Bol akçeli işler

Mevzuyu “başörtülü bacılarımıza saldırı” tonunda ele alacak bir durum da, 28 Şubat sürecinde El-Ezher’de olan Kuytul üzerinden “yeni 28 Şubat” naraları atmanın da, mevzuyu İslâmî bir dava çerçevesinde yaşanan bir hadiseymiş gibi ele almayı da gerektirecek hiçbir şey yok; zira meselenin bol akçeli bir işten öte hiçbir mânâsı yok.

Siyaset 22.03.2022, 12:13 24.03.2022, 16:40
Bol akçeli işler

Furkan Vakfı’nın 20 Mart Pazar günü Adana’da yaptığı gösteri yürüyüşüne polisin sert müdahalesi Türkiye’nin gündemine yerleşti. Polisin göstericilere karşı orantısız güç kullandığı İçişleri Bakanı Süleyman Soylu tarafından da kabul edildi.

Kuytulcular niçin eylem yaptı?

Kuytulcular olarak bilinen ve 15 Temmuz sürecinde Alparslan Kuytul’un tutumu ve ifadeleri sebebiyle 2018’de kapatılan Furkan Vakfı etrafındaki grup Pazar günü, Furkan Vakfı çevresinden sekiz kişinin serbest bırakılması talebiyle yürüyüş gerçekleştirdi. Bu yürüyüşe Alparslan Kuytul da katılırken polis gruba belki de Gezi eylemlerinden bugüne örneği görülmemiş biçimde sert müdahalede bulundu. Furkan Vakfı, polisin joplarla eylemcilere müdahale ettiği, eylemcileri darp ettiği, zaman zaman kanlı sahnelerin ortaya çıktığı görüntüler paylaştı. Bu görüntüler özellikle sosyal medyada büyük bir tepkiye yol açtı.

Sekiz kişi niçin tutuklu?

Furkan Vakfı ile iltisakı bulunan sekiz kişi, iş adamı olarak bilinen Koray Sarısaçlı’nın kaçırılması, işkence edilmesi ve gasp edilmesinden dolayı tutuklu. İddiaya göre; Furkan Vakfı ile iltisaklı kişiler, vakfa 15 Temmuz sonrası açılan ana davada da sanık durumunda olan, Alparslan Kuytul’un kasası olduğu iddia edilen Koray Sarısaçlı isimli kişiyi kaçırıp işkence ederek yedi milyon dolar civarında parasına el koydu. Söz konusu sekiz kişi bu suçlamalarla tutuklu yargılanıyor.

Koray Sarısaçlı’nın iddiası

“Alparslan Kuytul'un talimatıyla kaçırıldım, işkence gördüm” diyen Koray Sarısaçlı, çeşitli yayın organlarına verdiği röportajlarda farklı günlerde toplamda yedi milyon dolarlık senet imzalaması karşılığında serbest bırakıldığını söylüyor ve tutuklu bulunan kişilerin isimlerini zikrederek kendisine neler yapıldığını teferruatlı bir şekilde anlatıyor. (Mevzu bahis habere bu linkten ulaşabilirsiniz.)

İlk ifadesinde kendisini kaçıranları tanımadığını söyleyen Koray Sarısaçlı, 9 Kasım'da savcılığa giderek Furkan Eğitim ve Hizmet Vakfı'nın kurucusu Alparslan Kuytul ile vakıf çalışanlarının kendisini kaçırdığı yönünde ifade veriyor.

Kuytul’dan bir saatlik video

Furkan Vakfı ise ilk andan beri kendilerine kumpas kurulduğunu iddia ediyor. Sarısaçlı’nın ifadesini sonradan değiştirmesi, Furkan Vakfı ana davasında sanık konumunda bulunması ve senelerdir Alparslan Kuytul’un yanında olduğu (hatta kasası olduğu iddiası) göz önünde bulundurulduğunda bu iddia ilk bakışta makul geliyor.

Kuytul, kaçırılması ve işkence görmesi hadisesinin emrinin bizzat kendisi tarafından verildiğini iddia eden Sarısaçlı’ya bir saatlik bir video ile cevap veriyor. Video boyunca Sarısaçlı’nın para düşkünü bir dolandırıcı olduğunu, bunu kendisinin her zaman bildiğini söyleyen Kuytul, şahsın senelerdir kendisinin yanında olduğunu da belirtirken dolandırıcı olduğunu bildiği birisini niçin senelerce yanında tuttuğu konusunda bir ifade kullanmıyor.

Bir yandan bunları söyleyen Kuytul diğer yandan Sarısaçlı’nın emniyet ve istihbarat tarafından tehdit edildiği için ifade değiştirdiğini, kendilerine “siyah gözlüklüler” tarafından bir kumpas kurulduğunu iddia ediyor ve hatta bir noktada şahsın sonradan değiştiğini de söylüyor.

Sarısaçlı için “Bırakıldıktan sonra buraya on kere geldi.” diyen Kuytul, “Geceleri istihbaratçılar ve polisler evine gelip tehdit etti, ifadesini değiştirmesini istedi.” diyor. Kuytul’un bu iddiası ile yine Sarısaçlı için “Dini imanı para olmuş, çok değişmiş. Rüşvetle işler yapıyor. Rüşvet verdiği için biz şikâyette bulunduk. Adına şirket kurduğu kişileri zor durumda bırakan bir dolandırıcı.” ifadelerini kullanması yukarıdaki iddiasıyla bir tenakuz barındırıyor.

Ve Kuytul’un bu davanın kendisine sıçrama endişesi taşıdığı tavrından ve ifadelerinden rahatlıkla anlaşılabiliyor.

Furkan Vakfı’nın ilk eylemi değil

Bu eylem, yaptıkları faaliyetlerle sık sık gündeme gelen Furkan Vakfı’nın, mevzubahis sekiz tutuklu ile alakalı yaptığı ilk eylem değil. İki ayı aşkın süredir Furkan Vakfı, “Kardeşlerimiz serbest kalana kadar mücadelemiz devam edecek!” diyerek kendi ifadeleriyle “basın açıklamaları”, “özgürlük yürüyüşleri”, “çay-kahve etkinliği”, “adalet bekleyişleri”, “çorba ve dua etkinleri” yapıyor. Eylemler 60 günü aşkın süredir hemen hemen her gün yürüyüş yapılan Adana ile de sınırlı değil; Mersin, Gaziantep, İstanbul, Ankara, İzmir ve daha birçok yerinde irili ufaklı gruplar yürüyüş ve basın açıklamaları yapıyor.

20 Mart Pazar günü de bu 60 günlük süredeki en büyük yürüyüşlerden biri tertiplenirken aynı saat ve noktada HDP’nin nevruz etkinliği olması sebebiyle Kuytul ekibine istedikleri noktaya yürüme izni verilmiyor ve ekranlara yansıyan hadiseler ortaya çıkıyor.

Valiliğin savunması

İçişleri Bakanı Soylu da dahil kamuoyunun Kuytulculara karşı orantısız güç kullandığını kabul etmesinin ve müdahalenin eleştirilmesinin ardından Adana Valiliği de bir açıklama yaptı. Valilik açıklamasında Kuytulcuların “izinsiz” gösteri yapması sebebiyle 37 polisin yaralandığını söylerken iki polis memuru hakkında da orantısız güç kullanımı sebebiyle soruşturma başlatıldığını duyurdu.

Valilik açıklamasında şunları söyledi:

Bugün bazı basın yayın organları ile sosyal medya hesaplarında Furkancılara karşı polisin aşırı güç kullandığına dair haberlerin yer alması üzerine aşağıdaki açıklamanın yapılmasına gerek duyulmuştur.

Bugün HDP öncülüğünde yapılan Nevruz kutlamaları kapsamında bir etkinlik düzenlenmiş, aynı tarih ve zamanda bu nevruz etkinliğinin yapıldığı alanın çok yakınında bir yerde herhangi bir izin alınmaksızın Furkancılar tarafından da korsan etkinlik düzenlenmesi için taraftarlarına çağrıda bulunulmuştur.

Yaklaşık 1500-2000 kişilik Furkan grubunun çağrısına uyan şahıslar saat 14.00’te ilimizin 9-10 noktasında toplanarak gruplar halinde yürümek istemişlerdir. Kendilerine bu etkinliğin yasa dışı olduğu ve dağılmaları konusunda yapılan uyarıları dikkate almadan korsan etkinliği yapma konusunda ısrarcı olmuşlardır. Bu grup aylardan beri yasa dışı gösteri yürüyüşü yapmış, gruba her defasında müsamaha gösterilmiş ve hiçbir güç kullanılmamıştır. Ancak son dönemde yapılan eylemler kamu düzenini bozmaya şehirdeki günlük hayatı etkilemeye başlamıştır.

Valiliğin açıklamasından anlaşıldığı üzere, Kuytulcuların uzun süredir eylemlerine devam ediyor olması ve son eylemdeki ısrarcı tavırları, artık emniyetin sabrını taşırmış ve her ne sebeple olursa olsun asla kabul edilemeyecek bu görüntülerin ortaya çıkmasına sebep olmuş.

Eylemin ve polis müdahalesinin hukukî boyutu

Adana’da günlerce yürüyüş yapan Furkan Vakfı üyeleri ile polis arasında çıkan arbedeye ilişkin Mazlumder Başkanı Av. Kaya Kartal ile konuştuk ve kendisine hem eylemin hem de polis müdahalesinin hukukî boyutunu sorduk. Ortaya çıkan görüntülerin vahim olduğunu, ne amaçla toplanılırsa toplansın eyleme bu şekilde müdahale edilemeyeceğini ifade eden Kartal, “Şiddet eylemi olmadığı sürece, yasak maddelerle katılmadıkça toplantı, gösteri yürüyüşleri, izin alınmaksızın yapılabilir. İzin alma gibi bir yükümlülükleri yok. Anayasada açıkça “Herkes herhangi bir izne gerek duymaksızın toplantı, gösteri yürüyüşü yapabilir” deniliyor. İfade özgürlüğü zaten yazarak, çizerek veya bu tür gösterilerle dışa vurulduğunda bir anlam ifade eder. Olayları pervasızca yapılmış bir saldırı olarak görüyoruz. Polislerin intikam duygusuyla vurduğu görüntüler var ortada. Bu baştan sona zaten hukuksuz bir şey. Eylem ne şekilde yapılıyorsa yapılsın kimse bu şekilde bir muameleyi hak etmiyor.” dedi.

Valiliğin açıklamasında bir nevi bizi bunalttılar demeye getirdiğini belirten Kartal, “Bu eylemlerden devlet yahut emniyet rahatsız olabilir ama müsamaha göstermek zorunda. Valilik açıklamasından gözlemlediğim şey bu eylemlerin sürekli yapılması ve tahammül sınırını aşacak noktaya gelmesi... Bütün olayı iki memurun sırtına yıkarak onlar hakkında soruşturma açıldığını ifade etti valilik. Baştan sona kötü yönetilen bir süreç oldu.” ifadelerini kullandı. Olaya sadece memurlar değil amirlerin de dahil edileceği bir soruşturma başlatılması gerektiğini ifade eden Kartal, “Valiliğin açıklaması, olayı küçümseyen, basite indirgeyen ve müdahaleyi meşrulaştıracak bir arka plan içeriyor. Soruşturma makamının işinin başında bu tür beyanda bulunması hukuken problemli.” dedi.

“Gösteri hakkı kullanılamaz hale getirildiğinde toplumların nefes alma imkânı da tamamen ortadan kalkar ve ciddi krizler oluşturur. Bu tür durumlarda devletin daha müsamahakâr olması gerekir. Bu tür şiddet vakaları birbirini besleyecek. Eğer önlemi alınmazsa bir sonraki olaylarda daha pervasızca hareket edecek memurlar. İşkence insanlık suçudur ve işkenceyi besleyen şey de cezasızlık. Bu cezasızlık da artarak devam ediyor. Açık alanlarda bu kadar şiddet uygulayan memurların kapalı mekanlarda nasıl davranacağını kimse kestiremez.” diyen Kartal bu meseleyi yüksek sesle eleştirmek gerektiğini belirtiyor.

Hülasa

Tüm bunlardan anlaşılacağı üzere mevzuyu “başörtülü bacılarımıza saldırı” tonunda ele alacak bir durum da, 28 Şubat sürecinde El-Ezher’de olan Kuytul üzerinden “yeni 28 Şubat” naraları atmanın da, mevzuyu İslâmî bir dava çerçevesinde yaşanan bir hadiseymiş gibi ele almayı da gerektirecek hiçbir şey yok; zira meselenin bol akçeli bir işten öte hiçbir mânâsı yok.

Mevzu, adam kaçırma-işkence-gasp üçgeninde bir davanın etrafında dönüyor ve ilk bakışta Koray Sarısaçlı davası, şahsın önceden Kuytul’un kasası olduğunun iddia edilmesi, sonradan ifadesini değiştirmesi ve benzeri yaşananlar sebebiyle kumpas gibi görünürken, Alparslan Kuytul’un çektiği videoda ise bir yandan adamın dolandırıcı olduğunu uzun zamandır bildiğini söylemesi, diğer yandan ise onun hep kendisine çok yakın olduğunu ve sonradan değiştiğini ifade etmesi (şimdi kimileri çıkıp “Hoca belki selamet bulur diye yanında tutmuştur” diyebilir, videoyu seyreden öyle olmadığını anlar.) gibi tenakuzlar kendisinin bu davadan bir şekilde kurtulmak insiyakıyla hareket ettiğini gösteriyor. Belki de şahsın “değişmeye” ve uzaklaşmaya başlaması, Furkan Vakfı ana davasının açılması ve şahsın uzaklaşmak istemesiyle alakalıdır; kimbilir.

Polisin müdahalesine gelirsek, mesele her ne olursa olsun, tüm eylemlere iki ay müsamaha gösterilmiş olsa dahi bu müdahale kabul edilebilir değildir. Av. Kartal’ın da söylediği gibi ivedilikle bu müdahale hakkında kapsamlı bir soruşturma başlatılması ve mesullerinin cezalandırılması icap etmektedir.

Haber-Yorum: Faruk Hanedar

Kaynak: Baran Haber
Yorumlar (1)
Ali dizdar 7 ay önce
Meseleyi en akıllıca siz islemissiniz. Nihayet ya.
16
açık
Namaz Vakti 04 Ekim 2022
İmsak 05:32
Güneş 06:56
Öğle 12:58
İkindi 16:13
Akşam 18:50
Yatsı 20:09
Günün Karikatürü Tümü