“Sihirbazın Önündeki Sihirli Küre de!..” - Süleyman Toker

Süleyman Toker, “Sanki Sihirbazın Önündeki Küre de!..” başlıklı yazısında Kumandan’ın “Ölüm Odası B-Yedi-Giriş” eserinden okuduğu bir paragraftan hareketle teknolojik gelişmelere, endüstri 4.0’a ve geçtiğimiz sene Trump, Suud Kralı Selman ve Mısır Cumhurbaşkanı Sisi’nin oluşturduğu küre koalisyonuna temas ediyor.

“Sihirbazın Önündeki Sihirli Küre de!..” - Süleyman Toker

Cennet mekân, Mütefekkir Salih Mirzabeyoğlu : “Hayat ve fikrin GAÎ hikmetini ÖLÜM bilmek bakımından bu esere 1993’te niyet ettim. Henüz ortada HIRKA-İ Tecrid isimli eserimin tasavvuru bile yok... Sonra, 1999 ertesi başlayan TELEGRAM işkencesi ve fikir çilesine eza katkısı; kitabın alt başlığı böyle ve ne olduğu ne idüğü de eserin içinde... Bugün, Bolu F-Tipi Cezaevi’nde, durumlarına göre NYMPHA veya Mousa adını verdiğim aynı işi görürlerin nezaretinde, onlarla didişirken bu esere başlıyorum ve “Ölüm Odası” isminin tevafukları bana, sonsuz imkânlar tedaî ediyor. Buradaki Telegramcılar’a NYMPHA ve Mousa isimlerini takmam, Kartal’a göre bir yenilik; ve fikir, sanat, teknoloji, siyaset derken, BERZAH hakikatine vurulacak topyekûn dünya hâlinde bir genişlikte, onlar da son derece zeki, ne kadar da salak, bu kadar hainlik ve vahşet olur mu, alaycı, alay edilen, beni ve bendekini dağıtan, sonra kendi zekiliği imiş gibi bana hatırlatan, aslolan niyeti, övünmek gibi olmasın ama, benim çoğu zaman onlardan bir adım ileri durumumdan dolayı değişen, neticede; Üstadım’ın “çözdük her müşkülü derlerse de ki, sonunda VAR OLMA müşkülü kaldı!” hakikatini en canhıraş şekilde gösteren tipler. Onlar, sanki sihirbazın önündeki sihirli küre de, ne derlerse ve yaparlarsa yapsınlar, ben onları bütün bir bünyenin ifşacısı sivilce olarak görüyorum, durumu onlarda seyrediyorum... Devam eden hayatım! 2012” (Mirzabeyoğlu 2012: 35)

Son günlerde suyu çıkartılırcasına tartışılan “endüstri/sanayi 4.0” ve “yapay zeka” ile ilgili dokümanları kurcalarken birden karşıma çıktı yukarıdaki satırlar. Daha önce defalarca okumama rağmen aynı satırları, aşağıda ayrıntılarını vereceğim tedailer hiç gelmemişti zihnime.

Hay;  her yönüyle daima ve tam, ezeli ve ebedi hayata sahip olan, “O daima diridir.” (Mümin Suresi, 65. Ayet)

Ruh ve Madde’nin kavgası bin bir çeşit cephede sürerken, bunlardan bir tanesi de teknoloji. 

Ruh; ezeli ve ebedi hayata sahip “HAYY” Allah’a muhatap olurken, madde ise aynı kudretin hasrı içinde buna zıt ve düşman kutbu temsil ediyor.

Baştan söylemek gerekirse, dibine kadar bakmadan peşinen bir şeyi ret veya kabul durumunda değilim. Madde derken maddeciliği, ruh derken de ruhçuluğu kastetmiş oluyorum.

18. ve 19. yüzyıllarda yakıtı odun ve kömür olan buhar gücünün keşfi ile birlikte 1.0 sanayi devrimi gerçekleşti varsayılır ve böyle de kabul görür. Ardından petrol ve elektrik 2.0 sanayi devrimini başlatmış, nükleer enerjinin keşfi ile birlikte 3.0 sanayi devrimi ve günümüzde siber-fiziki sistemler, yeni nesil otomasyon, nesnelerin interneti, bulut sistemler derken bilişim teknolojisinin üretimde her yönüyle hakimiyet kurmasına ise 4.0 sanayi devrimi deniyor.

Buraya kadar bir sorun yok. Nihayetinde İbda Mimarı’ndan öğrendiğimiz veçhile “Şuur seviyesinin her değişiminde gerçeklik seviyesi de değişir…” Ancak sorun şu ki söz konusu gelişmeler /devrimler “Ruh”un imhası üzerine kurgulandı ve yönetiliyor. 

Burada aforizmamızı savurmak durumundayız. Aslında bu gelişmelerin output/çıktısı sadece “oyun”, “Oyun” un kuralını da oyunu kuranlar / icat edenler koyuyor. “Teknoloji; Latince oyuncak demek.”

Detaylara girmeden, üzerinden şöyle bir geçecek olursak, “Apple / Macintosh” bir çeşit elma adı, logosu ısırılmış elma. Hazret-i Adem Aleyhiselam’ın  eşi Havva Anamız ile birlikte cennetten kovulmalarına sebep olan, Şeytan’ın sebep olduğu ısırdıkları elma.

“Think different” (farklı düşün) sloganları ve ısırılmış elmanın kutsiyeti, günaha davet ve Allah’a isyan.

Bu manidar logosu ve sloganı olan bilgisayar, babası Suriyeli Abdulfettah John Sandali, annesi Joanne Schieble olan ve Paul ve Clara Jobs çiftine evlatlık verilen Steven Paul Jobs tarafından evin garajında radyolar parçalanarak yapıldı, iddiası. Bu iddia hesap makinasından uzay mekiği yapmak iddiasında bulunmak kadar komik.

Bu “ısırılmış elma” temelinde lgbt gibi sapkın anlayışları bilinç altında ve üstünde destekleme de var, ancak hikaye epey uzun.

Binlerce farklı ve yerel versiyonları arasından sıyrılıp tekelleşen ve milyarca dolarlık sermayeye ulaşan Facebook ve Twitter gibi sosyal medya platformları da tezgahlı oyun.

14 yaşında “işletim sistemi” yazabildiği iddia edilen ama başka bir numarasına şahit olmadığımız, sahibi Bill Gates olan “Microsoft” da… 

Şimdi dönmüş bu hakikatleri es geçip “endüstri 4.0” ve “Yapay Zeka” konuşuyor üstüne de, Müslümanlar neden geri kaldı sorusunu çam olarak dikiyoruz. Biz yapmıyoruz da yapan yapıyor, medya bu tip stratejik uzmanlardan(!) geçilmiyor. 
Amerika Birleşik Devletlerinde, Kaliforniya eyaletinin kuzeyinde San Francisco vadisinin devamı olan San Jose vadisinin yeni adı “Silikon Vadisi” diye bir yer, bir de oranın para ağaları var. Fikri olan gidiyor benim şöyle bir fikrim var diyor. Para ağaları da işine gelirse destek veriyor. Dünyanın tüm teknoloji devlerinin ve dahi cücelerinin şubesi o vadide fikirlerine destek için birbirlerini tepeliyorlar. Ruh ve Madde savaşındaki operasyonların görünürde ki maddecilerin karargahı burası.  

Sistem şöyle çalışıyor. İnsanlığa faydalı acayip bir fikrin var ama bu fikir hayata geçerse insanlık düşmanları büyük zarar görecek. Fikrini anlatıyorsun, çok beğeniyorlar, destek de veriyorlar ancak verdikleri bütçe senin iddianı gerçekleştirmene yetmiyor, bocalıyorsun. Aynı anda aynı klikler ama farklı küçük ya da büyük yatırımcılar tarafından, senin fikrin dönüştürülmüş, piyasaya sürülüp tanıtılmış oluyor. İnsanlığa faydalı gibi görünen ancak altında bin bir tuzak kurulmuş haliyle. İncil ve Tevrat’ı tahrif edenlerin torunları tarafından. Sistem böyle işliyor. Bill Gates, Steve Jobs, Elon Musk’lar ve daha niceleri böyle parlatılırken, Richard M. Stallman gibi özgür yazılımcılar tasfiye ediliyor.

Son günlerde Elon Musk’ın başına gelenlerin sebebi de kontrol altındayken, kontrol dışına çıkması olabilir. Adam Türkiye’de yatırım yapacakken son anda haklarını devretti, taşınıyordu taşınmasına müsaade etmediler.

Buradan “Yapay Zeka” ve yüceltilmesi, insan yaratılıyormuş algısı oluşturanlara gelebiliriz. Amerikan dolarının gücü ve değeri ile ilgili oluşturulan algının aynısı, yine aynı çevrelerin teknoloji/oyun’u.

Zeka nedir? Akıl Nedir? Ruh Nedir? Sorusuna maddi ve manevi olarak tam manası ile cevap verilememişken “Yapay Zeka” ismini her şeyi mutlak olarak bildiğini iddia eden sihirbazlar. “Mantıksal Analiz Robotu” olması gerekirken zihinleri karıştırmak için “Yapay Zeka” ismini verebiliyorlar, Pes…

İçerisinde zeka, akıl, ruh olmayan teknolojik bir cihaza insan muamelesi yapmak ve insanlığın her yönden görevini cihaza teslim etmek hayalleri. Deccaliyetin cennet ve cehennemi, hologram teknolojisi.

Şimdilik maddeciler/ deccaliyet içimizden devşirdiği ahmaklarla birlikte tek cephe görünüyor ve biz bölük pörçük. 

Daldan dala geçerek izah etmeye çalıştığım meseleler etrafında tekrar sayfanın en başına Kumandan Salih Mirzabeyoğlu’nun Ölüm Odası/ B-7 adlı eserinin giriş kısmını tekrar okumaya davet ediyorum okuyucuları. Kavgayı en ince ayrıntısına kadar iliklerinde hissettirici ve düşmanı ifşa edici satırlar.

Ve can alıcı vuruş “Onlar, sanki sihirbazın önündeki sihirli kürede, ne derlerse ve yaparlarsa yapsınlar, ben onları bütün bir bünyenin ifşacısı sivilce olarak görüyorum, durumu onlarda seyrediyorum...” (Mirzabeyoğlu 2012: 9)

Bu satırları bir küre etrafında birleşen ve 300 milyar dolarlık silah ticareti anlaşması yaparak işin aslının üzerini örten, Sivilcenin patladığı haber ile birlikte de değerlendirip, nasıl erken ifşa edildiğini de görerek değerlendirmek gerekiyor. Malum haberi hatırlayalım: “21 Mayıs’ta Suudi Arabistan Kralı Salman bin Abdulaziz al-Saud, ABD Başkanı Donald Trump ve Mısır Cumhurbaşkanı Abdel Fattah el-Sisi ile birlikte Uluslararası Radikal Düşünceyle Mücadele Merkezi’nin açılışını yaptı.

Merkezin açılışını ilan etmek için tören alanındaki ışıkların kapatılarak Kral Selman, Sisi ile Trump’ın dokunduğu küre aydınlatıldı.” 

Muhiddin-i Arabi hazretleri “küfrün kaynağını bilmeyen, gerçek imanda olamaz” buyurur. Küfrün kaynağı; onların teknoloji, sanat, bilim, felsefe ve fikirler bütünü olan ideolojik kaynağı da aynı zamanda. “New World Order” yani Yeni Dünya Düzenlerinin alt ve üst yapılarını da aynı küfür kaynağı ile besliyorlar.

Mütefekkir Salih Mirzabeyoğlu, 29 Kasım 2014 Cumartesi günü İstanbul Haliç Kongre Merkezi‘nde tam da bu konuya parmak basmış, teklifini seslendirmişti:

“Evrensel ilkeler palavrasını bir tarafa bırakalım, evrensel ilkeler diye birşey yok! Yeni dünya düzeni kurulacaksa, biz de diyoruz ki; buradan başlasın! “

“Evrensel ilkeler diye bir şey yok” ahlaki kaidenin sınırlarını belirleyen dinler var, dinsiz olduğunu iddia edenlerin de dinsizlik dinine mensup olduklarına göre, onların da kendilerine göre ahlakları yani ilkeleri var. Yeryüzünde Tek Hak ve sayısız diyeceğimiz kadar batıl dinler mevcut. Evrensellikten de bahsedemeyiz tabi olarak.

Bu şu demek oluyor teknolojiyi, felsefeyi, sanatı kim üretiyorsa, üreticinin ahlak ve ilkelerinin yansıması, görüntüsü, markası oluyor. O ahlak ve ilkeye hizmet etmiş oluyor.

Konuyu müşahhas bir örnekle sabitleyecek olursak, facebook, twitter, google, microsoft gibi yazılım şirketleri istenildiğinde, kullanıcılarının özel bilgilerini onların yaşama, gelişme kısaca varlık sebebi olan küfür kaynağına vermekle mükellef oldukları gibi tüm içeriklerini de küfür ilkelerine göre tasarlamaya memur ve mecburdurlar. Aynı şekilde Apple/MAC, HP, Samsung gibi donanım firmalarıda buna mahkum ve memurdurlar.

Herkesin evrensel ilkesi kendine, Yeni Dünya Düzeni teklifimiz ile kendi ilke ve ahlakımızı hayata geçirip kendi teknoloji, hikemiyat ve sanatımızı kurgulayalım, teklif bu.

“İnsan ve toplum meselelerinin hâlli davasında” “Mutlak Fikre”  tabi “İşte bütün işlerin “neye göre”si, “nasıl”ı, “ölçü ne”sinin cevabı burada; yoksa ölçü yok... Zaman ölçüsü, medeniyet ölçüsü, iş ölçüsü, kurtuluş ölçüsü, hakikat ve hürriyet ölçüsü, gaye, hedef, araç, herşeyin ölçüsü... Doğruyu mu istiyorsun? Allah ile Resulünün bildirdiği... Güzeli mi istiyorsun? Allah ile Resulünün gösterdiği... İyiyi mi istiyorsun? Allah ile Resulünün öğrettiği!...” (Mirzabeyoğlu 1988:273,276)
Büyük Doğu-İbda Fikir Sistemi/ideolojisi, batı merkezli ve küfür kaynaklı her türlü oluşun küreselleştiği bir zaman diliminde, bünyeye sirayeti ile kanser haline getirici etkisini; “Mutlak Fikre” muhatap olarak her ferdin ve toplumun ayrı ayrı istidatlarını birbirine ulayarak “yaşanabilir bir hayat” anlayışına zemin hazırlama ve tatbik sahası oluşturma işidir. Bu manada batı ve küfür kaynaklı teknolojik gelişimlerin de alternatifini icat etme kapasitesine sahip olmuş oluyor. 

Büyük Doğu – İbda Fikir Sisteminin hakim olduğu sahada, mevcut teknolojinin dışında, bize göre - bizim için benzersiz teknoloji de üretilmiş olacaktır. İletişimde, tıpta, enformasyonda, sanayide, içtimai ve iktisadi hayatta da “İBDA” manasına uygun olarak, benzersiz oluşunu ve icadını hayata geçirecektir. 

Mevcut küresel düzene alternatif yegâne sistem/ideoloji Büyük Doğu- İBDA derken derinliğine ve genişliğine kast edilen de budur. 

Bitirirken;
 “-Tek kelimeyle
NE PUT ADAM, NE HAM YOBAZ, NE BOZKURT
YENİ NİZAM, YENİ İNSAN, YENİ YURT.” (Kısakürek 1980:10)
 
*Bilgisayar Mühendisi
Kaynakça;
1-Mirzabeyoğlu, Salih. Ölüm Odası b-yedi: Giriş.İstanbul: İbda Yayınları, 2012
2-Mirzabeyoğlu, Salih. Yağmurcu: Gerçekliğin Peşinde.İstanbul: İbda Yayınları, 2017
3-Mirzabeyoğlu, Salih. Hikemiyat:Tefekkür ve Hikmet.İstanbul: İbda Yayınları, 2017
4-Salih Mirzabeyoğlu / 22 Temmuz 2014 Cezaevinden tahliye edildiği gün Ülke Tv ye verdiği röportaj

  1. https://teyit.org/the-simpsonsta-trumpin-suudi-arabistan-ziyaretinin-tahmin-edildigi-iddiasi/

6-Kısakürek, Necip Fazıl ve Yeni Dostları, Rapor 7, İstanbul: İbda Yayınları, 1980


Baran Dergisi 615. Sayı


İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.