Hak-Bir Sen Başkanı Nail Sarıkaya: Hak ile batılı tefrik etmezsek hem Hak hem bâtıla zulmetmiş oluruz

Bazen Müslümanların genel ahvalinden dolayı ümitsizliğe kapılmamıza rağmen Mehmet Boynukalın Hoca ile başlayan süreçle birlikte Ayasofya’nın yeniden cami olarak Müslümanlara kazandırılmasının büyük fetihlere sebep olacağını görmüş olduk.

Röportaj 03.06.2021, 17:30 07.06.2021, 18:39
Hak-Bir Sen Başkanı Nail Sarıkaya: Hak ile batılı tefrik etmezsek hem Hak hem bâtıla zulmetmiş oluruz

Mustafa Demirkan’ın Ayasofya’da Bakara Suresi’nin 114. Âyetinin meâlini okumasının ardından bütün Kemalistlerin kudurmuş bir vaziyette “M. Kemal’e hakaret edildi” diyerek hocaya saldırdığını gördük. Bu husustaki görüşleriniz nedir?

Memleketimizde bazılarının kendisini hem Müslüman hem de başka sıfatlarla vasıflandırdığını görüyoruz. Nerede durduklarını bilmeme, yerlerini tayin etmeme durumu var. Devekuşu gibi, koş denilince ben kuşum, uç denilince ben deveyim diyorlar. Kendilerini konumlandırdıkları yerde büyük bir problem var. Bunu layıkıyla anlatıp insanların durduğu yerin neresi olduğunu tayin ve tasnif etmemiz gerekiyor. Bir Müslüman İslâm’ın vecibelerine, emirlerine karşı çıkamaz. Eli kalem tutan, gazeteci sıfatı taşıyan, herhangi bir medya organında çalışan kimselerin bu noktayı izah hususunda yetersiz kaldığını görüyoruz. Müslüman mısın yoksa başka bir sıfatla mı konuşuyorsun? Hem “Müslümanım” deyip, hem de İslâm’ın hükümlerine karşı geldiğini görüyoruz bazılarının. Sorsan “Müslümanım” diyor; ama âyetin hükümlerinden rahatsız oluyor. Âyetin, sahip olduğu değerleri hedef aldığını varsayıyor. Âyeti mi kabul ediyorsun yoksa o âyetin hedef aldığı, senin ise değer olarak kabul ettiğin şeyleri mi tercih edeceksin? Bu tasnifin yapılmasını, kim neyi değer kabul ediyorsa onun açığa çıkarılmasını sağlamamız gerekiyor. Mevzu bahis âyette, camiler ve mescidlerde ibadeti engelleyen kimselerin kâfir ve zalim olduğu belirtiliyor. Memleketimizin tarihinde böyle bir vaziyet de yaşanmış. Tarihle yüzleşmek gerekiyor. Bu memlekette camileri, mescidleri kapatan zihniyet hâlâ bakidir, yine iktidarı ele alsalar camilere, mescidlere düşmanlık yapacaklar.

Kur’ân-ı Kerim’in âyetlerinin okunmasından dolayı suç duyurusunda bulunanlar, bu hareketleriyle bahsettiğiniz zihniyeti taşıdıklarını, yarın bir gün gücü ele alabilseler aynı şeyleri yapmakta tereddüt etmeyeceklerini de açık etmiş olmuyorlar mı?

Çok doğru bir tesbit bu. Yaptıklarının ne olduğunu, kabahatlerini bilerek âyetin kendilerini hedef aldığını düşünüyorlar zaten. Bu hareketleriyle ellerine fırsat geçtiğinde camilere hücum edeceklerini de göstermiş oluyorlar. Kendilerini ele veriyorlar. Eğer o zihniyete sahip olmasa, camilerle sıkıntıları olmasa böyle bir çıkış yapmazlardı. Üstlerine almazlardı, böylece üstlenmiş de oldular. En başta söylediğimiz gibi konumladığı yeri net bir şekilde tayin edemiyorlar, açıktan İslâm’a saldıramıyorlar, şahıslar üzerinden hükümleri hedef alıyorlar. Bunları hangi tarafta olduklarını açık şekilde söylemeye zorlamamız lazım. Bu noktada ise Müslümanlar pasif kalıyor ve karşısındaki sorguya çekemiyor.

Siz daha ziyade Kemalistler üzerinden fikrinizi belirttiniz, öte yandan halk nazarında Müslüman kimliğiyle tanınan bazı kişiler de Kemalistlerin saldırılarının ardından Mustafa Demirkan Hocayı hedef aldılar. Bunlar daha tehlikeli değil mi?

Aşağılık kompleksinin vahim neticesi bu. Hâlâ kendilerini İslâm düşmanlarına kanıtlama insiyakı ve onlarsız olmayacağı düşüncesiyle bazı şartlarını kabul etmemiz lazım gibi bir anlayışla hareket ediyorlar. Bu Müslümanlarda hep olan bir hâldi; fakat bugün maalesef daha da fazlalaşmış vaziyette. Biz bu ülkede yaşayacaksak bunların da bazı değerlerini kabullenmeliyiz, diye bir düşünce hâkim. Böyle bir şey olamaz. Biz gerçek mânâda Müslümanlar isek bunların yanlışlarını ve hakikatleri ortaya koymakla mükellefiz. Siz eğer Müslüman iseniz böyle düşünemezsiniz, diyerek sınırı çizmemiz gerekiyor. Bu onlar için de hayır olur, ben inanıyorum ki bu tavır gösterilirse aralarından bazı kimselerin hidayete ermesine de vesile teşkil edecektir. Fakat kompleksleri sebebiyle karşı tarafından değerlerini kabul etmeye meyledenler yüzünden yanlış içinde olanlar da yanlışlarını göremiyor, dolayısıyla doğru yola dönemiyor. Bu karmaşadan dolayı bâtıl davalarını savunmaya devam ediyorlar. Burada Müslümanların vebali daha büyüktür. Karşıdaki İslâm düşmanlığı yaparken ona gerekli tavrı göstermeyen de Müslümanlar için “düşman”dan daha tehlikelidir.

Yaranma psikolojisiyle hareket etmek ne kazandırabilir ki?

Hiçbir şey kazandırmayacağı malum; fakat hâlâ bundan medet umanlar var. Bâtıl ile beraber Hak dava yürümez. Hak davayı hâkim kılmak, Hak’kı bâtıldan ayırmak bizim vazifemiz; buna mecburuz. Bunu yapmadığımız müddetçe hem kendimize, hem de bâtıl tarafa düşenlere bir zulümdür. Çünkü bizim Hak’kı hâkim kılmamız onların da kurtuluşuna vesile olabilir.

Hak Bir Sen olarak Ayasofya’nın açılması sürecinde bazı eylemlere iştirak ettiniz, destek verdiniz. Üstad Necip Fazıl, “Ayasofya açılacak… Hem de öylesine açılacak ki, kaybedilen bütün manalar, zincire vurulmuş kan revan içinde masumlar gibi, ağlaya ağlaya, üstünü başını yırta yırta onun açılan kapılarından dışarıya vuracak!.. Öylesine açılacak ki, bu millete iyilik etmiş sanılan kötülerle, kötülük etmiş sanılan iyilerin gizli dosyaları da onun mahzenlerinde ele geçecek…” Keramet çapında bir tesbit… Önce Mehmet Boynukalın, şimdi Mustafa Demirkan ve müşterek nokta Ayasofya… Bu hususta neler söyleyebilirsiniz?

Bazen Müslümanların genel ahvalinden dolayı ümitsizliğe kapılmamıza rağmen Mehmet Boynukalın Hoca ile başlayan süreçle birlikte Ayasofya’nın yeniden cami olarak Müslümanlara kazandırılmasının büyük fetihlere sebep olacağını görmüş olduk. Mustafa Demirkan Hoca hadisesinde de, Müslümanlar hiçbir şey yapmamasına rağmen, sırf Ayasofya cami hüviyetine tekrar kavuşturuldu diye, Cenab-ı Allah bize lütuf gösteriyor ve Müslümanların uyanmasına vesile olacak hadiseler cereyan ediyor. Mehmet Boynukalın Hoca’nın da Ayasofya imamı olarak dillendirdiği hakikatlerin makes bulduğunu görüyoruz. Devamının geleceğine, Allah’ın izniyle bunun bir başlangıç olduğunu düşünüyorum. Mustafa Demirkan Hoca çok normal bir şey söylemesine rağmen karşı tarafın inanılmaz şekilde saldırmasını da, Ayasofya’nın açılmasının ikinci bir meyvesi, hayırlara vesile olacak bir gelişme olduğunu düşünüyorum.

Teşekkür ederiz vakit ayırdığınız için.

Ben de teşekkür ederim.

Yorumlar (0)
23
açık
Namaz Vakti 22 Haziran 2021
İmsak 03:24
Güneş 05:25
Öğle 13:11
İkindi 17:11
Akşam 20:47
Yatsı 22:38
Günün Karikatürü Tümü