<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/" xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/" version="2.0">
  <channel>
    <title>Baran Dergisi - Baran-Haber-Görüş</title>
    <link>https://www.barandergisi.net</link>
    <description>Baran Dergisi - Baran-Haber-Görüş</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://www.barandergisi.net/rss/mimari-ve-musiki" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>Copyright © 2023. Her hakkı saklıdır.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Wed, 06 May 2026 03:14:45 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/rss/mimari-ve-musiki"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item>
      <title><![CDATA[Bir Mimar Sinan eseri: Selimiye Camii]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/bir-mimar-sinan-eseri-selimiye-camii</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/bir-mimar-sinan-eseri-selimiye-camii" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Süleymaniye’nin fil ayakları arasındaki boşluk 400 metrekareyken, Selimiye’de bu alan 700 metrekareye kadar çıkar. Böylelikle klasikleşmiş kubbe-mekân ilişkisi tamamen değişir.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[</p>]]></content:encoded>
      <category>Mimari ve Musiki</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/bir-mimar-sinan-eseri-selimiye-camii</guid>
      <pubDate>Sat, 13 Jan 2024 16:29:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2024/01/selimiye-camii-1.webp" type="image/jpeg" length="10782"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Görüş: Mimarlık üzerine genel düşünceler]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/gorus-mimarlik-uzerine-genel-dusunceler</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/gorus-mimarlik-uzerine-genel-dusunceler" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Rafa kaldırılan yalnız Mimar Kemaleddin Bey’in planları değil, tarihimiz boyunca biriktirdiğimiz anlayışımız, fikrimiz ve inancımızdı. Cumhuriyet devri kendi güzellik ve mimari anlayışını ortaya koyamadı. Çünkü Batı’nın üstünlüğü kabul edilmişti ve ancak onlara benzeyerek modern olabilirdik.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>Rafa kaldırılan yalnız Mimar Kemaleddin Bey’in planları değil, tarihimiz boyunca biriktirdiğimiz anlayışımız, fikrimiz ve inancımızdı. Cumhuriyet devri kendi güzellik ve mimari anlayışını ortaya koyamadı. Çünkü Batı’nın üstünlüğü kabul edilmişti ve ancak onlara benzeyerek modern olabilirdik.</p></p>]]></content:encoded>
      <category>Mimari ve Musiki</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/gorus-mimarlik-uzerine-genel-dusunceler</guid>
      <pubDate>Fri, 01 Dec 2023 10:13:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2023/11/mimarlik-uzerine-dusunceler.webp" type="image/jpeg" length="21774"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Mimarînin La Majör Akoru: Cevat Ülger]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/mimarinin-la-major-akoru-cevat-ulger</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/mimarinin-la-major-akoru-cevat-ulger" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Cevat Ülger günümüz mimarlığının en büyük eksiğinin “ritimsizlik” olduğunu ifade etmiştir. Ritmin kendisine has bir gücünün olduğunu ve her sahada bu ritmi yakalamamız gerektiğini defalarca vurgulamıştır.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>Cevat Ülger günümüz mimarlığının en büyük eksiğinin “ritimsizlik” olduğunu ifade etmiştir. Ritmin kendisine has bir gücünün olduğunu ve her sahada bu ritmi yakalamamız gerektiğini defalarca vurgulamıştır.</p></p>]]></content:encoded>
      <category>Mimari ve Musiki</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/mimarinin-la-major-akoru-cevat-ulger</guid>
      <pubDate>Mon, 16 Oct 2023 15:31:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2023/10/cevat-ulger-mimar.webp" type="image/jpeg" length="50629"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Klasik mimari tarzına hayat veren sanatkar: Cevat Ülger]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/klasik-mimari-tarzina-hayat-veren-sanatkar-cevat-ulger</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/klasik-mimari-tarzina-hayat-veren-sanatkar-cevat-ulger" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Cevat Ülger, Osmanlı mimarî stilinin büyük ustasıdır. Osmanlı mimarî tarzı üzerinde çalışan Ülger, bu sisteme bağlı olarak kendi üslubunu ortaya koymuştur. Hiçbir zaman kuru taklitte kalmamıştır. Her zaman için yeni bir yorum getirmiştir.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Cevat Ülger, 5 Mayıs 1933’te Eskişehir’de doğdu. İlk ve orta tahsilini Eskişehir’de tamamladıktan sonra Bolu öğretmen okulunu bitirdi ve daha sonra Ankara Gazi Eğitim Enstitüsü Resim Bölümü’nden mezun oldu.</p>

<p>1956 yılında Malatya Atatürk Lisesi’nde resim öğretmeni olarak iş hayatına atıldı. Bir süre resim öğretmenliği yaptı. Malatya Atatürk Lisesi’ndeki öğretmenlik yıllarında çocukluk döneminde geliştirdiği oyuncak maketlerini resmedip, yapılış şekillerinin grafik çizimlerini hazırladı ve hayâl dünyasında ürettiği masallara uyarladı. Halı dokudu, karikatür çizdi ve asıl olarak Osmanlı mimarisini “modern malzemelerle” günümüze taşıdı.</p>

<p>Eskişehir’de Reşadiye Camii’nin proje ve projenin tatbiki çalışmalarına başladı. Bu caminin tüm detaylarıyla, projeleriyle bizzat tek tek ilgilendi. Filpaye başlıklarından, mahfel altı sütun başlıklarına ve hattâ sütun başlıklarını hepsi ayrı modelde olmak kaydıyla modellerini çıkartıp kalıblarını hazırladı ve tüm sütun başlıklarını betonarme olarak hazırladı. Diğer taraftan bir heykeltıraş gibi çalışarak kubbe altı mukarnaslarını, şerefe altı ve mihrab içi mukarnaslarını hazırladı. Minberini, kürsüsünü, müezzin mahfelini, korkuluklarını, kapı kitabe ve sövelerini, mihrapçelerine varıncaya kadar en ince detaylarını dahi projelendirmekten geri kalmadı. Bütün bunları malûm cami yaptırma ve yaşatma cemiyetlerine rağmen yaptı. Onun azmi netice olarak böyle muhteşem bir eserin ortaya çıkmasına vesile oldu.</p>

<p>1967’lerin sonunda aktif mücadelesi sebebiyle öğretmenlikten ihraç edilen Cevat Ülger 1968 yılında İstanbul’a taşındı ve mücadelesine kaldığı yerden devam etti. Bunca yıl sürdürdüğü bütün mimarî çalışmalarının önünde, diploması olmadığı için projelerine atamadığı resmi imzalar engel teşkil ediyordu. Bunun üzerine 1969 yılında Devlet Güzel Sanatlar Akademisi Mimarlık Yüksek Okulu’nun gece bölümüne kaydını yaptırdı ve 1974 yılında bu okuldan birincilikle mezun oldu. Mezuniyetinden 3 yıl sonra ise vefat etti.</p>

<p><img alt="" src="https://barandergisinet.teimg.com/barandergisi-net/uploads/2023/09/cevat-ulger-1.webp" style="width: 1000px; height: 563px;" /></p>

<p><b>60’ı aşkın eseri var</b></p>

<p>60’tan fazla eseri bulunan ‘Çağdaş Sinan’ın belli başlı mimarî eserleri şöyle: İstanbul Küçüksu'daki Zihni Gürler Camii. Eskişehir'deki Reşadiye Camii ve on civarında diğer camileri, Kayseri' deki Bürüngüz Camii, Ankara’daki Abidin Paşa Camii, Hatay Kırıkhan’da Beşyüzevler Camii, Trabzon Çaykara'daki Camii, Kütahya’nın Tavşanlı, Tunçbilek, Domaniç kazalarındaki camiler... Sivil mimarî örnekleri olaraksa; Konya Ilgın kazasındaki kaplıcaların kompleksi ve Eskişehir'de birçok binayı sayabiliriz. Sinan gibi komple sanatkâr özelliğine sahip olan Cevad Ülger’in bu camilerin sadece mimarisini yapmayıp, bütün dekorasyonunu, desenlerini vs. yaptığını da belirtelim.</p>

<p><b>Cevat Ülger’in kitapları</b></p>

<p>Cevat Ülger’in Oyuncak Masalları, Demet ve Ritmin Gücü ve Ritme Davet olmak üzere 3 eseri bulunmaktadır.</p>

<p><b>Yeni üslup geliştirdi</b></p>

<p>Osmanlı mimarî tarzına bağlı yeni üslup geliştiren Cevat&nbsp;Ülger'in eserlerini halk, Mimar Sinan’ın zanneder. Cevad Ülger'in mimarî eserlerinin zevk yoksunu ellerde tatbik edilirken bazı aksaklıklar olduğunu da belirtelim. Cevad Ülger, 20 küsur yıllık mimarlık hayatında olumsuz çevreye rağmen mimarlığa ilgi duymasını "ruhi bir şey" olarak açıklar.</p>

<p><b>Osmanlı mimarî stilinin büyük ustası</b></p>

<p>Cevat&nbsp;Ülger, Osmanlı mimarî stilinin büyük ustasıdır. Osmanlı mimarî tarzı üzerinde çalışan Ülger, bu sisteme bağlı olarak kendi üslubunu ortaya koymuştur. Hiçbir zaman kuru taklitte kalmamıştır. Her zaman için yeni bir yorum getirmiştir. Sistem aynı, üslup farklı. Osmanlı mimarî tarzının ana karakteristiklerinden olan yenilikçi anlayışa uygun olarak Cevad Ülger'in de hiçbir eseri diğer eserinin benzeri değildir. Sistem aynı, fakat uygulamalar her eserde farklıdır.</p>

<p><b>Klasik mimari tarzına hayat verdi</b></p>

<p>Cevad Ülger, Osmanlı stilini 20. yüzyılda başarı ile yaşatmıştır. "Çağdaş Sinan" denmesinin sebebi de budur. Özünde canlı olan fakat şu an küllenmiş vaziyette olan Osmanlı mimarî tarzına hayatiyet kazandırmıştır. Osmanlı mimarisindeki gelişme ruhunu kavrayıp çağdaş eserler ortaya koymuştur. Yeni tekniklerden de istifade etmiştir. Aslında dinamik olan, fakat şahıslarda donmuş bulunan Osmanlı mimarî tarzını çağımızda yaşatan büyük ustamızdır.</p>

<p>Cevad Ülger, Osmanlı mimarisini şöyle ele almaktadır: “Osmanlı mimarlığı kapalı değil açık! Dört fil ayaklı ve yarım kubbeli sistem ebediyete kadar açık! Ama kime? Tabii yapmak isteyene, kabiliyetli, bilgili, sinesi hakikatlere ve bilhassa milletine açık olan mimara... Dört pilpayeli sistem gibi, bütün diğer kuruluş sistemleri, estetik sistemleri, hepsi ebediyen kapanmamış, donmamış inkişafa hazır, mecbur edici olarak duruyor ve bekliyor. Netice olarak, Osmanlı mimarîsine bağlı olmak, esasen, inkişafı kabul etmek olacaktır.”</p>

<p><b>Cevat Ülger eserlerinde tekrara düşmemiştir</b></p>

<p>Cevad Ülger'in anlattığı ışığında şunu anlıyoruz ki: Osmanlı mimarîsi yenileşmeye açık bir mimarîdir. Statik değil, dinamiktir. Osmanlı mimarî ustaları hiçbir zaman tekrara düşmemişlerdir.</p>

<p>Cevad Ülger de yapılarının hiçbirinde tekrara düşmemiştir. Osmanlı mimarîsinin bu yenilikçi yönünü algılamış olup, eserlerinde de bunu yaşatmıştır. Eserlerinin mimarîsinde uygulaması yanında. Mukarnaslarda (stilistik) da bunun sayısız örnekleri vardır. Sütun başlıkları ve diğer mukarnasların hepsi özgündür. Hiçbir eserinde bir öncekinin taklidi yoktur.</p>

<p>Osmanlı mimarlığındaki abstre anlayış alabildiğine yeniliğe açıklık getirmiştir. Taklitten uzaklaşmış olup, abstre anlayışla sonsuzluğa kucak açmıştır.</p>

<p><b>Karikatürde bir ilkin başlangıcı oldu</b></p>

<p>1973 yılında Milli Gazete’nin yayın hayatına girmesiyle, gazetenin birinci sayfasında “Karamehmetler” imzasıyla günlük siyasi karikatürler çizdi. Kübik şekillerin hâkim olduğu tek ve kararlı çizgi sistemiyle oluşturduğu karikatür tarzı diğer sanat kollarında olduğu gibi karikatürde de bir ilkin başlangıcı oldu. Vefatına kadar günlük siyasi karikatürlerine devam etti.</p>

<p><img alt="" src="https://barandergisinet.teimg.com/barandergisi-net/uploads/2023/09/esma-inci-cizim-cevat-ulger.jpg" style="width: 1061px; height: 749px;" /></p>

<p><b>Aynı zamanda kaşifti</b></p>

<p>1966 yılında; Japonların bütün dünyaya yüzyılın buluşu diye ancak 1980’lerden sonra sundukları üçgen motor, hidrojenle çalışan motor ve daha şimdilerde projelendirilmeye çalışılan su ile çalışan motor projelerini hazırlayıp İstanbul Teknik Üniversitesi’nde profesörler kuruluna sundu. Ancak uzun bekleyişlerden sonra dış güdümlü malum kafalar tarafından bir türlü gündeme alınmayarak projelerin üstü örtülüp sümen altı edildi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>M<b>üzik ve şiir zevkine sahipti</b></p>

<p>Mimarî sanatı merkez olmak üzere, ressam, karikatürist (Karamehmetler imzasıyla tanınır), engin müzik kültürü sahibi ve şiir zevkine sahip komple sanatçıdır. Mimarî eserlerindeki mukarnas çalışmaları, dekoratörlüğü, desenciliği, değişik motif çalışmaları, oymacılığı, ressam ve heykelciliği vs. onun komple sanatçılığının tezahürleridir.</p>

<p>Cevad Ülger, taşın şiiri sayılan mimarîde şiirdeki ahenk unsuru gibi uyumu yakalamıştır. Eserlerinde estetik, zarafet, heyecan, ritim, ahenk ve bütünlük temel özelliklerdir. Taşı şiire çeviren, büyük ustamızdaki "şiir idraki”dir.</p>

<p>Mimarî, her şeyden önce bir kültür ve anlayıştır. Hangi dünya görüşünün mimarîsi sorusu bir dünya görüşünün varlığını gerektirir. İslâm’ın mimarîsi İslâm’a muhatap anlayışı icab ettirir. Dolayısıyla önce İslâm’a muhatap anlayış ve bu anlayıştan sarkarak mimarî alana muhatap anlayış gerektiği meydandadır. İslâm’a muhatap anlayışta durulamazken, İslâm mimarîsine muhatap anlayışta durulamayacağı apaçıktır. Allah’a şükür ki, mimarî alanda Cevad Ülger gibi bir dehaya sahibiz. Mimarî muhatap anlayışımızın öncüsü olarak eserleriyle meydanda durmaktadır.</p>

<p>6 Eylül 1977’de hakkın rahmetine kavuşan Mimar Cevat Ülger’i (Karamehmetler) vefatının sene-i devriyesinde rahmetle anıyoruz.</p>

<p>Not: Kazım Albay'ın <em>"<a href="https://www.barandergisi.net/cagdas-sinan-cevad-ulgeri-tanimak">Çağdaş Sinan" Cevad Ülger'i Tanımak</a></em> yazısından faydalanılmıştır.</p>

<p>Baran Haber</p></p>]]></content:encoded>
      <category>Mimari ve Musiki</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/klasik-mimari-tarzina-hayat-veren-sanatkar-cevat-ulger</guid>
      <pubDate>Fri, 08 Sep 2023 13:05:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2023/09/mimar-cevat-ulger.webp" type="image/jpeg" length="54044"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[“Çağdaş Sinan” Cevat Ülger’i rahmetle yâd ediyoruz]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/cagdas-sinan-cevat-ulgeri-rahmetle-yad-ediyoruz</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/cagdas-sinan-cevat-ulgeri-rahmetle-yad-ediyoruz" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Salih Mirzabeyoğlu’nun “gören göz hakkiyle, doğrudan kavranamayanı gören gerçek sanatkâr” dediği Osmanlı mimarisini “modern malzemelerle” günümüze taşıyan “Çağdaş Sinan” Cevat Ülger’i vefatının 46. sene-i devriyesinde rahmet ve dua ile yâd ediyoruz.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>6 Eylül 1977’de vefat eden merhum mimar&nbsp;Cevad Ülger Karamehmedler’e perde ardına geçişinin 46. sene-i devriyesinde rahmet, dua, minnet ve saygı ile…</p>

<p>Cevad Ülger sadece bir mimar değildi. Gerçek bir sanatkârdı; resmiyle, mimarisiyle, karikatürüyle, müzisyenliği ile eşsiz bir insandı. Esasında mesele Cevad Ülger oldu mu, mimarlığı ve mimarı yeniden tanımlamak gerekir. Zira kendisi Mimar Sinan’ın bütün keyfiyetiyle 20. yüzyıla yansımış ruh ikizidir.&nbsp;Mütefekkir Salih Mirzabeyoğlu’nun da bu sebepten Cevad Ülger’e “Çağdaş Sinan” dediğini düşünüyorum.</p>

<p>Fransız mimar&nbsp;François Blondel&nbsp;şöyle der: “<i>Eğer Tanrı kendi halkını cezalandırmak isterse mimarlarını ellerinden alır.</i>” Cumhuriyet devri mimarlarına baktığımızda ve Karamehmedler’in de erken sayılabilecek bir yaşta vefat ettiğini hesaba kattığımızda, Blondel’in ifadesindeki hakikat, mimari halimizin çaresizliği ve garabeti göz önünde bulundurulduğunda anlaşılmıyor mu? Cevad Ülger’in muhataplarının seviyesi; daha doğrusu dönemin estetik, zevk, idrak ve anlayış seviyesizliği bu büyük sanatkârın önündeki en büyük engeldir. Cevad Ülger’in muhataplarının zevk ve estetikten ne denli mahrum olduğunu şu misal üzerinden gösterelim: Cevad Ülger Karamehmedler öğrencilerine iki eser gösterir; fakat eserlerin ne olduğunu söylemez. Biri Batıdan, diğeri ise kendi tarihimize ait bir eserdir. “Hangisi daha güzel?” diye sorar. Öğrencilerin hepsi, Batı’dan alınmış resmin güzel olduğunu söyler. Cevad Hoca da “Hepiniz hapı yutmuşsunuz” der. Kendi tarihinin estetik, zevk, anlayış ve diyalektiğinden koparılan kimseler, Batı tarafından dizayn edilen zihin dünyasının sonucu olarak kendine yabancı hale gelmiştir.</p>

<p>Günümüz mimarlarının neredeyse çoğu, Cevad Ülger’in ifadesiyle hapı yutmuştur. Kendi muhasebesini, murakabesini ve muhakemesini yapamayan mimarlar biyolojik olarak yerli, zihin olarak yabancıdır; hadiseye yanaşan şuurları “biz”den değildir.</p>

<p>Vitruvius&nbsp;yorumcusu olarak bilinen&nbsp;Perrault, mimarîyi saf insan icadı olan hayal mahsulü bir sanat olarak ifade ederken Blondel ise mimarlığın kaynağının doğa olduğunu söylemiştir. Avrupalı mimarların bu kısır tartışmasını Cevad Ülger “<i>Ritmin Gücü ve Ritme Davet</i>” eserinde şöyle ifade etmiştir:</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>“<i>Klasik Yunan devrinde, gerek resim ve gerekse heykel naturalizmin zirvesine çıkmıştı. Sanat taşın biçimlenişi değildi artık, insanın duruşuydu… Yunan sanatı bu durumunu Hellenizme, oradan Roma’ya devrederken, Hristiyanlık Avrupa’yı sardı. Romen ve Gotik devirleri içinde tabiatın daha güçlü ve üsluplu taklitlerine vardılar. Nihayet rönesansta Hristiyan haleti ruhiyesi ile Yunan esprisi birleşti. Böylece ana hareket noktası değişmeden barok sanata devredilecek olan, üsluplanmış çok kuvvetli bir tabiatçılık doğacaktır.</i>”</p>

<p>Batı mimarisi kuvvetli tabiat taklitçiliği olan Barok sanatından daha sonra Rokoko, eklektik mimarî ve müteakip dönemlerde, katlettikleri tabiatı taklide devam etmişlerdir.&nbsp;Katlettikleri tabiatın, güzelliği tahrip oldu ve tahrip edilmiş tabiata pitoresk (güzel ile beğeni arasında bir kavram) denildi.</p>

<p>Cevad Ülger mimaride gelenek ve modernizmin kesiştiği yerde görülür. Teknik açıdan pragmatik davranır. Ne geleneği eski olduğu için tamamıyla reddeder, ne de modernizmi yeni olduğu için bütünüyle kabul eder. Tasarım ve projesini geliştirdiği birçok camiinin taşıyıcı karkasında betonarme malzemeyi kullanması, mahfil korkuluklarını steelden (çelikten) yapması modern mimariye verdiği önemi gösterir. Cevad Hoca’nın 1969-1978 yılları arasında yapmış olduğu “<i>Reşadiye Camii</i>”inde kendisine özgü sanatı görebiliriz. Dış mekânda klasik mimari, iç mekânda modern mimari hakimdir. Eserleri adeta tuval üzerinde dans eden bir ressamı anımsatır ve mimarî harikalıklar sunar. Eserleri üstün aşk ve zarafet misalidir.</p>

<p>Cevad Ülger’in diğer bir eseri olan “<i>Kayseri Bürüngüz Camii</i>” Osmanlı tarzında tek kubbeli, merkezi planlı ve birer şerefeli iki minareli bir camidir. Büyük kubbe örtüsü, cam işçiliği ve kubbe süslemesiyle klasik Osmanlı mimarî tarzını yansıtmaktadır. Mimar Karamehmedler’in mimarî anlayışını camiiler özelinde şöyle tarif edebiliriz:</p>

<p>Mimari yapının iç mekânında modern mimarî hakimken, dış cephelerinde geleneksel mimarî hakimdir. Modernizmin geleneğin içinde mündemiç olduğunu taşlarla ifade edip mimarî anlayışına karakter kazandırmıştır.</p>

<p>Cevad Ülger’in mukarnaslara ehemmiyet vermesi geleneğe bağlı olup yeniden yorumlamasından dolayıdır. Mukarnaslar hakkında Mimar Cevad Ülger şu ifadeleri kullanır:</p>

<p>“<i>Osmanlı mimarlığının dünya mimarlığı içinde, rastlanmayan, en enteresan taraflarından mukarnaslar…</i>”</p>

<p>Mukarnaslar mimarimizde biricik özelliğe sahiptir. Mesela Almanya’daki&nbsp;<i>Cologne Katedrali</i>&nbsp;gotik mimariye sahip ve stalaktit stil de vardır. Bizdeki mukarnaslar gibi, fakat teknik olarak badem kısımları yoktur. Teknik açıdan bu yönüyle İslâm mimarisine has bir özelliktir.</p>

<p>Perrault, mimarlığın ve müziğin ilkelerini mukayese eder ve bu iki sanatın güzelliğinin orantıdan ibaret olduğunu söyler. Müzik hocası olan&nbsp;Rene Ouvrard, Süleyman Tapınağı’nın ölçülerinin müzikal orantı sunduğunu kanıtlamıştır. Müzikte notaların düzenine uyulmadığında birbirinden bağımsız sesler çıkar ve son derece rahatsız edici olur. Fakat notalara uyum sağlandığı müddetçe ortaya muhteşem bir armoni ve senfonya çıkar.&nbsp;Shakespeare’in ifadesiyle “müzikten etkilenmeyecek hiçbir mahluk yoktur dünyada.” Müzik, Antik Yunan’dan günümüze kadar farklı şekillerde gelmiştir. Ayin, hipnoz, eğlence, mimari, tefekkür gibi amaçlarla kullanılmıştır. Batılı bestekar&nbsp;Franz Liszt&nbsp;“<i>Müzik; en ilahi ve en şeytanî</i>&nbsp;<i>sanat</i>!” demiştir. Mimarî de tıpkı böyledir. Dengesiz cephe çıkmalarıyla, farklı denizlik, aralık ve yükseklikleri bulunan pencereleriyle, simetriden uzak bir yapı, rahatsız edici bir orkestra gibidir. Cevad Ülger mimarlığının yanı sıra aynı zamanda müzisyendir. Ülger’e göre 20. yüzyıl müziğinin en önemli karakteri ritimsizliktir. Hangi sanat olursa olsun, ritim o sanatın ana karakterini oluşturur. Ülger aritmiye neden meyli olduğunu “<i>Ritmin Gücü ve Ritme Davet</i>” eserinde şöyle ifade ediyor:</p>

<p>“<i>Bugün ritim kime ne yaptı? Neden aritmiye meylediyoruz? Sebepleri araştırırken, bir yanda ‘pür-saf sanat ve estetikle baş başa kalma’ kabul edilebilir. Fakat görmemezlikten gelinen ve asıl ağır basan sebep, bir önceki devre ‘kontrast-zıt’ olma kabul edilebilir.</i>”</p>

<p>Her sahadaki başarısızlığın, ritimsizliğin, şahsiyetsizliğin altında yatan temel gerçek de budur: Ortaya hiçbir şey koymadan, geçmişe budalaca karşı çıkmak. Nerede Cumhuriyet aydınlarının, hürriyet sevdalılarının romanı, hikâyesi, şiiri, tiyatrosu, mimarî eserleri? Cumhuriyet devrinin sözde aydınlarının yekûnu sanatta sınıfta kalmasına rağmen kendini geliştirmek için de hiçbir çaba içinde değil. Bir misal: İslâm mimarisinin zarafet ve ihtişamını kavrayıp uygulamak yerine masif ayaklarının üzeri süs diye ve mimarlıkta pilastr olarak ifade edilen ağır sıra kemerlerden oluşan basit tezyinatı tercih ettiler. Çünkü mimarlık anlayışının ayak altı olduğu dönemlerde mimar, detaylar üzerinde yaptığı oyunlar, sahte tezyinicilik ve sahte dekorlarla mimarî anlayışsızlığının üstünü örter.</p>

<p>Çok yönlü sanatkâr Cevad Ülger aynı zamanda karikatüristtir. Milli Gazete’nin yeni çıkmaya başladığı dönemlerde, Karamehmedler mahlasıyla dönemin sosyolojik, ekonomik, siyasal ve kültürel olaylarını kendine has çizgileri ile çizmiş ve tenkit etmiştir.</p>

<p>Cevad Ülger toplumdan uzak bir mimar olmamıştır. Toplumun iyileşmesi için çözüm önerileri sunmuş, gerektiği takdirde sert bir dille tenkit etmiştir. “<i>Osmanlı mimarlık anlayışını anlamak için Osmanlı toplumunun sosyolojik değişimini de takip etmek lazım</i>” diyen Ülger, kendisi de hiçbir zaman toplumdan kopmamıştır. Komünizm toplumu çekiç ve orağının arasına alıp ezmeye çalıştığında Ülger çizgileriyle buna mâni olmaya çalışmıştır. Büyük Doğu teknesinde yoğrulan İBDA fikriyatının oluşmasında etkili olan üç isimden biridir. Mütefekkir Salih Mirzabeyoğlu onun için “<i>benim plastisite ruhumu inşa etti</i>” demiştir. Bu mânâda Cevad Ülger’in büyüklüğünü göstermek için İBDA külliyatına bakmak yeterli olacaktır. Mirzabeyoğlu “<i>Ritmin Gücü ve Ritme Davet</i>” eserinin takdim kısmında şu ifadeleri kullanır:</p>

<p>“<i>Mühendislikten makineye, çocuk oyuncaklarından halı dokumaya kadar geniş ilgi sahası. Fikirde, en keskin hükümleri bile, elinin tersiyle ve çoğu zaman farkında olmadan deviriveren bir mizaç. Ve taşla ahenk kurucu olma sıfatından olsa gerek, ahenk keyfiyetini en çarpıcı bir zevk seviyesinden tadarak bir anda değer biçen…</i>”</p>

<p>Merhum&nbsp;Suat Fıratlı, geçtiğimiz ay dergimizde yayınlanan röportajında Cevad Ülger’i şöyle anlatır:</p>

<p><i>“Cevad evde sarıkla gezerdi. Güzel bir sarığı vardı. Büyük bir pankart arabası vardı. Onunla ikimiz karşıya geçiyorduk… Gidiyoruz, dedi ki “Suat! Biz çok münafık mıyız?” Baktım ki gözünden yaş geliyor. O derinlere daldı mı, gözünden yaş gelirdi. “Hayırdır ya?” “Yahu, benim hanım her gün Peygamberler, hacı, hocaları rüyasında görüyor. Ben daha papaz göremedim rüyamda.” dedi</i>”</p>

<p>Cevad Hoca’nın derin ve gerçek mümin oluşunu gözler önüne seren bir hatıra. Cevad Ülger’i gerçek sanatkâr yapan şey kalbindeki imân ateşiydi. Bu imânını eserlerine nakış nakış işledi.</p>

<p>Cevad Hoca hakkında düşülen yanlışlardan birisi de ona “camii mimarı” denilmesidir. Ülger’in mimari tarzı Osmanlı mimarisiydi. Mütefekkir Salih Mirzabeyoğlu “<i>Demet</i>” (karikatür) eserinin takdim kısmında bu mesele hakkında şöyle diyor:</p>

<p>“<i>Mimarlığından bahsederken onun çalıştığı üslubun isminin “Osmanlı Mimarisi” olduğunu da bir düzeltme ile bildirelim. Bunun camilerde uygulanmış şekline bakarak, bu mimari tarzına, “camii mimarisi” ona da camii mimarı demek yanlıştır. Sağ olsaydı böyle düşünenlere kendine has mimikler ve anlatış tarzıyla gerekli açıklamayı yapardı. Ve içinde bulunduğumuz estetik zevkini yitirmiş toplum, spor salonu, sinema ve konser salonu gibi yapılarda bu tarzı uygulama şansını ona tanımadı.</i>”</p>

<p>Cevad Ülger’in her yönü harikalıklar sunar. Mimarlığıyla, ressamlığıyla, müzisyenliğiyle, karikatüristliğiyle gerçek bir İslâm aydınıdır.</p>

<p>Turgut Cansever’in de hocası olan&nbsp;Le Corbusier&nbsp;“Dünyaya iki mimar geldi. Biri Mimar Sinan, diğeri ben.” der.&nbsp; Corbusier’in ifadesini şöyle değerlendiriyorum. Mimar Sinan’ın sadece maddi boyutunu kavrayan Batı’dan Corbusier gibi literatür ve akademide otorite sahibi biri çıktı. Ve Batılı entelektüeller bilhassa mimar ve mühendisler Corbusier’e sahip çıktı, fikirlerini geliştirdi. Peki ya Mimar Sinan’ın hem maddî, hem manevî boyutunu kavrayan Cevad Ülger Karamehmedler’e kim sahip çıktı? Hangi mimarlık-mühendislik fakültesinde kendinden bahsedildi, tezler yazıldı? Kendine entelektüel diyen hangi mimar Ülger’i tanıyor? Geçmiş dönem İslam mimarisini günümüz için yorumlayıp, tekrar taşımanın yolu Cevad Ülger’den geçer.&nbsp;<i>Reşadiye</i>&nbsp;veya&nbsp;<i>Bürüngüz Camii</i>’ne baktığımızda anlaşılmıyor mu? Yoksa bayağı ve kopya mimariye alışan gözler Cevad Ülger’i görmüyor mu, görmek mi istemiyor?</p>

<p><strong>Hasan Hüseyin Akdağ</strong></p>

<p>Aylık Baran Dergisi 7. Sayı</p></p>]]></content:encoded>
      <category>Mimari ve Musiki</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/cagdas-sinan-cevat-ulgeri-rahmetle-yad-ediyoruz</guid>
      <pubDate>Thu, 07 Sep 2023 10:02:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2023/09/cevat-ulger.webp" type="image/jpeg" length="30205"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Tarihi Haydarpaşa Garı, 2024’te hizmete açılacak]]></title>
      <link>https://www.barandergisi.net/tarihi-haydarpasa-gari-2024te-hizmete-acilacak</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.barandergisi.net/tarihi-haydarpasa-gari-2024te-hizmete-acilacak" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Haydarpaşa Garı'nın 2024’te hizmete açılacağı duyuruldu. Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, Haydarpaşa Garındaki restorasyon çalışmalarını yerinde inceledi. Uraloğlu, "Tarihi Haydarpaşa Garı’nda devam eden restorasyon çalışmaları, 2024’te tamamlanacak." dedi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p></p>

<p>Bakan Uraloğlu, tarihi Haydarpaşa Garı’nda yürütülen restorasyon çalışmalarını ve bölgede bulunan Arkeopark alanını yerinde inceledi, yetkililerden bilgi aldı.</p>

<p>Garın restorasyon çalışmalarının titizlikle sürdüğünü belirten Uraloğlu, "Tarihi dokuya zarar vermeden çalışmaları titizlikle sürdürüyoruz. Tarihi Haydarpaşa Garı, 2024 yılında tamamen hazır hale getirilerek hizmete alınacak. Ayrıca Arkeopark alanındaki çalışmalar da İstanbul’u tarihine ışık tutacak." dedi.</p>

<p>2010 yılında çıkan yangında büyük hasar gören gar, 2024’te tamamen hazır hale getirilecek.</p>

<p></p>

<p></p></p>]]></content:encoded>
      <category>Mimari ve Musiki</category>
      <guid>https://www.barandergisi.net/tarihi-haydarpasa-gari-2024te-hizmete-acilacak</guid>
      <pubDate>Thu, 13 Jul 2023 13:03:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://barandergisinet.teimg.com/crop/1280x720/barandergisi-net/uploads/2023/07/haydarpasa-aa-1904124-restorasyon.jpg" type="image/jpeg" length="24286"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
