavvezeteyn Sûreleri. (Bir Yevmiye mevzuu olarak, Üstadım’ın bana yatarken okumamı söylediği Sûreler… Sözkonusu Sûrelerin, büyücülerin büyüsünden ve cinlerin şerlilerinden korunmak üzere olduğu malûm.): 261: EVREND-Hud’a, mekr, tilki, vavî. Nam, şân, şeref. Taht. Kürsî. Serîr. Erike. (Abdülhakîm Koltuğu hatırda… ESİRRE-Kürsî. Taht. Koltuk… Evreng: Kürsî. Taht. Akıl. İrfan. Vavi… Evren-g: Evren-K… Kef harfi, KÜRSÎ mertebesine ve Ay menzillerinden “Nesre-Yayma, saçma”ya işaret eder; KÜRSÎ, Arş’ın tayyünü, belirişidir-bizzat: “kelime” kelimesi de taayyünüdür, Allah’ın nefesidir, nefesimizin eseridir!)
*
MATLA’ Beyt’in Birinci Mısraı: 2595= 1596: ESKİŞEHİR-Abdülhakîm Koltuğu’nun yan mermerlerinin birinde yazılı şehir ismi; Bizans döneminde Darbum diye anılan… TEVKİF-Bir kimsenin koluna bilezik takmak. Alıkoyma, tutma. Vakfetme. Sabitleme. (ŞİN kelimesi, Karaçay-Malkar Lûgatında YÜZ RENGİ, BENİZ, Kürtçe’de MAVİ demek. Çok nikâh, çok hüküm… FİKR: 300: ŞIN-Bu harf, Allah’ın “El Muktedir” ismine, Sabit yıldızlar mertebesine ve “Cebhet-ül Esed” denilen Ay menziline işaret eder… Cebhet-ül Esed: Aslan yüzü. Siyah yüz… Sübut-Sabit. Kat’i olarak meydana çıkmak: 908: Sabite-Sabit yıldız… Bimarhâne-Akıl hastahânesi: 908: Cüzur-Kökler… CÜ’ZER-Yaban sığırının buzağısı: 908: SALİH İzzet Mirzabeyoğlu… KÜRSÎ Feleği’nin altında, Sema tabakalarına hissesini veren ve harflerin taayyün ettiği ATLAS Feleği, onun altında SABİT Yıldızlar Feleği var!): 596: MENŞUR-Neşrolunmuş. Herkese ilân olunmuş. Sultanın fermanı. Prizma… MİSANE-Dizgin kayışı. Bir büyüğün önü, huzuru; rikab: 596: İKTİSAD-Birikim. İtidal üzere bulunma. Tasarruf.
*
MATLA Beyt’in İkinci Mısraı: 2944: MÜTEREŞŞİD-Doğru yola girmiş olan… MATLA’ Beyt’in toplam ebcedi: 5538= 543: MEREC-El Bahreyn. “Kaynayan, taşan iki deniz.”
 
FELEK-İ KÜRSÎ
 
MATLA’ Beyit: Haddeden geçmiş nezaket yâl ü bâl olmuş sana / Mey süzülmüş şişeden ruhsar-ı âl olmuş sana — (Nedim)… “Süzgeçten geçmiş nezaket boy-bos olmuş sana — Ruh süzülmüş teninden al yanak olmuş sana!”… Hadde: Maden eriten potanın ince deliklerinden süzülerek imâl olan tel, haddeden geçmiş… Teli: Olağanüstü.
*
NEZAKET-İncelik. Kibarlık. Dakiklik: 478: CAUSTEAU-Kusto’nun Fransızca yazılışı. (SE harfi, Allah’ın REZZAK ismine “Bitkiler” mertebesine, Ay menzillerinden “Sa’dü’l-Bul”a işaret eder… Sa’du’l-Bul: Değirmen taşının tane dökülecek yeri… BAŞAK Burcu: 23 Ağustos-22 Eylül, Unsuru toprak, yıldızı Utarid, Vücutta tesir yeri bağırsaklar, Simya’da “damıtma” safhası… İngilizce, August: Ağustos… August: Yücelik. Azamet. Soyluluk. Ulâ… August: Av-Gust… Dad-Oyun, levh: 8= 1007: Av… DAD harfi, Allah’ın ALİM ismine, Nuh Aleyhisselâm’ın gaybı 2. Sema tabakasına ve Ay menzillerinden “Sarfe”ye tekabül eder… SARF: Değiştiren. Harcama, masraf. Fazl. Men’etme. Farz. Delme, halletme. Bir lisânı meydana getiren kelimelerin değişmesinden, birbirinden türemesinden bahseden ilim şubesi. Kelime bilgisi. Kelime şekil bilgisi… Sarfe: Boncuk. Nurlu bir yıldız ismi… SÜLEYMAN Çelebi: Arş ü ferş ü Ay ü Gün hem nüh felek… “Arş ve Yeryüzü ve Ay ve Güneş hem 9 felek”… NÜH-Dokuz Felek: KÜRSÎ, Atlas tabakası ve 7 Sema tabakası… Asar-ı Ulviyye: Felekiyat’ta yıldızların tesiriyle meydana gelen hâdiseler… Asar-ı Mehdiyye: Felekiyatta eksen hareketi, yeryüzü titreşimi. Bitkilerde güne, güneşe yönelme. Hekimlikte başın sallanması, sallabaşlık… TI harfi-Ebcedi: 9: NÜH… Tı harfi, “Esir” mertebesine işaret eder… NUH Aleyhisselâm’da, Allah’ı ifrat hâlde tenzih… Madde dahil bütün mevcudata hayat veren SU’nun, “esir-ateş”i bağlaması hakikati de O’nda ve sözkonusu tecellide… “Nezaket, en kolay yapılan şeydir!”: Tav’i-Kendiliğinden… İngilizce, Augustus: Av-Gusto-S… AV: Elif+Vav: O… Sıfır, beş, boş, zirve, bit: HE harfi-Levh-i Mahfuz’a işaret eder… Gusto: Zevk. Takdir… Sin harfi, Allah’ın “El-Hayy” ismine ve “su” mertebesine işaret eder!)… DESTE-Dad: El veren yardım eden: 478: KAPTAN Kusto Müslüman… İZZET: 477: TAHAMMÜL-Sabretmek. Yüklenmek. “Koç”… YAL Ü BÂL-Boybos: 78: HAKÎM.
*
MATLA’ Beyt’in Birinci Mısraı: 1450: AHMER-İ Ahter-Kırmızı Yıldız. (Mirruh da denilen Merih Yıldızı; Koç Burcu’nda ve Akreb Burcu’nda görünen)… AHMED-İ FARUKÎ-(İmam-ı Rabbanî): 450: ABDÜLHAKÎM. “Büyük ebcedle”… SEYYİD Mahmud Hayranî: 451: ŞERİF Muammer Erdiş. (Şerif Muammer: 1946: Mahzumoğulları… Hikmet Üçışık: 947: Müteşavir-Birbirine danışan… Zirve-i Bâlâ-Yüksek zirve. Yüksek makam. Yüksek kat: 947: Marhuk-Kuşkonmaz bitkisi… İngilizce, HİP-Kuşkonmaz bitkisi. Sagrı, kalça. Sağır. Sığır. Sıfır: 20: KEF-Allah’ın “Eş-Şekür” ismine KÜRSÎ mertebesine işaret eder… Kef: 101: Mahzum-Her delik nesne… YAY Burcu: Unsuru ateş, yıldızı Müşteri, Vücutta tesir yeri uyluk ve kalçalar, Simya safhasında icad ve İBDA)… TEN-Deri. Bilmek. Darri: 451: SALİH Mirzabeyoğlu.
*
RÜYA’da gelen mânâ: “21 kere yaz, sonra şehid mi ne olursun!”... Veliler ilmi denilen harfler ilminde, Muhyiddin-i Arabî Hazretleri’nin düzeni, ELİF harfinden SİN harfine, –demek ki Vâhid’in 21 tekrarı–, 21 harf var; Sin, “iki kişi” demek - Hakk ve Kul mahiyetiyle BERZAH Âlemi’nin hakikati… SİN harfi, Allah’ın HAYAT ismi ve “su mertebesi” ile, Ay menzilleri’nden “ZU-Sahib”i işaret ediyor… KEF harfi, KÜRSÎ’den, VAV harfi, “Yüksek dereceler”e 21 harf… KÜRSÎ’de SU ve SU’da KÜRSÎ’ye dikkat… ELİF’ten KÜRSÎ’ye 9 tabaka ve SİN’den VAV’a 9 tabaka… TE harfi, –ebcedi 400’dür: Taht, Koltuk, Kürsî–, ESİR tabakasına işaret eder ve Ay menzillerinden KALB’e.
*
FUZULÎ’den bir mısra… “TEŞNE-İ câm-ı visâlün Ab-ı hayevan istemez”… Hayevan: Hayat sahibi, diri, canlı. İnsanın bedeni, hayvanın cesedi… Ab-ı hayevan, terkibî bir ifâde olarak, “Ab-ı hayat suyu” demek… Teşne: Susamış, arzulu… Gayn: Susamış. Bir harf. Allah’ın Zâhir ismine, “Küllî Cisim” mertebesine –en büyük cisim ARŞ’tır–, Ay menzillerinden “Es-Süreyya”ya işaret eder… “Vücud, varlık visâline susamış olan, onsuz ölümsüzlüğü istemez”; kendi kendinden ibaret şu kaba hayatı… DERY: Bilmek… DERYA: Deniz. “Deri. Vücud”… TAĞY-Taşkın. Haddini aşan: 1020= 21: VAHİD-ün İşrin - 21 sayısı… Fuzulî’nin mısraının ebcedi: 1533: Müntecim-Yıldızın doğması… Merec-el Bahreyn: Kaynayan, taşkın iki deniz. “Berzah ile ilgili Furkan Suresi’nin 19 ve 20. âyetlerini hatırlayınız”… Müste’cel-Muayyen bir vakte kadar tehir edilmiş olan. “Tehir-i Takdim mevzuunu hatırlayınız!”: 534= 1533: Mehdî Salih İzzet Mirzabeyoğlu… Derrari-Parlak yıldızlar. Renkli şeyler: 415: Teheccüc-Hüccetleşmek… Teeyyüd-Teyid olunmak. Kuvvetlenmek: 415: Vecahet-Haysiyet, şeref, itibar… Üstadım: Fikir çilesi haysiyetinin müstesna genci Salih Mirzabeyoğlu — 28 Şubat 1982.
*
ZAL-Horoz ibiği. (Lâkabı Ebu Süleyman, “Horoz” olan Halid bin Velid Hazretlerini hatırlayınız!): 731: ABDÜLHAKÎM Koltuğu. “Kürsî”… EZELL-Çok Zelil. (Evveli olmayan bir yaratılış zamanı hatırasında, gördüklerini kalbi yalanlamadı sürecinin çetinliğinde, yanılmalar - ayak kaymaları çok olduğu için “zelil edici” anlamında böyle denmiştir!): 731: HALIK-Yoktan yaratan Allah… Tek tek harfleri toplamı olarak, ZAL harfi - Allah’ın “El-Müzill” ismine, Hayevan mertebesine, Ay menzillerinden “Sa’du’l-Suud”, yâni “Derece almak, mübarek yıldızlar mertebesine işaret eder”: 731: AHLÂK - Allah Sevgilisi’nin “Ahlâkî yücelikleri tamamlamak için gönderildiği”ni hatırlayınız… ZAL-İhitiyar. Pîr: 37: CİLD-Deri. Ten. Cild… HİÇAHİÇ-Bomboş. “Sıfır. Nokta. He harfi. Zirve. Tecelli eden hedefi ayna”: 37: EBDAL-Evliya zümresinden bir cemaat… ZAL’-Eğilmek, bükülmek. Davarın ağır yük götürmesinden dolayı yürürken iki yana eğilmesi: 1000: GAYN harfinin ebcedi… M-Romen rakamlarından: 1000: ELF-Çok şeyle ünsiyet etmesini belirtmek üzere, “bin adet şey” denmiştir. 
*
ABDÜLHAKÎM Koltuğu: 733: PLAZA. “İspanyolca’dan”-Pazar yeri. Meydan. Şehir. Bir vasıtada oturulacak yer, mevki. (Rüyâda gelen mânâ: Şâh-ı Nakşibend Hazretleri’nin kucağında bir çocuk, pazar yerinde… İspanyolca, Zoco-Çarşı, pazar. Solak: 22: Be-Kef - Avuç içi, kader. Harflerin işareti “Gizli ilim-Kürsî mertebesi”… Sol: Şam. Batı. O. Fikr. Akşam. Yesr. Yardım. Gençlik. Bolluk. Örtü. “Çarşı, Pazar”… Dad: 9. Yeni… Dad ü sitad: Alış-veriş, çarşı pazarda… Dad harfi, Allah’ın “Alîm” ismine, Nuh Aleyhisselâm’ın gaybı 2. Sema tabakasına ve Ay menzillerinden “Sarfe”ye işaret eder… Nüh: 9 sayısı… DAD harfinin ebcedi: 800: RUH-Yanak, yüz, çehre. Efsanevî kuş, simurg. “Ruhsar-ı al”… Kültür Davamız: 800: ŞESS-Boya otu… Müstakırr-İstikrar bulmuş: 800: Enmuzec-Numune, misâl… İspanyolca, PLAZO-Süre, müddet, vade, taksit: 739: MÜTEFEKKİR… İNSAN Sûresi, 11 âyeti – Allah da onları o günün kötülüğünden korur ve bir parlaklıkla sevince eriştirir: 3740: MÜTEFEKKİR… Bahsi geçen âyetin ebcedi, kendisine ümmetinin ömrünü soran İsrailli bir âlime, Allah Sevgilisi’nin Kur’an’daki “Huruf-u Mukattaa” denilen “Sevenle sevilen arasındaki” şifreler mahiyetindeki “kesik harfleri” sıralayarak verdiği cevaba tekabül etmektedir: 743… İNSAN Sûresi 11. âyet. “Noktasız harfler toplamı”: 2540= 542: MEHDÎ Salih İzzet Mirzabeyoğlu… Mübşir: Müjde veren. “Müjde verilen”: 542.)
 
ADLÎ TIBB
(İLM-İ TASARRUF)
 
MATLA’ Beyit: Hevâ-yı ışk başdâ dilde tâb-ı nâr-ı fırkat var / Belâ hâkinde ten pâ-mâl gözde âb-ı hasret var — (Fûzulî)… “Aşk meyli kafada gönülde; ayrılık ateşinin gölgesi düştü — Belâ toprağında ten ayak altında; gözyaşı var!”
*
İspanyolca, Tez: Ten rengi… TEZİMİZ, ten rengi: İnsanî hakikatin gayb perdeleri… Mavera-üt tabia’dan yansıyanı görmek mavera-üt tab’da; gölgede, ışıkta, nakışta, düşüncede, gözde, bakışta… KEDURET, “insan” mayamızda; eğer tekâmülse niyet, hep bir adım ötede rahatsızlık veren bit, hali rahatsız eden zirve… Aslolan kedurettir; hele insanlığımızın son mevsiminde… FİKİR çilemiz?
*
MÜNTAKİM-İntikam alan: 630: “MÜN-TA’KİM”-Suya giden yolu kısırlaştıran, suya giden yolu kesen’den… İlm-i Tasarruf: İlmi tasarruf ve tasarruf ilmi devrindeyiz. Eşya ve hâdiseyi, her yönden tasarruf eden, kullanan… İŞRİN-20 sayısı. (Kef harfi ve Kürsî hatırda!): 630: MÜSTESLİM-Teslim olan, boyun eğen. Müslüman olan. (Kaptan Kusto hatırda, hep renkten renge varoluşan!)… KEDURET-Kaygı. Tasa. Kederlilik hâli. Bulanıklık. Kesiflik. (İngilizce, Blue: Mavi, keder… Maî: Mavi. Su… “Akmayan su kokar!”… A-Gusto: Elif zevki. Marifete ulaşmak: 102: İspanyolca, Agosto-Ağustos. Hasat zamanı. Hasat… Milâdî Takvim’de 8. ay Ağustos, Hicri Takvimde 8. ay ŞA’BAN… Yevmiye: “15 Şaban’da karşıya geçeriz, biraz hava alırız! Biliyorsun Berat Kandili!”… İspanyolca, Hacer su agosto: Fırsatı kaçırmamak. İşini bilmek. Fırsattan yararlanmak… İspanyolca’da hacer, “su üstünde kabarcık” demek; bizde, “taş, kaya”… Silam: Taş. Su. Hamd): 630: SEKAL-Mal, mülk, meta. İnsan ve cinnin bir ünvanı. Misafir… RETEL-Hoş, gönül çeken: 630: HULL-Dost… HALL-Sağlamlaştırmak. Sirke. Dahil olan: 630: MÜTESALLİK-Etrafındaki şeylere dolanarak yukarı çıkan, tırmanan. “Sarmaşık. Nurbat.”
*
TEZ: 705: HE harfinin en büyük ebcedi. (Levh-i Mahfuza işaret eder… Kuvantum sistemini karakterize eden sayı olarak, elektron tabakasını gösteren 0-Shell. Midye= 5 olarak gösterilmiştir… İçinde “inci-ezell” olan kabuk: Shell, midye N=5… N: Varlık… HE’nin ebcedi: 5… Fikir Kahramanı: 706: Aktör)… ADL-Mani olmak. Men etmek. Hadlere riayet ettirmek. (Fıkıh, hukuk): 900: ŞÜTUR-Yük yüklenmiş nefs. (İngilizce, [Love]-Aşk: 37: Law-Kanun, kural, kaide)… TÜRÜŞ-Ekşi, hamuz. “Hemze: Allah’ın BEDİ’ ismine ve İlk Akıl mertebesine işaret eder. Bütün varlık ve bilgi hissesi, onda mevcuttur”: 900: ZERR-Zerre. En küçük parça. Atom ve atomaltı parçacıklar. Ayırmak… Ayırmak, yarmak, yar, yara, berzah, kelime, seçmek, elemek; AKREB Burcu, Unsuru su, Yıldızı Mirruh, Vücutta tesir yeri tenasül uzuvları –müessir ve kabul edici–, Cinsiyeti “dişi-nefs”, Simya safhasında “ayırma”, TERAZİ ile Yay Burcu arasında.
*
TEN Pa-mâl Gözde-Ayak süren, ayağı sürülen vücûd gözde: 566: SEYYİD Abdülhakîm Arvasi…
 
TEZ-PENBE
 
MATLA’ Beyit: Nutkumun her Güher-i pakî çerağ-i elfâz / Sâde mazmunları hep pembe-i dağ-ı elfâz — (Şeyh Gâlib)… “Nutkumun her pak cevheri tutuşmuş lâfızlardır — Sade sanatlı buluşları, ilim dağı tezdir!”… Dağ: Cebel. Yara, yarık, yar, berzah, mühür.
*
TEN-Deri. Bilgi. Kalkan, koruyan. Mani olmakla zarar veren. Hadd-i zâtına muvafık olmakla,–hadde tutmakla– faydalı olan. Perde, zar. (Meselâ, denizlerdeki iki denizi birbirinden ayıran perde, kolayca anlaşılır - oldu. Birde, Allah’ın Zât Âlemi ile halk âlemi arasındaki BERZAH da, bu niteliğiyle bir perdedir… Deri: Ten… Dery-Deri: Bilmek… Derya: Deniz. Bahr… İki şey bir araya gelsin veya gelmesin, aralarında “yarık, yar, berzah”, yâni perde vardır; bitiştiklerinde bile… Bir şeyin diğerine sirayet ve nüfuzu, sirayet ve nüfuz eden şeyin, sirayet ve nüfuz edilen şeyle perdelenmesidir; meselâ maddeye karşı yokluk cinsinden bir şeyin, ondaki tezahürlerinden bilinebilmesi gibi… İki perede yanyana-üstüste bitişse bile, arada ölçülemez değerlerde olsa da üçüncü bir perde-berzah olmuştur… Yevmiye: “Nefsimizin bir hakikati var!”… Her insan ve her şeyin - zerreye kadar… Her şeyin, cins, tür ve fert, mutlak tasarruf altında, kendi “öz, asıl, hakikat, nefs”i var; ezel sırrına kadar gider… Elime bir sinek kondu; o ve ben, önce ayrı idik, hiçbir zaman kaybolmayacak bir durum hakikati. Elime kondu ve uçtu, ama hiçbir zaman kaybolmayacak bir iz bırakmış olarak. Bunların böyle olacağının bir evveli vardı; tâ evveli bilinmeyen yaradılıştan da öncesine kadar… İlâhî İBDA’da rastgelelik yoktur!): 451: SALİH Mirzabeyoğlu… Penbe-Pamuk: 59: NAH-Göbek (Nah-Kesme, boğazlama. Kurban etme: 720: Halife… Nah-İp. Akıl. Ölüm. Tel. Halı, kilim. “Haliç”: 650: Tefelsüf-Felyesoflaşmak… İbrahim Kassar-Varını yoğunu velilere muhabbet olsun diye çalışırken harcayan bir veli: 650: Mehd-i Muntazır… BAŞAK Burcu: Arabça ismi sünbüle, unsuru toprak, yıldızı “Utarid-İkizler”, vücütta tesir yeri karın ve bağırsaklar, Simya’da  Damıtma safhası… Bitki, “toprak, su, hava ve ateş-Güneş”, 4 temel unsurla birlikte özelliği, “sabit” olması… Üstadım’ın İstanbul isimli şiirinden: Türkçesi bülbül kokan,— Gecesi sümbül kokan, — İstanbul, İstanbul…  Sünbül: Bir çiçek ismi. Mecazen “güzelin saçı”… Saç: Saçmak. Nesre. “Kef. Kürsî”. Şiir. Sır. Şiar. Harf)… Kürtçe BİST-Ü YEK-Yirmibir sayısı: 510: TESEMMİ-Bir isimle isimlenme… MEHDÎ Salih Mirzabeyoğlu: 510: Sünnet-Kanun, yol, âdet. Allah Sevgilisi’nin söz ve davranışlarının genel ifâdesi.
*
İngilizce, PINK-Penbe renk. Karanfil. Kemâl. Mükemmel. Mülk edinen, mülk sahibi, mâlik. En üst derece. Bıçaklamak. Yaralamak. (Rüyada gelen mana: Necib’in “cim” harfi, mim’dir… Dava cetvelinde, Mim, Allah’ın MALİK ismine işaret eder… Zekeriya Aleyhisselâm’da tecelli eden “Malik” hikmeti, topyekün varlığa şâhid olmak bakımından “Şehîd” hikmetidir; Zekeriya Aleyhisselâm da, hem böyle hem “şehid” edilmiştir… Efendi Hazretleri’nin Üstadım’a “sen şehid olursun!” demesi hatırda; Üstadım’ın bir yevmiye mevzuu olarak, “çok şükür, Allah bunu da nasib etti!” demesi de… AHMED Haşim’in ünlü karanfil isimli şiirinden: “Bir katre alevdir bu karanfil — Gönlüm acısından bunu bildi!”… Vav: Yüksek dereceler): 162= 1161: İNSAN… İngilizce, PINCH-Kıstırmak, sıkıştırmak, çimdiklemek, tırmalamak. Acı vermek, sıkıp acıtmak. Yürütmek, ilma’. (Allah’ın “Kabid-Sıkan, kısan” ismini ve “esir” mertebesine işaretini hatırla; yine TE harfi, Ay menzillerinden “Kalbe” işaret eder… TE: 400: MU’SIR-Sıkıcı, sıkan): 70: GÜN-Gece ve Gündüz. (Kün: Allah’ın “Ol” emri… KAF harfi, Allah’ın “El-Muhit”, yâni “Kuşatan” ismine, ve ARŞ mertebesine işaret eder… Kün: 70: Ayn harfinin ebcedi. Bu harf Allah’ın “Bâtın” ismine ve Küllî tabiat mertebesine işaret eder… Tabiat’ın bütün varlıklarının “öz, asıl, hakikati”nin, bu ismin tasarrufunda ve nihayet son tecridte “sır” mahiyetine dikkat; mesele, özden öze, zann’dan zanna ilerlerken, Mutlak Ölçülere nisbetle istikamet davasına riayette: Her ilim için geçerli husus!)  
*
TAĞİ-Taşkın. Merec. Kaynayan. Faal. Kat. Kaynak: 21: YAY-Yay Burcu, unsuru Ateş, yıldızı Müşteri, Simya safhasında “İcad”; vücutta tesir yeri sağrı, kalça. “Sığır”… İngilizce, OX-Okunuşu,  oks: Sığır, öküz, boğa. “Yük yüklenen. Toprağı süren, kürde”… OK-İngilizce, “evet,  tamam!” anlamında tasdik ve kabul belirten “okey”in kısaltılmışı: 106: SÜVÜM-Üçüncü… KAİD-Süren, sevkeden: 106: TI harfi’nin Da’va Cetveli’ndeki sayı değeri. Allah’ın “Ez-Zâhir” ismine işaret eder… SEMÜVV-İsim verme: 106: VESM-Damga. İşaret. Dağlama. Döğerek toz hâline getirme. “Heba”… SEVM-Satılık bir şeye kıymet biçmek. Dağlamak. Başına buyruk gitmek. Kuş havada dolaşmak. Satışa arzetmek. Satın almayı istemek. Faide yetiştirmek. Davarın yabanda gezip otlaması. İstemek, taleb etmek. “Dad ü sıtend. Çarşı pazar”: 106: ŞİRDAH-Büyük ayaklı. (Balık Burcu’nu hatırla!)…
*
PINK: Penbe. Pamuk. Bıçaklamak… LEVHA: 20 Eylül 1983… Bir adam, naylon torba içindeki kara benzeyen bir şeye bıçak sallıyor… Yarılan torbayı bitiştirmeye çalışırken, tanımadığım biri, “ne yapıyorsun?” diye soruyor… “Düzelttim de!” diyorum… Sonra bir de bakıyorum ki, bulunduğum büyük oda ve bütün odalar pamuk oldu… Herşey bembeyaz pamuk… Bu sırada torbayı parçalayan adam bana tabanca çekiyor, ben de ona bıçak çekiyorum… Karşılıklı saldırı vaziyetindeyiz… MU-SA - Ustura. Bıçak. (Musa Mirzabeyoğlu: 1418: Necib Fazıl Kısakürek… Edebiyat-şiir, sanat ve “ilim-i edeb”in çoğulu: 418: Tehecci-Heceleme. “Harfler. Mezar taşı”… Beraverde-İltimas ile korunarak ileri çekilmiş adam. Yükseğe kaldırılmış. Seçilmiş, ayrılmış: 418: Tahsis-Rağbet ettirmek): 107= 1106: SULTAN… FATK-Kırma, ayırma, yarma, çatlatma. Elbisenin dikişlerini sökmek. (Simya safhasında ayırma; Akreb Burcu): 580: TESLİF-Takdim etme… RATIK-Bir şeyin yarığını bitiştiren: 701: Osmanlı… RATIK-Bitişik etmek, beraber etmek: 700: ZAL harfinin ebcedi. Allah’ın “El-Müzil” ismine ve Hayevan mertebesine işaret eder. 
*
ABDÜLHAKÎM Koltuğu: 731: ZAL-Horoz ibiği… ELİF-KEF (Ekfa’: Benzerler, denkler… A’kef: Ahmak… Teli: Deli, ahmak…Teli: Olağanüstü… İspanyolca, Tocho: Ahmak… Tocho: Kalın kitab… Sema: Gökyüzü. Asuman. Her şeyin gölgesi. Gölgelik. Bulut ve emsali örtü. “Kalın kitab. Gökyüzü”… Kâinat bir kitabın gerçekleşmesidir, Kur’ân’ın gerçekleşmesidir; nur, kendini idrak etmez, Allah onu kime verdiyse, o onunla idrak eder… Kürtçe, Av: “Su, ab”… Karaçay-Malkar Lûgatı’nda, Ava: Gölge… Allah her diri şeyi –her şey diri–, sudan yarattı; o suya nazaran bildiğimiz su, onun gölgesi… Nurun gölgesi de, Kâinat varlığı hâlinde görünen… Kendini idrak, yalnız insana mahsus; geri kalan, içgüdü ve otamat hareketi içinde… İnsan aklına muhatab Kâinat-Sema ilgisi içinde, “yalnız işitene-hissedene mahsus” olması bakımından ve mantık ile kategorize edilmeyen “şeyler”e dair, –bu mânâda akılsızlık–, Semaî kelimesi pek güzel: Bir kâideye bağlı olmayan ve işitmekle-hissetmekle öğrenilen… Mecazî olarak “kalın kitab” Sema tabakaları’nın, içinde yaşadığımız Arz’la birlikte, “onda Hakk’ı gören” için BERZAH âleminde takibi, “işi tahdit ile tek bir esasa bağlayan akıl’ın kâfi gelmediği” bir buudta Hak’tan Hakka, Hak’tan Hakka kesiksizliği, ruhî hayat rejimidir ki, “işitmeden kasıd”ın aslı budur!): 21: HIYATA-Terzilik… YADBÜD-Hafıza kuvveti: 21: İHYA-Diriltmek. Uyandırmak. “İşte bütün mesele!”
*
İspanyolca, ROSA-Gül. Penbe renk: 267: MUAVVEZZETAN-Kur’ân’ın en son iki sûresi, Felâk ve Nas… İspanyolca, ROSARİO-Tesbih. Tesbih çekilirken edilen dualar. (ROSA-Tez. Sistematize edilmiş isbat… RİO-Gülmek, saadet. Nehir. Irmak. Nas, kalabalık: 216: RAİSE Sultan Barier-Gül Sultan mania… Gül-i Muhammedî: Muhammedî Gül. “Muhammedî Tez”… Mavera-üt Tabia’ ve Mavera-üt Tab’ın, “Layebgıyan-Bulamamacasına arama ve Kul cihetiyle bulamamacasına aranan”, efrad-ı câmi ve ağyarı mani, “Kün” ile “Küna-Çit, kuşatan, mani” sırrı O’nda… Tarz-Usul, şekil, üslub. Yol, heyet: 216: Buhur-Denizler. “İnsanî Hakikat’in gayb perdeleri”… AV-RUPA-Doğunun gölgesi. “Varlığın aslı suya nisbetle maddi suyun gölge vasfını hatırla!”: 216: MUKAYESE-Kıyas etme. Ölçme. Karşılaştırma. “Kiyaset; anlayış, idrak, fıkıh”… Bedrî-Dolunay’a âit. Büyümüş çocuk. Olgun meyve. “Harf, sahibini tanıtmak için olan”: 216: Nusu’-Hâlis olmak. Çok beyaz olmak… Rüya-Yerden biten bitki. Düş, misâl âlemi. “Berzah”: 217= 1216: Mevki’-Bir şeyin bulunduğu veya vukua geldiği yer. “Hadîs: Hâlis rüyâ, vahyin 46 cüzünden biridir… Muhyiddin-i Arabî Hazretleri: Boş rüya yoktur!”… Şaziye-Yay. Kavis. “Mesih, gümüş. Ay”: 216: Hücre-Kuşatanla çevrili. Deve ağılı. “Tecelli edenin, nefste tecellisi. Ay ağılı, hâle”… Beyder-Doğru lûgat: 216: Yâre-Bilezik. Kuşatan. Yar, yarık, berzah. Yara, kelime… Zühre- Çoban yıldızı. Venüs. Târık. Karanlık. “Ululuk, siyah”. Berraklık. Safilik: 216: Hicare-SU üstünde kabarcık. Taş… Oruç-Ramazan: 216: Rabıta-Rabteden, bağlayan, bitiştiren. Tertib, sıra, düzen, usûl. “İstikbâl İslâmındır isimli eserimin mânâsını hatırla!”… Mesmu’-Dinlenilen, işitilen. Duyulmuş, işitilmiş. “Sema”: 216: İzdicar-Nasihatı dinleyip kabul etmek.): 483: [TÂBÎ]-Ashabla görüşüp, onlardan ders almış olanlar. (Zâhir hissesiyle bâtında ve bâtın hissesiyle zâhirde tecelli etmiş bâtın kahramanları ve mezheb imamları, Allah Resûlü ve Sahabe devrine atmasyon cinsinden olmayan sahici eklenişin sahibleridirler…  Fikrin riyazeti şart kıldıkları!)… BİYAET-Satılık mal: 483: İBTİYA’-Satın alma… AFİTAB-Güneş. Pek güzel. Çok güzel yüz. “Bağrında güneşi taşıyan AY teşbihiyle, Allah Sevgilisi”: 484: KAPTAN Gusto Müslüman. “Ümmet için Müslüman tâbirini ilk kullanan, Halil lâkablı –Allah Dostu– İbrahim Aleyhisselâmdır!”… EBU Bekir Muhammed bin Ali. (Muhyiddin-i Arabî): 485: KAPTAN Mirzabeyoğlu.
*
İHLÂS Sûresi: “Her şeyin bir nuru vardır, Kur’ân’ın nuru da İhlâs Sûresi’dir” meâlinde bir Hadîs… İhlâs Sûresi’ne, MUAVVİZE Sûresi de denmesi… Muavvez, “Gerdalık, nazarlık, nüsha geçirilecek yer, evin etrafındaki mer’a” demektir…Tedaî: Kuantum elektrodinamiği, baş harfleri ile kendini KED diye kısaltırken, bu kelimenin bizde karşılığı, “ev, hâne”dir. Elektrodinamik, “elektirik, mekanik ve manyetik hâdiseler arasındaki etkileşimleri” inceleyen ilim dalı… KED’in, bütün fiziği bir çatı altında birleştirebilmesi çabası sırasında, Atomaltı parçacıkların çekirdeğe bağlı temel unsurları dışında boyuna  bulunan  ve gittikçe zayıflayan bir alanda serseri gezen parçacıkların birleştirilmesi hususu, KED’in “ağılı” mahiyetindeki saha gibidir ki,  “evin etrafındaki mer’a-hanenin etrafındaki ilim” olarak,  “renk enerjisi” diye kuşatan bir mevzuyu doğurmuştur… Dikkat: Teori,  değişik bakış veya yeni verilerle değişebilir. Ama bu, söylenişindeki ihtiyaç mevzuunu kaldırmaz. Biz, eşyanın lâtifleştiği –zayıfladığı– yerde doğan bu ihtiyacın, Mavera-üt Tabia’ bulaşıklarını gördüğümüz için,  istikamet üzere olmak hakikati bakımından, “İnsanî Hakikat’in Gayb Perdeleri” mevzuu esas, yeri geldikçe “renk ve renk enerjisi”ne temas ediyoruz… Şimdi, Adlî Tıbb, –Topyekün Kâinat’ı bütün varlık ve oluşları ile kendinde toplayan ve kendi kılmaya, tasarrufa memur İNSAN emeği metaforu için tam tâbir– mevzuumuza da âit: Felâk ve Nas Sûreleri’ne, “Muavvizeteyn”, “İhlâs Sûresi” ile üçüne “Muavvizat” denmesine sebeb, bunların “Sığındırıcı Sûreler” olmasından dolayı. Allah Sevgilisi, her birinin nüzul sebebi ayrı, bir rahatsızlık duyduğu zaman ve gece yatacağı zaman, bu üç sûreyi okuyup ellerine üfleyerek, mübarek başına ve yüzünden başlayarak, aşağıya doğru bütün vücudunu mesheder ve bunu üç kere yapar-mış… İHLÂS Sûresi’ne verilen isimlerden, TEVHİD: Birleme. Kelime-i Tevhid’i tekrarlama. Her şeyde Allah’tan başka tesir hakimiyeti olmadığına inanma. Allah’ın varlığına ve birliğine dair manzume, tertib, sistem…  TEFRİD: Dünya cazibesinden ayrılıp, ibadetle meşgul olma… TECRİD: Nefs muhasebesi, tefekkür… NECAT: Kurtuluş, selâmet. Yüksek Mekân. Ağaç budağı, fer’. Mantar, nebat. “Batın”… VELÂYET: Veli, sahib olan kimsenin hâli. Dervişlik. Dostluk. Sadakat. Nüfuz etme. Sari. Gemici. Nefsine hükmeden… MA’RİFET: Bilme, bir şeyi cüz’i vechiyle bilme. “Parça bütünün habercisidir!” Hüner. Üstadlık. Sanat. İrfan kazanmak. Allah’ın marifetiyle marifetlenme yolunda, “İlm-el yakîn, Ayn-el yakîn, Hakk-el yakîn” mertebeleri - genel ilim mertebeleri de… CEMÂL: Yüz güzelliği. Fertteki güzellik sıfatı. Allah'ın lutuf ve ihsanı ile tecellisi. Doğru söz. Hüsn... İmân, Nisbe Sûreleri de denemesi... SAMED: Herşey kendisine muhtaç ve kendisi hiçbir şey ve kimseye muhtaç olmayan. Refi' ve âli, içi dolu şey. Kavmin ulusu. "Allah ve Kul yönlerine dikkat!"... MANİA: Kabir sıkıntılarına mâni. Men'eden. Engel. Esirgeyen. "Adili hatırla!" ... Berae: Temizlik, münezzehlik. Temize çıkma, temiz olma. Dava'nın lehine cereyanı... MÜZEKKİRE: Bir iş için üst makama yazılan resmî kâğıt. "Arz, Sunma, Takdim!"


Baran Dergisi 325. Sayı 

Yorumlar (0)
Namaz Vakti 02 Şubat 2023
İmsak 06:40
Güneş 08:07
Öğle 13:23
İkindi 16:03
Akşam 18:28
Yatsı 19:50
Günün Karikatürü Tümü