İmkander Başkanı Murat Özer: Kemalist Devlet Anlayışı Türkiye'yi Anadolu'ya Hapsediyor!

İmkânder Başkanı Murat Özer ile Türkiye’nin Libya politikasını ve son günlerde tekrar gündeme Ayasofya’nın yeniden ibadete açılması meselesini konuştuk.

İmkander Başkanı Murat Özer: Kemalist Devlet Anlayışı Türkiye'yi Anadolu'ya Hapsediyor!

Türkiye Libya'da çok etkin bir politika seyrediyor. Libya'nın zaten sembolik bir ehemmiyeti malûm, Afrika'da kaybettiğimiz son topraklar. Öncelikle şunu soralım; Türkiye Libya'da niçin bu kadar çaba sarf ediyor?

Yani bunun tarihsel gerçekliğini, zaten ifade ettiniz. Bizim için Cezayir de, Mısır da önemli; fakat Libya’nın ayrı bir yeri ve değeri olduğu doğru. Osmanlı Libya’da direnişi örgütlerken Senusîler İstiklal Harbi’nde bizi desteklemek için buraya gelmişlerdi hatırlarsanız. O açıdan 01.14 var. Fakat bu Arap Baharı’yla beraber diğerlerinden ayıran bir nitelik ortaya çıktı. Mısır’da Müslüman Kardeşlerin Amerikan desteğiyle darbeyle iktidardan devrilip yok edilmesi sağlanmıştı. Libya’da da aynı hesabı yapmaya çalıştılar. Hem Rusya’nın hem Amerika’nın ülkeye hakim olmak için çaba sarfettiklerini gördük. Kaddafi, kendi döneminde bu bölgede emperyalistleri ciddi anlamda sıkıntıya sokmuştu. Bugün sahada Türk askerinin karşısında Rus askerleri var; fakat Hafter’in ABD ile olan ilişkilerini de göz ardı etmemek gerekiyor. Böyle bir sahada başarılı oldu Türkiye. Mısır’ın başına gelen felaketin Libya’nın başına gelmesine müsaade etmedi.

Türkiye Libya’ya ve İslâm dünyasındaki diğer bir çok ülkeye doğru açılıyor. Bir hezimet olan Lozan’ın tersine doğru bir süreç işliyor. Öte yandan Kürt meselesiyle de muhatabız. Biz bir yandan İslâm dünyasına açılıyoruz öte yandan Kemalist bir devlet anlayışıyla yol almaya çalışıyoruz. Biz bu milletlere ne vaad ediyoruz, hangi müşterek paydada bu milletleri toplayacağız?

Türkiye’nin devlet olarak Müslüman halkları tek bir çatı altında toplama gibi bir niyeti olup olmadığını şu anda bilmiyoruz; fakat sadece Cumhurbaşkanı özelinde böyle bir çabadan bahsedebiliriz. Bugüne kadar Kemalistler Misak-ı Milli diyorlardı. Bugün Misak-ı Milli’nin çok ötesinde bir coğrafyadayız; siyasî-askerî operasyonlar yürütüyoruz. Kemalistlerin ufku bunu alamaz. Lozan bizim için hezimetti. Çünkü biz o toprakları kaybettik, Adaları, Kıbrıs’ı, Cezayir’i, Libya’yı kaybettik. Lozan da bu kaybı tescilledi. Bir daha buralarda hak iddia etmeyeceğiz, dedik. Onun sayesinde de Türkiye Cumhuriyeti kuruldu. Bugün o ufkun çok ötesine geçmiş durumdayız. Kemalist devlet perspektifiyle Ortadoğu’daki Müslüman halkların üzerinde nasıl bir ittihat sağlanacak, derseniz; bu perspektifle mümkün olmadığını zannediyorum şu anda devleti edenler de biliyordur. Bunun değişmesi için bir hesaplaşma süreci yaşanıyor ve devam edecek. Bu hesaplaşmayı, Türkiye’de Garplılaşmanın, gavurlaşmanın, modernleşmenin merkez müessesesi Türk Silahlı Kuvvetleri’ydi ve bu kurumdaki zihniyet devrimini görüyoruz.

Zihniyet devriminden bahsetmişken son günlerde gündemde olan Ayasofya meselesine gelelim...

Ayasofya bir egemenlik iddiası meselesidir. Kemalizm’in bir antiemperyalist olmak iddiası vardır. Ayasofya’yı 1930’larda kapatmak aslında emperyalizme diz çöktüğünü göstermektedir. Onun için zaten arkaik bir ideoloji hâline gelen Kemalizm farklı formlarla iktidara yanaştırmaya çalışıyor bugün. Perinçek’in yaptığı gibi... Ama bence tamamen miadını doldurdu. Emperyalistler, Türkiye’nin bugünkü zihinsel devrim sürecini inkıtaya uğratmanın ancak İslami bir muhalefet tarzıyla mümkün olacağını keşfettiler ve onun için İslâmî tandanslı hareketlere yöneliyorlar. Ayasofya’yı dile getirip Türkiye’nin egemenlik haklarını ya da fütuhatı desteklemeyen hareketler. Bir yandan Suriye’de Libya’da ne işimiz var diyeceksin, bir yandan da Ayasofya açılsın diyeceksin. Bu tenakuz değil mi? Ayasofya egemenliğin sembolü. Bir çok kiliseyi camiye çevirdik. Modern zihin bunu algılayamaz. Kimsenin diniyle, imanıyla, inancıyla bir sorunumuz yok; ama diyoruz ki “Sen egemen olmayacaksın, ben egemen olacağım. Sen benimle yaşamak istiyorsan, bana saygı duyacak ve itaat edeceksin.”

Benim gösterdiğim alanda yaşayacaksın...

Tabii. Ya Mümin olursun ya zimmet ehli olursun yani benim korumam altında kâfir olarak yaşarsın. Yani fetih bu demek zaten. Şimdi bu kafa Hz. Ömer’in fetihlerini nereye koyacak mesela. Durduk yere mi yaptı bu fetihleri. Suriye’de ne işi vardı? Hz. Peygamberin Medine’de kurduğu küçücük devletin, Bizans topraklarında ne işi vardı?

Teşekkür ederiz.

Ben de teşekkür ediyorum.

Baran Dergisi 700.Sayı


Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.