Baran Dergisi'nin 594. Sayısı Çıktı

Ruh kökünden koparılıp kendisine yabancılaştırılan insanımız, idealsizlik bataklığında debelenip duruyor. Kapağımızda bu meseleyi değerlendirdik ve "Az Kaldı.." manşetini attık.

Baran Dergisi'nin 594. Sayısı Çıktı

Selâm ile...

Şuurlu bir devlet, şuurlu bir cemiyet ve şuurlu bir ferdin hasretini çekiyoruz. Yaklaşık 100 yıl evvel İslâm’ı Anadolu’dan süpürmek, Müslüman Anadolu insanını dininden koparmak ve bu toprakları yönetilemez kılmak adına jakoben bir anlayışla milletimize dayatılan Kemalizm, gayesizlik ve idealsizlik aşılamaktan gayrı hiç bir vasfa sahip olamadı. Lakin ne yalan söyleyelim, bunda da son derece büyük bir başarı gösterdi. Modernleşme adı altında milletimize ahlâksızlık, arsızlık namussuzluk dikte edildi. Böylelikle bir gayesi olmadığından başıboş bir hayat yaşamaya başlayan toplumun ekserisi, Kemalizm’in arzu ettiği kof nesiller kervanındaki yerini aldı. 

Tüm menfi propagandaya ve rejimin idrakleri iğdiş etme faaliyetlerine rağmen Müslüman Anadolu halkı, canhıraş bir şekilde mücadele ederek tepesinde Demokles’in kılıcı gibi sallanan Kemalist diktayı zayıflattı. Kemalizm zayıfladı zayıflamasına da, zaman ve şartların değişmesine, iktidarların birinin gidip diğerinin gelmesine; hülasa her şeyin yerinden oynamasına rağmen anlayış bir türlü değişmiyor. Ruh kökünden koparılıp kendisine yabancılaştırılan insanımız, idealsizlik bataklığında debelenip duruyor. Üstelik bir zamanlar idealsizlik ve konformizm, memleketimize Batı’dan ithal edilirken, bugün devlet, mevcut hâli ile idealsiz ve konformizm bağımlısı insan tipini bu topraklarda yetiştirmeyi başarmıştır. Neredeyse bunalımından ve saçma sapan hayatından memnun olan bir insan tipi yetişmiştir. 

Kapağımızda bu meseleyi değerlendirdik ve toplumun ekserisinin ahvalini yansıtan bir fotoğrafla “Az Kaldı...” manşetini attık. 

Muhtevamıza geçecek olursak:

Ömer Emre Akcebe, “Kim Yaşanmaya Değer İstikbâl Vaad Ediyor?” başlıklı yazısında kapak mevzumuzu işliyor. Türkiye, attığı küçük adımlara sarılarak, nihaî çözümlerin değil, günü kurtarmanın, bunun tesellisinin peşinde koşuyor.
Faruk Hanedar, “Reaksiyondan Aksiyona” başlıklı yazısında akademideki Batı merkezci anlayışın hâkimiyet sebeplerine ve bu anlayıştan kurtulma zaruretine işaret ediyor.  

Geçtiğimiz Pazar günü Venezüella’da seçimler yapıldı. Devlet Başkanı Nikolas Maduro yüzde 68 oy alarak görevine devam edecek. Amerika’nın başını çektiği, Kanada, Arjantin, İspanya ve Almanya gibi ülkeler Venezüella’daki seçimlerin “demokratik olmadığını” ifade etmişti. Maduro ise ABD’nin askerî darbeye hazırlandığını söylemişti. Fransa’da cezaevinde bulunan ve aslen Venezüellalı olan efsanevî mücahid Çakal Carlos (S. Muhammed) söz konusu seçimi sizler için analiz etti. 

Kâzım Albay “Millî Mücadele-Lozan-Cumhuriyet ve Tek Parti İktidarı” başlıklı yazı dizisinin birinci-giriş bölümünde Millî Mücadele ve I. Meclis’ten bahsediyor.

Barbar Dergisi Genel Yayın Yönetmeni Mehmet Akıncı ile bir söyleşi gerçekleştirdik. Akıncı ile Türkiye’deki Müslümanların ahvâlini konuştuk. 

Abdullah Kiracı,  “Dolar Sadece Bir Para mıdır?” başlıklı yazısında küresel hegemonyanın devamı için en önemli argüman olan doların ehemmiyetinin sebebini izah ederken, okuyucuları yakın dönem global iktisat tarihinde bir gezintiye çıkarıyor.

Gülçin Şenel, “Kumandan’ın Fikri Neyse, Bizim de Zikrimiz Odur” başlıklı yazısında “İbda külliyatının, “asrın yenileyici fikrinin” sorumluluğu omuzlarımızda, karınca gibi çalışacağız. Yeni Dünya Düzeni’ni kurana kadar, mücadelemizi sürdüreceğiz. Bu da bizim ahdımız olsun…” diyor.

Rüstem Pehlivanlar’ın dergimizde yayınlanan ilk yazısının başlığı “Yusufiye’de Bir Mütefekkir (Bilinmezin Tutkunu)”... Kumandan Salih Mirzabeyoğlu’ndan bahsettiği bu yazısıyla Baran ailesine katılan Pehlivanlar’a aramıza hoşgeldin diyoruz.
Osman Temiz, “Eflâtun-u İlahî” başlıklı yazısının dördüncü bölümünde “Sokrates’i bize anlatan veya tanıtan Eflâtun, aynı zamanda Sokrates’in şahsında kendisini de bize anlatıyor ve tanıtıyor. Bu tür bir münasebetin aynısı, tam 2500 yıl sonra, Büyük Doğu Mimarı Üstad Necip Fazıl ile İBDA Mimarı Mütefekkir Salih Mirzabeyoğlu arasında cereyan etmektedir.” diyor.

Fahri Özcan, “Namaz, Oruç, Ezan ve Cemaatleşme” başlıklı yazısında orucun kaidelerinden bahsediyor.

Dergimizde ayrıca sizler için derleyip yorumladığımız haberleri bulabileceksiniz. Nice sayılarımızda görüşmek dileğiyle, Allah’a emanet olunuz...



İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.