Türkiye ve Venezüella'nın Düştüğü Durum


Çakal Carlos

Çakal Carlos

07 Nisan 2016, 21:28

EsselâmüAleyküm.
Nasılsınız?
(Av. Güven Yılmaz, iyi olduğunu söylüyor, Carlos’a kendisinin nasıl olduğunu soruyor.)
İyiyim, iyiyim. Soğuk havanın tadını çıkarıyorum.
Türkiye’den, Diyarbakır’dan haberler neler?
(Av. Yılmaz, aynı durumun geçerli olduğunu, birçok saldırı gerçekleştiğini ve çok sayıda kişinin hayatını kaybettiğini söylüyor.)
Çok üzücü, çok üzücü. Ancak bunlar da Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın hataları yüzünden yaşanıyor. Birçok hata yaptı ve tehlikeli insanları kendisine düşman etti. Kürt meselesi de öyle. Yapılan saldırılara karşı onlar da kendilerini savunuyorlar şu ân. Tüm bu yaşananların hepsi aptalca…
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın kötü tavsiyeler aldığını düşünüyorum. Gülencileri zaten biliyoruz. Fakat onlar dışında, başka insanlar da var Erdoğan’ın etrafında. Kim olduklarını bilmiyorum kuşkusuz ama kanaatim böyle.
Erdoğan aptal bir insan değil ama dışa dönük bir karakter özelliği hâlinde, sürekli ileriye doğru hamle yapıyor ve düşünmeden hareket ediyor. Bu süreçte ise, sanıyorum, etrafındaki bazıları kötü tavsiyeler, yanlış tavsiyeler yapıyor olmalılar ona; hem de kasden!..
Gerçi iktidardaki herkes hata yapar; kaçınılmazdır bu. İktidarda olduğunuz müddetçe kaçamazsınız bundan ama herşeyde olduğu gibi, burada da hatalarınızı düzeltmek zorundasınız.Ne var kibir hatayı, sağdan sola, İslâmcılardan laiklere herkesle topluca savaşmak çapına vardırmak tuhaftır doğrusu.
Her neyse… Allah, Türkiye, Suriye ve Irak halklarını korusun.
Bana soracağınız herhangi bir soru var mı?
(Av. Yılmaz, sorusu olmadığını, dilediği gibi konuşabileceğini söylüyor Carlos’a.)
Ne konuşalım, Venezüella’daki durumu konuşalım o zaman.
Türkiye’ye nazaran, çok zengin bir ülkedir Venezüella.Yahud, Venezüella’ya nazaran, çok fakir bir ülkedir Türkiye. Dünyanın en zengin ülkelerinden biridir çünkü Venezüella ve bu durum sadece bugün için geçerli olmayıp, bugüne kadar da daima böyle olmuştur.
Platin madeni meselâ; İspanyolca gümüş anlamına gelen “platina”dan gelir ve Venezüella Guyana’sında 16. yüzyılın sonlarında bulunmuştur. Ülkenin zenginlikleri bakımından sadece bir örnektir bu.
Aynı şekilde, şu ân belli sanayilerde kullanılan mineraller bakımından da zengindir Venezüella ve yüzlerce yıldır Venezüella’da bulunan ve bilinen sözkonusu mineraller,neredeyse eldeğmemiş vaziyette durmaktadır orada.
Suya gelince; çokluk ve kalite bakımından Venezüella’da bulunan tabiî su kaynakları, başka hiçbir yerde yoktur.
Diğer yandan, petrol rezervleri bakımından da dünyanın en zengin ülkesidir Venezüella.Hattâ, 1960’ların sonuna kadar, dünyanın petrol ihraç eden birinci ülkesiydi o. Petrol üretimi bakımından ise, birinci Sovyetler Birliği ve ikinci ABD’den sonra, dünyanın üçüncü büyük petrol üreticisiydi. Ancak petrol ihraç etmek yönünden, öyle bir değil, iki değil, tam 30 yıl boyunca dünyanın birinci ülkesiydi. Şakası yoktur bunun.
Ne var ki, işte bu Venezüella,âniden mahvoldu ve berbat bir duruma geldi bugün. Şimdi susuzluk çekiliyor Venezüella’da. Tamam, dönem dönem hava şartları değişir ve su azalıp çoğalabilir ama bu öyle normal bir susuzluk değil ve bir açıklaması da yok. Venezüella hükümetinin de bu noktada yaptığı hiçbir şey yok. Birçok insanın suyu kesik şu ân ülkede.
Elektriğe bakalım yine. Dünyanın en ucuz elektriğini üretir Venezüella; başka her yerden daha ucuzdur orada elektrik. Ama o da yok şimdi ve başşehir Caracas’ı aydınlatmaya bakarken, ülkenin kalanı berbat bir durumda şu ân. Kardeşlerimden biri olan Lenin, yüksek seviyede bir elektrik dağıtım uzmanıdır aynı zamanda,ama on yıldan fazla bir zaman önce yaklaşan tehlikeyi vurgulamasına, bakanlarla görüşüp konferanslarda konuşmasına rağmen,hiçbir politik hırsı olmayan kardeşimibile barındırmadı bazıları aralarında.
Benim Fransa’da hâlâ hapiste bulunuşum dahi, ülkenin hangi noktada olduğunun bir diğer göstergesidir aslında.
Diğer yandan, Tayyib Erdoğan Türkiye’siyle ve Venezüella da iyi ilişkilere sahib ve Türk şirketlerinin de yatırımları var Venezüella’da. Ancak sonuçta hiçbir şey ileriye gitmiyor ve bu işbirliğinden de ciddi bir sonuç çıkmıyor. Bu da Erdoğan yüzünden değil tabiî, öyle bir adam değil o, hayır. Ne var ki, karmaşık bir sistem var Türkiye’de ve bunun bir neticesi olarak bugün Türkiye’nin içine girdiği mezhebî, hizbî, etnik, politik, ideolojik, malî, gizli servislerin de saf tuttuğu çok taraflı iç savaş manzarası ortada. Şimdi Venezüella da aynı yolda ilerliyor!..
Latin Amerika’da bağımsızlığını ilân eden ilk ülke olan ve ülke olarak da devrimci bir geleneğe sahib Venezüella’nın bugün politik olarak bağımsızlığından söz edilebilir belki ama ekonomik olarak dışa bağımlı ve sağdan solda milyarlarca dolar borç alır bir ülke hâline gelmiştir artık. Ülkenin kendi milyarlarca dolarlık geliri ise bir şekilde buharlaşmaktadır ki, bu devlet başkanının elbette cebine girmemekte, bazı mahfillerde iç edilmektedir.
Velhâsıl, bugün berbat bir durumdadır Venezüella ve bir iç savaşa girme tehlikesiyle karşı karşıyadır. Kaldı ki, 1960’larda zaten bir gerilla savaşı yaşamış ve 15 bin insanını bu savaşta kaybetmişbir ülkedir. Binlerce insanının hapsedildiği veya mültecî durumuna düştüğü, yine binlercesinin işkence gördüğü, birçok asker ve polisinin de bu süreçte öldüğü bir ülke…
Böyle bir geçmişe sahib olmak, Chavez de dahil olmak üzere, sonraki dönemlerde ülkedeki suçun gelişmesine de ortam hazırlamıştır. Son devlet başkanıMaduro döneminde ise bu suç patlamıştır. Üstelik yüzlerce kişilik silâhlı ve çoğu Kolombiyalı yabancı ordu birimlerinin rahatça ülkeye girişi, hattâbir kısımtopraklarımızı fiilen işgal etmesiyle de zirveye taşınmıştır. Tüm bunlar, Venezüella hükümetinin -sınırları da dahil- hiçbir şeyi kontrol edemediğinin bir delilidir kuşkusuz.
Burada, -CIA Troçkisti- Fransız Lambertistlerin,hem de 17 yıl önceden başlamak üzere, ilk günden bu yana Venezüella’ya sızıp hükümete danışmanlık yapmasının, kötü tavsiyeler vermesinin rolü de belirleyicidir.
Sonuç olarak, benim küçük ama önemli tecrübemle gördüğüm şudur ki, güya herkese hak dağıtan devrimci bir rejim artık çökmektedir bugün.
Venezüella’nın yanı sıra, Türkiye ve 1916’daki Sykes-Picot anlaşmasıyla sun’i sınırları çizilen tüm komşu ülkelerinhalklarının, aynı şekilde, bu sun’i sınırlara kaçınılmaz biçimde direnenlerin huzur ve refaha kavuşması için dua edelim.
Kumandan Mirzabeyoğlu’nu ve oradaki bütün meslekdaşlarınızı benim için sımsıkı kucaklayın. Allah O’nu korusun. O’nun, gelecek hükümette çok daha önemli bir rol alacağı haberini dört gözle bekliyorum burada.
Allahü Ekber.
 
2 Nisan 2016
 
Baran Dergisi 482. Sayı
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.