Metin Hasırcı ile İslâmcı mücadele tarihinden kısa kısa…

Hatıra dünyamızda yeri olan ama esasında arzu etmesek de yapmak zorunda bırakıldığımız kavgalarımız oldu. Milliyetçi-mukaddesatçı gençler saldırılara maruz kalıyorlardı. O dönemde çok haksızlıklara maruz kaldık. Salih Mirzabeyoğlu senelerce hapis yattı.

Röportaj 15.05.2021, 02:08
Metin Hasırcı ile İslâmcı mücadele tarihinden kısa kısa…

Gölge dergisini çıkarırken siz de mücadelenin içerisinde yer alıyordunuz. Rahmetli Nazif Keskin de sizden çok bahsederdi.

Allah rahmet eylesin babası Nazif’i ilk getirdiği zaman bize teslim etmişti. Çok değerli bir kardeşimizdi mekânı cennet olsun. Birtakım faaliyetlerimiz, çalışmalarımız oldu.

Neler yaptınız, mücadelenizden bahseder misiniz?

Hatıra dünyamızda yeri olan ama esasında arzu etmesek de yapmak zorunda bırakıldığımız kavgalarımız oldu. Milliyetçi-mukaddesatçı gençler saldırılara maruz kalıyorlardı. O dönemde çok haksızlıklara maruz kaldık. Salih Mirzabeyoğlu senelerce hapis yattı.

Mirzabeyoğlu ile hatıralarınızı anlatabilir misiniz?

Eğer geriye dönüp bakarsak o dönemde yapılan kavgaların yapılması gerekiyordu. Çeşitli fikirlerin hepsi birden iyi yahut hepsi birden kötü denilemez; fakat bazen de dik duruş gerekiyor, bazen ise kötülüklerin hakkı kötek oluyor.

Yalçın Turgut, “Metin Hasırcı ve Salih Doğanpala İslâmcı mücadelede ilk yumruğu atan kişilerdendir.” diyor.

Beyazıt’ta kitap satışı yapardık, milliyetçi çocukların gittiği Marmara Kıraathanesi’nde. Orada bir tezgâh kuruldu, milliyetçi kesimden bize bir saldırı olacağının haberini aldık. Zannetmiyorum ki bugünün gençliği öyle bir saldırıya karşı koyabilsin yahut bugünün gençliği öyle bir saldırı tertiplesin.

O dönemde milliyetçi gençlik Kemalizm’in yedeğine girmişti. Siz de mukaddesatçı gençliğin sahipsiz kalmaması için o kavgayı vermek zorundaydınız ve akabinde de Akıncıların önü açıldı zaten değil mi?

Evet, maalesef iki taraftan da çok kayıplar verildi. Bir gün birisi haber getirdi, “Metin’i (Yüksel) öldürecekler.” dedi. Ben de bunu Metin’e söyledim, “Abi, ben şehid olmak istiyorum.” dedi. “Bırak ne şehid olması!” diyecek insanlar olmadığımız için hiçbir şey diyemedim, dondum kaldım. Halbuki yaşasaydı daha çok hizmet ederdi diye düşünürüm zaman zaman.

O dönemde atılan tohumlar daha sonra meyvesini verdi, onun için sizin kavgalarınız önemli. Gölge, Akıncı Güç, şehidler Metin Yüksel, Erdoğan Tuna, Sedat Yenigün ve diğerleri…

Evet haklısınız, hepsi bizim işaret taşlarımızdır.

Salih Doğanpala hakkında neler söyleyebilirsiniz?

Bir mazlumdur; ama asla geri adım atmamış, muhteşem bir insandır. Devlet idaresine önem vermiş, saygı göstermiş, medeni bir insandır. Gerçek bir mücahiddir. Bir gün kavgalarından birinde baktım ki ıslık çalıyor, “Salih abi neden ıslık çalıyorsun?” dedim, “Küfür etmemek için ıslık çalıyorum.” dedi. Yakın dövüşçüydü kendisi. Vefatından sonra bir arkadaşımız rüyasında görmüş, geldi anlattı. “Nasılsın?” demiş arkadaşımız, o da “Nasıl olalım, Çeçenlerle uğraşan Moskof’la çarpışıyoruz.” diye cevap vermiş.

Allah Kitabında, “Allah yolunda öldürülenlere ölü demeyin. Onlar diridir ama siz anlamazsınız.” diye buyuruyor. Allah şehidleri başka bir âlemde yaşatır ve cihad etmeye dünyaya göndermiş. Demek ki, rahmetli Salih Doğanpala şehid olarak vefat etmiştir.

Ne güzel, ne güzel…

Salih Mirzabeyoğlu ile hatıralarınız var mı?

Pek beraber bulunmazdık; ama neticede küfre karşı bir hadise olduğunda, dara düşüldüğünde birbirimizin yardımına koşardık. Gölge dergisini çıkarıyorlardı. 5 Haziran’da seçim vardı, biraz önce bahsettiğim o milliyetçi çocuklarla “Beyazıt meydan muharebesi” diye bahsedilen bir mücadele yaşanmıştı. Biz Beyazıt Meydanı’nda stand açıp kitap satardık. Onlar da (Gölge kadrosu) bize her türlü desteği verir, yanımızda bulunurdu. Bu mücadeleler Türkiye’yi çok ileri götürdü; ama yeter mi? Yetmez, daha yapılacak çok iş var. Sabır ve mücadele gerekiyor.

O dönemde mukaddesatçı gençlik daha ziyade milliyetçilerle mi mücadele içindeydi?

Milliyetçi gençler manipüle ediliyor, bize karşı kışkırtılıyordu. O dönemde mukaddesatçı gençler ile milliyetçi gençlerin aslında aynı safta bulunması gerekirdi. Komünistler daha özgün idi. Zira o dönemde bunu dile getiren insanlar da şehid edildi.

Gölge ve Akıncı Güç dergisini hatırlıyor musunuz?

Militan ve mücahid bir çizgisi vardı. Zira bu ekipteki arkadaşlar da herkese kol kanat gerer korurlardı. “Siz bir şeye karışmayın, biz hallederiz.” derlerdi.

Necip Fazıl ve Büyük Doğu ile münasebetinize de değinebilir misiniz?

Necip Fazıl tam bir aşk adamıydı, o bambaşkaydı. Büyük bir mücadele verdi. Cezaevinde yattı, davası için her türlü bedeli ödedi. Necip Fazıl’ın ardından konuşma cüreti gösterenlere hiç kulak asmamak lazım.

Baran Dergisi 748.Sayı

Yorumlar (0)
28
açık
Namaz Vakti 02 Ağustos 2021
İmsak 04:05
Güneş 05:51
Öğle 13:16
İkindi 17:10
Akşam 20:30
Yatsı 22:08
Günün Karikatürü Tümü