Gazeteci Mustafa Kerim: Türkiye, Irak’taki Sünnilere sahip çıkmalı!

Anadolu Ajansı ve TRT adına Irak’ta gazetecilik faaliyetlerinde bulunan, ülkeyi son derece iyi tanıyan Mustafa Kerim, Duhok-Zaho’daki hadiseyi ve Irak’ta yaşanan parlamento baskınını Baran okurları için değerlendirdi. Irak’ın önümüzdeki süreçte daha karışık günler yaşayacağını belirtti:

Röportaj 28.07.2022, 16:55 28.07.2022, 16:57
Gazeteci Mustafa Kerim: Türkiye, Irak’taki Sünnilere sahip çıkmalı!

İlk olarak Duhok-Zaho’daki meseleyi sormak istiyoruz. Buradaki saldırı tam olarak nasıl yapıldı? Ne tür bir provokasyondan bahsediyoruz? Türkiye’de saldırıların arkasında İran’ın olduğundan söz edildi. Aslında İranlı Şiiler ile Iraklı Şiiler arasında büyük bir ayırım ve gerilim de var. Saldırının Türkiye tarafından yapıldığı iddia edildikten sonra da ortaya çıkan Şii gruplar İran’a karşı… Türkiye’de ise İran konuşuldu hep. Saldırının arkasında İran mı var yoksa tüm grupların kesişim noktasındaki ABD mi?

Her gün yabancı basını ve Türk basınını tarıyorum… Arap basınını özellikle… Zaho hâdisesinden yirmi gün önce bir haber okudum. Bu bölge, köy ve tatil yerinin hakkında… Araplar o bölgeye akın ediyorlar. Her ne kadar orada peşmerge olsa da… Bazı Araplar oraya gitmiyor mesela, “Orada yüzde 100 emniyet sağlanmamış” diyorlar. Irak sınır güçleri o bölgeye konuşlanmış. Hâlâ da PKK’nın varlığı söz konusu... Bunu görgü tanıklarından, Zaholu meslektaşlarımdan da teyit ettim. Saldırıdan yirmi gün önce, Arapların çok okuduğu bir haber sitesi Safaq News’ta, o bölgenin insanlarının ve turistlerin röportajları yayınlandı. Arap turistler, “Burası bir cennettir. Şükürler olsun, terörden arındırılmış” diyorlar. Evet, bildiğiniz “terör” kelimesini kullanıyor Arap turistler. Hâdiseden üç-dört gün önce aynı şekilde bir Arap kanalının, o bölgede röportaj yaptığını, görüntülerde insanların mutluluk saçtığını gördüm. Bu bölge, coğrafî olarak Türkiye’ye çok yakın. Türkiye’nin de son zamanda Irak’ta icra ettiği operasyonları göz önünde bulunduralım, bunlar nokta atışıydı. Bölgenin aylardır, turist kaynadığını biliyorlar zaten. Bölgesel yetkililerle de görüştüm. Yetkililer, oraya her gün otobüsler dolusu insanın gittiğini, eğlendiğini söylüyor. Türkiye bunun muhasebesini yapar, uzun menzilli dürbünlerle de oradaki insanlar zaten görülür. Böyle bir saldırının oraya yapılması neredeyse imkânsız. Çok açık bir şekilde bunu söylüyorum. Ben burada başka bir fitnenin olduğunu daha ilk başta söyledim. Üçlü zirve (Türkiye-İran-Rusya) sonrası dönüşte, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ABD’nin de Suriye’den çekilmesi gerektiğini söylemişti. Zaho’daki saldırının da bu söylemin ardından gelmesi oldukça manidardır. Bu hâdiseden sonra Irak’ta her gün başka bir olay patlak veriyor.

Evet yaşananları takip ediyoruz. Amerikan işgalinden sonra dikiş tutmayan Irak’da hâlâ protestolar, gösteriler yapılıyor.

İnsanlar ölüyor, protestolarda yüzlerce sivil, aktivist kaçırıldı ve saire… Bugüne kadar böylesi olmamıştı. İran’a karşı bir tepki elbette vardı. Irak’taki Şiiler birkaç parçaya bölünmüş hâlde, dediğiniz gibi. İçlerinde en radikalleri, İran tarafından yönetiliyor. Haşdi Şabi, Hadi al-Amiri… İran tarafından destekleniyorlar, malumdur. Bunu kimse de inkâr edemez. Bugün de İsmail Kâanî acil bir şekilde Irak’a geldi. Sürekli geliyordu zaten. Daha önce de ABD operasyonuyla öldürülen Kasım Süleymani sürekli gider gelirdi, gruplarla görüşürdu. Öldürüldüğü gün, Iraklı Şii lider El-Mühendis de kendisiyleydi.

Irak halkı ve özellikle gençler ve Mukteda es-Sadr hareketi İran’ın güdümünden çıkmak istiyor. Çünkü 2003’ten beri, ABD işgalinden beri İran yüzünden Irak bir istikrara kavuşamadı. Elbette ABD’nin de bunda payı büyük, işgal etti. Daha sonra İran ciddi bir rol oynadı. Özellikle de Irak’ın orta ve güney bölgelerinde Irak’ın petrolünden faydalanıyor. Irak halkı da bunu sevmiyor tabiî ki, protestolar yapıyor yer yer… Pandemiden önce başladı, hâlâ da devam ediyor protestolar. Dolayısıyla hem zamanlama olarak, hem de Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın zirve sonrası açıklamalarının akabinde böylesi bir saldırıyı manidar buluyorum. “ABD çekilmeli!” demişti. Orada birçok terör grubu var. Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nde Zaho hâdisesi konuşulurken, Irak Dışişleri Bakanı İbrahim Caferi sert bir dilde, diplomasi dışında eleştiri yaptı. Sanki bir yerlere mesaj verildi, o sırada Türkiye’nin Musul Konsolosluğu bombalandı. Peşinden ise Türk Silahlı Kuvvetleri’nin Başika’daki üssü vuruldu. Yâni bölgede maalesef kimin eli kimin cebinde belli değil. Türkiye, Irak Kürt Bölgesel Yönetimi ile bu kadar iyi ilişkiler yürütürken, operasyonlarını da iyi yönetiyordu. PKK yok olmak üzereydi, bundan rahatsızdı tabiî. E böylesi bir zamanda birkaç havan topu atılması ve Zaho’da sivillerin öldürülmesi çok manidardı. Bunu Türkiye’nin yaptığına kesinlikle inanamam…

Yâni, İran ve ABD’yi ve başka güçlerin olabileceğini de işaret ediyorsunuz. Şu da dikkat çekici değil mi: Orada bir saldırı oluyor ve ânında Türk Konsolosluğu önünde toplanıyorlar. Toplumsal tepki hemen geliyor, reaksiyona dönüşüyor. Her şey hazır...

Pankartlar bile… Bu da olayın Türkiye dışında geliştiğinin bariz örneği. Iraklı yetkililere de bir bakıyoruz, Türkiye’yi sevmeyen Irak Cumhurbaşkanı Berhem Salih hemen açıklama yapıyor. Hiçbir heyet o bölgeye intikal etmeden, araştırma yapılmadan, saldırının faili belirlenmeden Türkiye’yi suçladı. Şii milisler de Berhem gibi Türkiye’yi suçladı. Sadr da bunlara uydu. Irak sahası artık ciddi şekilde kaynamaya başladı. IKBY yetkilileriyle de görüştüm. Kendilerine ulaştım… “Kimsenin ismini vermeden olayı kınamak için metin hazırladık, isim vermeyecektik. Türkiye’nin açıklamasını bekledik. Ona göre açıklama yayınlayacaktık.” dediler.

Bugün (27 Temmuz) Irak’ta tam olarak ne yaşanıyor?

Burada 9-10 ay önce bir seçim oldu. Erken seçime katılım çok azdı. Irak artık seçime, yetkililere güvenmiyor. Bunun da en küçük örneği: Irak eski başbakanı Nuri el-Maliki görevdeyken, buradaki yolsuzluk-çatışmalar çok fazlaydı, DEAŞ da bölgenin üçte ikisini ele geçirmişti, Irak silahlı güçlerinin silahlarına da el koymuşlardı. Bunda en büyük sorumlu olan Maliki bile kendini seçimlerde aday olarak gösterdi. Teknoloji çağındayız, herkesin elinde telefon, sosyal medya var… Burada insanlar entegre hâlde. Iraklı gençler kaçak yollarda ölmekten, ülkelerini harap şekilde görmekten bıktı. Ülke zengin, birçok kaynak var. Yıllık sadece petrol gelirinden 140 milyar dolar girdisi var. Fakat para ne altyapıya ne de Irak halkına harcanıyor. İnsanlar bundan rahatsız, süregelen olaylar da ortada. Yâni bundan sadece Sünnî kesim değil, Şii kesim de rahatsız. Mücadele ediyorlar. Kızgın gençler “Artık yeter!” diyor. Herkes Irak’taki sıkıntının farkında. Güvenlik zafiyeti var. Irak güçleri de eskiden sert müdahale ediyordu isyan edenlere, artık çok fazla müdahale etmiyorlar. Herkes elini kolunu sallayarak Yeşil Bölge’ye girdi bugün; burası en korunaklı bölgedir. Irak meclisine de girdiler. Sadr, bir “kurtarıcı” olarak görülüyor Irak’ta.

Farklı Sünnî gruplar vardı Irak’ta. Şiilerin katliamlarından sonra Sünniler daha görünmez bir hâle geldi. Irak’taki Sünnî gruplar ne hâlde?

Biraz daha geriye gidelim… Saddam Hüseyin döneminde, özellikle 1991 Körfez Savaşı’nda hem Kürtler hem de güneyde Şiiler ayaklanmıştı. Her ne hikmetse BMGK, ABD, İngiltere ve Fransa kuzeyde uçuşa yasak bölge ilân etti. Fakat bunu güneyde yapmadı. Güneyde de Şiilere karşı çıktı Saddam. Şiiler buna kinlendi. 2003’ten sonra hakimiyet onlara geçerken, Irak’ta isim üzerinden bile hareket eder hâle geldiler. Ebubekir, Ömer, Osman isimli olanları öldürdüler. Tabiî Sünni bölgesi boşaltıldı. Artık Bağdat’ta Sünniler neredeyse azınlık… Tikrit, Musul, Selahaddin, Enbar ve Felluce bölgelerinde Sünniler vardır. Daha sonra DEAŞ yüzünden bu bölgelerde de ciddi çatışmalar yaşandı. Çatışmalar dolayısıyla Sünni kesim daha da eridi maalesef. Sünnilerin en büyük dezavantajı, lidersiz olmaları. Lidersizler, başıboşlar. Şimdi Sünnileri Irak Temsilciler Meclisi Başkanı Muhammed el-Halbusi ve Hamis El Hancer yönetmeye çalışıyor. Ama çok fazla etkileri olmadığını görüyoruz. Özellikle DEAŞ Musul’u işgâl ettikten sonra işler değişti. Burası Bağdat’tan sonra ülkenin en büyük ikinci şehriydi. Sünnilerin kalesi idi. Şimdi Musul’a giderseniz, Sünnilerin kalesi olmadığını açıkça görürsünüz. 2014’te başlayan DEAŞ operasyonlarından sonra Musul harabeye çevrildi. Hâlâ harap halde duruyor. O bölgenin gelişmesini istemiyorlar.

Karışıklık ve protestolar bundan sonra nereye gidebilir? Irak’ta neler olacak?

Maalesef bu konuda karamsarım. Çünkü, silahlı güçler çok fazla. Irak’ın eski başbakanı Nuri el-Maliki’nin silahlı pozları ortaya çıktı şimdi. Irak’ta gündem bu güçlerin fotoğrafları. Söylentilere göre fotoğraflar da yeni… Daha aksi ispat edilmedi, açıklama da gelmedi. Sünni-Şii kavgası değil de, Şii-Şii kavgası çıkması muhtemel. Daha önce dediğim gibi, Maliki’nin ses kayıtları yayınlanmıştı. Bölüm bölümdü… Ülkede tsunami dalgası gibi bir şeye sebep olmuştu. En büyük Şii grup Sadr hakaretine tehditler vardı bu ses kayıtlarında. 2008’de ciddi bir savaş oldu. Sadr’a karşı yapılmıştı. Büyük kanlar dökülmüştü, işte Maliki buna dair “biz yaptık, itiraf ediyoruz” gibi şeyler söylüyor. Duhok-Zaho’daki olaylarda niye ABD-İran parmağının olduğunu söylüyoruz? Nuri el-Maliki tekrar başbakan olmak istiyordu. Bunu İran da destekliyordu. Ama bu ses kayıtları Maliki’yi engellemişti. Fakat böyle bir saldırıda Irak gündemi birden değişti. Her kesim Türkiye’ye saldırmaya başladı. Türkiye Dışişleri Bakanlığı ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın açıklamaları ve BMGK Türkiye Temsilcisi’nin saldırıları “Biz yapmadık saldırıyı, sorumluları bulalım.” demesi insanların kafasında ciddi soru işaretleri doğurdu. Irak’ın içindeki gruplar da, “İran’ın uzantıları bunu yapmış olabilir” diye düşünmeye başladı. Neden böyle düşünüyorlar? O bölgede PKK var, malumunuz bu terör örgütü HŞ ile hem Sincar hem Kerkük’te işbirliği içinde. Hatta ve hatta, PKK’nın diğer uzantıları HŞ’den maaş alıyor, bu gündeme gelmiş, ispat edilmişti.

Eklemek istediğiniz başka bir şey var mı?

Türkiye’nin Irak konusunda daha fazla yoğunlaşmasını diliyorum ben. Bölgede ciddi gelişmeler oluyor. IKBY’nin kuvveti Lahore Şeyh Cengi üzerinde çok azaldı, Celal Talabani’nin büyük oğlu Bafel de olayların içine giriyor. Bunlar önemli gelişmeler, Türkiye pas geçmemeli Irak bölgesindeki hareketliliği… Lahore Şeyh Cengi, terör örgütlerine ciddi finansal destek veriyor. Burada yeni bir oluşum var. Irak’taki Sünniler her ne kadar Türkiye’ye güveniyorsa da yalnız kalmış vaziyetteler. Türkiye de onlara destek veriyorsa, daha fazla vermeli. IKBY ile Türkiye’nin iyi ilişkileri vardı. Bu ilişkinin sürdürebilmesi çok ehemmiyetli. O bölgede PKK zayıflamış oluyor… Bakmayın siviller öldü maalesef, bir tepki yaşandı ama; hem Irak’ta, hem IKBY’de Türkiye’yi seven, bekleyen çok fazla insan var…

Teşekkür ederiz.

Ben de teşekkür ediyorum.

Röportaj: Faruk Hanedar

Kaynak: Baran Haber
Yorumlar (0)
25
az bulutlu
Namaz Vakti 10 Ağustos 2022
İmsak 04:22
Güneş 06:02
Öğle 13:15
İkindi 17:06
Akşam 20:18
Yatsı 21:50
Günün Karikatürü Tümü